Ana içeriğe geç
Sözlük

tutmak ile cümle

tutmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Sır tutmak zordur.Es difícil guardar un secreto.
Doktorlar Tom'u canlı tutmak için ellerinden gelen her şeyi yaptılar.Los doctores hicieron todo lo que estaba en su mano para mantener a Tom con vida.
Tom balık tutmak için nereye gitti?¿Adónde se fue Tom a pescar?
Genelde bir öğrenci olduğu düşünülen aşık, sevgilisi Lenore'u kaybetmenin yasını tutmaktadır.El amante, que a menudo se ha identificado como un estudiante,​​ llora la pérdida de su amada, Leonora.
Cinayet ile suçlanan Ed, Riedenschneider'ı yeniden tutmak için evini ipotek ettirir.Ed es enjuiciado por el asesinato e hipoteca su casa para volver a contratar a Riedenschneider.
Birleşik Krallık, 1829'da Avustralya'nın batı bölümünü kontrol altında tutmaktaydı.El Reino Unido reclamó como propia la parte oeste de Australia en 1829.
Atenizm tek tanrıyı güneş ile eş tutmakta ve diğer tanrıları bertaraf etmekteydi.Este igualaba la única deidad con el sol y negaba a los demás dioses.
Ayrıca 136 m uzunluğundaki bir çelik direk de yapıyı ayakta tutmaktadır.Un muro de 30 pies de altura lo rodea también.
Boston Bruinsi tutmakta ve ölesiye Boston Red Sox fanatiğidir.Jugó como receptor con los Boston Red Sox.
Muggle'ları büyünün varlığından bihaber tutmak için çok büyü çaba sarf edilmektedir.Una gran cantidad de esfuerzo se dedica a evitar que los muggles sepan sobre la magia.
Diğer Wii oyunlarında da olduğu gibi Wii Remote, FIFA 10'un oynanışında da önemli yer tutmaktadır.Al igual que los demás juegos de la serie Wii, este integra los Miis en el juego.
İrlanda'ya dönünce, herkes Brooklyn'e dönen Eilis burada tutmak için gizlice anlaşmış gibi görünmektedir.En Irlanda, todo el mundo parece estar conspirando para evitar que Eilis se vaya.
Kahveyi yerden uzak tutmak için kahve filtresi.Filtrar el agua para eliminar las hojas.
Şehirde diğer sporlar da şehrin kültürel yaşamında önemli bir tutmaktadadır.Algunos eventos deportivos ya son tradición en la ciudad.
Elinde bir el feneri ve 9mmlik Luger tabanca tutmaktaydı.Entonces disparó con una Luger 9mm.
Tutmak için bir de sapları bulunur.Tiene también un bastón para dar golpes.
Bugüne kadar Dearden ailesi malikane arazisinin alt sahipliliğini elinde tutmaktadır.En la actualidad los descendientes de Saravia mantienen el control económico de las tierras.
Kelepçe, bir kişinin bileklerini birbirine yakın tutmak amacıyla tasarlanmış alettir.Esposas, dispositivo de seguridad diseñado para mantener juntas las muñecas de un individuo.
Orayı tutmak istiyorlardı.Tenía que mantenerlas.
Sebastian, Hodge'ı öldürür ve diğerlerine herkesi güvende tutmak için yaptığını söyler.Hodge luego es asesinado por Sebastian quien dice que lo hizo para mantenerlos fuera de peligro.
Erkek bir elini karısının omzuna koymuş, diğer elinde ise bir rulo tutmaktadır.Su victoria postura es más bien femenina, sosteniendo con una mano en sus caderas, y la otra a su cara.
Giyimin en önemli özelliklerinden biri de onu giyen kişiyi rahat tutmaktır.Y sin duda el más especial de todos es el que le lleva a vestirse de novia.
Onun için sözünü tutmak kolay değildi.Non è stato facile per lui mantenere la promessa.
Verdiğim sözleri tutmak isterim.Voglio mantenere la promessa che ho fatto.
BDNF özellikle uzun süreli hafıza için önemli bir yer tutmaktadır.Il BDNF riveste di per sé un ruolo importante per la memoria a lungo termine.
Halen 3000 metre Avrupa rekorunu elinde tutmaktadır.Detiene il record nazionale dei 3000 metri siepi.
Bu yapının inşa edilmesindeki temel amaç Ohio Irmağı vadisini Fransız denetiminde tutmaktı.Fu costruito per assicurare che la Valle dell'Ohio rimasse sotto controllo francese.
Sözlerimi tutmak zorunda mıyım? (…) benim başlangıcım gülmek ve güldürmektir.Gelos (Γέλως), spirito del ridere e della risata.
Şarkının temasında bir erkek bedenini cennetteki bir yıldızla bir tutmaktadır.Il testo della canzone affianca il corpo maschile al corpo celeste delle stelle.
İmparator, elinde bugün tahrip olmuş olan bir mızrak tutmaktadır.Nella sua mano sinistra, doveva tenere un caduceo che è scomparso oggi.
Elinde bir el feneri ve 9mmlik Luger tabanca tutmaktaydı.Quindi sparò loro con una Luger da 9 mm.
Kaplıcalar ilçe turizminde önemli bir yer tutmaktadır.Ans è una località di primaria importanza nel ciclismo.
Konya ilinin tarımsal sulamasında önemli bir yer tutmaktadır.Per lui, la Commissione svolge un cruciale nel preservare il patrimonio nazionale.
Tutmak (T): Bir nesneyi elle tutmak.Lu puann: copricapo di panno.
Bu durumdan Claire kendini sorumlu tutmaktadır.In questo caso Max accusa sé stesso.
Elinde bir lamba tutmaktadır.Attacca in un lampo.
Sergei ise her şeyden Katerina'yı sorumlu tutmaktadır.Mi prendo la piena responsabilità per qualunque cosa sia capitato a Sylvia.
Orada 1 ay boyunca İngilizce kurslarına tabii tutmaktadır.Tuttavia, ha completato solo un corso di inglese durato otto mesi.
Andrea, kız kardeşi için yas tutmaktadır ve Dale ona destek olmaya çalışır.Intanto Angel è preoccupato per la sua situazione e Debra cerca di dargli il suo appoggio.
Bu alışkanlığından ellerini meşgul tutmak için, her zaman bir şeyler yiyordu.Proprio per questo ha l'abitudine di mordere chiunque.
Kelime manası, kendini tutmak, bir şeyden el çekmektir.Gli basta dirlo e muovere la mano.
Bunlardan ilki veriyi tutmaktadır, ikincisi ise tampon bölge olarak görev yapmaktadır.Priorato – la seconda carica di una abbazia o la prima in una entità autonoma.
Birden fazla fotoğraf seçmek ve tutmak için yeteneği.Possibilità di supportare fotografie più grandi.
Olta balık tutmak için kullanılır.Si serve della coda per pescare.
Üstelik kitap Anna'nın duygusal fırtınalarına da ışık tutmaktadır.Nel letto però c'è anche il corpo imbalsamato di Anna.
Filmde konuşmalar çok az yer tutmaktadır.I film riconducibili al movimento sono pochissimi.
Bryansk bölgesinde Sovyet partizanları cephe gerisinde büyük bir bölgeyi kontrolleri altında tutmaktaydı.Nell'oblast' di Brjansk i partigiani controllavano vaste aree alle spalle del nemico.
Sanuk adı verilen kavram Tayland kültüründe önemli bir yer tutmaktadır.L'attribuzione del nome è un aspetto importante della cultura kamba.
Koşmaktan, yüzmekten, balık tutmaktan ve tüplü dalıştan hoşlanır.Gli piace correre, fare nuotate invernali e l'atletica.
Bunlar Henry'nin tarafını tutmaktan vazgeçerler.Lei continua a evitare ogni confronto con Henry.
Tepedeki kütüklerin çerçeveleri tutmakta pek işlevli değildi.Le sorgenti sulla collina sotto Inarca erano scarse.
İlçede aşınma sonucu ortaya çıkmış platolar oldukça geniş bir yer tutmaktadır.Il pilota, posto anteriormente in posizione centrale, ha uno spazio piuttosto angusto.
Ömrümüzün ve Türk tarihinin en acı yasını tutmak talihsizliği bize düştü."Hanno segnato il secolo più infelice della nostra storia».
Kısa tutmak ince zekanın ruhudur.Краткость — сестра таланта.
Bu duvar insanları dışarıda tutmak için mi içeride tutmak için mi örülmüş ?Эту стену построили, чтобы держать людей снаружи или чтобы держать их внутри?
Balık tutmak pek benlik bir iş değil.Ловить рыбу — не моё.
Verilen sözü tutmak lazım.Следует выполнять обещания.
Balık tutmak hobimdir.Рыбалка - моё хобби.
Ayrıca araştırmacılar, uzun bir süre onu içeride tutmak için çabaladı.Власти полагают, что он скрывался там длительное время.
BDNF özellikle uzun süreli hafıza için önemli bir yer tutmaktadır.BDNF важен для долговременной памяти.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod