Tom ipi tutmaya çalıştı.Tom held onto the rope.
Bir doktor tutmama gerek var mı?Should I get a doctor?
Tom kilosunu düşük tutmaya çalışıyor.Tom is trying to keep his weight down.
Elini tutmama izin ver.Let me hold your hand.
Tom tutmayacağı bir sürü söz verir.Tom makes lots of promises he doesn't keep.
Tom bize tutmadığı bir söz verdi.Tom made us a promise that he didn't keep.
Tom ağzını kapalı tutmayı biliyor.Tom knows how to keep his mouth shut.
Ağabeyim her hafta sonu balık tutmaya gider.My older brother goes fishing every weekend.
Abim her hafta sonu balık tutmaya gider.My older brother goes fishing every weekend.
Geçen hafta sonu Tom'la balık tutmaya gitmedim.I didn't go fishing with Tom last weekend.
Lazeri yüzüme doğru tutma.Don't point the laser at my face!
Tom'a o soruyu sormaya yüzüm tutmadı.I didn't have the nerve to ask Tom that question.
Jack'in antrenörü eğitime geç kaldığı için onu bankta tutmaya karar verdi.Jack’s coach decided to keep him on the bench for being late to training.
Matem tutmak için doğru ya da yanlış yol yoktur.There's no right or wrong way to grieve.
Sıcak bir yaz gününde, klima bizi serin tutmak için bütün gün çalışır.On a hot summer day, the air conditioner works all day to keep us cool.
Ben her hafta balık tutmaya giderim.I go fishing every week.
Olanlardan kendinizi sorumlu tutmayın.Don't hold yourself responsible for what happened.
Olanlar için kendinizi sorumlu tutmayın.Don't hold yourself responsible for what happened.
Ben nefesimi tutmayacağım.I won't hold my breath.
Tom'u karanlıkta tutmak adil değildir.It isn't fair to keep Tom in the dark.
Ayağını frende tutma Tom.Don't ride the brake, Tom.
Polisin Tom'u tutmak için yeri yok.The police have no grounds to hold Tom.
Bana söz verdin ve onu tutmadın.You gave me your word and you broke it.
Gerçekten sözlerini tutmalısın, Tom.You really should keep your promises, Tom.
Ben hiç günlük tutmadım.I've never kept a diary.
Neden bir taksi tutmak istiyorsun?Why do you want to take a taxi?
Bazen en iyi yanıt, kendinizi yanıt vermekten uzak tutmaktır.Sometimes, the best response is to restrain yourself from responding.
Tom sözünü tutmadı mı?Did Tom break his promise?
Şapkalarını tutmaya çalış.Hold onto your hats.
Balık tutmak için genellikle nereye gidersin?Where do you usually go fishing?
Hiç mızrakla balık tutmaya gittin mi?Have you ever gone spear fishing?
Balık tutmaya gitmek ister misin?Do you want to go fishing?
Tom ve Mary balık tutmaya gitti.Tom and Mary went fishing.
Tom'un balık tutmaya gitmesine izin vermeliydim.I should've let Tom go fishing.
Balık tutmayı severim.I like to fish.
Ceketimi tutmama izin ver.Let me grab my coat.
Kral John için, rakiplerinin tümünü kontrol altında tutmak çok zordu.It was difficult for King John to keep control over all of his rivals.
Mary gözlerime baktı ve bana onu kollarımda tutmamı söyledi.Mary looked me in the eyes and told me to hold her in my arms.
Mary bana baktı ve onu kollarımda tutmamı söyledi.Mary looked at me and told me to hold her in my arms.
Ben geri dönene kadar çocukları kontrol altında tutmaya çalışın.Try to keep the kids under control until I get back.
Onu bir sır olarak tutmalıydın.You should've kept that secret.
Tom böyle kötü bir havada balık tutmaya gitmemesi için balıkçıyı umutsuzca uyardı.Tom desperately warned the fisherman not to go fishing on such a bad weather.
Onlarla balık tutmaya gittim.I went fishing with them.
Onunla balık tutmaya gittim.I went fishing with him.
Bizi balık tutmaya götürdüğün için teşekkürler.Thanks for taking us fishing.
Onları balık tutmaya götürdüğün için teşekkürler.Thanks for taking them fishing.
Beni balık tutmaya götürdüğün için teşekkürler.Thanks for taking me fishing.
Onu balık tutmaya götürdüğün için teşekkürler.Thanks for taking him fishing.
Ben onları hayatta tutmaya çalışıyorum.I'm trying to keep them alive.
Ben onu hayatta tutmaya çalışıyorum.I'm trying to keep him alive.
Onu hayatta tutmaya çalışıyorum.I'm trying to keep her alive.
Onu tutmak istiyorum.I want to hold him.
Onu tutmak benim fikrim değildi.It wasn't my idea to hire her.
Ben onu tutmadım.I didn't hire him.
Tom balık tutmak için dışarı çıktı.Tom went out fishing.
Gözlerini açık tutmaya çalış.Try to keep your eyes open.
Onu tutmaya çalışmamı ister misin?Would you like me to hold onto it?
Tom, Mary'nin onun elini tutmasını istemedi.Tom didn't want Mary to hold his hand.
Tom Mary'nin elini tutmasına izin verdi.Tom allowed Mary to hold his hand.
Tom neredeyse her gün balık tutmaya gider.Tom goes fishing almost every day.