Sadece meşgul tutmaya çalışıyorum.I'm just trying to keep busy.
Bu, Tom'u bir süre meşgul tutmalı.This should keep Tom busy for a while.
O, çenesini kapalı tutmalıydı.She should have kept her mouth shut.
Çenesini kapalı tutmalıydı.He should have kept his mouth shut.
Çenemi kapalı tutmalıydım.I should have kept my mouth shut.
Bunu tutmaya çalışıyorum!I'm trying to hold it!
Göllerde balık tutmaya gider misin?Do you go fishing in lakes?
Bir şeyi tutmaya çalış.Hold onto something.
Bir avukat tutma hakkın var.You have the right to an attorney.
Bir avukat tutma hakkına sahipsin.You are entitled to have a lawyer.
Kendini tutmak zorundasın.You have to hold back.
Nefesini tutma.Don't hold your breath.
Tom balık tutmaya gitmedi.Tom didn't go fishing.
Seni tutmama izin verme.Don't let me keep you.
Seni uzun tutmayacağım.I won't keep you long.
Tom kin tutmaz.Tom doesn't hold a grudge.
Sözünü tutmadın.You didn't keep your word.
O, sözünü tutmadı.She did not keep her word.
Onlar sözünü tutmadı.They did not keep their word.
Tom'un balık tutmayı bildiğinden kuşku duyuyorum.I doubt Tom knows how to fish.
Ayaklarını sıcak tutmak için kalın çoraplar giymelisin.You need to wear thick socks to keep your feet warm.
Seni çok tutmayacağım.I won't keep you too long.
Sizi çok tutmayacağım.I won't keep you too long.
Sözümü tutmadığım için özür dilerim.I'm sorry I broke my promise.
Ben sadece işleri basit tutmak istedim.I just wanted to keep things simple.
Tom'un sözünü tutmayacağını biliyordum.I knew Tom would back out.
Onu aklımda tutmalıyım.I must bear that in mind.
Bir avukat tutmam gerekiyor.I need to hire a lawyer.
Bir avukat tutmalıyım.I need to hire a lawyer.
Bir hizmetçi tutmalıyım.I need to hire a maid.
Bir muhasebeci tutmalıyım.I need to hire an accountant.
Bir yardımcı tutmalıyım.I need to hire an assistant.
Seni güvende tutmalıyım.I need to keep you safe.
Giderleri düşük tutmak istiyorum.I'd like to keep expenses down.
Elini tutmak istiyorum.I want to hold your hand.
Fransızca bilgim çok fazla bir yekün tutmaz.My knowledge of French doesn't amount to much.
Burada balık tutmak yasak.Fishing is not allowed here.
Burada balık tutmaya izin verilmez.Fishing is not allowed here.
Burada balık tutmak yasaktır.Fishing is prohibited here.
O, annesinin tavsiyesini göz önünde tutmalıdır.She should take into consideration the advice of her mother.
Bu eldivenlerin ellerimi yeterince sıcak tutması gerekiyor.These gloves should keep my hands warm enough.
Seni ihtiyacım olandan daha fazla tutmayacağım.I won't keep you any longer than I need to.
Tom Mary'ye pencereleri açık tutmasını söyledi.Tom told Mary to keep the windows opened.
Tom Mary'ye kapıyı kapalı tutmasını söyledi.Tom told Mary to keep the door closed.
Sana ağzını kapalı tutmanı söyledim.I told you to keep your mouth shut.
Ben Tom'a onu kendisi tutmasını söyledim.I told Tom to handle it himself.
Bunu aklımda tutmaya çalışacağım.I'll try to keep that in mind.
Ben seni hayatta tutmayı deniyorum.I'm trying to keep you alive.
Tom'u hayatta tutmaya çalışıyorum.I'm trying to keep Tom alive.
Bunu kısa tutmaya çalışacağım.I'll try to keep this brief.
Kısa tutmaya çalışacağım.I'll try to keep it short.
Tom Mary'yi tutmaya çalıştı.Tom held onto Mary.
O bir söz verdi, ama sözünü tutmadı.He made a promise, but didn't keep his word.
Senin yedek lastiğini tutmak için en mantıklı yer arabanın bagajındadır.The most logical place to keep your spare tire is in the trunk of your car.
Ayakkabılarınızı tutmanın en mantıklı yeri kapının yakınındadır.The most logical place to keep your shoes is near the door.
Benimle balık tutmaya gitmek istiyor musun?Do you want to go fishing with me?
Öğretmen sözünü tutmadı.The teacher didn't keep his word.
O, hava güzel olduğunda sık sık balık tutmaya gitti.He often went fishing on Sundays when the weather was good.
Tom daha iyi bir avukat tutmalıydı.Tom should've hired a better lawyer.
Ağzını kapalı tutmalıydın.You should've kept your mouth shut.