Ana içeriğe geç
Sözlük

tutma ile cümle

tutma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Independence, mevcut rotanızı sabit tutmaya çalışın.Independence, try to maintain your present heading.
Yalnızca neyin sabit olduğunu ve neyin olmadığını aklınızda tutmanız lazım.You just have to keep in mind what's constant and what's not.
Ve paket gecikmelerini en az düzeyde tutmak gerçekten zor bir iş.And it's pretty tricky for us to maintain the latencies as low as we try to.
Bunun tutup tutmayacağından emin değiliz...amaAnd we wouldn't really be sure if it's going to work or not.
Bu bizim yaratıcılığı ve yenilikçiliği ayakta tutmamızın yöntemi.And this is how we keep our innovation running.
Sizi bilmiyorum ama ben 100 şeyi birden aklımda tutmakta zorlanıyorum.And I don't know about all of you, but I have trouble keeping 100 things in my head at once.
Bu modelde, bankaların yüzde tutmak zorunda onların müşterilerinin para 'rezerv'.In this model, the banks have to keep a percentage of their customers" money in a "reserve".
Likit varlık mevduat yüzdesi eşit tutmak için bankaların likidite oranı gerektirir.A liquidity ratio requires banks to hold liquid assets equal to a percentage of their deposits.
Biz bu bölümü tamamlanan ilk tarafını tutmak için çene yaparkenAs we make the jaws to hold the finished first side of this part
Bir çene seçerken; Bu eser parça uzunluğu en az üçte biri tutmak tavsiye edilirWhen choosing a jaw; it is recommended that you hold at least one third of the work piece length
Biz ayarlanabilir sıkıcı halka yine bu ilk delik yaparken çene tutmak için kullanırWe will use the adjustable boring ring again to hold the jaws while making this initial bore
Hidrojen elektronlarını tutup tutmamakta kararsız.Hydrogen, it's a little bit ambivalent about whether or not it keeps its electrons.
Klor elektronlarını tutmak istiyor.Chloride wants to keep the electrons.
Ezel... ...kendi baţýma yas tutmak istiyorum izninle.Ezel
E, biz çok tutmayacađýz seni.Where are they? Downstairs, making tea for us
Bizi sağlıklı tutmak istiyordumI wanted to keep us healthy.
Şimdi soyguncular hala rehineleri tutmaktalarNow the robbers are still holding hostages.
Annem büyükannemin elini tutmamızı istedi.My mother asked us to feel her hand.
Yer çekimini atıp tutmak - aşağı yukarı.So juggling gravity -- up, down.
Ve bu kopyalayan tutmak gibi tüm oluyor.And this is all happening as they keep replicating.
Nefesini tutma.Don't bate.
Asla nötr olanın tarafını tutmadım.I have never been a fan of the neutral.
Bir Erkegim ve Min Seo Hyun adinda bir kadini kollarimda tutmak istiyorum.A man who's eager to embrace a woman called Min Seo Hyun!
Ama onların duygusal ilgilerini yakalamanız, kendinizde tutmanız lazım, daha o ilk birkaç saniyede.But you've got to grab their emotional attention, focused on you, within that first few seconds.
Oreo ve Pringle ve Dove gibi markalarını ayrı tutmasını açıklamakta.like Ariel and Pringles and Dove rather than having one giant parent brand.
Yeniden, söyle bana. Zihninde şüpheyi tutma ve söyle bana.Again tell me, don't keep doubt in your mind.
Bunlar, -- gerçekten tutmak istermisin?These are -- do you want to hold that actually?
Şimdi internet/mobil kanalı için müşteriyi elde tutmaya bakalım.Let's take a look at keeping customers for the web/mobile channel.
İnternet/mobil kanalında müşteriyi elde tutma fiziki kanallarda olduğu gibi işler.Web/mobile works almost exactly like physical channels--keeping customers.
"kullan ya da kaybet" geçerli oluyor, yani zihninizi canlı tutmak yararınıza olur."use it or lose it" applies, so you want to stay mentally stimulated.
Omuzlarım da yine beni denegde ve sabit tutmaya uğraşıyor.And from here, power it up and drive it down.
Ancak hiç dokunmaz hiç tutmazsýn Çünkü onu o kadar sevmiţsindir ki derinlere dalmýţsýndýrBut never to touch and never to keep 'Cause you loved her too much and you dive too deep
Eğer beni burada kilitli tutmaya devam edersen... ...yemek yiyemeyeceğim ve uyuyamayacağım.If you continue to lock me up here, I won't be able to eat or sleep.
'Sonra yuvarlak hareketli tutmak, sanırım?' dedi Alice.'Then you keep moving round, I suppose?' said Alice.
'Ben bunları satmak tutmak,' Şapkacı olarak eklendi bir açıklama, 'ben kendi hiçbiri ettik.'I keep them to sell,' the Hatter added as an explanation; 'I've none of my own.
"Anladım ki, elimi havada tutmam lazım."I learned that I need to keep my hand up."
Taksi tutmak yerine neden yürüyorsun?You said you were going to take a taxi so why are you walking?
Neden taksi tutmadın?- Why aren't you taking a taxi?
Taksi tutup tutmaman, seni neden ilgilendirsin?- What's it to you whether I take a taxi or not?
Sizden en çok önem verdiğiniz konuyu sımsıkı tutmanızı istiyorum.So I want you to take hold, to grab the issue you care the most about.
Yaratıcı beyinleri hayatta tutmanın daha iyi olduğunu düşünüyorum.I think it's better if we encourage our great creative minds to live.
Hepimiz şirketleri demokrasilerden uzak tutmamız gerektiğini biliyoruz.We all know we need to get businesses out of our democracy.
Ama CD4 oranını yüksek, virüs seviyesini düşük tutmaya ve hayatını daha iyi kılmaya çalışıyor.But he is working to keep his CD4 count high and his viral level low so he can make his life better.
Çünkü z kareyi artılı bir değer olarak tutmak istedim. -Because I like to put the z squared, I like that one to be positive.
Sizin bu varlığı elinizde tutmanıza da gerek yoktur. -You don't need to hold these assets.
İnsanlar her şeye karşıttır ama tüm seçenekleri tutmak zorundayız.So -- (Laughter) People are anti-everything, and we've got to keep all the options on the table.
İlkel maymunlarda tutma yeteneğine sahip olan el, pençenin yerine geçti.In early prosimians, grasping hands replaced claws.
Bu elektrikli kravat ütüsü, hiçbir zaman pek tutmadı.This is the electric tie press, which never really did catch on.
Bunlar da hiçbir zaman pek tutmadı: elektrikli ayakkabı ısıtıcısı ve kurutucusu.These never really caught on either: the electric shoe warmer and drier.
Bize daha çok çalışmamız, daha çok odaklanmamız ya da özel öğretmen tutmamız gerektiği söylenir.We get told that we need to study harder or be more focused or get a tutor.
Bu aşikar bir şekilde bütün sağlık personelinin yeniden eğitime tabi tutmak demek.This means, certainly, to retrain all health staff.
Hatta deniz tutması da belirsizliğin bir sonucudur.Even seasickness is a consequence of uncertainty.
Sokaktaki ışıklar içeriyi aydınlatıyordu ve güvenlik görevlisi tutmak zorunda kaldık.Lights glaring in off the street, and we had to hire a security guard and all these things.
Çoğunlukla, kimliği sürükleyici jaws parçaları tutmak için kullanılırMost often, ID gripping jaws are used to hold parts
Düzenli kullanacak olursak bu ince tutmak için yumuşak jaws parçası duvarlıIf he were to use regular soft jaws to hold this thin walled part
Pasta jaws kez tam desteği olmadan kolayca deforme ince duvar parçaları tutmak için kullanılırPie jaws are often used to hold thin wall parts that will deform easily without full support
Sadece onlar ne zaman bölümü tutmak gibiJust as they will when holding the part
Andrew aslında bizim yatak bölümü konut tutmak için kesilmiş jaws yeniden planlıyorAndrew plans to re-use the jaws that were originally cut to hold our bearing housing part
Dışarıda tutma ve iç-holding jaws içinFor both outside-holding and inside-holding jaws
Bir şeyi tutmak istiyorsun.[Mooji] You want to hold something.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod