Ana içeriğe geç
Sözlük

tutmak ile cümle

tutmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Craze, boş vakitlerinde balık tutmaktan hoşlanmaktaydı.W wolnych chwilach lubi wędkować.
İngiliz İç Savaşı döneminde Manchester çok koyu parlamentocular tarafını tutmaktaydı.W czasach angielskiej wojny domowej Somerset był w przeważającej części po stronie Parlamentu.
Genelde buraya dua etmek ve dilek tutmak için insanlar geliyor.Ludzie licznie przybywali w to miejsce, by się pomodlić.
Sergei ise her şeyden Katerina'yı sorumlu tutmaktadır.Alexander czując się winnym postanawia zaopiekować się Kathariną.
Açıldığı günden beri bankanın imajında çok önemli bir yer tutmaktadır.Od początku istnienia stacji bardzo ważne miejsce w jej ofercie programowej zajmuje publicystyka.
Bunlar Henry'nin tarafını tutmaktan vazgeçerler.Najpierw musieli przywrócić pamięć Henry’ego.
Maggie bir ev tutmak zorunda kalır.Ida har ett hem.
Çoğu insan, hipertansiyonu kontrol altında tutmak için birden fazla ilaca ihtiyaç duyar.För många krävs det mer än ett läkemedel för att hålla hypertonin under kontroll.
Newton'ın hareket yasaları tutmak gerekiyordu.Se Newtons rörelselagar.
Nağara sadece ritm tutmak içindir.Och rytmen fångade mig.
Elinde bir lamba tutmaktadır.Mitt på har den en lampa.
Genelde buraya dua etmek ve dilek tutmak için insanlar geliyor.Var är mitt folk? frågar han sig, och ber.
Bunlar Henry'nin tarafını tutmaktan vazgeçerler.Men de måste hitta Henry.
Ayrıca esrleri arasında protreler de önemli yer tutmakta idi.Även de drabbade kunderna visade en stor lojalitet.
Bazı tuşlara basmak ve tutmakla benzeri karakterler ortaya çıkaracaktır.Genom att trycka på och hålla in vissa tangenter framkallas andra liknande tecken.
Kadışehri'nde tarımsal faaliyetlerin dışında esnaf kolları da ekonomide önemli yer tutmaktadır.På grund av det osäkra läget i Kashmir har vägen även militär betydelse.
Herkes bu daireyi tutmak üzere harekete geçer.Andra jobbar med att hålla anläggningen i skick.
Orayı tutmak istiyorlardı.Den fick stå kvar.
Boston Bruinsi tutmakta ve ölesiye Boston Red Sox fanatiğidir.Moderklubb är Boston Red Sox.
Anıtın amacı, bir kişinin, olayın ya da tarihsel bir dönemin anısını canlı tutmaktır.Ofta reses statyer för att hedra minnet av en historisk händelse eller betydelsefull person.
Düzeyini çok üst sınırda tutmaktadır.Limit ligger uppe på en höjd.
TAV Havalimanları Mayıs 2023’e kadar havalimanının işletme hakkını elinde tutmaktadır.Bolaget har ensamrätt på passagerartrafiken inrikes fram till 2023.
Zaten halka açık utangaç Krebs'in koleksiyonunu gizli tutmak için katkıda bulundu.Kungen anklagades för att ha varit inblandad i dråpet av den högt uppsatte Mbhabha Nsibandze.
Asker, üzerinde çiçeklerin büyüdüğü kırılmış bir kılıç tutmaktadır.Одна з них досі тримає меч, з якого росте квітка.
Toyota FHI'ın hisselerinin %16.5'ini elinde tutmaktadır.Toyota Motor Corporation володіє 16,5% FHI.
Bu yüzden ondan kurtulmak için ilk şart evi temiz tutmaktır.Для неї це єдиний спосіб остаточно вирватися з виправного будинку.
Rick, en iyi arkadaşının yasını tutmaktadır.Він навіть почав підколювати свого найкращого друга.
Dışkısını tutmak veya bırakmaktan haz duyarlar.Вони можуть перешкоджати тобі зайти або вийти.
Elinde bir lamba tutmaktadır.Тримаючи масляну лампу в руках.
Nağara sadece ritm tutmak içindir.Я бажав тільки ритму.
Grósz avlanmaktan ve balık tutmaktan hoşlanırdı.Займався садівництвом, любив полювати й рибалити.
Westphalia Barışı modern uluslararası ilişkiler kuramında çok önemli bir yer tutmaktadır.З Вестфальського миру заведено вести відлік сучасної епохи в міжнародних відносинах.
Orayı tutmak istiyorlardı.Вони хотіли там збагатитися.
Craze, boş vakitlerinde balık tutmaktan hoşlanmaktaydı.У вільний час любив порибалити.
Maggie bir ev tutmak zorunda kalır.Гарфілд тоді залишає будинок.
Tutmak için bir de sapları bulunur.На них також залишилися залишки ліпнини.
Bu yüzün iki ucunda Dioskuruslar atların yularlarını tutmaktadırlar.По рейках вагони тягли упряжки з двох коней.
Beşiktaş takımını tutmaktadır.Кістяк команди зберігся.
Tom, Mary'yi John'dan uzak tutmak istiyor.Том хоче, щоб Мері трималася від Джона подалі.
Craze, boş vakitlerinde balık tutmaktan hoşlanmaktaydı.Ve volném čase Arvydas rád rybaří.
Newton'ın hareket yasaları tutmak gerekiyordu.Vychází se z Newtonových pohybových zákonů.
Elinde bir el feneri ve 9mmlik Luger tabanca tutmaktaydı.Používal pistolové střelivo 9 mm Luger.
Birleşik Krallık, 1829'da Avustralya'nın batı bölümünü kontrol altında tutmaktaydı.Oficiálně Spojené království vyhlásilo své nároky na západní část Austrálie roku 1829.
Yetiştiriciler: Bir Cem’in nüfusunu sabit tutmakla görevli kast.Mezi průměrné byli řazeni ti, kteří dávali (lidem) dostatečnou obživu.
Boston Bruinsi tutmakta ve ölesiye Boston Red Sox fanatiğidir.Damon je fanouškem týmu Boston Red Sox.
Grubun üyeleri gerçek kimliklerini saklı tutmaktadırlar.The Residents důsledně tají svoji identitu.
Onu Zeus'tan uzak tutmak adına Argos Panoptis adlı canavarın gözetimine bırakır.Ta jej naopak varuje před tím, co lze čekat od žárlivého Alcida.
Bauman, aynı zamanda postmodernizm hakkındaki çalışmalarıyla da önemli bir yer tutmaktadır.Bauman, Úvahy o postmoderní době.
Olta balık tutmak için kullanılır.Rybník je využíván k rybolovu.
Kadınlar 800 metre olimpiyat rekorunu hâlen elinde tutmaktadır.80 m překážek v olympijském rekordu.
Nedenlerini anlamak, şiddeti azaltmak veya riski düşük tutmak için ilk adımdır.Jejím účelem je snížit riziko uklouznutí, namáhání šlach.
Herkes bu daireyi tutmak üzere harekete geçer.Tato budova vám poskytuje možnost bydlet v bytě.
Kelime manası, kendini tutmak, bir şeyden el çekmektir.Prevence znamená předcházet něčemu, ochránit se před něčím.
Bu geçitleri bir sonraki ilkbahara kadar elde tutmak öngörülmektedir.Zbývá jenom naděje na příští jaro.
Dışkısını tutmak veya bırakmaktan haz duyarlar.Nevíme, zda ji rozdáváme nebo ztrácíme.
Orphe bakışlarını sevgili eşinden uzak tutmakta güçlük çekmektedir.Zraněná Vida odchází od milence.
Sergei ise her şeyden Katerina'yı sorumlu tutmaktadır.Věnujte Kateřině co si zaslouží! .
Göğüs radyografisi ve hemogram kullanımı, tanı sırasındaki diğer şartları hariç tutmak adına yapılabilir.Žíhání na bezvodý oxid kobaltitý lze provést pouze za zvláštních podmínek.
Günümüzde yeni müşteri kazanmanın maliyeti, eldeki müşteriyi tutmaktan daha maliyetlidir.U skoro všech obchodních situací je dražší získat nové zákazníky, než si udržet stávající.
Yine bu güreşte ayaktan tutmak da kafiyen yasaktır.Ti v něm naopak mají zakázáno hrát.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod