Ana içeriğe geç
Sözlük

tutku ile cümle

tutku kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Daha detaylı olarak: Teorik: Keşfetmeye, sistematik hale getirip analiz etmeye; bilgiyi aramaya duyulan tutku.Una pasión por descubrir, sistematizar y analizar; una búsqueda del conocimiento.
Bu film tutku ve bir aşk üçgeni hakkında.Se trata de la pasión y un triángulo amoroso.
Ayrıca at resimleri çizmeyi tutkuyla sevmiştir.También tiene la afición de dibujar perros.
Büyük tutkusu avın yanı sıra ayak topundan da çok keyif alırdı.A continuación, le gustó la caza con pasión.
Bu aktivitelerin hiçbirini tutkuyla yapmamış fakat dans etmeyi çok sevmişti.No tiene ninguna motivación real en la vida, aunque le gusta bailar.
Fakat yüzünün güzelliğine rağmen, kişiliği heyecanlı bir tutku yaratamıyor.Pero aunque su cara era bonita, su persona no estaba formada para excitar la pasión.
Tutkulu bir fotoğrafçıdır.Es fotógrafa aficionada.
Otomobil tutkusunun farkına burada vardı.Sentido de auto identidad.
Buna rağmen Tal sigara tiryakisi ve içki tutkunuydu.Era además un fumador y bebedor empedernido.
Kirk tutkulu ve sıklıkla agresifdir.Él es muy terco y agresivo a menudo.
Ancak bu arada uyanan deneysel bilim merakı, çok geçmeden bir tutkuya dönüşür.Lo que había comenzado como mera curiosidad, pronto se convirtió en una apasionada investigación.
Resme olan ilgisi zamanla tutkuya dönüştü.El pasatiempo se fue convirtiendo en pasión con el transcurrir del tiempo.
Otto ayrıca tutkulu bir amatör sanatçıdır.Otto también ha sido un ocasional piloto de carreras.
Daha sonra öpücük tutkulu bir hal alır.La despedida sigue ejerciendo una poderosa atracción.
Aynı zamanda tutkulu bir fotoğrafçıydı.También era un apasionado de la fotografía.
Tutku albümünde yer almıştır.Estaba trabajando ahí en un álbum de gospel.
Bunun yanında annesi de Jones'in yanında film ve tiyatro tutkunu oldu.Sueña con crear una película de acción junto con Jones.
Shin müziğe olan tutkusu ve yakışıklılığıyla ün salmıştır.Shin es conocido por su buena apariencia, personalidad arrogante y fuerte pasión por la música.
Çoğu insan bir şey hakkında çok tutkuludur.La maggior parte delle persone ha una forte passione per qualcosa.
Tom ve Mary tutkuyla öpüştü.Tom e Mary si baciarono con passione.
Gençlik Tutkusu (Passion of Youth)nda belirttiği üzere: "Bir daha ne vatanımı ne de sahip olduklarımı gördüm.Il popolo con stupore diceva: "Non si è mai vista una cosa simile in Israele!".
Tutkuyla öpüşürler ve Moskova'da yeniden buluşmak üzere plan yaparlar.I due si baciano appassionatamente e decidono di rincontrarsi a Mosca.
Ben bir İtalyan olarak duygularaim çaresiz bir tutku gibidir."Io la sentirò all'italiana, con passione disperata.»
Murphy, Beckett'in satrancın sanatsal ve metaforik olasılıklarına duyduğu tutkunun önemli bir örneğidir.Murphy è un esempio del grande interesse di Beckett per le possibilità artistiche e metaforiche degli scacchi.
Mesela, ikilinin birlikte geçirdiği tutkulu gece, vampirin ruhunu kaybetmesine sebep oldu.Ad esempio, la notte di passione tra i due costa al vampiro la sua stessa anima.
Tutkulu bir fotoğrafçıdır.È un appassionato di fotografia.
Daha sonra, Domeniconi Türkiye'ye gitmiş ülke kültüründen ve insanından tutku derecesinde etkilenmiştir.Più tardi Domeniconi visita la Turchia e rimane affascinato dalla sua cultura e dalla sua gente.
Ayrıca tutkulu bir avcıydı.Egli fu anche un appassionato cacciatore.
Dikilitaş dağıtımı yapar, yabandomuzu tutkunudur.L'attore parla, questa è la sua passione.
