Ana içeriğe geç
Sözlük

tutma ile cümle

tutma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Fadıl bir Müslüman olmamasına rağmen oruç tutmaya başladı.Fadil started fasting although he wasn't a Muslim.
Leyla sözünü tutmamasının bedelini Fadıl'a öğretti.Layla taught Fadil the price of breaking promises.
Kendime iyi bir avukat tutmam lazım.I need to get myself a good lawyer.
Bizimle balık tutmaktan hoşlanıyor gibi görünmüyordun.You never seemed to enjoy fishing with us.
Elin yoğun görünüyor. Bunu senin için tutmama izin ver.Your hand looks heavy. Let me hold it for you.
Ben balık tutmaya gitmedim.I didn't go fishing.
Oy verme tercihlerimi gizli tutma hakkına sahibim.I have the right to keep my voting preferences secret.
Tek yapmak istediğim balık tutmaktı.All I ever wanted to do was to go fishing.
Tom Mary'yi arabanın içinde tutmaya çalıştı.Tom tried to keep Mary inside the car.
Leyla, çocuklarını her türlü zarardan uzak tutmak istiyordu.Layla wanted to keep her kids away from all harm.
Bilgisayarımı güvende tutmak için gerekeni yapıyorum.I make sure to keep my computer secure.
Leyla, Sami'yi çizgi üstünde tutmaya çalıştı.Layla tried to keep Sami on the line.
Leyla umutsuzca Sami'yi hayatta tutmaya çalıştı.Layla desperately tried to keep Sami alive.
Tom bana balık tutmayı sevmediğini söyledi.Tom told me he didn't like fishing.
Bir ceza savunma avukatı tutmanız gerekir.You need to hire an criminal defense lawyer.
Bu öğleden sonra balık tutmaya gitmiyor musun?Aren't you going fishing this afternoon?
Sebep bize destek sözü verir ancak her zaman sözünü tutmaz.Reason promises us its support, but it does not always keep its promise.
Tom dilini tutmaz.Tom doesn't mince his words.
Leyla, Sami'ye biraz kafa tutmaya çalıştı.Layla tried to antagonize Sami a little bit.
Tom Mary'nin kiminle balık tutmayı planladığını bilmiyordu.Tom didn't know who Mary was planning to go fishing with.
Tom ikimizi de tutmak istedi, ancak yalnızca bizden birini tutabileceğini söyledi.Tom wanted to hire us both, but he said he could only hire one of us.
Finansman düzenlenene kadar projeyi arka planda tutmak zorunda kaldılar.They had to put that project on the backburner until financing was arranged.
Karanlıkta yürüyen kör bir adama el feneri tutma.Do not show a torch to a blind man walking in the dark.
Taslakları dışarıda tutmak için kapının etrafına tecrit şeridi koydu.He put weather stripping around the door to keep out drafts.
Tom oy vermeye yaşının tutmadığını söyledi.Tom said he wasn't old enough to vote.
Tom babasıyla balık tutmaktan hoşlanırdı.Tom enjoyed fishing with his father.
Ben her zaman sözlerimi tutmaya çalışıyorum.I try to always keep my promises.
Tom avukat tutmadığını söyledi.Tom said he didn't have a lawyer.
Bir avukat tutmalıydım.I should've hired a lawyer.
Balık tutma konusunda çok şey biliyorum.I know a lot about fishing.
Tom, Mary'den sözlerini tutmasını tavsiye etti.Tom advised Mary to keep her promises.
Sözümü tutmadım.I didn't keep my promise.
Balık tutmaya gitmek istedim.I wanted to go fishing.
Balık tutmayı sevmiyorum.I don't like fishing.
Tom'un genellikle nereye balık tutmaya gittiğini biliyor musun?Do you know where Tom usually goes fishing?
Tom tek başına balık tutmaya gitmiş olmalı.Tom must've gone fishing by himself.
Tom muhtemelen tekrar balık tutmaya gitti.Tom has probably gone fishing again.
Tom ve ben birlikte sık sık balık tutmaya gideriz.Tom and I often go fishing together.
Tom her zaman tek başına balık tutmaya gider.Tom always goes fishing by himself.
Tom sık sık kendi başına balık tutmaya gider.Tom often goes fishing by himself.
Dün Tom'la balık tutmaya gittik.Tom and I went fishing yesterday.
Tom balık tutmaya nereye gitmiş?Where did Tom go fishing?
Tom balık tutmak için nereye gitti?Where did Tom go fishing?
Tom artık hiç balık tutmaya gitmiyor.Tom never goes fishing anymore.
Tom her yaz Mary ile hâlâ balık tutmaya devam ediyor.Tom still goes fishing with Mary every summer.
Tom ve Mary dün ikisi de balık tutmaya gittiler.Tom and Mary both went fishing yesterday.
Gözümü uyku tutmadı.I haven't slept a wink.
Tom ve ben balık tutmaya gittik.Tom and I went fishing.
Sanırım Tom Mary ile balık tutmaya gitti.I think Tom went fishing with Mary.
Tom da balık tutmaya gitti.Tom also went fishing.
Tom'un en sevdiği şeylerden biri balık tutmaktır.One of Tom's favorite things to do is fishing.
Tom, Mary'nin tek başına balık tutmasına izin verdi.Tom let Mary go fishing by herself.
Tom bana bunu gizli tutmamı söyledi.Tom told me to keep this a secret.
Tom bugün balık tutmaya gitti.Tom went fishing today.
Doktorlar Tom'u canlı tutmak için ellerinden gelen her şeyi yaptılar.The doctors did everything they could to keep Tom alive.
Tom ve Mary birlikte balık tutmaya giderlerdi, değil mi?Tom and Mary used to go fishing together, didn't they?
Yürümektense bir taksi tutmayı tercih ederim.I'd prefer to take a taxi rather than walk.
Gözlerimi açık tutmaya çalıştım.I tried to keep my eyes open.
Tom bunu elinde tutmak istemiyor.Tom doesn't want to keep it.
Artık çok sık balık tutmaya gitmiyorum.I don't go fishing very often anymore.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
tutma ile cümle - Sayfa 11 - tutma kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App