Ana içeriğe geç
Sözlük

tutma ile cümle

tutma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Balık tutmak hakkında pek bilgim yok.I don't know much about fishing.
Dün neredeyse balık tutmaya gidiyordum.I almost went fishing yesterday.
Tom'a onu gizli tutmasını tavsiye etmem gerekirdi.I should've advised Tom to keep it secret.
Balık tutmaya çok sık gitmem.I don't go fishing very often.
Sözümü tutmamış değilim.I haven't broken my promise.
Sözümü tutmayı planlıyorum.I plan to keep my promise.
Sözümü tutmayı tasarlıyorum.I plan to keep my promise.
Tom'a sözünü tutmasını tavsiye ettim.I advised Tom to keep his promise.
Tom ile balık tutmaya gidelim.Let's go fishing with Tom.
Eğer Tom geçen haftasonu çalışmamış olsaydı, balık tutmaya giderdi.If Tom hadn't been working last weekend, he would've gone fishing.
Bu sabah balık tutmaya gittim ama hiçbir şey yakalamadım.I went fishing this morning, but didn't catch anything.
Bir günlük tutmaya başladım.I've started keeping a journal.
Sami çocuklarını tutmaya kararlıydı.Sami was determined to keep his children.
Sami bir avukat tutmaya gücü yetmedi.Sami couldn't afford an attorney.
Sami erkek kardeşini tutmaya çalıştı.Sami tried to get hold of his brother.
Sami, Leyla'ya yas tutmak için geldi.Sami came to mourn Layla.
Tom'u mutlu tutmaya çalış.Try to keep Tom happy.
Balık tutmayı sevmiyor musun?Don't you like fishing?
Sami tutmakta olduğu her şeyi düşürdü.Sami dropped everything he was holding.
Yarın balık tutmaya gidelim.Let's go fishing tomorrow.
Tom sık sık orada balık tutmaya gider.Tom often goes fishing there.
Bizimle balık tutmaya gel.Come fishing with us.
Bunu akılda tutmalıyız.We must keep this in mind.
Tom balık tutmaya gitmiş olmalıydı.Tom must've gone fishing.
Sözlerini tutmayan bir insana güvenilemez.A man who breaks his promises can't be trusted.
Sözünü tutmayan insanlara güvenilemez.People who break their promises can't be trusted.
Tom balık tutmayı sever, değil mi?Tom likes fishing, doesn't he?
Geçen hafta sonu Tom ile balık tutmaya gittim.I went fishing with Tom last weekend.
Balık tutmayı sever misin?Do you like fishing?
Bazen Tom ile balık tutmaya gidiyor musun?Do you sometimes go fishing with Tom?
Sakın domuzlarla güreş tutma. Hem kirlenirsin hem de domuz bundan hoşlanır.Never wrestle with pigs. You both get dirty and the pig likes it.
Tom gözlerini açık tutmaya çalıştı.Tom struggled to keep his eyes open.
Finansal danışman tutmayı düşünüyorum.I'm thinking of hiring a financial consultant.
Nefesimi tutmaya çalıştımI tried to catch my breath.
Uyku tutmadı mı Tom?Can't sleep, Tom?
Tom planı basit tutmaya çalıştı.Tom tried to keep the plan simple.
Sami'nin kamerayı açık tutması gerekiyordu.Sami should have kept the camera on.
Tom uyumayı denedi, ama uyku tutmadı.Tom tried to sleep, but he couldn't.
Yeni bir sekreter tutmam gerekiyor.I need to hire a new secretary.
Bir ara beraber balık tutmaya gidelim.Let's go fishing together sometime.
Elimi çabuk tutmam gerekiyor.I need to hurry.
Tabii ki balık tutmayı severim.Of course I like fishing.
Allah'tan deniz beni tutmamıştı.By some happy fortune, I was not seasick.
Bereket versin, deniz beni tutmadı.By some happy fortune, I was not seasick.
Akşam yedikleri çok para tutmamıştı.What he ate for dinner didn't cost much.
Balık tutmayı seviyorlar.They love fishing.
Taraf tutmak istemiyoruz.We don't want to take sides.
Şemsiyemi iki elimle tutmak zorunda kaldım.I had to hold my umbrella with both hands.
Cihazın bataryası altı ay kullandıktan sonra şarj tutmamaya başladı.The device's battery stopped holding charge after six months of usage.
Tom kafasını suyun üstünde tutmayı zar zor başarabildi.Tom barely managed to keep his head above water.
Muhabere hatlarını açık tutmamız gerekiyor.We need to keep the lines of communication open.
Bana avukat tutmamı tavsiye eden Tom'du.Tom was the one who advised me to hire a lawyer.
Bu nehirde balık tutmaya neden izin verilmiyor?Why isn't fishing allowed in this river?
Tom kıs kıs gülmemek için kendini tutmaya çalıştı.Tom tried not to snicker.
Dün gece hiç uyku tutmadı.I didn't get to sleep at all last night.
Stefan nefesini tutmak için çimlerin üzerine oturdu.Stefan sat on the grass to catch his breath.
Rick, Carl'ı canlı tutmak için kan vermek zorundadır.Rick must donate blood to Carl in order to keep him alive.
Richard Sharpe (Sean Bean) ise eşi Teresa’nın ölümünün yasını tutmaktadır.Richard Sharpe (Sean Bean) is mourning the death of his wife Teresa.
İki taraf da sözlerini tutmadı ve savaş 1015 sonbaharında yeniden patladı.Neither side kept its promises and the war broke out again in the autumn of 1015.
Moggach'ın Elizabeth için niyeti ''sırlarını kendinde tutmasıydı.Moggach's intent was for Elizabeth to "keep secrets to herself.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod