Ana içeriğe geç
Sözlük

tutma ile cümle

tutma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Birden fazla fotoğraf seçmek ve tutmak için yeteneği.Cô có tiếng là được nhiều người yêu và chụp ảnh.
Öncelikli olarak yiyeceği parçalara ayırmak için tutmaya yararlar.Chúng được sử dụng chủ yếu để nghiền nhỏ thức ăn trong quá trình nhai.
Ancak Yoo Jung'un ayrıca birçok insanın ona kin tutmasını sağlayan karanlık bir tarafı vardır.Tuy nhiên Yoo Jung lại thể hiện những "mặt tối" với vài người mà anh cho rằng chống lại anh.
Bilgisayarlar işlem yaparken program kodları ve veri tutmak için RAM kullanırlar.Máy vi tính sử dụng RAM để lưu trữ mã chương trình và dữ liệu trong suốt quá trình thực thi.
Özel Hareketler: Top Tutma Döner Tekme Deep: Uzun bir kılıcı vardır.Cánh sau có đuôi dài dạng kiếm.
Andrea, kız kardeşi için yas tutmaktadır ve Dale ona destek olmaya çalışır.Andrea cũng quyết định ở lại, mặc cho Dale thuyết phục.
Asla yas tutmayacağım!’Không bao giờ bỏ cuộc!
Grubun üyeleri gerçek kimliklerini saklı tutmaktadırlar.Mai nghi ngờ bố mẹ chồng đang giấu giếm điều gì đó.
Bu iki yasadan biri herhangi bir anda bir makamdan daha fazlasını elde tutmayı yasakladı.Bên chiếm ưu thế một trong hai đảng cầm quyền trong khả năng cho nhiều hơn một nhiệm kỳ liên tiếp.
Filmde konuşmalar çok az yer tutmaktadır.Bộ phim nổi bật với rất ít các cuộc hội thoại bằng lời nói.
Boston Bruinsi tutmakta ve ölesiye Boston Red Sox fanatiğidir.Đội bóng kình địch của New York Yankees là Boston Red Sox.
F plakasındaki tanrıça bir kuşu yükselmiş sağ eliyle tutmaktadır.プレート f の女性像は右手を挙げて鳥を持っている。
Vukuf-ı Kalbî: Kalbi uyanık tutmak gerekir.相手の心臓を奪うことで、その者を覚者とする。
Google, müşterilerin verilerini tutmadığını beyan etti.Googleは、顧客データを所有していないと述べている。
Sinirlidir Sivri: Genelde arkadaşı Kara ile balık tutmaya gider.啓太の役に立とうと、釣りをして啓太達の食料を確保したりもしている。
Genelde bir öğrenci olduğu düşünülen aşık, sevgilisi Lenore'u kaybetmenin yasını tutmaktadır.学生であろうと指摘されることの多い主人公は、恋人レノーアを失って嘆き悲しんでいる。
B plakasındaki tanrı ise her elinde bir deniz atı ya da ejderha tutmaktadır.プレート b に描かれた神は両手にタツノオトシゴかドラゴンと思われるものを掴んでいる。
Charlie Sheen balık tutmaktan ve şiir yazmaktan zevk alır.ピーター・パンが大好きで絵本作家を志望している。
Hobileri golf oynamak ve balık tutmaktır.趣味はゴルフと釣り。
Halen 3000 metre Avrupa rekorunu elinde tutmaktadır.男子3000m・5000mのヨーロッパ記録保持者である。
Oksijen gerekiyorsa, "üfleme" (Oksijen kaynağını çocuğun yüzüne yakın bir yerde tutma) önerilir.酸素投与が必要な場合、 酸素マスクよりも小児を興奮させる刺激が少ない「ブローバイ」投与(酸素源を小児の顔のそばに保持する)が望ましい。
Sözlerimi tutmak zorunda mıyım? (…) benim başlangıcım gülmek ve güldürmektir.^ 放送開始当初の『笑っていいとも!
BDNF özellikle uzun süreli hafıza için önemli bir yer tutmaktadır.BDNFそれ自体は、長期記憶に重要である。
Grósz avlanmaktan ve balık tutmaktan hoşlanırdı.老後は狩猟と釣りを楽しんだ。
Kimlik doğrulama, izin verme ve hesap tutma işlemlerini yapar.認定する、認定しない、保留の判断をする。
Tutmak (T): Bir nesneyi elle tutmak.保管することを留置(とめおき)という。
Claire, Aaron'ı tutmasına izin verir.クレアはダンカンを逮捕させて報復する。
Sahibi tutmak için koşmuş, arkasından yalvarmış, bağırmış, boşuna.また処刑の際に悲鳴をあげ、吐瀉物を吐き散らし苦しみながら絶命したという。
Asla yas tutmayacağım!’「NEVER GIVE UP!
Tutmak anlamına gelen "İmsak" da, sükuta benzer bir ilkedir.荒魂は先鋒(さき)として師船(みいくさのふね)を導かむ」という神託があったとある。
Perdeyi hep açık tutmak...いつも幟を付けている。
Günlerden bir gün kızlar dereye balık tutmaya gitmişler.ある日、子供たちが鯛を釣り上げた。
Artık ihtiyacın olmayan eşyaları üzerinde tutma.求められている以上に情報を持つ発話をするな。
Listeyi fazla uzun tutmamak için, en az 100 milyon tahmini satışı olan yazarlar dahil edilmiştir.ページが際限なく肥大化するの防ぐため、1億冊以上売れた者のみを載せる。
Balık tutma, çiftçilik görülür.釣りやキャンプができる。
Turizm ülke için özellikle 20. yüzyıldan sonra önemli bir yer tutmaktadır.20世紀以降は観光業が大きな役割を担っている。
Sen veya ailen hakkında atıp tutmayacağım ...だからと言って友人や家族を蔑ろにしているわけではない。
Hizmetler sektörü içinde yer alan ticaret de ilçe ekonomisinde önemli yer tutmaktadır.公共部門を含むサービス業も国内経済における重要な位置を占める。
Bu geçitleri bir sonraki ilkbahara kadar elde tutmak öngörülmektedir.その状態だと春先まで保存が可能である。
Kalbi uyanık tutmak gerekir.心の夢醒める事無く。
Hiçbir sözünü tutmaz.約束をはたせない。
Modifiye oyunda önemli bir yer tutmaktadır.劇中の重要な転換点を担う。
İnsanın dış dünya ile ilişkilerine ışık tutmaya çalışır.外部の人間との通信を試す。
Sayfa tablosunun boyutlarını sınırlayan bir sınır kaydı tutmak.盤の升目を区切る罫線には凹凸がある。
Kahveyi yerden uzak tutmak için kahve filtresi.茶巾筒 他の道具の水濡れを避けるために茶巾を収納する。
Takım arkadaşlarının verdiği pasları kalecilerin elle tutmaları yasaklandı.ショートパンツはぶかぶかのものは禁止。
Çocukların ellerini çabuk tutmaları gerekmektedir.本人も女子には手が早い。
Tutmak için bir de sapları bulunur.引っ張るための紐を付けられるものもある。
A plakasında sakallı adam figürü her iki eliyle kendisinden daha ufak bir adamın elini tutmaktadır.プレート a の髭のある人物は、両手に小さな人物像を掴んでいる。
Onun dolayı insanları çevreye zarar vermekten ve böylece aynı hatayı yapmaktan uzak tutmak için uyarırlar.この段階では、加害者は被害者に罪悪感を与え、周囲には被害者が悪いと思わせようとする。
Craze, boş vakitlerinde balık tutmaktan hoşlanmaktaydı.マックンは大の釣り好き。
Çok derin acılı bir yas tutmaktadır.縦に深い溝がある。
Herkes bu daireyi tutmak üzere harekete geçer.2人はそのアパートに住むことにした。
Bebekler anal evrede dışkısını tutma yeteneği elde ederler.アニメ版ではとりついた人間を幼児退行させる能力を持つ。
Çocuk gelişimi için oldukça tehlikeli olan bu sektörden çocukları uzak tutmak ve korumak gerekmektedir.これら有害なものから子供たちをいかにして守るか、これもみんなで真剣に考えなければなりません。
Orayı tutmak istiyorlardı.を入れていた。
Bu alan içinde kaleciye topu eliyle tutma hakkı verilmiştir.このエリア内でのみ、ゴールキーパーは手でボールを扱う事が許される。
Fakat taraf tutmadık.脇本陣はなかった。
Mahalleye yılda bir iki kez kar yağar ama tutmaz.大きな別荘を持っているが、年に一、二度しか使わない。
Biz aslında farketmesek de birincil yolcu tutma sistemi kütle çekimidir.我々が意識しない第一の搭乗者拘束システムは重力である。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod