Ana içeriğe geç
Sözlük

tutku ile cümle

tutku kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.Mais il y a aussi un engagement passionné envers la vérité.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.Men der er også en lidenskabelig forpligtelse til sandheden.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.Nhưng cũng có sự gắn bó nhiệt huyết với sự thật.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.Pero también hay un compromiso apasionado con la verdad.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.Tapi ada juga komitmen gairah untuk kebenaran.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.Ugyanakkor szenvedélyesen ragaszkodnak az igazsághoz.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.Zároveň jsme ale odhodláni poznávat pravdu.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.Αλλά υπάρχει ακόμα και μια θερμή δέσμευση στην αλήθεια.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.Но също така има и страстен ангажимент към истината.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.Но так же здесь есть неистовая верность истине.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.בנסיון להפוך את העולם למקום טוב יותר.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.لكن هناك أيضاً إلتزام شغوف بالحقيقة .
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.だから その情熱で真理を求め
Fakat bu demokratik tutkulara karşı baskılanmak özellikle Mısır'da çok farklı günlük tecrübelerdi.Dar contrar acestor aspiraţii democratice experienţa de zi cu zi era foarte diferită, mai ales în Egipt.
Fakat bu demokratik tutkulara karşı baskılanmak özellikle Mısır'da çok farklı günlük tecrübelerdi.Jednakże tym demokratycznych aspiracjom towarzyszyło jakże odmienne życie codzienne, zwłaszcza w Egipcie.
Fakat bu demokratik tutkulara karşı baskılanmak özellikle Mısır'da çok farklı günlük tecrübelerdi.이와 같이 민주주의를 열망하는 분위기에서 매일 생활하는 것은 매우 독특한 경험이었는데 이집트의 경우 더욱 그러했습니다.
Fakat bu demokratik tutkulara karşı baskılanmak özellikle Mısır'da çok farklı günlük tecrübelerdi.Mais pressé contre ces aspirations démocratiques le vécu au quotidien était très différent, surtout en Egypte.
Fakat bu demokratik tutkulara karşı baskılanmak özellikle Mısır'da çok farklı günlük tecrübelerdi.Nhưng đè nén những mong muốn dân chủ này là một trải nghiệm rất khác qua từng ngày, đặc biệt là ở Ai Cập.
Fakat bu demokratik tutkulara karşı baskılanmak özellikle Mısır'da çok farklı günlük tecrübelerdi.V tísni těchto demokratických aspirací byla však každodenní zkušenost velmi odlišná, zejména v Egyptě.
Fakat bu demokratik tutkulara karşı baskılanmak özellikle Mısır'da çok farklı günlük tecrübelerdi.Але день у день демократичні прагнення арабів придушували, особливо у Єгипті.
Fakat bu demokratik tutkulara karşı baskılanmak özellikle Mısır'da çok farklı günlük tecrübelerdi.Но стремление к этим демократическим идеям было другим каждодневным опытом, особенно в Египте.
Fakat bu demokratik tutkulara karşı baskılanmak özellikle Mısır'da çok farklı günlük tecrübelerdi.Но съпротивата срещу тези демократични аспирации беше твърде различна в ежедневния живот, особено в Египет.
Fakat bu demokratik tutkulara karşı baskılanmak özellikle Mısır'da çok farklı günlük tecrübelerdi.אבל בניגוד לשאיפות הדמוקרטיות האלה היתה חוויית החיים היומיומית בעיקר במצרים
Fakat bu demokratik tutkulara karşı baskılanmak özellikle Mısır'da çok farklı günlük tecrübelerdi.لكن في مواجهة هذه الطموحات الديمقراطية كانت هناك تجربة يومية مختلفة جدا، خاصة في مصر.
Fakat bu demokratik tutkulara karşı baskılanmak özellikle Mısır'da çok farklı günlük tecrübelerdi.日々の状況は全く異なっていました 特にエジプトでは 民主化を強く求める一方で
Fakat insan hakları ve özgürlüğüne olan tutkusu onu demir parmaklıklara tıktı.Doch diese Leidenschaft für Menschen- und Freiheitsrechte brachte ihn ins Gefängnis.
Fakat insan hakları ve özgürlüğüne olan tutkusu onu demir parmaklıklara tıktı.Mais sa passion pour les droits et les libertés lui ont valu de se retrouver en chaînes.
Fakat insan hakları ve özgürlüğüne olan tutkusu onu demir parmaklıklara tıktı.Pero su pasión por los derechos humanos y libertades lo llevó a la cárcel.
Fakat insan hakları ve özgürlüğüne olan tutkusu onu demir parmaklıklara tıktı.Za založení této organizace však Atnaf zaplatil svou vlastní svobodou.
Fakat insan hakları ve özgürlüğüne olan tutkusu onu demir parmaklıklara tıktı.Но его страсть к правам и свободам человека заковала его в цепи.
FN: Alternatif araçlara karşı her zaman bir tutkum vardı.FN: 저는 항상 기존 자동차를 대신할 만한 것을 꿈꿔 왔습니다.
FN: Alternatif araçlara karşı her zaman bir tutkum vardı.FN: saya selalu mempunyai minat untuk kendaraan alternatif.
FN: Alternatif araçlara karşı her zaman bir tutkum vardı.Forrest North: ho sempre avuto una passione per i veicoli alternativi.
FN: Alternatif araçlara karşı her zaman bir tutkum vardı.Sempre tive uma paixão por veículos alternativos.
FN: Alternatif araçlara karşı her zaman bir tutkum vardı.Винаги съм имал страст към алтернативните превозни средства.
FN: Alternatif araçlara karşı her zaman bir tutkum vardı.פ.נ.: לי תמיד היתה תשוקה לרכבים אלטרנטיביים.
FN: Alternatif araçlara karşı her zaman bir tutkum vardı.ف.ن.: كانت دوما شغوفا بالمركبات البديلة
FN: Alternatif araçlara karşı her zaman bir tutkum vardı.これは陸上用ヨットで、ネバタ州の砂漠を横断しているところです
Fotoğrafçılık bir kamerayı elime alacak yaşa geldiğimden beri benim tutkum oldu.Fotografering har været min passion lige siden jeg var gammel nok til at holde på et kamera.
Fotoğrafçılık bir kamerayı elime alacak yaşa geldiğimden beri benim tutkum oldu.Fotografia od zawsze była moją pasją. Fotografia od zawsze była moją pasją.
Fotoğrafçılık bir kamerayı elime alacak yaşa geldiğimden beri benim tutkum oldu.Fotografia sa stala mojou veľkou vášňou, už keď som dokázal vziať do ruky fotoaparát.
Fotoğrafçılık bir kamerayı elime alacak yaşa geldiğimden beri benim tutkum oldu.Fotografie is mijn passie sinds ik oud genoeg ben om een camera vast te houden.
Fotoğrafçılık bir kamerayı elime alacak yaşa geldiğimden beri benim tutkum oldu.Fotografija je bila moja strast odkar sem zmogel držati fotoaparat.
Fotoğrafçılık bir kamerayı elime alacak yaşa geldiğimden beri benim tutkum oldu.Fotografování byla má vášeň už od dob, kdy jsem byl natolik starý, abych uzvedl fotoaparát.
Fotoğrafçılık bir kamerayı elime alacak yaşa geldiğimden beri benim tutkum oldu.사진찍는 일은 제가 카메라를 들 수 있는 나이가 된 이후로 저의 열정이었습니다,
Fotoğrafçılık bir kamerayı elime alacak yaşa geldiğimden beri benim tutkum oldu.Seit ich alt genug bin, eine Kamera in der Hand zu halten, ist Fotografie meine Leidenschaft.
Fotoğrafçılık bir kamerayı elime alacak yaşa geldiğimden beri benim tutkum oldu.Valokuvaaminen on ollut intohimoni siitä asti kun olin tarpeeksi vanha pitelemään kameraa.
Fotoğrafçılık bir kamerayı elime alacak yaşa geldiğimden beri benim tutkum oldu.Фотография стала моей страстью, как только я достаточно подрос, чтобы держать в руках фотоаппарат.
Fotoğrafçılık bir kamerayı elime alacak yaşa geldiğimden beri benim tutkum oldu.צילום היה התשוקה שלי מאז שהייתי גדול מספיק להחזיק מצלמה,
Fotoğrafçılık bir kamerayı elime alacak yaşa geldiğimden beri benim tutkum oldu.لطالما كان التصوير هو شفغي المطلق منذ حين كان في مقدوري حمل آلة التصوير
Fotoğrafçılık bir kamerayı elime alacak yaşa geldiğimden beri benim tutkum oldu.写真は 私がずっと 情熱を傾けてきたものです 今日は 私が一番 大切にしている
Freeman Thomas "Ben tutkum tarafından sürükleniyorum" diyorFreeman Thomas a dit: "Je suis poussé par la passion."
Freeman Thomas "Ben tutkum tarafından sürükleniyorum" diyorFreeman Thomas dice: "E' la passione a guidarmi"
Freeman Thomas "Ben tutkum tarafından sürükleniyorum" diyorFreeman Thomas dijo, "Soy impulsado por mi pasión"
Freeman Thomas "Ben tutkum tarafından sürükleniyorum" diyorFreeman Thomas diz: "Eu sou guiado pela minha paixão".
Freeman Thomas "Ben tutkum tarafından sürükleniyorum" diyorFreeman Thomas így fogalmazta meg: "Engem a szenvedély vezet."
Freeman Thomas "Ben tutkum tarafından sürükleniyorum" diyorFreeman Thomas je rekel: "Strast je moje gonilo."
Freeman Thomas "Ben tutkum tarafından sürükleniyorum" diyorFreeman Thomas mówi "Napędza mnie moja pasja".
Freeman Thomas "Ben tutkum tarafından sürükleniyorum" diyorFreeman Thomas nói rằng, "Tôi bị dẫn dắt bởi niềm đam mê."
Freeman Thomas "Ben tutkum tarafından sürükleniyorum" diyorFreeman Thomas povedal: "Poháňa ma moja vášeň."
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod