Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.čas plakaniu a čas smiatiu, čas smúteniu a čas poskakovaniu,
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.có kỳ khóc , và có kỳ cười ; có kỳ than_vãn , và có kỳ nhảy_múa ;
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.có kỳ khóc, và có kỳ cười; có kỳ than vãn, và có kỳ nhảy múa;
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.Czas płaczu, i czas śmiechu; czas smutku, i czas skakania;
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.een tijd om te huilen en een tijd om te lachen; een tijd om te treuren en een tijd om te dansen;
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.eje [van] a sírásnak és ideje a nevetésnek; ideje a jajgatásnak és ideje a szökdelésnek.
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.Gråta har sin tid, och le har sin tid. Klaga har sin tid, och dansa har sin tid.
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.울 때가 있고 웃을 때가 있으며 슬퍼할 때가 있고 춤출 때가 있으며
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.tempo de chorar, e tempo de rir; tempo de prantear, e tempo de dançar;
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.Tid til at græde og Tid til at le, Tid til at sørge og Tid til at danse,
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.tiempo de llorar y tiempo de reír; tiempo de estar de duelo y tiempo de bailar
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.Un tempo per piangere e un tempo per ridere, un tempo per gemere e un tempo per ballare
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.un temps pour pleurer, et un temps pour rire; un temps pour se lamenter, et un temps pour danser;
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.weinen und lachen, klagen und tanzen,
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.καιρος του κλαιειν και καιρος του γελαν καιρος του πενθειν και καιρος του χορευειν
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.Време за плачене, и време за смеене; Време за жалеене, и време за ликуване;
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.время плакать, и время смеяться; время сетовать, и время плясать;
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.עת לבכות ועת לשחוק עת ספוד ועת רקוד׃
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.للبكاء وقت وللضحك وقت. للنوح وقت وللرقص وقت.
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.哭 有 時 、 笑 有 時 . 哀 慟 有 時 、 跳 舞 有 時
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.哭 有 時 、 笑 有 時 . 哀慟有時 、 跳舞 有 時
aklından geçenler onu ürküttü, benzi soldu; eli ayağı tutmaz oldu, dizlerinin bağı çözüldü.Hij verbleekte en werd bang. Zo bang dat zijn knieën knikten en zijn benen het begaven.
aklından geçenler onu ürküttü, benzi soldu; eli ayağı tutmaz oldu, dizlerinin bağı çözüldü.Ia menjadi pucat pasi dan begitu ketakutan sehingga lututnya gemetaran
aklından geçenler onu ürküttü, benzi soldu; eli ayağı tutmaz oldu, dizlerinin bağı çözüldü.이에 왕의 즐기던 빛이 변하고 그 생각이 번민하여 넓적다리 마디가 녹는 듯하고 그 무릎이 서로 부딪힌지라
aklından geçenler onu ürküttü, benzi soldu; eli ayağı tutmaz oldu, dizlerinin bağı çözüldü.אדין מלכא זיוהי שנוהי ורעינהי יבהלונה וקטרי חרצה משתרין וארכבתה דא לדא נקשן׃
aklından geçenler onu ürküttü, benzi soldu; eli ayağı tutmaz oldu, dizlerinin bağı çözüldü.حينئذ تغيّرت هيئة الملك وافزعته افكاره وانحلّت خرز حقويه واصطكت ركبتاه.
aklından geçenler onu ürküttü, benzi soldu; eli ayağı tutmaz oldu, dizlerinin bağı çözüldü.就 變 了 臉 色 、 心 意 驚 惶 、 腰 骨 好 像 脫 節 、 雙 膝 彼 此 相 碰
aklından geçenler onu ürküttü, benzi soldu; eli ayağı tutmaz oldu, dizlerinin bağı çözüldü.就 變 了 臉色 、 心意 驚惶 、 腰骨 好像 脫節 、 雙膝 彼此 相碰
-alanın ortasında yaşam alanı sağladığımız- orangutanlarla insanları ayrı tutmak için bu çitimiz var.오랑우탄을 보호하는 거죠 이 지역 중간에 이들이 살 공간을 마련해주었습니다 사람들과 떨어뜨려 놓은 겁니다
-alanın ortasında yaşam alanı sağladığımız- orangutanlarla insanları ayrı tutmak için bu çitimiz var.Оно отделяет территорию людей от территории орангутангов, которая расположена посередине.
-alanın ortasında yaşam alanı sağladığımız- orangutanlarla insanları ayrı tutmak için bu çitimiz var.للحفاظ على القردة -- التي نزودها بمكان لتعيش به في المنتصف -- وبين الناس.
-alanın ortasında yaşam alanı sağladığımız- orangutanlarla insanları ayrı tutmak için bu çitimiz var.隔離するためです。 フェンス内には、森林再生エリアがあり、
Albay gibi biraz balık tutmaya çalışacağım!Aion kokeilla kalastusta everstin tavoin.
Albay gibi biraz balık tutmaya çalışacağım!Haré como el coronel e intentaré pescar algo.
Albay gibi biraz balık tutmaya çalışacağım!Jag ska göra som översten och prova på att fiska lite.
Albay gibi biraz balık tutmaya çalışacağım!Jeg vil gøre som obersten og prøve at fiske lidt.
Albay gibi biraz balık tutmaya çalışacağım!Voglio fare come il colonnello, e provare a fare un po' di pesca!
Albay gibi biraz balık tutmaya çalışacağım!Vou fazer como o Coronel e experimentar a minha mão numa pescaria!
Albay gibi biraz balık tutmaya çalışacağım!Zrobię tak jak pułkownik i spróbuję coś złowić.
Albay gibi biraz balık tutmaya çalışacağım!Θα μιμηθώ τον συνταγματάρχη, και θα προσπαθήσω να ψαρέψω!
Albay gibi biraz balık tutmaya çalışacağım!Я поступлю так, как полковник, и попробую себя в рыбной ловле!
(Alkış) En önemli marifetim... ...bunu yapabilecek kadar elimi sabit tutmam.(potlesk) a nejvíce pozoruhodný fakt je, že má ruka zůstala po celou dobu v klidu.
Ama 3000 won için neden kaygılandın ki? (2,5 $) İşin aslı.. bir oda tutmak istiyorumMen, varför är du så uppspelt över 3000 won (2,5 $)?
Ama bu kurumları, tüm sanat camiasıyla eşdeğer tutmak tabii ki, çok dar görüşlü bir düşünce olur.Dar să le consideri sinonime cu întreaga comunitate a artiştilor este de departe o vedere prea limitată.
Ama bu kurumları, tüm sanat camiasıyla eşdeğer tutmak tabii ki, çok dar görüşlü bir düşünce olur.Diese jedoch mit der Gesamtheit der Kunstgemeinde gleichzusetzen greift bei weitem zu kurz.
Ama bu kurumları, tüm sanat camiasıyla eşdeğer tutmak tabii ki, çok dar görüşlü bir düşünce olur.Jednak zrównać te instytucje z całością społeczności artystów to krótkowzroczność.
Ama bu kurumları, tüm sanat camiasıyla eşdeğer tutmak tabii ki, çok dar görüşlü bir düşünce olur.그러나 이런 제도들을 예술계 전체와 동일시 하는 것은 너무 근시안적이죠.
Ama bu kurumları, tüm sanat camiasıyla eşdeğer tutmak tabii ki, çok dar görüşlü bir düşünce olur.Maar om ze te zien als synoniem met het geheel van de kunstengemeenschap is verreweg te kortzichtig.
Ama bu kurumları, tüm sanat camiasıyla eşdeğer tutmak tabii ki, çok dar görüşlü bir düşünce olur.Ma intenderli come sinonimo dell'intera comunità artistica è decisamente troppo limitativo.
Ama bu kurumları, tüm sanat camiasıyla eşdeğer tutmak tabii ki, çok dar görüşlü bir düşünce olur.Mas vê-las como sinónimos da totalidade da comunidade artística é, de longe, uma visão estreita.
Ama bu kurumları, tüm sanat camiasıyla eşdeğer tutmak tabii ki, çok dar görüşlü bir düşünce olur.Nhưng để xem họ là đồng nghĩa với toàn bộ cộng đồng nghệ thuật thì, tới bây giờ, quá thiển cận.
Ama bu kurumları, tüm sanat camiasıyla eşdeğer tutmak tabii ki, çok dar görüşlü bir düşünce olur.Pero verlos como pares de la totalidad de la comunidad artística es demasiado corto de miras.
Ama bu kurumları, tüm sanat camiasıyla eşdeğer tutmak tabii ki, çok dar görüşlü bir düşünce olur.Αλλά να το να τους δούμε σαν συνώνυμους με την ολόκληρη καλλιτεχνική κοινότητα είναι πολύ κοντόφθαθμο.
Ama bu kurumları, tüm sanat camiasıyla eşdeğer tutmak tabii ki, çok dar görüşlü bir düşünce olur.Но да ги видим като синоним с всичко в общността на изкуствата е, далеч, твърде късогледо.
Ama bu kurumları, tüm sanat camiasıyla eşdeğer tutmak tabii ki, çok dar görüşlü bir düşünce olur.Но рассматривать их как синоним всего творческого сообщества это, безусловно, слишком недальновидно.
Ama bu kurumları, tüm sanat camiasıyla eşdeğer tutmak tabii ki, çok dar görüşlü bir düşünce olur.אבל לראות אותם כשמות נרדפים לשאר מכלול הקהילה האומנותית זה, בלשון המעטה, ראייה לטווח קצר מדי.
Ama bu kurumları, tüm sanat camiasıyla eşdeğer tutmak tabii ki, çok dar görüşlü bir düşünce olur.ولكن النظر لهذه المؤسسات وكأنها مرادف لمجتمع الفنون بأكمله هي نظرة ضيقة الأفق، جدا.
Ama bu kurumları, tüm sanat camiasıyla eşdeğer tutmak tabii ki, çok dar görüşlü bir düşünce olur.アートのコミュニティの全てであると 捉えることは 間違いなく短絡的です 私たちは確かに アマチュアとプロを
Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.Aber ihr Zeugnis stimmte noch nicht überein.
Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.Ale ani takto nebolo ich svedoctvo rovnaké.