Ana içeriğe geç
Sözlük

tutmak ile cümle

tutmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Yine de, niteleyici sınavlarda en yüksek bilgi standardını elinde tutmaktaydı.Na Faculdade de Ciências de Lisboa, fez os exames preparatórios com as notas mais elevadas.
Bu yüzden salya akıtmazlar ve vücut ısıları dengede tutmak için soluk soluğa kalmazlar.Não fumar previne cânceres em todo o corpo.
Polis kovalamacaları, modifiye ve senaryo oyunda önemli bir yer tutmaktadır.Monitores, professores, diretores e policiais têm um papel moderador no jogo.
Paloma iki tane günlük tutmaktadır.Tácito menciona Servílio duas vezes de passagem.
Kın, kılıç ya da diğer kesici silahları tutmak, taşımak veya saklamak için kullanılan kılıftır.Uma bainha é um estojo para segurar ou proteger uma espada, faca ou outra grande lâmina.
Birden fazla fotoğraf seçmek ve tutmak için yeteneği.Para ganhar a vida é engraxador e pinta fotografias.
Orayı tutmak istiyorlardı.Só tinham a intenção de detê-lo.
İngiliz İç Savaşı döneminde Manchester çok koyu parlamentocular tarafını tutmaktaydı.Durante a Guerra civil inglesa William se aliou aos parlamentares.
Bauman, aynı zamanda postmodernizm hakkındaki çalışmalarıyla da önemli bir yer tutmaktadır.Beck possuiu uma posição crítica, se contrapondo às correntes do pós-modernismo.
Boston Bruinsi tutmakta ve ölesiye Boston Red Sox fanatiğidir.É arremessador titular destro, do Boston Red Sox.
Ancak yaşadığı geçim zorluğu onu bu hayalinden muaf tutmaktadır.Ele começa então a prejudicá-la, para impedir que realize seu sonho.
Birleşik Krallık, 1829'da Avustralya'nın batı bölümünü kontrol altında tutmaktaydı.O Reino Unido reclamou a parte ocidental da Austrália em 1828.
Perdeyi hep açık tutmak...O colarinho alto deverá estar sempre fechado.
Grósz avlanmaktan ve balık tutmaktan hoşlanırdı.Ele é um aventureiro, fã de caça, pesca e mergulho.
Bu bakımdan köy oldukça önemli bir yer tutmaktadır.O que resta da cidade ocupa uma grande área.
Ancak nişan almak ve namluyu hedefin üstünde tutmak pek de kolay değil.É muito frio e não desiste de matar o alvo.
Osmanlı kurmayı bu bölgede sadece gözetleme postaları tutmaktadır.Hoje só é preciso o passaporte para passar pelos postos de controlo de segurança.
Sözlerimi tutmak zorunda mıyım? (…) benim başlangıcım gülmek ve güldürmektir.O lema do evento é "primeiro fazer as pessoas rirem, e depois pensarem".
B plakasındaki tanrı ise her elinde bir deniz atı ya da ejderha tutmaktadır.De god op plaat b houdt in elke hand een zeepaard of een draak.
F plakasındaki tanrıça bir kuşu yükselmiş sağ eliyle tutmaktadır.Op plaat f houdt de godin een vogel in haar geheven rechterhand.
A plakasında sakallı adam figürü her iki eliyle kendisinden daha ufak bir adamın elini tutmaktadır.Op plaat a houdt de gebaarde figuur in elke hand een veel kleinere man bij de arm.
Surlar ayrıca 1921'den beri İspanyol anıt statüsünü (Bien de Interés Cultural) elinde tutmaktadır.De muur heeft sinds 1921 tevens Spaanse monumentstatus als Bien de Interés Cultural.
Kilise'de peygamberlik kavramı çok önemli bir yer tutmaktadır.In de christelijke kerk neemt de prediking een belangrijke plaats in.
Bu nedenle Peygamber'den doğrudan şefaat talep etmek, onu Allah'a ortak tutmaktır.God noemt in de Koran de namen van sommige profeten en loft hen ook daarbij.
Elinde bir el feneri ve 9mmlik Luger tabanca tutmaktaydı.Je begint met een mes en een pistool (Luger 9mm).
Grósz avlanmaktan ve balık tutmaktan hoşlanırdı.Hij genoot van de jacht, vissen en paardrijden.
Olta balık tutmak için kullanılır.Het meer wordt gebruikt om te vissen.
Halen 3000 metre Avrupa rekorunu elinde tutmaktadır.Ze heeft nog altijd het Europese record op de 3000 m in handen.
Buna karşılık Sabahattin Bey'i ve onun düşüncelerini, Kâmil Paşa'yı tutmaktadır.Het is het attribuut van Bacchus en zijn dienaren, de saters.
Kahraman, uyuyan bir Furi'nin (intikam tanrıçası) üzerine basmakta, elinde bir kılıç tutmaktadır.De heilige staat op een gehelmde krijgsman die in zijn hand een zwaard vasthoudt.
Hobileri golf oynamak ve balık tutmaktır.Zijn hobbies waren voetballen en vissen.
Kanıtları daha kolay ve kısa tutmak için bu varsayım genellikle yapılır.Dit is meestal een indicatie dat de voorslag snel en kort gespeeld moet worden.
Tutmak için bir de sapları bulunur.Ze hebben tevens staarten die dienen om iets vast te grijpen.
Sayıları tutmak için marköz adı verilen mandallı tahtalar kullanılır.Ze gebruikten zogenaamde kerfstokken om aantallen bij te houden.
Genelde buraya dua etmek ve dilek tutmak için insanlar geliyor.Mensen kunnen zich hier terugtrekken voor gebed en vasten.
Bu çizgiler, üzerine gelecek olan sıvayı tutmak içindir.Deze shotjes nemen is noodzakelijk om naar het volgende niveau te gaan.
Birden fazla fotoğraf seçmek ve tutmak için yeteneği.Zijn talent lag in de enscenering van foto’s en het kiezen van het juiste moment.
Newton'ın hareket yasaları tutmak gerekiyordu.De wet van actie en reactie van Newton.
Aynı zamanda doğası sayesinde turizm de ekonomisinde önemli yer tutmaktadır.Vanwege het historisch centrum vormt toerisme tevens een belangrijk onderdeel van de economie.
Çar halının üzerine diz çökmüş, ölmekte olan oğluna sarılmış, onun kanlı kafasını eliyle tutmaktadır.Laat zijn wonden mij doorwonden, Worde ik bij zijn kruis verslonden In het bloed van uwen Zoon.
Paloma iki tane günlük tutmaktadır.Tongeren telt twee wekelijkse markten.
Diğer yandan Artemision Boğazı'nı tutmak için artık bir neden kalmamıştı.Tot nu toe zijn geen andere vondsten van het skelet van Longisquama gedaan.
Daniel'ın ölümünden kendini sorumlu tutmaktadır.Peter houdt het wat David betreft op dood door schuld.
B plakasındaki tanrı ise her elinde bir deniz atı ya da ejderha tutmaktadır.Bóstwo na elemencie b dzierży w każdej dłoni konika morskiego lub smoka.
Günümüz veritabanları bu çapta büyüyen verileri tutmakta yeterli değildir.Faktycznie oskarżeni (oprócz jednego) nie byli tego dnia w Wierzchowinach.
F plakasındaki tanrıça bir kuşu yükselmiş sağ eliyle tutmaktadır.Na elemencie f: bogini trzyma w wyciągniętej w górę prawej ręce ptaka.
Herkes bu daireyi tutmak üzere harekete geçer.Uważaj, za co kupujesz mieszkanie.
Bryansk bölgesinde Sovyet partizanları cephe gerisinde büyük bir bölgeyi kontrolleri altında tutmaktaydı.W regionie Briańska partyzanci kontrowali duże obszary znajdujące się za linią frontu.
Kasabanın yerel ekonomisinde Kimyasal Sanayi önemli bir yer tutmaktadır.Nie mniej ważny dla lokalnej gospodarki jest przemysł chemiczny.
Sahibi tutmak için koşmuş, arkasından yalvarmış, bağırmış, boşuna.On jednak nie posłuchał jej głosu, lecz zadał jej gwałt, zbezcześcił i obcował z nią.
Maggie bir ev tutmak zorunda kalır.Izabela zajmuje się domem.
Bu durumdan Claire kendini sorumlu tutmaktadır.Zostawia Claire samą sobie.
Ek olarak, cam üzerinde el ya da parmakları uzun süre tutmak, ufak yanıklara sebep olabilir.Jednak długie trzymanie dłoni lub palców w pozycji zgiętej może doprowadzić nawet do powstania pęcherzy.
Grósz avlanmaktan ve balık tutmaktan hoşlanırdı.Był miłośnikiem polowań i łowienia ryb.
Perdeyi hep açık tutmak...Godło obwiedzione linią ciągłą.
Kartal ayaklarıyla buğday ve üzüm de dahil olmak üzere çeşitli tarım ürünleri tutmaktadır.Orzeł trzyma w szponach różnego rodzaju produkty rolne m.in. winogrona i pszenicę.
Etkili, güvenilir bir ödeme sistemi tesis etmek ve bu sistemi çalışır vaziyette tutmak.Opracowała pewien niezawodny system, który ma w tym pomóc.
Olta balık tutmak için kullanılır.Jezioro jest wykorzystywane do połowu ryb.
D plakasında sakallı tanrı her iki eliyle de bir geyiğin butunu tutmaktadır.Element d przedstawia brodatego boga trzymającego w każdej ręce za tylne nogi jelenia.
Sovyet kuvvetlerinin ilerlemesi öylesine güçlüydü ki, 30 km'lik bir cephe hattını tutmakta olan Alman 123.Uderzenie sił radzieckich było tak silne, że broniące się formacje niemieckie, a mianowicie 123.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod