Acele ve tutmak belgili tanımlık [döngüsünü başlamak] düğme herhangi bir programı çalıştırabilirsinizΜπορείτε να εκτελέσετε οποιοδήποτε πρόγραμμα, πατώντας και κρατώντας πατημένο το κουμπί [START κύκλο]
Acele ve tutmak belgili tanımlık [döngüsünü başlamak] düğme herhangi bir programı çalıştırabilirsinizВы можете запустить любую программу, нажав и удерживая кнопку [Пуск цикл]
Acele ve tutmak belgili tanımlık [döngüsünü başlamak] düğme herhangi bir programı çalıştırabilirsinizМожете да стартирате всяка програма, като натиснете и задържите бутона [цикъл Старт]
Acele ve tutmak belgili tanımlık [döngüsünü başlamak] düğme herhangi bir programı çalıştırabilirsinizيمكنك تشغيل أي برنامج بالضغط على زر [بدء دورة]
Acele ve tutmak belgili tanımlık [döngüsünü başlamak] düğme herhangi bir programı çalıştırabilirsinizただし、急速な軸移動は自動的に最大の 25 % に制限されます。
Adamlar Rahava, ‹‹Bize içirdiğin andı tutmasına tutarız›› dediler,A férfiak pedig mondának néki: Ártatlanok leszünk ezen te esketésedtõl, a melylyel te megeskettél minket!
Adamlar Rahava, ‹‹Bize içirdiğin andı tutmasına tutarız›› dediler,A mužovia jej povedali: Prostí budeme tejto tvojej prísahy, ktorou si nás zaviazala, ak neučiníš tohoto:
Adamlar Rahava, ‹‹Bize içirdiğin andı tutmasına tutarız›› dediler,Bărbaţii aceia i-au zis: ,,Iată cum vom fi deslegaţi de jurămîntul pe care ne-ai pus să -l facem.
Adamlar Rahava, ‹‹Bize içirdiğin andı tutmasına tutarız›› dediler,Ces hommes lui dirent: Voici de quelle manière nous serons quittes du serment que tu nous as fait faire.
Adamlar Rahava, ‹‹Bize içirdiğin andı tutmasına tutarız›› dediler,Die Männer aber sprachen zu ihr: Wir wollen aber des Eides los sein, den du von uns genommen hast,
Adamlar Rahava, ‹‹Bize içirdiğin andı tutmasına tutarız›› dediler,Disseram-lhe os homens: Nós seremos inocentes no tocante a este juramento que nos fizeste jurar.
Adamlar Rahava, ‹‹Bize içirdiğin andı tutmasına tutarız›› dediler,I rzekli jej mężowie oni: Będziemy wolni od przysięgi tej, którąś nas poprzysięgła,
Adamlar Rahava, ‹‹Bize içirdiğin andı tutmasına tutarız›› dediler,두 사람이 그에게 이르되 네가 우리로 서약케 한 이 맹세에 대하여 우리가 허물이 없게 하리니
Adamlar Rahava, ‹‹Bize içirdiğin andı tutmasına tutarız›› dediler,Los hombres le dijeron: --Nosotros quedaremos libres de este juramento que nos has hecho jurar
Adamlar Rahava, ‹‹Bize içirdiğin andı tutmasına tutarız›› dediler,Mændene sagde til hende: "På denne Måde vil vi bære os ad med at holde den Ed, du har ladet os sværge
Adamlar Rahava, ‹‹Bize içirdiğin andı tutmasına tutarız›› dediler,Mennene svarte: Vi holder oss for å være løst fra denne ed som du tok av oss,
Adamlar Rahava, ‹‹Bize içirdiğin andı tutmasına tutarız›› dediler,Moža pa ji rečeta: Prosta bodeva te prisege, s katero si naju zavezala:
Adamlar Rahava, ‹‹Bize içirdiğin andı tutmasına tutarız›› dediler,Niin miehet sanoivat hänelle: "Me olemme vapaat siitä valasta, jonka meille vannotit,
Adamlar Rahava, ‹‹Bize içirdiğin andı tutmasına tutarız›› dediler,Och männen sade till henne: »Vi vilja likväl vara fria ifrån den ed som du nu har tagit av oss,
Adamlar Rahava, ‹‹Bize içirdiğin andı tutmasına tutarız›› dediler,Tedy řekli muži k ní: Prosti budeme od této přísahy tvé, kterouž jsi zavázala nás,
Adamlar Rahava, ‹‹Bize içirdiğin andı tutmasına tutarız›› dediler,Vả , hai người nói cùng nàng rằng : Này thể_nào chúng_ta sẽ khỏi mắc lời thề mà nàng đã bắt ta thề .
Adamlar Rahava, ‹‹Bize içirdiğin andı tutmasına tutarız›› dediler,Vả, hai người nói cùng nàng rằng: Này thể nào chúng ta sẽ khỏi mắc lời thề mà nàng đã bắt ta thề.
Adamlar Rahava, ‹‹Bize içirdiğin andı tutmasına tutarız›› dediler,И мъжете й рекоха: Ето как ще бъдем свободни от тая клетва, с която ти ни направи да се закълнем:
Adamlar Rahava, ‹‹Bize içirdiğin andı tutmasına tutarız›› dediler,И сказали ей те люди: мы свободны будем от твоей клятвы, которою ты нас закляла, если не сделаешь так :
Adamlar Rahava, ‹‹Bize içirdiğin andı tutmasına tutarız›› dediler,ויאמרו אליה האנשים נקים אנחנו משבעתך הזה אשר השבעתנו׃
Adamlar Rahava, ‹‹Bize içirdiğin andı tutmasına tutarız›› dediler,فقال لها الرجلان نحن بريئان من يمينك هذا الذي حلّفتنا به.
Adamlar Rahava, ‹‹Bize içirdiğin andı tutmasına tutarız›› dediler,二 人 對 他 說 、 你 要 這 樣 行 . 不 然 、 你 叫 我 們 所 起 的 誓 、 就 與 我 們 無 干 了
Adamlar Rahava, ‹‹Bize içirdiğin andı tutmasına tutarız›› dediler,二 人 對 他 說 、 你 要 這樣 行 . 不然 、 你 叫 我 們 所 起 的 誓 、 就 與 我 們無 干了
Afrikalıları bağlı tutmada, ve küresel dijital devrimi yürütmelerine yardım etmede bize düşen BRCK'tir,BRCK e efortul nostru de a-i ţine pe africani conectaţi şi de a-i ajuta să dirijeze revoluţia digitală.
Afrikalıları bağlı tutmada, ve küresel dijital devrimi yürütmelerine yardım etmede bize düşen BRCK'tir,BRCK è la nostra parte per fare connettere l'Africa e aiutarla a guidare la rivoluzione digitale globale.
Afrikalıları bağlı tutmada, ve küresel dijital devrimi yürütmelerine yardım etmede bize düşen BRCK'tir,브릭은 아프리카 사람들이 계속 연결될 수 있도록 돕고 그들이 글로벌 디지털 혁명을 이끌 수 있도록 돕는 우리의 해결책입니다.
Afrikalıları bağlı tutmada, ve küresel dijital devrimi yürütmelerine yardım etmede bize düşen BRCK'tir,ה BRCK הוא החלק שלנו בשמירת האפריקאים מחוברים, ובלעזור להם להניע את המהפיכה הדיגיטלית הגלובלית.
Afrikalıları bağlı tutmada, ve küresel dijital devrimi yürütmelerine yardım etmede bize düşen BRCK'tir,ومشروع BRCK هو الجزء المخصص لنا لنبقي أفريقيا متصلة بالعالم، ونساعدهم على قيادة الثورة الرقمية العالمية.
Afrikalıları bağlı tutmada, ve küresel dijital devrimi yürütmelerine yardım etmede bize düşen BRCK'tir,グローバルなデジタル革命を 主導するために BRCKがその一助となれば幸いです ありがとうございました
Ağı trafik çemberiinin tam ortasında havada tutmak için bişeye ihtiyacımız vardı.Aveam nevoie de ceva să ţinem năvodul ridicat acolo în mijlocul sensului giratoriu.
Ağı trafik çemberiinin tam ortasında havada tutmak için bişeye ihtiyacımız vardı.Avevamo bisogno di qualcosa per tenere su la rete nel bel mezzo delle rotonde.
Ağı trafik çemberiinin tam ortasında havada tutmak için bişeye ihtiyacımız vardı.Chúng tôi cần một thứ gì đó để giữ cái lưới trên cao ra khỏi khu vực giữa vòng xoay trên giao lộ.
Ağı trafik çemberiinin tam ortasında havada tutmak için bişeye ihtiyacımız vardı.Il nous fallait quelque chose pour maintenir le filet en hauteur au milieu de la circulation de ce rond point.
Ağı trafik çemberiinin tam ortasında havada tutmak için bişeye ihtiyacımız vardı.Kami memerlukan sesuatu untuk menahan jaring di sana, di tengah-tengah lingkaran lalu lintas.
Ağı trafik çemberiinin tam ortasında havada tutmak için bişeye ihtiyacımız vardı.또 우리는 그물을 위에서 잡아줄 뭔가가 필요했습니다. 바로 원형 교차로 중앙에 설치를 해야 했거든요.
Ağı trafik çemberiinin tam ortasında havada tutmak için bişeye ihtiyacımız vardı.Necesitábamos algo que sostuviera la red en lo alto sobre la rotonda.
Ağı trafik çemberiinin tam ortasında havada tutmak için bişeye ihtiyacımız vardı.Potřebovali jsme něco, co by drželo síť nahoře uprostřed kruhového objezdu.
Ağı trafik çemberiinin tam ortasında havada tutmak için bişeye ihtiyacımız vardı.Potrebovali sme niečo, čo by udržalo sieť hore, uprostred dopravného uzla.
Ağı trafik çemberiinin tam ortasında havada tutmak için bişeye ihtiyacımız vardı.Potrzebowaliśmy czegoś do podtrzymania sieci w samym środku ronda.
Ağı trafik çemberiinin tam ortasında havada tutmak için bişeye ihtiyacımız vardı.Precisávamos de algo para manter a rede levantada no ar no meio do círculo de trânsito.
Ağı trafik çemberiinin tam ortasında havada tutmak için bişeye ihtiyacımız vardı.Szükségünk volt valamire, amire felfűzhetjük a hálót, szabadtéren, a forgalom közepén.
Ağı trafik çemberiinin tam ortasında havada tutmak için bişeye ihtiyacımız vardı.We hadden iets nodig om het net mee omhoog te houden midden op het verkeersplein.
Ağı trafik çemberiinin tam ortasında havada tutmak için bişeye ihtiyacımız vardı.Wir brauchten etwas um das Netz da draußen inmitten des Kreisverkehrs oben zu halten.
Ağı trafik çemberiinin tam ortasında havada tutmak için bişeye ihtiyacımız vardı.Χρειαζόμασταν κάτι που να κρατάει το δίχτυ πάνω εκεί στο μέσο του κυκλικού κόμβου.
Ağı trafik çemberiinin tam ortasında havada tutmak için bişeye ihtiyacımız vardı.Нужно было что-то, поддерживающее сеть в воздухе, прямо над кольцевой развязкой.
Ağı trafik çemberiinin tam ortasında havada tutmak için bişeye ihtiyacımız vardı.Потрібно було, щоб сітка підтримувалася в повітрі прямісінько над кільцевою розв"язкою.
Ağı trafik çemberiinin tam ortasında havada tutmak için bişeye ihtiyacımız vardı.Трябваше ни нещо, с което да държим мрежата във въздуха там, в средата на кръговото движение.
Ağı trafik çemberiinin tam ortasında havada tutmak için bişeye ihtiyacımız vardı.היינו צריכים משהו שיחזיק את הרשת באויר בחוץ באמצע עיגול התנועה.
Ağı trafik çemberiinin tam ortasında havada tutmak için bişeye ihtiyacımız vardı.واحتجنا شيئاً لكي نعلق عليه الشبكة في منتصف دوار مروري
Ağı trafik çemberiinin tam ortasında havada tutmak için bişeye ihtiyacımız vardı.劣化しないものが必要でした 最終的に約2万キロのスチールの輪を使いました
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.å gråte har sin tid og å le har sin tid; å klage har sin tid og å danse har sin tid;
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.Aika on itkeä ja aika nauraa. Aika on valittaa ja aika hypellä.
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.Allah menentukan waktu untuk menangis dan waktu untuk tertawa, waktu untuk meratap dan waktu untuk menari
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.čas jokanja in čas smejanja, čas žalovanja in čas plesanja,
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.Čas pláče a čas smíchu, čas smutku a čas proskakování;