Anıtın amacı, bir kişinin, olayın ya da tarihsel bir dönemin anısını canlı tutmaktır.Au contraire, il doit restituer l’esprit d’une époque ou d’un événement.
"SuSE" artık resmi olarak herhangi bir tarafı tutmamaktadır.Aujourd'hui le parti n'existe plus, officiellement, en tant que tel.
Dolayısıyla oyunda vaadleri tutup tutmamak serbestir.Le joueur ne doit en aucun cas la retenir.
Sophia da unvanını korudu ve sarayın bir bölümünü kendisi için tutmaya devam etti.Sophie avait également conservé son rang et possédait une partie du palais pour ses besoins personnels.
Saldırgan karşılık gelen “gizli” anahtarı gizli tutmaktadır.L'"interlocuteur valable" est au secret.
Recep İvedik karakterinin TV'de tutmasının üzerine çekilmiştir.Le quarterback dénie ses accusation à la télévision.
Ama yine tutmadı.Elle n'est plus reprise.
Filmde konuşmalar çok az yer tutmaktadır.Le film contient peu de dialogues.
D)Öğleden sonra balık tutmaya gidecegiz.Le matin est consacré à l'entretien du navire.
Bu ayda oruç tutmak İslam'ın beş şartı'ndan birisidir.Le jeûne du mois de Ramadan constitue l'un des cinq piliers de l'islam.
Koyna barajı en geniş su tutma havzasına sahiptir.C'est avec celui de Cognac qu'il partage la plus longue limite départementale.
Fotoğrafı bırakma sebebinin, stüdyoyu işler halde tutmanın zorlukları olduğunu açıkladı.S'ils disent non, c'est fini, car le studio détient les droits.
Ferruh da sırrını tutmaya söz verir.Clarisse promet de garder le secret.
Bunlardan sonra mürşit, isteklinin elini tutmaya devam ederek üç kez "istiğfar" ederler.Ceux-ci le décapitent en espérant que "Trois Doigts" les laisse tranquille.
Hesaplamalarına göre İran ipeği için yıllık ödeme 3 - 4 milyon altın tutmaktadır.En vertu des quotas internationaux, l'Islande a le droit de capturer 300 cétacés par an.
Bundan sonra Habsburgların kendini devamlı olarak tutmalarını sağladı.Ils montrent ainsi aux Habsbourg qu'ils restent unis.
Hiçbir zaman ağlamayın ve yas tutmayın, böylece düşmanlarımızın hiçbir şeyden haberi olmaz.Non, non, que nos ennemis ne s'y trompent pas !
Halen 3000 metre Avrupa rekorunu elinde tutmaktadır.Elle y détient le record du 5 000 mètres.
Kalbi uyanık tutmak gerekir.Celui-ci se réveille possédé.
Balık tutmaya gidebilir miyiz?¿Podemos ir a pescar?
Hobilerim balık tutmak ve televizyon izlemektir.Mis hobbies son pescar y ver la televisión.
Erkek kardeşim her hafta sonu balık tutmaya gider.Mi hermano va a pescar todos los fines de semana.
Geçen gün hayatımda ilk kez balık tutmaya gittim.El otro día fui a pescar por primera vez en mi vida.
Babam balık tutmayı sever, ve ben de.A mi padre le gusta pescar y a mí también.
Bugün Pazar olsa, balık tutmaya giderim.Si hoy fuera domingo, iría a pescar.
Nehirde balık tutmaya gittim.Fui a pescar al río.
Eğer yarın balık tutmaya gitmezsen, ben de gitmem.Si mañana no vas de pesca, yo tampoco.
Tom sözünü tutmadı.Tom no mantuvo su palabra.
O asla sözünü tutmaz.Él nunca mantiene su palabra.
O sık sık balık tutmaya giderdi.Solía ir con frecuencia a pescar.
Biri balık tutmaya,diğeri alışveriş yapmaya gitti.Uno fue a pescar, el otro fue a comprar.
Bir çocukken, onunla balık tutmaya giderdim.De niño, solía ir a pescar con él.
Ben sık sık onunla balık tutmaya gittim.Iba a menudo a pescar con él.
Babam sık sık balık tutmaya giderdi.Mi padre solía ir a pescar con frecuencia.
Evde kalmayı balık tutmaya tercih ederim.Prefiero quedarme en casa a ir de pesca.
Bugün Pazar olsa, balık tutmaya gideriz.Si hoy fuera domingo, iríamos a pescar.
Tom, Mary'yi John'dan uzak tutmak istiyor.Tom quiere que Mary se mantenga alejada de John.
Verdiğim sözleri tutmak isterim.Quiero cumplir las promesas que hice.
Öğretmen sözünü tutmadı.El profesor no cumplió su palabra.
Burada balık tutmak yasaktır.Está prohibido pescar aquí.
Tom sır tutmakta iyi değildir.Tom no es bueno para guardar secretos.
Sır tutmak zordur.Es difícil guardar un secreto.
İki günde bir balık tutmaya gider.Cada dos días va de pesca.
Doktorlar Tom'u canlı tutmak için ellerinden gelen her şeyi yaptılar.Los doctores hicieron todo lo que estaba en su mano para mantener a Tom con vida.
Tom balık tutmak için nereye gitti?¿Adónde se fue Tom a pescar?
Bana avukat tutmamı tavsiye eden Tom'du.Tom fue quien me recomendó contratar a un abogado.
Sam ve halkı Aşağı Şehri ellerinde tutmayı başarıp akademiye devam ettiler.Sem y su pueblo retuvieron el control de la Ciudad Baja y mantuvieron la academia allí.
Artık ihtiyacın olmayan eşyaları üzerinde tutma.No te aferres a posesiones que ya no necesites.
Genelde bir öğrenci olduğu düşünülen aşık, sevgilisi Lenore'u kaybetmenin yasını tutmaktadır.El amante, que a menudo se ha identificado como un estudiante, llora la pérdida de su amada, Leonora.
Onlardan daha küçük olma, ipleri daha yan yana, ve ayırmadan tutma özelliği bakımından tercih edilir.Aun así Nihal (junto a Sennar) decide ir, quiere conocer más acerca de ella y de los suyos.
Bassus’un ölümünden sonra Elagabalus, Faustina'ya kocasının yasını tutmayı yasakladı.Después de la muerte de Baso, Heliogábalo prohibió a Faustina que guardara luto por su esposo.
Asla yas tutmayacağım!’¡Y yo nunca dejaré de combatirlos!”
Cinayet ile suçlanan Ed, Riedenschneider'ı yeniden tutmak için evini ipotek ettirir.Ed es enjuiciado por el asesinato e hipoteca su casa para volver a contratar a Riedenschneider.
Birleşik Krallık, 1829'da Avustralya'nın batı bölümünü kontrol altında tutmaktaydı.El Reino Unido reclamó como propia la parte oeste de Australia en 1829.
Kurbanı sakin tutmaya çalışın.Mantenga calma a la persona.
Atenizm tek tanrıyı güneş ile eş tutmakta ve diğer tanrıları bertaraf etmekteydi.Este igualaba la única deidad con el sol y negaba a los demás dioses.
Durumsuz bir sunucu, istekler arasında bilgi tutmaz.Un servidor apátrida no guarda ninguna información entre las peticiones.
Tanrı, Musa'ya asasını Mısır üzerinde tutmasını buyurdu ve doğudan rüzgar yükseldi.Dios entonces le dijo a Moisés que estirase su vara sobre Egipto y recogió un viento del este.
Ayrıca 136 m uzunluğundaki bir çelik direk de yapıyı ayakta tutmaktadır.Un muro de 30 pies de altura lo rodea también.
Boston Bruinsi tutmakta ve ölesiye Boston Red Sox fanatiğidir.Jugó como receptor con los Boston Red Sox.