Bill sık sık sözlerini tutmaz.Bill often doesn't keep his promises.
Balık tutmaya gidebilir miyiz?Can we go fishing?
Babam balık tutmaya gitti.My father went fishing.
Sözlerini tutmalısın.You must keep your promises.
Verdiğin sözleri tutmalısın.You must keep the promises you make.
O gençken her zaman nehirde balık tutmaya giderdi.He always went fishing on the river when he was young.
Arabamı orada tutmak istiyorum.I want to keep my car there.
Şehrin o tarafını temiz tutmalısın.You should keep clear of that side of town.
Asla kör bir adamın kolunu tutmayınız. O sizinkini tutsun.Never take a blind man's arm. Let him take yours.
Beyaz halıları temiz tutmak çok zordur.White carpets are very hard to keep clean.
Babam ve ben arada bir balık tutmaya gideriz.My father and I go fishing once in a while.
Sözlerini tutmayan birçok politikacı var.There are many politicians who don't keep their promises.
Gümüş eşyaları cilalı tutmazsan parlaklığını kaybederler.If you don't keep the silverware polished, it'll lose its luster.
Onu temiz kokulu tutmak için buzdolabında bir kutu kabartma tozu tut.Keep a box of baking soda in the fridge to keep it smelling clean.
Gıdaları bakterilerden uzak tutmalıyız.We need to keep bacteria out of food.
O, iş ve ev yaşamını dengede tutmaya çalışıyor.She's trying to balance her work and home lives.
Ekoloji dünyamızı güvende tutmak için çok önemlidir.Ecology is very important to keep our world safe.
Sırlarımı gizli tutmaya söz veriyor musun?Do you promise to keep my secrets private?
Doğum gününde dilek tutmak bir Amerikan geleneğidir.It's an American tradition to make a wish on your birthday.
O, balık tutmayı seviyor.She loves to fish.
Sözünü tutmak zorundasın.You have to keep your promise.
Sır tutmalısın.You should keep secrets.
Güney eyaletlerini zayıf tutmak istediler.They wanted to keep southern states weak.
Onlar işlerini açık tutmak için kredi alamadı.They could not get loans to keep their businesses open.
Kansas'ı huzurlu tutmak için çok çalıştı.He had worked hard to keep Kansas peaceful.
O ona sözünü tutmasını tavsiye etti.She advised him to keep his promises.
Benimle birlikte balık tutmaya gider misin?How about going fishing with me?
Benimle birlikte balık tutmaya gitmek ister misiniz?Would you like to go fishing with me?
Odanı temiz tutmanı söylemek zorunda olmamalıyım.I shouldn't have to tell you to keep your room clean.
Ön camı temiz tutmalısın.You should keep your windshield clean.
Tom balık tutmaya gitti, ama bir şey yakalamadı.Tom went fishing, but didn't catch anything.
Tom bana sözümü tutmadığım için beni suçlayamadığını söyledi.Tom told me that he couldn't blame me for breaking my promise.
Tom balık tutmayı seviyor.Tom loves fishing.
Tom şafaktan hemen önce balık tutmaya gitmek için ayrıldı.Tom left to go fishing shortly before dawn.
Tom bu yıl günlük tutmaya karar verdi.Tom has decided to keep a diary this year.
Tom kendini uyanık tutmak için birkaç fincan kahve içti.Tom drank a few cups of coffee to keep himself awake.
Tom'un bir taksi tutmasına gerek yoktu. O yürüyebilirdi.Tom didn't need to take a taxi. He could have walked.
Tom sözünü tutmadı.Tom didn't keep his promise.
Tom defter tutma metodumuzu benimsedi.Tom adopted our method of bookkeeping.
Tom, Mary'nin verdiği sözü tutup tutmayacağından emin değil.Tom doubts if Mary will keep her promise.
Tom Mary'ye yardım etmek için verdiği sözü tutmadı.Tom didn't keep his promise to help Mary.
Tom ve Mary birlikte balık tutmaya gitti.Tom and Mary went fishing together.
Seni tutmak istiyorum.I want to hold you.
Sanırım, söz tutmak önemlidir.I think, keeping promises is important.
Tom gözyaşlarını tutmaya çalıştı.Tom tried to hold back his tears.
Tom barajın tutmayacağını bilemezdi.Tom had no way of knowing that the dam wouldn't hold.
Tom öfkeyi kontrol altında tutmak için elinden geleni yaptı.Tom did his best to keep temper under control.
Tom kesinlikle sözünü tutmalıydı.Tom certainly should have kept his promise.
Tom bir bebekbakıcısı tutmayı göze alamaz.Tom can't afford to hire a babysitter.
Bunu gizli tutmalıyız.We need to keep this confidential.
Son kez balık tutmaya gittiğinde bir şey yakaladın mı?Did you catch anything the last time you went fishing?
Üzgünüm sözümü tutmadım.I'm sorry I didn't keep my promise.
Ürün onu taze tutmak için vakumla kapatılır.The product is vacuum-sealed to keep it fresh.
Sözünü tutmadı.He broke his promise.
Tom Mary'yi sıcak tutmaya çalıştı.Tom tried to keep Mary warm.
Otobüs sürücüsü öğrencilere başlarını otobüsün içinde tutmalarını söyledi.The bus driver told the pupils to keep their heads inside the bus.
O bunu gizli tutmamı rica ediyor.He asks me to keep it secret.
Evde kalmayı balık tutmaya tercih ederim.I'd rather stay home than go fishing.
Balık tutmaya gitmektense evde kalmayı tercih ederim.I'd rather stay at home than go fishing.
Sen havluları ve temizlik bezlerini bir arada tutmamalısın.You shouldn't keep towels and cleaning rags together.