Ana içeriğe geç
Sözlük

tutma ile cümle

tutma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Çoğu insan, hipertansiyonu kontrol altında tutmak için birden fazla ilaca ihtiyaç duyar.För många krävs det mer än ett läkemedel för att hålla hypertonin under kontroll.
Newton'ın hareket yasaları tutmak gerekiyordu.Se Newtons rörelselagar.
Nağara sadece ritm tutmak içindir.Och rytmen fångade mig.
Elinde bir lamba tutmaktadır.Mitt på har den en lampa.
Genelde buraya dua etmek ve dilek tutmak için insanlar geliyor.Var är mitt folk? frågar han sig, och ber.
Bunlar Henry'nin tarafını tutmaktan vazgeçerler.Men de måste hitta Henry.
Sophia da unvanını korudu ve sarayın bir bölümünü kendisi için tutmaya devam etti.Sofia stannade dock kvar i kejsarpalatset och behöll en del av palatset för sig själv.
Claire, Aaron'ı tutmasına izin verir.Nu hade Claire också bestämt sig att ge honom namnet Aaron.
Avukat tutma hakkı verilmediği için kendi savunmasını kendisi yaptı.Den anklagade hade ingen rätt att välja sin egen advokat.
Ayrıca esrleri arasında protreler de önemli yer tutmakta idi.Även de drabbade kunderna visade en stor lojalitet.
Vücudu devamlı kuvvetli tutmalı, yeme-içmeye çok dikkat etmelidir.Man bör dricka mycket och tugga maten noga.
Hayvanat bahçesi yetkililerinin onu canlı tutmasının hayvan koruma mevzuatına aykırı olduğunu belirtti.Djurparken och dess dåvarande zoologiska chef åtalades för bristande säkerhetsarrangemang.
1897 yılında günlük tutmaya başladı.Från 1897 utkom den dagligen.
Aynı zamanda hücre gelişimine katkıda bulunur, kanın şeker seviyesini ortalama düzeyde tutmaya yardımcı olur.Mellanmålet hjälper till att hålla blodsockret på en jämn nivå.
Bazı tuşlara basmak ve tutmakla benzeri karakterler ortaya çıkaracaktır.Genom att trycka på och hålla in vissa tangenter framkallas andra liknande tecken.
Kadışehri'nde tarımsal faaliyetlerin dışında esnaf kolları da ekonomide önemli yer tutmaktadır.På grund av det osäkra läget i Kashmir har vägen även militär betydelse.
Kuşatmanın başladığı andan itibaren Stavka tüm dikkatleri kent içindeki çatışmalarda tutmayı amaçladı.Innan man försvann tog man med sig allt av värde i staden.
Herkes bu daireyi tutmak üzere harekete geçer.Andra jobbar med att hålla anläggningen i skick.
Orayı tutmak istiyorlardı.Den fick stå kvar.
Balık tutma sporu ve dalgıçlık burada popüler sporlardır.Segling, sportfiske och dykning är populära sporter.
Boston Bruinsi tutmakta ve ölesiye Boston Red Sox fanatiğidir.Moderklubb är Boston Red Sox.
Anıtın amacı, bir kişinin, olayın ya da tarihsel bir dönemin anısını canlı tutmaktır.Ofta reses statyer för att hedra minnet av en historisk händelse eller betydelsefull person.
Düzeyini çok üst sınırda tutmaktadır.Limit ligger uppe på en höjd.
TAV Havalimanları Mayıs 2023’e kadar havalimanının işletme hakkını elinde tutmaktadır.Bolaget har ensamrätt på passagerartrafiken inrikes fram till 2023.
Mahalleye yılda bir iki kez kar yağar ama tutmaz.Gässen ruggar en gång om året och kan då inte flyga.
Devlet hiç kimsenin tarafını tutmaz; kendi çıkarı da yoktur.En man sitter ensam; han kastar ingen skugga.
Böylece havya ucundaki sıcaklık değerini sabit tutma imkânı sağlamaktadır.Taktil förnimmelse kan vara att i gräset känna något kallt mot foten.
Bu nedenle Goldilock Prensibi metalliği olabildiğince uygun tutmayı uygular.Unicode försöker så långt som möjligt vara kompatibelt med äldre standarder.
Dramyin, tempo tutma amacıyla ritmik biçimde de çalınabilmektedir.Dessa toner går bra att spela även med klockstycket avlägsnat.
Zaten halka açık utangaç Krebs'in koleksiyonunu gizli tutmak için katkıda bulundu.Kungen anklagades för att ha varit inblandad i dråpet av den högt uppsatte Mbhabha Nsibandze.
Google, müşterilerin verilerini tutmadığını beyan etti.Компанія Google заявляє, що не володіє жодними правами на дані клієнтів.
Asker, üzerinde çiçeklerin büyüdüğü kırılmış bir kılıç tutmaktadır.Одна з них досі тримає меч, з якого росте квітка.
Toyota FHI'ın hisselerinin %16.5'ini elinde tutmaktadır.Toyota Motor Corporation володіє 16,5% FHI.
Fakat taraf tutmadık.Не брав участі.
Amanda, Michael'e çocuklarını Trevor'dan uzak tutmasını söylemektedir.Сама ж Аманда говорить Майклу, щоб тримав його подалі від неї і дітей.
AEGEE, kar amacı gütmeyen bir organizasyon olup, herhangi bir politik taraf tutmaz.AEGEE — нерелігійна, неприбуткова організація, що не підтримує жодну політичну партію.
Asla yas tutmayacağım!’Клянемося ніколи не забути!»
Sen veya ailen hakkında atıp tutmayacağım ...Ти не змусиш підкоритися ні мене, ні мою сім'ю.
Bu yüzden ondan kurtulmak için ilk şart evi temiz tutmaktır.Для неї це єдиний спосіб остаточно вирватися з виправного будинку.
Dramyin, tempo tutma amacıyla ritmik biçimde de çalınabilmektedir.Вони навіть навіть можуть використовувати риму, щоб вплинути на темп.
Rick, en iyi arkadaşının yasını tutmaktadır.Він навіть почав підколювати свого найкращого друга.
Dışkısını tutmak veya bırakmaktan haz duyarlar.Вони можуть перешкоджати тобі зайти або вийти.
Elinde bir lamba tutmaktadır.Тримаючи масляну лампу в руках.
Nağara sadece ritm tutmak içindir.Я бажав тільки ритму.
Grósz avlanmaktan ve balık tutmaktan hoşlanırdı.Займався садівництвом, любив полювати й рибалити.
Ben de buna biraz ışık tutmaya çalışıyorum.Цим забезпечується повний збір світла.
Westphalia Barışı modern uluslararası ilişkiler kuramında çok önemli bir yer tutmaktadır.З Вестфальського миру заведено вести відлік сучасної епохи в міжнародних відносинах.
2005'te Çin'in en önemli internet platformu Sina Weibo tarafından blog tutması için davet edildi.В 2005 Ай Вейвей був запрошений до блогерської діяльності на найбільшій платформі в Китаї Sina Weibo.
Ölümünden sonra, Göktürkler bu dini tutmadılar.Після його вбивства наступники не обіймали цю посаду.
Artık ihtiyacın olmayan eşyaları üzerinde tutma.Не кради — не бери речей, які тобі не належать.
Bu antlaşma ile Fransa, sadece birkaç limanı elinde tutma hakkıyla yetinecekti.Разом з тим зумів відняти у французів важливий порт Сен-Мало.
Uzay tutmasının süresinin değişke olmasına rağmen 72 saatten fazla sürmediği görülmüştür.Тривалість космічної хвороби змінюється, але не було зафіксовано випадків, коли вона тривала більше 72 годин.
Orayı tutmak istiyorlardı.Вони хотіли там збагатитися.
Bu kuvvet olmasaydı frenler tutmayacağı için araba sürekli hareket ederdi.Якби цього не сталося, то машина злетіла б обов'язково.
Karışımı beraber tutma konusunda herhangi büyük bir etkisi yoktur.Має значну стійкість при змішуванні.
D)Öğleden sonra balık tutmaya gidecegiz.Наступного ранку вони відправляються на полювання.
Bu iki yasadan biri herhangi bir anda bir makamdan daha fazlasını elde tutmayı yasakladı.В деяких юрисдикціях таким Майстрам заборонено займати більше ніж одну Офіцерську посаду одночасно.
Alman kuvvetleri, bu bölgeyi ne pahasına olursa olsun elde tutmaya çalıştılar.Німецьке командування прагнуло утримати його за будь-яку ціну.
Craze, boş vakitlerinde balık tutmaktan hoşlanmaktaydı.У вільний час любив порибалити.
Maggie bir ev tutmak zorunda kalır.Гарфілд тоді залишає будинок.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod