Ana içeriğe geç
Sözlük

tutmak ile cümle

tutmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ocak-Mart aylarında buzda balık tutmak popülerdir.Τους μήνες Δεκέμβριο-Φεβρουάριο χιονίζει.
Kartal ayaklarıyla buğday ve üzüm de dahil olmak üzere çeşitli tarım ürünleri tutmaktadır.Στα πόδια του αετού βρίσκονται διάφορα αγροτικά προϊόντα, ανάμεσα στα οποία σιτάρι και σταφύλια.
Raylı sistem önemli yer tutmaktadır.Σημαντική θέση κατέχει και η Πλειάς Ηλέκτρα.
Üstelik kitap Anna'nın duygusal fırtınalarına da ışık tutmaktadır.Στη σκήτη υπάγεται και η Σκήτη της μικρής Αγίας Άννας.
Atenizm tek tanrıyı güneş ile eş tutmakta ve diğer tanrıları bertaraf etmekteydi.Εξίσωσε τη μοναδική θεότητα με τον ήλιο και απέρριψε όλους τους άλλους θεούς.
Taraftarları arasında İtalyanlar önemli bir yer tutmaktaydı.Μεταξύ των κατηγορουμένων ήταν και ένας Ιταλός.
Birçok ödül alan topluluk, Türk tiyatrosu tarihinde önemli bir yer tutmaktadır.Παρ' όλα αυτά, υπάρχουν πολλές άλλες πόλεις που παίζουν σημαντικό ρόλο στην ιταλική μόδα.
Çoğu insan, hipertansiyonu kontrol altında tutmak için birden fazla ilaca ihtiyaç duyar.Πολλοί ασθενείς απαιτούν πλέον του ενός φαρμάκου για τον έλεγχο της υπέρτασής τους.
Isı pompasının amacı ise bir ortamı sıcak tutmaktır.Η βαρύτητα της Γης της επιτρέπει να κρατήσει μια ατμόσφαιρα.
Tutmak için bir de sapları bulunur.Κρατούν και αυτοί κλαδιά.
Ana madde: Almanya'da spor Spor, Alman yaşamında önemli bir yer tutmaktadır.Ο αθλητισμός αποτελεί αναπόσπαστο μέρος της γερμανικής ζωής.
Gine'de birçok batı Afrika ülkesinde olduğu gibi Fufu olarak adlandırılan yiyecek önemli bir yer tutmaktadır.Η κασάβα είναι ένα βασικό είδος διατροφής στη Δυτική Αφρική, όπου τρώγεται ευρέως.
Diğer şarkıcılar Wolfram'ı tutmaktadırlar.De øvrige sangere støtter Wolfram.
Tutmak anlamına gelen "İmsak" da, sükuta benzer bir ilkedir.(Se også artikler, som begynder med Durup Sogn) Durup Sogn er et sogn i Salling.
Bates'i ondan uzak tutmak için yapabileceğim her şeyi denedim" demiştir.Jeg gjorde alt, hvad jeg kunne, for at undgå det".
Elde tutmak : Bilginin organizasyonu içinde kalmasını olabildiğince iyi bir şekilde sağlamak.Relation: Giv så relevant information som muligt.
Kendini bu durumdan güçlü bir biçimde ayrı tutmak ihtiyacı hissetmiştir.Det tvinger hende til at forholde sig til sig selv på en ny måde.
"Hawaii Volkanık Gözlemevi" 1928'den beri bu yanardağı devamlı gözleme tabi tutmaktadır.Vulkanen er blevet intenst overvåget af Hawaiis vulkanobservatorium siden 1912.
Düzenli olarak rüya günlüğü tutmak rüyaların hatırlanmasını da kolaylaştıracaktır.Man kan også skrive en drømmedagbog, så man kan finde gengående ting i sine drømme.
Orayı tutmak istiyorlardı.Arbejderne søgte dertil.
Hiçbir koşulda bir oyuncuyu tutmak, elle itmek ve çelme takmaya izin verilmez.På intet tidspunkt er det tilladt at holde en spiller, skubbe med hænderne eller lave benspænd.
Günlük tutmaktır."Holdested hele døgnet".
Bauman, aynı zamanda postmodernizm hakkındaki çalışmalarıyla da önemli bir yer tutmaktadır.Anderson har blant annet tatt et oppgjør med postmodernismen.
Deneyin amacı gelecekte Uluslararası Termonükleer Deneysel Reaktör gibi projelere ışık tutmaktır.Dette er et pågående forskningsprosjekt ved International Thermonuclear Experimental Reactor.
Günlük tutmaktır."Dagsavisen».
Statik dalışsa (Static Apnea), su altında zamanlı nefes tutmaktır.Statisk (Static) – Holde pusten lengst mulig under vann.
Vukuf-ı Kalbî: Kalbi uyanık tutmak gerekir.Da Hearts presset på for å skaffe seg et vinnermål, ble de kontret i senk.
Grósz avlanmaktan ve balık tutmaktan hoşlanırdı.Som fritidssyssel likte han å jakte og fiske.
Ama onları kapalı bir mekanda tutmak çok zordur.I bruk har det vist seg vanskelig å holde på plass stolpene.
Balık tutmak isteyenler için de iyi bir seçim.Det er en god plass for folk som liker sjøfiske.
Olta balık tutmak için kullanılır.Vannet brukes til fiskeoppdrett.
Hobileri golf oynamak ve balık tutmaktır.En annen måte å redde ballen på er å fiske.
Mart 1927 yılında SS'i tutmak amacıyla Reichsfuhrer-SS olarak atandı.I mars 1927 ble han utnevnt til Reichsführer-SS.
Çünkü, burada Breslin'i bir ömür boyu tutmak istemektedirler.De ble boende Newlyn for resten av deres liv.
Hillsborough, hala üçüncü kademedeki bir futbol maçı için en yüksek katılım rekorunu elinde tutmaktadır.Maracanã innehar rekorden for høyeste registrert tilskuerantall på en fotballkamp.
Günümüzde yeni müşteri kazanmanın maliyeti, eldeki müşteriyi tutmaktan daha maliyetlidir.Disse koster i dag mer enn hele bilen er verd.
Hükümet onları stratejik varlık olarak tutmakta veya doğal tekel oldukları için korumaktadır.Pemerintah menjaganya sebagai aset strategis atau karena mereka sebagai monopoli natural.
Leporello Donna Anna'nin evi dışında evi gözü önünde tutmaktadır.Leporello sedang menjaga di luar rumah Donna Ana.
Vukuf-ı Kalbî: Kalbi uyanık tutmak gerekir.Perkasalah perbuatan tangan-Nya, * dicerai-beraikan-Nya orang yang angkuh hatinya.
İrlanda'ya dönünce, herkes Brooklyn'e dönen Eilis burada tutmak için gizlice anlaşmış gibi görünmektedir.Di Irlandia, semua orang tampaknya bersekongkol untuk mencegah Eilis pergi ke Brooklyn.
Çoğu insan, hipertansiyonu kontrol altında tutmak için birden fazla ilaca ihtiyaç duyar.Banyak orang memerlukan lebih dari satu obat untuk mengendalikan hipertensi mereka.
Örneğin, bir seferde 10 aylık bir süreçte tek bir elektronun tutmakta Penning tuzağı kullanıldı.Dalam satu percobaan, perangkap Penning dapat memerangkap satu elektron tunggal dalam periode waktu 10 bulan.
Yuva, hayvanların yumurtalarını tutmak ve/veya yavrularını yetiştirmek için inşa ettikleri yerdir.Sarang adalah tempat yang dibangun hewan untuk menyimpan telur dan membesarkan bayi mereka.
Tüm ziyaretçiler 6 ay geçerli bir pasaport tutmak gerekir.Semua wisatawan harus memiliki paspor yang berlaku selama 6 bulan.
Giyimin en önemli özelliklerinden biri de onu giyen kişiyi rahat tutmaktır.Salah satu tujuan utama dari pakaian adalah untuk menjaga pemakainya merasa nyaman.
Bunlar Henry'nin tarafını tutmaktan vazgeçerler.Hal itu tidak menghentikan Henry IV.
Hobileri golf oynamak ve balık tutmaktır.Hobinya adalah bermain musik dan memancing.
Daniel, karısının ölümünden kendisini sorumlu tutmaktadır.Owen menyalahkan dirinya sendiri atas kematian temannya.
İnsan nezaketi ve onurunu saygin tutmak.Tujuannya untuk memelihara keanggunan dan kehormatan perempuan.
Balık tutmak isteyenler için de iyi bir seçim.Juga menjadi tujuan bagi wisatawan yang menyukai memancing.
Bu bakımdan köy oldukça önemli bir yer tutmaktadır.Maka dari itu, kota ini merupakan wilayah yang sangat penting.
Kelepçe, bir kişinin bileklerini birbirine yakın tutmak amacıyla tasarlanmış alettir.Borgol adalah alat penahan yang dirancang untuk menyatukan kedua pergelangan tangan seseorang.
Perde, elleri sıkı tutmak için kullanılan güçle belirlenir.Tetapi, peserta, diperbolehkan untuk menggunakan tangannya.
Zikir de namaz kılmak, oruç tutmak vb. emirler gibi Allah'ın bir emridir.Ibadah seorang hamba dan kebutuhannya kepada Allah serta permintaannya kepada Allah dalam segala urusannya.
Dışkısını tutmak veya bırakmaktan haz duyarlar.Dia harus mengambil keputusan: hadir atau tersingkir.
Boston Bruinsi tutmakta ve ölesiye Boston Red Sox fanatiğidir.Wachter adalah seorang penggemar berat dari Boston Red Sox.
Kalbi uyanık tutmak gerekir.Rahasianya tentang hal itu tetap terjaga.
İmparator muhtemelen prensi tutmak ve böylece batı cephesini güvence altına almak istiyordu.Amerika Serikat ingin menghapus posisi kaisar dan kemungkinan mengadilinya sebagai penjahat perang.
Oyunun PC ve PS3 sürümleri ortalama 94/100 puan tutmaktadır.Các phiên bản PC và PS3 giữ điểm số trung bình là 94/100 .
Perdeyi hep açık tutmak...Nhưng nó luôn bị bịt kín....
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod