Ana içeriğe geç
Sözlük

tutma ile cümle

tutma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Kalbi uyanık tutmak gerekir.The Heart's Awakening.
Aulas genç forvetleri Maurice ve Gava'yı takımda tutmayı başardı.Aulas did keep hold of his young striker tandem Maurice and Gava.
Pionlar ayrıca atomun çekirdeğini bir arada tutmayı sağlarlar.Pions also play a role in holding atomic nuclei together via the residual strong force.
Bazı seyirciler bundan ötürü taşıt tutmasına yakalanmış ve bunun sonucu olarak kusmuştu.The witnesses admitted they had been bribed, and went to jail for perjury.
Charlie Sheen balık tutmaktan ve şiir yazmaktan zevk alır.Bishop Kim likes to write poems.
Fakat Babasının Şehzade Selim'in tarafını tutmasıyla kendisine taraftar toplamaya başlamıştır.Like his father before him, he made incursions into Assyria.
2005'te Çin'in en önemli internet platformu Sina Weibo tarafından blog tutması için davet edildi.In 2005, Ai was invited to start blogging by Sina Weibo, the biggest internet platform in China.
Grósz avlanmaktan ve balık tutmaktan hoşlanırdı.He also liked to hunt and fish.
Artık ihtiyacın olmayan eşyaları üzerinde tutma.Don’t hold on to what you don’t need.
- Sadece sen tutmayacaksýn.Always.
Orayı tutmak istiyorlardı.They had taken this place.
Boston Bruinsi tutmakta ve ölesiye Boston Red Sox fanatiğidir.Growing up, Markakis was a Boston Red Sox fan.
Mükellef olan Müslümanların Ramazan orucunu tutması farzdır...It is meant to enable Muslim families to still observe Ramadan.
Fakat taraf tutmadık.He takes no sides.
Sonuç olarak oğullarını saray ileri gelenlerinden uzak tutmaya özen göstermiştir.Then, he summoned his wife (Sudeshna) to produce sons from him.
Dışkısını tutmak veya bırakmaktan haz duyarlar.He can take it or leave it.
Malzemeleri arasında masa tenisi topları ve plastik bisiklet tutma kolu tutamakları vardı.Her materials included table tennis balls and plastic bicycle handlebar grips.
Avukat tutmadı, hep kendi kendini savundu.He never defended himself during the trials, and never went in Appeal Court.
Newton'ın hareket yasaları tutmak gerekiyordu.Newton's Laws of Television.
Temel görevi, Muggleları büyücü dünyasından uzak tutmaktır.The basilisks are gathering what is left of the world's magic.
Tutmak için bir de sapları bulunur.There are also limits to entrainment.
Eğimli (diyagonal) bir pruva su tutmayı kısmen azaltır.To water therewith the wood that bringeth forth trees,—those are the children who learn.'
Teli: Başla tutma halkasını birbirine bağlar.Rule number one is that we have to stop lying to each other.
Birleşmiş Milletler kararlarına rağmen de İsrail bu toprakları elinde tutmaya devam ediyor.Despite this international support the country still has stability issues.
Fotoğrafı bırakma sebebinin, stüdyoyu işler halde tutmanın zorlukları olduğunu açıkladı.He stopped taking photographs because keeping his studio working was too time-consuming.
Bu durumdan Claire kendini sorumlu tutmaktadır.He put Clark in charge of it.
İnsanların olgunlaşmasında müzik önemli yer tutmaktadır.We still honestly believe that music can make the world a better place.
Anlaşılmayan bir konuyu insan içinde tutmalıdır.It answers a deep need in man.
Düzenlemiş nanofiberlerin kullanımı kıyafetleri su ve leke tutmaz ya da kırışmaz yapmaktadır.The use of engineered nanofibers already makes clothes water- and stain-repellent or wrinkle-free.
Halen 3000 metre Avrupa rekorunu elinde tutmaktadır.She remains the European record holder in the 3000 m.
Bates'i ondan uzak tutmak için yapabileceğim her şeyi denedim" demiştir.Williamson explained "We did everything we could to save him.
Balık tutma sporu ve dalgıçlık burada popüler sporlardır.Fishing and hunting are popular sport activities in this place.
Olayları göğsüne yakın tutmayı, sessizce çalışmayı sever" diye tanımladı.He likes to keep things close to his chest, operate on the hush-hush."
Şiş, yiyecek parçalarını bir arada tutmak için kullanılan ince bir metal veya tahta çubuktur.A skewer is a thin metal or wood stick used to hold pieces of food together.
Zikir de namaz kılmak, oruç tutmak vb. emirler gibi Allah'ın bir emridir.The act of seeking forgiveness from God for sins called Istighfar.
Orada 1 ay boyunca İngilizce kurslarına tabii tutmaktadır.They also include English courses each semester.
Ayrıca bağırsaklarını tutmak için gelişmiş özgün kasık kemikleri bulunur.They also have unique pubic bones that are fused to hold their gut.
Andrea, kız kardeşi için yas tutmaktadır ve Dale ona destek olmaya çalışır.Andrea begins grieving for her and Dale provides comfort.
Ayrıca Ermenistan, Azerbaycan topraklarının bir bölümünü işgal altında tutmaktadır.The resolution also touches upon the occupation of Azerbaijani territories by Armenia.
Âşıklarının gönlünü hoş tutmalı, du'âsını almalıdır."佟大为应采儿携手《追爱》 细述亲情爱情友情".
Ethan Claire'e onu uysal tutmak ve mutlu kalmasını sağlamak için ona sakinleştiri verir.Thankfully, Ethan is there to pass her a guitar and reassure her.
Kocaçimen’i 19. Tümen vasıtasıyla tutmanızı rica ederim.” denilmekte idi."Kuyt derails bid for 19th title".
Mahalleye yılda bir iki kez kar yağar ama tutmaz.Snow falls once or twice a year.
SPIE Conference and Exhibitions optik bilimi ve optik endüstrisini bir arada tutmak için çabalar.SPIE Conferences and Exhibitions connect optical science and the optics industry.
Annesi onu sinemadan uzak tutmak istese de o hep bir aktris olmak istedi.Her foster parents wanted to keep her away from the theatre, but she wanted to become an actress.
Eser antik yunandaki yaşam ile ilgili tarihe ışık tutmaktadır.He discusses ancient Greece in a new light.
Ancak yaşadığı geçim zorluğu onu bu hayalinden muaf tutmaktadır.But insecurities about her handicap prevent her from pursuing her dream.
Oysa A bunların hiçbirisini hatırlamaz, ama kendisini de tamamen X'ten uzak tutmaz.They continue on to Redwall, though no one really takes the fox seriously.
Bu kadınlardan kenarlardaki ikisi yere kadar uzanan kalın bir çelenk tutmaktadır.The two women at the sides are holding a large wreath reaching to the ground.
Fakat bu gimmicki de tutmadı.And neither did MACLISP.
Bu arada atı tutma görevi de damadın sağdıcına ait olurdu.Third, the veteran would have to be the head of the household.
Maggie bir ev tutmak zorunda kalır.They also help Maggie to keep house.
Google, müşterilerin verilerini tutmadığını beyan etti.The bank asked Google to divulge the unresponsive account holder's identity.
Ben de buna biraz ışık tutmaya çalışıyorum.We are searching for a light.
Bu iki yasadan biri herhangi bir anda bir makamdan daha fazlasını elde tutmayı yasakladı.At times he licensed the same exclusive rights to more than one entity.
"Ek getir" demek için her iki elin işaret parmağını birbirine kanca şeklinde tutmak gerekmektedir.In each hand we have a marker per each “operative” finger.
Vilnüs'ü elde tutma yönündeki Alman çabası başarılı olmadı.A German attempt to capture the city of Tula itself failed.
D)Öğleden sonra balık tutmaya gidecegiz.In the evening he goes to the river to fish.
Günlük tutmaktır.""A Diario".
AEGEE, kar amacı gütmeyen bir organizasyon olup, herhangi bir politik taraf tutmaz.Les Anciens d'AEGEE is a secular, non-profit organisation not linked to any political party.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod