Ana içeriğe geç
Sözlük

tutma ile cümle

tutma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Fransızlar buna karşın Arras'ı tutmayı başarmışlardır.Prancis hanya mampu bertahan di Arras.
Sophia da unvanını korudu ve sarayın bir bölümünü kendisi için tutmaya devam etti.Sofia juga mempertahankan pangkatnya dan terus memegang bagian dari istana untuk dirinya sendiri.
İrlanda'ya dönünce, herkes Brooklyn'e dönen Eilis burada tutmak için gizlice anlaşmış gibi görünmektedir.Di Irlandia, semua orang tampaknya bersekongkol untuk mencegah Eilis pergi ke Brooklyn.
Çoğu insan, hipertansiyonu kontrol altında tutmak için birden fazla ilaca ihtiyaç duyar.Banyak orang memerlukan lebih dari satu obat untuk mengendalikan hipertensi mereka.
Örneğin, bir seferde 10 aylık bir süreçte tek bir elektronun tutmakta Penning tuzağı kullanıldı.Dalam satu percobaan, perangkap Penning dapat memerangkap satu elektron tunggal dalam periode waktu 10 bulan.
Yuva, hayvanların yumurtalarını tutmak ve/veya yavrularını yetiştirmek için inşa ettikleri yerdir.Sarang adalah tempat yang dibangun hewan untuk menyimpan telur dan membesarkan bayi mereka.
Asla yas tutmayacağım!’Kukira dia tidak akan pernah pergi!"
Tüm ziyaretçiler 6 ay geçerli bir pasaport tutmak gerekir.Semua wisatawan harus memiliki paspor yang berlaku selama 6 bulan.
Giyimin en önemli özelliklerinden biri de onu giyen kişiyi rahat tutmaktır.Salah satu tujuan utama dari pakaian adalah untuk menjaga pemakainya merasa nyaman.
Bunlar Henry'nin tarafını tutmaktan vazgeçerler.Hal itu tidak menghentikan Henry IV.
Hayaletleri yumrukla tehdit ederken tutmayın beni diye bağırır.Maka jawab pencuri itu dengan ketakutan, benar.
Hobileri golf oynamak ve balık tutmaktır.Hobinya adalah bermain musik dan memancing.
Daniel, karısının ölümünden kendisini sorumlu tutmaktadır.Owen menyalahkan dirinya sendiri atas kematian temannya.
Balık tutmayı çok sever ve her zaman yanında yarı olta yarı şemsiye olan bir eşya taşır.Dia sangat suka tidur dan sering membawa bantal kemana-mana.
İnsan nezaketi ve onurunu saygin tutmak.Tujuannya untuk memelihara keanggunan dan kehormatan perempuan.
Balık tutmak isteyenler için de iyi bir seçim.Juga menjadi tujuan bagi wisatawan yang menyukai memancing.
Bu bakımdan köy oldukça önemli bir yer tutmaktadır.Maka dari itu, kota ini merupakan wilayah yang sangat penting.
Kelepçe, bir kişinin bileklerini birbirine yakın tutmak amacıyla tasarlanmış alettir.Borgol adalah alat penahan yang dirancang untuk menyatukan kedua pergelangan tangan seseorang.
Perde, elleri sıkı tutmak için kullanılan güçle belirlenir.Tetapi, peserta, diperbolehkan untuk menggunakan tangannya.
Zikir de namaz kılmak, oruç tutmak vb. emirler gibi Allah'ın bir emridir.Ibadah seorang hamba dan kebutuhannya kepada Allah serta permintaannya kepada Allah dalam segala urusannya.
Dışkısını tutmak veya bırakmaktan haz duyarlar.Dia harus mengambil keputusan: hadir atau tersingkir.
Boston Bruinsi tutmakta ve ölesiye Boston Red Sox fanatiğidir.Wachter adalah seorang penggemar berat dari Boston Red Sox.
Kalbi uyanık tutmak gerekir.Rahasianya tentang hal itu tetap terjaga.
İmparator muhtemelen prensi tutmak ve böylece batı cephesini güvence altına almak istiyordu.Amerika Serikat ingin menghapus posisi kaisar dan kemungkinan mengadilinya sebagai penjahat perang.
Eğer hamur iyi tutmamışsa, biraz sıvı yağ ilave edilir.Kalau tidak dibersihkan, minyak nilam bisa terkontaminasi.
Ayrıca imparatorun bir takım tutması da kabalık kabul edilirdi.Jawaban yang diberikan pangeran pun sangat memuaskan.
Halaha kurallarınca 13 yaşını doldurmamış çocukların yas tutma zorunluluğu yoktur.Anak-anak seharusnya khatam al-Quran sebelum berumur 13 tahun, tetapi bukanlah wajib.
Google, müşterilerin verilerini tutmadığını beyan etti.Google tuyên bố rằng họ không sở hữu dữ liệu của khách hàng.
Oyunun PC ve PS3 sürümleri ortalama 94/100 puan tutmaktadır.Các phiên bản PC và PS3 giữ điểm số trung bình là 94/100 .
Sen veya ailen hakkında atıp tutmayacağım ...Tôi sẽ không nói dối về bạn và gia đình bạn...
Sigara içme alışkanlığı ve köy göletinde balık tutma zevkine sahiptir.Ông ta thích hút thuốc và thích câu cá trong cái ao trong làng.
Perdeyi hep açık tutmak...Nhưng nó luôn bị bịt kín....
IV. Aleksios sözlerini tutmanın zor olduğunun farkına vardı.Alexios IV nhận ra rằng lời hứa của ông là rất khó giữ.
Orayı tutmak istiyorlardı.Tánh đóng giữ nơi ấy.
Her nasılsa Michelangelo parayı kendisinde tutmayı başardı.Michelangelo luôn bảo vệ sự riêng tư của mình.
Vücutta suyu tutmama özelliği olan bir madde.Quan trọng hơn là chúng biết cách giữ nước trong cơ thể.
Özel güvenlik görevlileri ise VIP alanları ve iletişim güvenliğini kontrol altında tutmaktadır.Một bộ phận an ninh đặc biệt xử lý bảo vệ VIP và bảo mật thông tin liên lạc.
Ferruh da sırrını tutmaya söz verir.Tuy nhiên Rhett hứa sẽ giữ kín bí mật tội lỗi của cô.
Uzun süre et yemekten kaçındı ve oruç tutmayı bir siyasi protesto yöntemi olarak kullandı.Ông thường nhịn ăn lâu ngày, dùng nhịn ăn như một vũ khí chính trị.
Oyundaki başarı göstergeleri pozitif bütçeyi korumak ve vatandaş memnuniyetini yüksek tutmaktır.Chỉ số thành công là duy trì cân đối ngân sách tích cực và sự hài lòng của công dân.
Çocukların ellerini çabuk tutmaları gerekmektedir.Nhưng những chàng trai chưa vội ra tay.
Erymanthian dağında yaşayan büyük yaban domuzunu ağla tutmak.Heo rừng Erymanthian sống trên ngọn núi Erymanthus, nó sống trên đỉnh núi cao.
Olaylardan Stalin'i sorumlu tutmak doğru bir tutum sayılmaz.Tuy nhiên, cũng là không công bằng nếu quy mọi trách nhiệm cho Stalin.
Zuniga bir tutuklama belgesi hazırlaması sırasında Carmen'i koruma altına tutmasını ister.Zuniga ra lệnh cho José canh gác cô trong khi ông viết trát bỏ tù.
Muggle'ları büyünün varlığından bihaber tutmak için çok büyü çaba sarf edilmektedir.Tuy nhiên một số Muggle biết được sự tồn tại của thế giới phù thủy.
Tutmak için bir de sapları bulunur.Họ cũng sẽ được trang bị một cái chày gai.
Causses ve Cévennes, kır kültürünün evriminin sayısız ifadesini elinde tutmaktadır.Causses và Cevennes là nơi giữ lại nhiều bằng chứng của sự tiến hóa hoạt động nông mục theo thời gian.
Buna ilaveten, II. Şapur'un ordusu batıda yeni ele geçirilen yerleri tutmak için yeterli değildi.Hơn nữa, Shapur II không có đủ quân để bảo vệ những vùng đất mà ông vừa chiếm được.
Grósz avlanmaktan ve balık tutmaktan hoşlanırdı.Có những loài dơi thích ăn cá và biết bắt cá.
Mahallede piknik, avlanma ve balık tutma alanları mevcuttur.Ở các miền quê, những trò câu cá và đi săn ngự trị.
Herkes bu daireyi tutmak üzere harekete geçer.Hai người quyết định ở lại căn hộ để theo dõi người doanh nhân.
Craze, boş vakitlerinde balık tutmaktan hoşlanmaktaydı.Lena cũng rất thích chơi dương cầm khi rảnh.
Günlerden bir gün kızlar dereye balık tutmaya gitmişler.Một hôm hai vợ chồng đi đánh cá.
Balıkçılar ak balığı tutmak için yem olarak meyve bile kullanırlar.Ngay cả Chúa cũng giúp các môn đồ bắt cá để ăn.
Mahalleye yılda bir iki kez kar yağar ama tutmaz.Nó rụng lông vừa phải quanh năm, nhưng chỉ rụng nhiều một lần trong năm.
Kurbanı sakin tutmaya çalışın.Sau đó cô cố gắng giữ bình tĩnh.
Fakat Angelo yine sözünü tutmaz.Anastasia đã không thử lại điều này.
Zincirlerinizi bıraktığınızı söyleyebilirsiniz, zaten sizin olmayan bir şeyi sıkı sıkıya tutmaktaydınız.Tiếng tiêu của anh đã thu hồn, đoạt phách của cô khiến cô say đắm không còn làm chủ được mình.
Bu veritabanı, verileri ve XML dosyaları tutmak için kullanılır.Nó cung cấp khả năng kiểm chứng và phân tích các tài liệu XML.
Ormanlık alanları ilçemizin toplam alanında %45 gibi önemli bir yer tutmaktadır.Diện tích đất có rừng của một quốc gia tối ưu phải đạt 45% tổng diện tích.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod