Ana içeriğe geç
Sözlük

tutmak ile cümle

tutmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Son yıllarda ay çekirdeği tarımı da önemli yer tutmaktadır.V posledním desetiletí se stala velice populární také horská kola.
Çünkü, burada Breslin'i bir ömür boyu tutmak istemektedirler.Zůstal však po celý život věrný Brescii.
Kasabanın yerel ekonomisinde Kimyasal Sanayi önemli bir yer tutmaktadır.Významně je v kraji zastoupen průmysl chemický.
Kalbi uyanık tutmak gerekir.Postižený by měl zůstat v klidu.
Genelde bir öğrenci olduğu düşünülen aşık, sevgilisi Lenore'u kaybetmenin yasını tutmaktadır.Bărbatul, adesea identificat ca fiind un student, plânge moartea iubitei sale, Lenore.
Zikir de namaz kılmak, oruç tutmak vb. emirler gibi Allah'ın bir emridir.Dumnezeu vă cheamă, cu îngăduința Sa, în Rai, și la iertare.
Orada 1 ay boyunca İngilizce kurslarına tabii tutmaktadır.La această universitate a urmat cursuri de limbă engleză timp de mai multe luni.
Ayrıca hayvancılık önemli bir yer tutmaktadır.Deasemeni, creșterea animalelor ocupă un loc important.
Halen 3000 metre Avrupa rekorunu elinde tutmaktadır.Deține recordul mondial la 3.000 m în sală.
Kartal ayaklarıyla buğday ve üzüm de dahil olmak üzere çeşitli tarım ürünleri tutmaktadır.Picioarele vulturului au între gheare diferite produse agricole inclusiv grâu și struguri.
Özel güvenlik görevlileri ise VIP alanları ve iletişim güvenliğini kontrol altında tutmaktadır.Un departament special de securitate se ocupă de protecția VIP și de securitatea telecomunicațiilor.
15 Kasım'da BM birlikleri, İsrail ve Mısır güçlerini ayrı tutmak için Sina'yı bölgeler böldü.Din 15 noiembrie, trupele ONU au stabilit o zonă în Sinai pentru ai separa pe Israelieni de forțele Egiptene.
Çoğu insan, hipertansiyonu kontrol altında tutmak için birden fazla ilaca ihtiyaç duyar.Multe persoane au nevoie de mai mult de un singur medicament pentru controlul hipertensiunii arteriale.
Alman harekât planı ise batı yönünde olabildiğince hızlı hareket etmek ve bu koridoru açık tutmaktır.Germanii plănuiau să mențină coridorul deschis și să continue deplasarea spre vest.
Daniel, karısının ölümünden kendisini sorumlu tutmaktadır.Kelvin se confruntă cu amintirea soției lui moarte și cu vina pentru suicidul ei.
Özellikle doğu roma imparatorluğuna ait ait kalıntılar büyük yer tutmaktadır.Rând pe rând, teritoriile Imperiului Roman de Apus sunt cucerite.
Tom öfkeyi kontrol altında tutmak için elinden geleni yaptı.Tom a făcut tot posibilul pentru a-și păstra cumpătul.
İslam'ın beş şartı; şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek ve hacca gitmektir.Cei cinci piloni ai islamului sunt: mărturisirea, rugăciunea, postul, milostenia și pelerinajul.
Leporello Donna Anna'nin evi dışında evi gözü önünde tutmaktadır.Leporello kint őrködik Donna Anna háza előtt.
Çoğu insan, hipertansiyonu kontrol altında tutmak için birden fazla ilaca ihtiyaç duyar.Sok embernek egynél több gyógyszerre van szüksége a hipertónia szabályozásához.
Buna ilaveten, II. Şapur'un ordusu batıda yeni ele geçirilen yerleri tutmak için yeterli değildi.Emellett II. Sápúr erői elégtelenek voltak a meghódított nyugati területek megtartásához.
Bauman, aynı zamanda postmodernizm hakkındaki çalışmalarıyla da önemli bir yer tutmaktadır.A camp kötődik a posztmodernhez is.
İngiliz İç Savaşı döneminde Manchester çok koyu parlamentocular tarafını tutmaktaydı.Az angol polgárháborúban Somerset javarészt a Parlament oldalán állt.
Zamanın modasına uygun şık bir kıyafet giymekte, bir baston tutmaktadır.Jó időben, rossz időben Hordom kedves fegyverem.
Tutmak için bir de sapları bulunur.Ugyancsak a zsákmány megragadására szolgálnak a láb tüskéi.
Elinde bir lamba tutmaktadır.Talál egy lámpást, amit magával visz.
Taraftarları arasında İtalyanlar önemli bir yer tutmaktaydı.A munkások között számottevő volt az olasz.
Çünkü, burada Breslin'i bir ömür boyu tutmak istemektedirler.Ezt az állását Leibniz élete végig megtartotta.
Herkes bu daireyi tutmak üzere harekete geçer.Erre a férfi meginvitálja a lakosztályába.
Düzenli olarak rüya günlüğü tutmak rüyaların hatırlanmasını da kolaylaştıracaktır.Ez általában segít meghosszabbítani a tudatos álmot.
Yetenek üzerine: Yönetimin iki ana görevi yeteneği çekmek ve tutmak haline geldi.Két fejezetre oszlik: Az első fejezet a funkcióképességgel és fogyatékossággal foglalkozik.
Elinde bir el feneri ve 9mmlik Luger tabanca tutmaktaydı.Az eredeti változat 9 mm Luger lőszert használt.
Hükümet, başyargıcı siyasi taraf tutmak ve yolsuzlukla suçlamıştı.A kormány eleinte politikai elfogultsággal, később pedig szervezett csalással vádolta az alapítványt.
Bu durumdan Claire kendini sorumlu tutmaktadır.Claire azt mondja, tud vigyázni magára.
Ekim-Mayıs ayları arasında buz tutmaktadır.Október és május között jég borítja.
Kanıtları daha kolay ve kısa tutmak için bu varsayım genellikle yapılır.Tämä oletus kuitenkin usein tehdään, koska todistus on silloin helpompi ja lyhempi.
Hobileri golf oynamak ve balık tutmaktır.Hänen harrastuksiaan on golf ja kalastus.
Birden fazla fotoğraf seçmek ve tutmak için yeteneği.Uusia taitoja ovat leipominen ja valokuvaus.
Fakat Dış İşleri Bakanı Kun, güçleri elinde tutmaktaydı.Sisäisissä asioissa päälliköt saivat pitää valtansa.
Tutmak (T): Bir nesneyi elle tutmak.Kettunen, Anne: IInes jaksaa patoaan vartioida.
Tutmak için bir de sapları bulunur.Hän sai myös luvan hirvien pitämiselle.
Laurence Olivier gibi biri Danimarka ve diğeri Britanya olmak üzere iki şövalyelik unvanı tutmaktadır.Kuten Laurence Olivierilla, hänelläkin on ritarinarvot sekä Tanskassa että Britanniassa.
İngiliz İç Savaşı döneminde Manchester çok koyu parlamentocular tarafını tutmaktaydı.Sisällissodan aikana Bedford oli parlamentaristien puolella.
Ayrıca Beşiktaş takımını tutmaktadır.Lisäksi hänellä on usieta joukkuemitaleita.
Statik dalışsa (Static Apnea), su altında zamanlı nefes tutmaktır.Staattinen sukellus (Static apnea, STA) - Lajissa pidätetään hengitystä ja kellutaan vedessä kasvot alaspäin.
Alman birlikleri Fransa'nın Caen şehrini kontrolü altında tutmaktadır.Brittiläiset joukot juuttuivat Caenin kaupungin ulkopuolelle.
Kelime manası, kendini tutmak, bir şeyden el çekmektir.Sanonta jäädä käpälälautaan tarkoittaa kiikkiin eli kiinni jäämistä jostakin teosta.
Herkes bu daireyi tutmak üzere harekete geçer.Keskusta pyrkii pitämään koko maan asuttuna.
Dolaylı masraflar yaklaşık 15 milyar dolar tutmakta ve bunun en büyük kısmını işgücü kaybı oluşturmaktadır.Työn kustannusarvio on yli viisi miljardia dollaria, josta puolet joudutaan lainaamaan yksityisiltä tahoilta.
Radyoaktif paratonerlerin radyasyondan korunması için önlem almak ve kayıtlarını tutmak.Säteilytetyn materiaalin hävittämisessä ja säilömisessä tulee huolehtia säteilyturvallisuudesta.
Lahitin yanlarında iki güvenlik görevlisi nöbet tutmaktadır.Lottoarvonnalla on kaksi virallista valvojaa.
Genelde bir öğrenci olduğu düşünülen aşık, sevgilisi Lenore'u kaybetmenin yasını tutmaktadır.Ο άνδρας, που συχνά θεωρείται πως είναι κάποιος μαθητής, θρηνεί το χαμό της αγαπημένης του Lenore.
Küçük olduklarından binlercesini laboratuvarda tutmak mümkündür.Μόνο μικρές ποσότητες έχουν συντεθεί σε εργαστήρια.
Dolaylı masraflar yaklaşık 15 milyar dolar tutmakta ve bunun en büyük kısmını işgücü kaybı oluşturmaktadır.Το έμμεσο κόστος ανέρχεται στα 15 δις δολ., με βασικό στοιχείο την απώλεια ωρών εργασίας.
Kalbi uyanık tutmak gerekir.Η εποχή μας χρειάζεται αφύπνιση.
Yerde yatmakta olan bir cesedin elinde mikrokaset kayıt cihazı ve bir Altıpatlar tabanca tutmaktadır.Το πτώμα που βρίσκεται στο κέντρο του δωματίου κρατά ένα περίστροφο και ένα μίνι κασετόφωνο είναι στο πάτωμα.
Grósz avlanmaktan ve balık tutmaktan hoşlanırdı.Του αρέσει το ψάρεμα και το κυνήγι.
Zamanın modasına uygun şık bir kıyafet giymekte, bir baston tutmaktadır.Φοράει ένα φαρδύ φόρεμα σύμφωνα με την μόδα της εποχής.
Ancak, siyahın birincil amacı 4...d6 ile merkezi güçlü tutmak olmalıdır.Τα μαύρα προτίθενται να δώσουν άμεση συνέχεια με τις κινήσεις 3...Αη7 και 4...δ6.
Perdeyi hep açık tutmak...Νυν πάντα πεπλήρωται φωτός ...
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod