Ana içeriğe geç
Sözlük

tutma ile cümle

tutma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Mahalleye yılda bir iki kez kar yağar ama tutmaz.Stârcii de noapte clocesc doar o dată pe an, rareori de două ori.
15 Kasım'da BM birlikleri, İsrail ve Mısır güçlerini ayrı tutmak için Sina'yı bölgeler böldü.Din 15 noiembrie, trupele ONU au stabilit o zonă în Sinai pentru ai separa pe Israelieni de forțele Egiptene.
Çoğu insan, hipertansiyonu kontrol altında tutmak için birden fazla ilaca ihtiyaç duyar.Multe persoane au nevoie de mai mult de un singur medicament pentru controlul hipertensiunii arteriale.
Alman harekât planı ise batı yönünde olabildiğince hızlı hareket etmek ve bu koridoru açık tutmaktır.Germanii plănuiau să mențină coridorul deschis și să continue deplasarea spre vest.
Sen veya ailen hakkında atıp tutmayacağım ...Dacă te ucid familia mea nu o sa se întoarcă la viața...
Ara sıra bacakları tutmamaz olur.Piciorul: lipsește destul de des.
Küçük bir bütçeyle çekilen film o yıllarda pek tutmadı ama yeterli bir gişe başarısı sağlandı.Acum câțiva ani ne gândeam la un film cu un buget mic, sau chiar inexistent.
Ben zombileri dışarıda tutmayı başarır ancak bu esnada tüfeğini düşürür.Ben reușește să-i țină la distanță, dar își scapă carabina.
Daniel, karısının ölümünden kendisini sorumlu tutmaktadır.Kelvin se confruntă cu amintirea soției lui moarte și cu vina pentru suicidul ei.
Balık tutma sporu ve dalgıçlık burada popüler sporlardır.Pescuitul sportiv și de agrement este o activitate populară de-a lungul râului Sava.
Joe onu, Osgood'u yattan uzak tutması ve kendisinin de yata Sugar Kane'i götürmesi konusunda ikna eder.Joe o convinge pe Daphne să-l țină pe Osgood pe uscat în timp ce el merge pe iaht cu Sugar.
Özellikle doğu roma imparatorluğuna ait ait kalıntılar büyük yer tutmaktadır.Rând pe rând, teritoriile Imperiului Roman de Apus sunt cucerite.
Son yıllarda meyvecilik de (Özellikle Kiraz) önemli yer tutmaya başlamıştır.În ultimii ani, s-a trecut la realizarea în principal de culturi furajere (lucernă etc.).
Suçsuz bir adamın ölümünden bizi sorumlu tutma.Să nu te încarci cu un păcat din pricina aproapelui tău.
Tetikleme darbesi ile tutuğu değeri bırakır ve yeni gelen değeri tutmaya başlar.Același individ caută deja iar să piardă din greutatea recuperată, luând ciclul de la capăt. ^
Albüm tutmayınca grup dağıldı.După lansarea albumului, trupa s-a despărțit.
Tom öfkeyi kontrol altında tutmak için elinden geleni yaptı.Tom a făcut tot posibilul pentru a-și păstra cumpătul.
Zaman zaman balık tutmaya gideriz.Plecăm din când în când la pescuit.
Gözlerimi açık tutmam lazım.Trebuie să-mi țin ochii deschiși.
İslam'ın beş şartı; şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek ve hacca gitmektir.Cei cinci piloni ai islamului sunt: mărturisirea, rugăciunea, postul, milostenia și pelerinajul.
Google, müşterilerin verilerini tutmadığını beyan etti.A Google kijelenti, hogy nem birtokolja az ügyfelek adatait.
Leporello Donna Anna'nin evi dışında evi gözü önünde tutmaktadır.Leporello kint őrködik Donna Anna háza előtt.
Gaga kontrolü elinde tutmanın tek yolu olarak mastürbasyona sığınıyor." dedi.Gaga a maszturbációba menekül, hogy egyedüli módként megőrizze az irányítást.”
"'Pepee'nin yaşı tutmadı!".Hány éves vagy? - Pilay imong edad?
Asla yas tutmayacağım!’Sose hátráljatok meg!”
İnkalar bu isteğini yerine getirdilerse de Pizarro sözünü tutmadı.Bár ígéretét teljesítette, Pizarro nem engedte szabadon.
Çoğu insan, hipertansiyonu kontrol altında tutmak için birden fazla ilaca ihtiyaç duyar.Sok embernek egynél több gyógyszerre van szüksége a hipertónia szabályozásához.
Buna ilaveten, II. Şapur'un ordusu batıda yeni ele geçirilen yerleri tutmak için yeterli değildi.Emellett II. Sápúr erői elégtelenek voltak a meghódított nyugati területek megtartásához.
Bauman, aynı zamanda postmodernizm hakkındaki çalışmalarıyla da önemli bir yer tutmaktadır.A camp kötődik a posztmodernhez is.
Bu elbise, kanı tabii hâliyle tutmaya yarar.Csak így tudjuk vérünket tisztán tartani.
İngiliz İç Savaşı döneminde Manchester çok koyu parlamentocular tarafını tutmaktaydı.Az angol polgárháborúban Somerset javarészt a Parlament oldalán állt.
Hitler, 9. Ordu'ya Cottbus'u elde tutmasın ve batıya bakan bir cephe oluşturmalarını emretti.Arra utasította a 9. hadsereget, hogy tartsák meg Cottbust és állítsanak fel egy nyugatra néző frontot.
Zamanın modasına uygun şık bir kıyafet giymekte, bir baston tutmaktadır.Jó időben, rossz időben Hordom kedves fegyverem.
Tutmak için bir de sapları bulunur.Ugyancsak a zsákmány megragadására szolgálnak a láb tüskéi.
Elinde bir lamba tutmaktadır.Talál egy lámpást, amit magával visz.
Taraftarları arasında İtalyanlar önemli bir yer tutmaktaydı.A munkások között számottevő volt az olasz.
Çocukların ellerini çabuk tutmaları gerekmektedir.A gyerekek hátratett kézzel szűk körben állnak.
Çünkü, burada Breslin'i bir ömür boyu tutmak istemektedirler.Ezt az állását Leibniz élete végig megtartotta.
Herkes bu daireyi tutmak üzere harekete geçer.Erre a férfi meginvitálja a lakosztályába.
Locke'ın bacakları tutmadığı için, Boone oraya çıkmaya karar verir.Locke sajgó lába miatt Boone vállalkozik rá, hogy felmászik a repülőhöz.
Ama yine tutmadı.Nem bírtam tovább.
Biz aslında farketmesek de birincil yolcu tutma sistemi kütle çekimidir.De a leginkább elsőkerék hajtásúként működik a hajtási rendszere.
Düzenli olarak rüya günlüğü tutmak rüyaların hatırlanmasını da kolaylaştıracaktır.Ez általában segít meghosszabbítani a tudatos álmot.
Susie'yi uzak tutmaya çalışır ve genelde bu başarıyla sonuçlanır.Haley gyakran piszkálja emiatt, ám a legtöbbször igyekszik kisegíteni őt ebben.
Yetenek üzerine: Yönetimin iki ana görevi yeteneği çekmek ve tutmak haline geldi.Két fejezetre oszlik: Az első fejezet a funkcióképességgel és fogyatékossággal foglalkozik.
Elinde bir el feneri ve 9mmlik Luger tabanca tutmaktaydı.Az eredeti változat 9 mm Luger lőszert használt.
Hükümet, başyargıcı siyasi taraf tutmak ve yolsuzlukla suçlamıştı.A kormány eleinte politikai elfogultsággal, később pedig szervezett csalással vádolta az alapítványt.
Bu durumdan Claire kendini sorumlu tutmaktadır.Claire azt mondja, tud vigyázni magára.
Mahalleye yılda bir iki kez kar yağar ama tutmaz.Kis mennyiségű hó gyakorlatilag évente egy-két alkalommal belepi a várost, de gyorsan el is szokott olvadni.
Filmin tutması üzerine dört devam filmi daha yapıldı.A filmnek négy folytatása készült.
Üç ayrı konuşmada da bunu sır olarak tutmalarını söyler, özellikle Kraliçeden.Csak pár korabeli említése maradt fenn, emellett két királylistán említik.
Balık tutma sporu ve dalgıçlık burada popüler sporlardır.A nagyobb példányok horgászata és fárasztása igazi sportélményt jelent.
Ekim-Mayıs ayları arasında buz tutmaktadır.Október és május között jég borítja.
Fransızlar buna karşın Arras'ı tutmayı başarmışlardır.A franciák megtarthatták Savoyát.
Eğer tüm tutucular baskı altındaysa kuyruk arkasının pas tutması da gerekebilir.Viszont, ha a becsapódáshoz túl közel vagy, megcsókolhatod a hátsódat!
Vilnüs'ü elde tutma yönündeki Alman çabası başarılı olmadı.Eközben az angolok próbálkozása Louisbourg bevételére sikertelennek bizonyult.
Google, müşterilerin verilerini tutmadığını beyan etti.Google on ilmoittanut, ettei se omista asiakkaidensa tietoja.
Ferruh da sırrını tutmaya söz verir.Myös Eurykleia lupaa pitää salaisuuden.
Kanıtları daha kolay ve kısa tutmak için bu varsayım genellikle yapılır.Tämä oletus kuitenkin usein tehdään, koska todistus on silloin helpompi ja lyhempi.
Amanda, Michael'e çocuklarını Trevor'dan uzak tutmasını söylemektedir.Michael käskee poikaansa pysymään erossa Lockesta.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod