Ana içeriğe geç
Sözlük

tutma ile cümle

tutma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Hitler, 9. Ordu'ya Cottbus'u elde tutmasın ve batıya bakan bir cephe oluşturmalarını emretti.Той нарежда на 9-та армия да задържи Котбус и да установи линия на запад.
Ben de buna biraz ışık tutmaya çalışıyorum.Това продължава до запалване на лампата.
Artık ihtiyacın olmayan eşyaları üzerinde tutma.Не се оплаквай за нещо, на което няма нужда да се подлагаш.
Sürüm 3.0, dosyaların önceki sürümlerini tutmaz ve başka bir programla açılan dosyları atlar.DOS 4.0 не съответства на предишните версии, но може да чете файлове от тях.
Hiçbir sözünü tutmaz.Той не изпълнява обещанията си.
Yerde yatmakta olan bir cesedin elinde mikrokaset kayıt cihazı ve bir Altıpatlar tabanca tutmaktadır.Между тях лежи труп, който държи револвер и малък аудиорекордер.
Grósz avlanmaktan ve balık tutmaktan hoşlanırdı.Обича да ловува и да ходи за риба.
Temel görevi, Muggleları büyücü dünyasından uzak tutmaktır.Единствената цел на клана е да отърве света от магически същества.
Son yıllarda şehirde turizm de önemli bir yer tutmaktadır.През последните години туризмът е от особено значение за града.
Okumaya, not tutmaya, dersleri dinlemeye ve öğrendiklerini tartışmaya eğilimlidirler.Възприемат по-лесно като четат, си водят записки, слушат лекции, участват в дискусии и дебати.
Asla yas tutmayacağım!’Аз не ща ярем!“.
Hobileri golf oynamak ve balık tutmaktır.Хобитата му са билярд и риболов.
Çocukların ellerini çabuk tutmaları gerekmektedir.Пръстите на ръцете трябва да се прибрани.
Uzay tutmasının süresinin değişke olmasına rağmen 72 saatten fazla sürmediği görülmüştür.Като правило, от корена до масата на консуматора не трябва да са минали повече от 72 часа.
Asıl amaç kullanıcıların daha az sayıda hesap bilgisi akılda tutmalarını sağlamaktır.Това позволява на потребителя да разглежда информация по почти неограничен брой начини.
İlçe ekonomisinde tarım önemli bir yer tutmaktadır.В ранните си дни Общността представлява и важен икономически блок.
Ancak nişastanın daha az yer tutmasını sağladığı için bir avantaj temin eder.Нисък мъж, който се превива, за да заеме по-малко място.
Balık tutmak isteyenler için de iyi bir seçim.Дреновец, подходящи за риболов.
Bu kuş türü utangaçtır ve kendilerini gizli tutmaya çalışırlar.Интелигентността на тези децата е нормална, но те са стеснителни и затворени в себе си.
Toprağın su tutma kabiliyetini ve havalanmasını arttırır.Те неблагоприятно влияят върху способността на земята да улавя и задържа вода.
Muggle'ları büyünün varlığından bihaber tutmak için çok büyü çaba sarf edilmektedir.Банката изпълнява и функциите при обмяната на мъгълските пари във вълшебни.
Google, müşterilerin verilerini tutmadığını beyan etti.От Google отказват да отговорят колко дълго съхраняват получената за потребителите информация.
Mahalleye yılda bir iki kez kar yağar ama tutmaz.Сняг пада средно веднъж годишно, но снежна покривка не се задържа.
Recep İvedik karakterinin TV'de tutmasının üzerine çekilmiştir.Забелязват комедийните му способности и го канят в телевизионното студио.
MediaWiki; 1.7 sürümünden itibaren PHP 5 desteğini zorunlu tutmaktadır.Съвместимостта с PKCS #7 версия 1.5 е запазена където е било възможно.
Öncelikli olarak yiyeceği parçalara ayırmak için tutmaya yararlar.Те се използват предимно за размачкване на храната преди преглъщане.
Çocuklarımı ve karımı tutmaya çalıştım ama başaramadım.Родителите ми се опитваха да ме изправят някак, но все не им се получаваше.
Eser antik yunandaki yaşam ile ilgili tarihe ışık tutmaktadır.Добре известно е положителното отношение към хомосексуалните контакти в Древна Гърция.
Düzeyini çok üst sınırda tutmaktadır.В горната си част е силно разклонено.
Orada 1 ay boyunca İngilizce kurslarına tabii tutmaktadır.Там тя получава магистърска степен и преподава английски език една година.
Balık tutmayı seviyorum.Аз обичам да ходя за риба.
Dolaylı masraflar yaklaşık 15 milyar dolar tutmakta ve bunun en büyük kısmını işgücü kaybı oluşturmaktadır.Posredni troškovi iznose oko 15 milijardi $, od čega najviše otpada na izostanke s radnog mjesta.
Devam filmi niteliğindeki bu film ilki kadar tutmasa da başarılıydı.Ta jwe greška bila česta još i prije tog filma.
Cinayet ile suçlanan Ed, Riedenschneider'ı yeniden tutmak için evini ipotek ettirir.Ed je optužen pa stavlja kuću pod hipoteku kako bi opet angažirao Riedenschneidera.
Newton'ın hareket yasaları tutmak gerekiyordu.Tumačio je Newtonova prirodoznanstvena stajališta.
Zikir, hatırlamak, anmak, zihinde tutmak, unutmamak anlamına Kur’an kaynaklı bir terimdir.Čitati, pamtiti, dugo nositi u sebi.
Horne, şehrin yarısından fazlasını kontrolü altında tutmaktadır ve her türlü kirli işin de arkasındadır.CalEnergy posjeduje oko polovicu njih, a ostatak su u vlasništvu raznih tvrtki.
Radyasyonları tutma özelliklerine göre iki tiptedirler.Rendgenske zrake opažaju se dvjema vrstama detektora.
Bu tiyatro oyunu çok tutmadı ve kısa süre sonra gösterimden kalktı.Svidio mi se njezin nastup pa smo se upoznali odmah poslije.
"'Pepee'nin yaşı tutmadı!".Olgin lik života nema. "
Küçük bir bütçeyle çekilen film o yıllarda pek tutmadı ama yeterli bir gişe başarısı sağlandı.Film je zaradom pokrio budžet, ali bez velikog profita.
Perdeyi hep açık tutmak...Uvijek ima preče od prečeg...
Yaygın olarak insanların el ve ayaklarını tutmaz hale getirirler.Obično se ne pokrivaju lice, ruke i noge na ikoni.
Refekatçılardan birisi ön tarafa bindirilir ve kucağında tutması için büyük bir ayna verilir.Konju bi se na čelo glave objesilo ogledalo.
Moralleri yüksek tutmak için, başarıları devamlı basına taşınıyordu.Nakon uspjeha, Presley je namjeravo nastaviti redovno nastupati uživo.
Hiçbir sözünü tutmaz.On je uzdigao svoju Riječ.
Stalin, birliklere ne pahasına olursa olsun mevzilerini tutmalarını emretti.Jednotka však dostala rozkaz držať svoje pozície za každú cenu.
Mayalar da zaman kaydı tutmakla ilgileniyorlardı ama takvimlerini yıllık bir dönemle ilişkilendirmemişlerdi.Považoval som za zvláštne, že žijú so spomienkami z tých čias, bez toho aby sa s tým po rokoch vyrovnali.
Newton'ın hareket yasaları tutmak gerekiyordu.Newtonovho pohybového zákona.
Günlerden bir gün kızlar dereye balık tutmaya gitmişler.Jedného dňa sa dvaja muži z dediny rozhodli ísť loďou na ryby.
Elinde bir el feneri ve 9mmlik Luger tabanca tutmaktaydı.Zbraň je radená medzi samopaly a používa náboje 9 mm Luger.
Buna rağmen oyunun çizgi roman serisinde önemli yer tutmaktadır.Tento symbol hrá v románe veľkú úlohu.
Craze, boş vakitlerinde balık tutmaktan hoşlanmaktaydı.Kráľ Koloman mal rád poľovačky v okolitých lesoch.
Elinde bir lamba tutmaktadır.Má pripevnenú baterku.
Sabit manyetik ağ aracı havada asılı tutmak için harici hiçbir güç gerekmemektedir.Permanentné magnety nepotrebujú k vytváraniu magnetického poľa žiadnu vonkajšiu energiu.
Fakat benim üzerimde bir de memleketi emniyet ve huzur içinde tutmak mesuliyeti var.Miestni ľudia žijú v ústraní a veľmi pokojným životom.
Kanıtları daha kolay ve kısa tutmak için bu varsayım genellikle yapılır.Tam však už posudzovanie prebieha rýchlejšie a jednoduchšie.
Okumaya, not tutmaya, dersleri dinlemeye ve öğrendiklerini tartışmaya eğilimlidirler.Žiaci sa učia vidieť, popisovať, zaznamenávať, klásť otázky, triediť informácie a nachádzať vzťahy.
Hiçbir sözünü tutmaz.Nepriberá žiadny prítok.
B plakasındaki tanrı ise her elinde bir deniz atı ya da ejderha tutmaktadır.Figura na plošči b drži v vsaki roki morskega konjička ali zmaja.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod