Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Det verkar som detta åtråvärda objekt enbart uppnår sitt syfte genom att gång på gång försvinna.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Es sieht so aus, als ob das Objekt der Begierde erst dann eines wird, wenn es immer wieder verschwindet.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Het lijkt alsof het gewilde object alleen tot zichzelf komt door geregeld te verdwijnen.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.이렇게 우리가 간절하게 원하는 것들은 이런식으로 계속 없어져야 가치가 빛나나 봅니다.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Parece que o objeto do desejo só se revela ao desaparecer repetidamente.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Pareciera como si el objeto de deseo sólo alcanza su potencial desapareciendo repetidamente.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.S-ar părea că obiectul dorit îşi arată valoarea doar dacă dispare în mod repetat.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Tampaknya memang benda yang dicari-cari hanya ada karena menghilang berkali-kali.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Úgy tűnik, a vágy tárgya ismételt eltűnések során valósítja meg önmagát.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Vaikuttaisi siltä, että esineestä tulee haluttu vasta kun se katoaa toistuvasti.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Wydawać by się mogło, że obiekt pożądania wraca do życia tylko przez znikanie.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Zdi se, da predmet poželenja postane to šele, ko večkrat zaporedoma izgine.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Φαίνεται πως το αντικείμενο του πόθου αναγνωρίζεται μόνο όταν εξαφανίζεται επανειλημμένα.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Здається, що об"єкт бажань існував лише завдяки своїм постійним зникненням.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Изглежда, обектът на желание става такъв, само ако изчезва многократно.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Такое впечатление, что этот объект желания становился независимым только когда постоянно исчезал.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.נראה כי מושא התשוקה בא מההעלמיות החוזרות שלו.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.سيبدو أن الشئ المرغوب فيه يأتي فقط ويبدو أن الهدف من رغبة لا يأتي إلا إلى جانبها من قبل الزوال مرارا وتكرارا.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.所有欲の対象として価値が高まることがわかります さて 僕は鷹像を手に入れました
Güzelliğin ve tutkunun uluslararası sembolü Sophia Loren hariç tabii.(Gelach)
Güzelliğin ve tutkunun uluslararası sembolü Sophia Loren hariç tabii.(웃음)
Güzelliğin ve tutkunun uluslararası sembolü Sophia Loren hariç tabii.(Nevetés)
Güzelliğin ve tutkunun uluslararası sembolü Sophia Loren hariç tabii.(Rasete)
Güzelliğin ve tutkunun uluslararası sembolü Sophia Loren hariç tabii.(risas)
Güzelliğin ve tutkunun uluslararası sembolü Sophia Loren hariç tabii.(Risos)
Güzelliğin ve tutkunun uluslararası sembolü Sophia Loren hariç tabii.(Skratt)
Güzelliğin ve tutkunun uluslararası sembolü Sophia Loren hariç tabii.(smích)
Güzelliğin ve tutkunun uluslararası sembolü Sophia Loren hariç tabii.(Smiech) Ale tak vyzerala aj väčšina ostatných žien, okrem Sophie Loren, univerzálneho symbolu krásy a vášne.
Güzelliğin ve tutkunun uluslararası sembolü Sophia Loren hariç tabii.(Śmiech) Tak jak cała reszta, która niosła flagi, z wyjątkiem Sophii Loren, światowego symbolu piękna i pasji.
Güzelliğin ve tutkunun uluslararası sembolü Sophia Loren hariç tabii.(Tiếng cười)
Güzelliğin ve tutkunun uluslararası sembolü Sophia Loren hariç tabii.(Смех) Как и все остальные знаменосцы, кроме Софи Лорен, мирового символа красоты и страсти.
Güzelliğin ve tutkunun uluslararası sembolü Sophia Loren hariç tabii.(Сміх)
Güzelliğin ve tutkunun uluslararası sembolü Sophia Loren hariç tabii.(смях)
Güzelliğin ve tutkunun uluslararası sembolü Sophia Loren hariç tabii.(צחוק)
Güzelliğin ve tutkunun uluslararası sembolü Sophia Loren hariç tabii.(ضحك)
Güzelliğin ve tutkunun uluslararası sembolü Sophia Loren hariç tabii.美と情熱の象徴であるソフィアローレンを除き
Hayatımla ne yapacağımı bilmiyordum, ama duyduğuma göre eğer tutkunu takip edersen her şey yoluna girer.Ik wist niet wat ik moest doen met mijn leven. Ze zeiden me: "Volg je passie en alles komt goed."
Hayatımla ne yapacağımı bilmiyordum, ama duyduğuma göre eğer tutkunu takip edersen her şey yoluna girer.Je ne savais pas quoi faire de ma vie, mais on m'a dit que si je suivais ma passion, ça marcherait.
Hayatımla ne yapacağımı bilmiyordum, ama duyduğuma göre eğer tutkunu takip edersen her şey yoluna girer.전 제 인생에서 무엇을 해야 할지 몰랐어요. 그러나 너의 열정을 쫓아간다면 성공할거라고 배웠습니다.
Hayatımla ne yapacağımı bilmiyordum, ama duyduğuma göre eğer tutkunu takip edersen her şey yoluna girer.Nie wiedziałem, co z sobą robić w życiu, ale wmawiano mi, że idąc za pasją, dam sobie radę.
Hayatımla ne yapacağımı bilmiyordum, ama duyduğuma göre eğer tutkunu takip edersen her şey yoluna girer.Non sapevo che fare della mia vita, ma mi venne detto "Se segui la tua passione, sicuramente andrà bene".
Hayatımla ne yapacağımı bilmiyordum, ama duyduğuma göre eğer tutkunu takip edersen her şey yoluna girer.No sabía qué hacer con mi vida, pero me dijeron que si seguía mi pasión, iba a funcionar.
Hayatımla ne yapacağımı bilmiyordum, ama duyduğuma göre eğer tutkunu takip edersen her şey yoluna girer.Nu ştiam ce să fac cu viaţa mea, dar mi s-a spus că dacă-ţi urmăreşti pasiunea, se va rezolva.
Hayatımla ne yapacağımı bilmiyordum, ama duyduğuma göre eğer tutkunu takip edersen her şey yoluna girer.Tôi đã không biết nên làm gì với cuộc đời mình, nhưng tôi được dạy rằng theo đuôỉ đam mê rồi sẽ thành công
Hayatımla ne yapacağımı bilmiyordum, ama duyduğuma göre eğer tutkunu takip edersen her şey yoluna girer.Δεν ήξερα τι να κάνω στη ζωή μου, αλλά μου είπαν ότι αν ακολουθήσω το πάθος μου, όλα θα λυθούν.
Hayatımla ne yapacağımı bilmiyordum, ama duyduğuma göre eğer tutkunu takip edersen her şey yoluna girer.Не знаех какво да правя с живота си, но ми казваха - ако следваш страстта си, всичко ще се подреди.
Hayatımla ne yapacağımı bilmiyordum, ama duyduğuma göre eğer tutkunu takip edersen her şey yoluna girer.לא ידעתי מה לעשות בחיי, אבל אמרו לי שאם אלך עם התשוקה שלי, הכל יסתדר.
Hayatımla ne yapacağımı bilmiyordum, ama duyduğuma göre eğer tutkunu takip edersen her şey yoluna girer.لم أكون أعرف ماذا أفعل في حياتي، ولكن قيل لي إذا كنت تتبع شغفك، سوف ينجح الأمر.
Hayatımla ne yapacağımı bilmiyordum, ama duyduğuma göre eğer tutkunu takip edersen her şey yoluna girer.すると「夢を追いかけろ そのうち分かってくる」と言われた いくつか例をあげようか
İşte, tutkunun peşinden git ve beş parasız kal, di mi?Je weet wel, volg je dromen en eindig platzak, juist?
İşte, tutkunun peşinden git ve beş parasız kal, di mi?아시겠지만, 꿈을 쫓다가는 망한다, 맞죠?
İşte, tutkunun peşinden git ve beş parasız kal, di mi?Lebe deine Träume und geh Bankrott, nicht wahr?
İşte, tutkunun peşinden git ve beş parasız kal, di mi?Lo sapete, segui i tuoi sogni e fallisci, giusto?
İşte, tutkunun peşinden git ve beş parasız kal, di mi?Ni vet, följ din dröm och satsa allt, eller hur?
İşte, tutkunun peşinden git ve beş parasız kal, di mi?Réalisez vos rêves et ruinez-vous.
İşte, tutkunun peşinden git ve beş parasız kal, di mi?Saben, sigue tus sueños y quiebra, ¿cierto?
İşte, tutkunun peşinden git ve beş parasız kal, di mi?Spełniaj swe marzenia i zbankrutuj.
İşte, tutkunun peşinden git ve beş parasız kal, di mi?Ştiţi voi, urmează-ţi visele şi ajungi falit, corect?
İşte, tutkunun peşinden git ve beş parasız kal, di mi?Theo đuổi đam mê để nghèo rớt à?
İşte, tutkunun peşinden git ve beş parasız kal, di mi?Tudod, kövesd az álmaid és menj csődbe, ugye?