Ve motosiklet tutkunudur.Appassionato di motociclette.
"Artık ismimizin tutkumuza yetişme zamanı geldi.""È giunto il momento che il nostro nome diventi grande quanto la nostra ambizione".
Ada, bu projeye, hayaliyle ve tutkusuyla düzenli ve düşünsel olarak girişti.Leo riesce però ad affrontare il tutto con ottimismo e speranza...
Ancak, bir lisans öğrencisi olarak Hall, bu yıllarda biyolojiye olan tutkusunu keşfetti .Tuttavia, durante il periodo accademico, ha scoperto la sua passione per la biologia.
Futbol tutkunları için büyük bir acı.Porta una grande passione per il calcio.
Carlos Paião tıp mezunu bir doktordu, fakat büyük tutkusu müzikti.Paulik ha studiato medicina ed era un medico ma era attratto dalla musica.
Kendisini "bütün bilimlerin öğrencisi" olarak tanıtması onun tutkulu bir mucit olduğunu göstermektedir.Il motivo? dimostrare a tutti di essere un bravo studente.
Kirk tutkulu ve sıklıkla agresifdir.È molto determinato e spesso aggressivo.
Aynı zamanda tutkulu bir fotoğrafçıydı.Fu anche fotografo molto apprezzato.
Küçüklükten beri beraberdirler ve birbirlerine içten içe tutkundurlar.Loro due si conoscono da quando sono piccole e sono sempre state insieme.
Tutku taşıyan kişi: ölümle İsa gibi benzer şekilde yüzleşen kişidir.Il titolo può essere assegnato a una persona che ha affrontato la sua morte in modo simile a Gesù.
Kısa sürede şiir onun için bir tutkuya dönüştü.Da lì a breve la poesia divenne il suo grande amore.
Müzikten önceki tutkusu futboldu.Alla passione per la musica affiancava quella per il gioco del calcio.
Yaşamındaki tek tutkusu arabalardır.Il suo hobby sono le auto d'epoca.
Takım aynı zamanda tutkulu taraftarlarıyla da ünlenmiştir.La popolarità la raggiunse con Men also cry.
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, Çiğdem Vitrinel tarafından yönetilen uzun metrajlı bir filmdir.La lunga cavalcata della vendetta è un film western diretto da Tanio Boccia.
Tom Mary'ye geldi ve onu dudaklarından tutkuyla öptü.Том подошёл к Мэри и страстно поцеловал её в губы.
Kayakçılık - benim tutkum.Катание на лыжах - моя страсть.
Onu tutkuyla dudaklarından öptü.Он страстно поцеловал её в губы.
Bu aktivitelerin hiçbirini tutkuyla yapmamış fakat dans etmeyi çok sevmişti.Но она не испытывала страсти к этому виду деятельности, зато любила танцевать.
Fakat yüzünün güzelliğine rağmen, kişiliği heyecanlı bir tutku yaratamıyor.Но, хотя лицо её красиво, её личность не сформировалась для возбуждения страсти.
Ayrıca tutkulu bir avcıydı.Был страстным охотником.
Josh Holloway'in kariyer tutkusu onu Los Angeles'a taşıdı ve "Doctor Benny" isimli komedide rol aldı.Намерения Джоша стать актёром привели его в Лос-Анджелес, где он получил роль в комедии «Доктор Бенни».
Küçüklükten beri beraberdirler ve birbirlerine içten içe tutkundurlar.Они знают друг друга с детства и проводят много времени вместе.
Tutkulu bir binici olarak, turnuvalara katılmıştır.Был известен как страстный наездник, участвовал в скачках.
Daha sonra, Domeniconi Türkiye'ye gitmiş ülke kültüründen ve insanından tutku derecesinde etkilenmiştir.Позже Доменикони посетил Турцию и был очарован культурой её народа.
"İnegöl'den Şükriye Tutkun geçti".Ему благодарность, и памятник Ему же принадлежит».
Tutkulu bir fotoğrafçıdır.Был увлеченным фотографом.
Ayrıca diğer grup elemanları gibi O da bir motor tutkunudur.Как и остальные люди, он воспринимает роботов как машины.
Ona tutkuyla aşık olur.Она сразу же страстно влюбляется в него.
Ancak müzik tutkusu ağır geldi.Однако страсть к музыке оказалась сильнее.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod