En önemlisi tutkudur.Самое важное — это энтузиазм.
En önemlisi tutkudur.הדבר החשוב ביותר הוא התשוקה.
En önemlisi tutkudur.الشيء الأهم هو الشغف.
En önemlisi tutkudur.アイデアを与えるのは簡単ですが
En tutkulu olduđu konulardan biri de telif haklarýydý, özellikle ilk baţlarda.Dès le départ, il s'est passionné pour le droit d'auteur.
En tutkulu olduđu konulardan biri de telif haklarýydý, özellikle ilk baţlarda.Een van de dingen waar hij een passie voor had was copyright, vooral in de begindagen.
En tutkulu olduđu konulardan biri de telif haklarýydý, özellikle ilk baţlarda.Eines der leidenschaftlichsten Themen war für ihn das Urheberrecht, besonders in diesem frühen Stadium.
En tutkulu olduđu konulardan biri de telif haklarýydý, özellikle ilk baţlarda.Jedna z věcí, o které se opravdu zajímal, bylo autorské právo, zvláště v té době.
En tutkulu olduđu konulardan biri de telif haklarýydý, özellikle ilk baţlarda.Một trong những thứ khiến nó<br/>đam mê đó là luật bản quyền
En tutkulu olduđu konulardan biri de telif haklarýydý, özellikle ilk baţlarda.Una de las cosas que más le apasionaba en aquella época era lo relativo al Copyright.
En tutkulu olduđu konulardan biri de telif haklarýydý, özellikle ilk baţlarda.Ένα από τα πράγματα που ήταν παθιασμένος ήταν τα πνευματικά δικαιώματα, ειδικά στις πρώτες τους ημέρες.
En tutkulu olduđu konulardan biri de telif haklarýydý, özellikle ilk baţlarda.Едно от нещата, по които той беше най-запален беше авторското право, особено в ранните му дни.
En tutkulu olduđu konulardan biri de telif haklarýydý, özellikle ilk baţlarda.واحدة من المواضيع التي كان شغوفاً بها، كانت: حقوق النشر وخاصةً في تلك الأيام المبكرة
En tutkulu olduđu konulardan biri de telif haklarýydý, özellikle ilk baţlarda.著作権は出版社と読者にとって常に負担となってきました、
Erotik çiftler tutku mumlarını ve azalmalarını da anlıyor.Az erotikus párok azt is tudják, hogy a szenvedély nő és csökken.
Erotik çiftler tutku mumlarını ve azalmalarını da anlıyor.Cuplurile erotice înţeleg de asemenea că pasiunea vine şi pleacă.
Erotik çiftler tutku mumlarını ve azalmalarını da anlıyor.Eroottiset parit ymmärtävät, että intohimo kasvaa ja vähenee.
Erotik çiftler tutku mumlarını ve azalmalarını da anlıyor.Erotické páry také chápou, že vášeň roste a ubývá.
Erotik çiftler tutku mumlarını ve azalmalarını da anlıyor.Erotični pari tudi razumejo, da strast narašča in pada.
Erotik çiftler tutku mumlarını ve azalmalarını da anlıyor.Erotische koppels begrijpen ook dat passie toe- en afneemt.
Erotik çiftler tutku mumlarını ve azalmalarını da anlıyor.Erotische Liebespaare wissen, dass Leidenschaft kommt und geht.
Erotik çiftler tutku mumlarını ve azalmalarını da anlıyor.Erotiska par förstår också att passionen kommer och går.
Erotik çiftler tutku mumlarını ve azalmalarını da anlıyor.Erotiske par forstår også at lidenskab tiltager og aftager.
Erotik çiftler tutku mumlarını ve azalmalarını da anlıyor. Hemen hemen ay gibi. Aralıklı tutulmaları var.Erotyczne pary rozumieją, że pasja zwiększa się i zmniejsza, jak fazy i zaćmienia Księżyca.
Erotik çiftler tutku mumlarını ve azalmalarını da anlıyor.에로틱한 커플들은 또한 열정은 차오르고 수그러든다는 것을 알고 있습니다.
Erotik çiftler tutku mumlarını ve azalmalarını da anlıyor.Las parejas eróticas también entiendan que la pasión aumenta y disminuye.
Erotik çiftler tutku mumlarını ve azalmalarını da anlıyor.Le coppie erotiche capiscono che le passioni cambiano e svaniscono.
Erotik çiftler tutku mumlarını ve azalmalarını da anlıyor.Les couples érotiques comprennent aussi que la passion a des hauts et des bas.
Erotik çiftler tutku mumlarını ve azalmalarını da anlıyor.Những cặp đôi nồng cháy thường cũng hiểu rằng niềm đam mê thường có chu kì lên xuống
Erotik çiftler tutku mumlarını ve azalmalarını da anlıyor.Os casais eróticos também entendem que a paixão aumenta e diminui.
Erotik çiftler tutku mumlarını ve azalmalarını da anlıyor.Τα ερωτικά ζευγάρια καταλαβαίνουν επίσης ότι το πάθος έρχεται και φεύγει.
Erotik çiftler tutku mumlarını ve azalmalarını da anlıyor.Еротичните двойки също разбират, че страстта идва и си отива.
Erotik çiftler tutku mumlarını ve azalmalarını da anlıyor.Еротичні пари також розуміють, що пристрасть може посилюватись і послаблюватись.
Erotik çiftler tutku mumlarını ve azalmalarını da anlıyor.Эротические пары также понимают, что страсть может убывать и прибывать.
Erotik çiftler tutku mumlarını ve azalmalarını da anlıyor.זוגות ארוטיים גם מבינים שהתשוקה זורחת וגורעת.
Erotik çiftler tutku mumlarını ve azalmalarını da anlıyor.الأزواج الحميمين أيضا يفهمون أن العاطفة شموع وتتناقص.
Erotik çiftler tutku mumlarını ve azalmalarını da anlıyor.まるで月のように 満ちる時もあれば欠ける時もあります
Etrafım resim yapmayı seven çocuklarla çevriliydi, benimle benzer tutkuyu paylaşan çocuklarla.Estava rodeado de crianças que adoravam desenhar, outras crianças que partilhavam uma paixão semelhante.
Etrafım resim yapmayı seven çocuklarla çevriliydi, benimle benzer tutkuyu paylaşan çocuklarla.비슷한 열정을 가지고 그림 그리기를 좋아하는 다른 아이들과 함께 했습니다.
Etrafım resim yapmayı seven çocuklarla çevriliydi, benimle benzer tutkuyu paylaşan çocuklarla.והייתי מוקף בילדים נוספים שאוהבים לצייר, ילדים נוספים עם תשוקה דומה.
Etrafım resim yapmayı seven çocuklarla çevriliydi, benimle benzer tutkuyu paylaşan çocuklarla.وكنت محاطاً بأطفال أحبوا الرسم، أطفال آخرين لديهم نفس الشغف.
Etrafım resim yapmayı seven çocuklarla çevriliydi, benimle benzer tutkuyu paylaşan çocuklarla.情熱を共有できる友人たちと過ごしました 初めて出版された作品は 中学の卒業アルバムの 表紙のデザインでした
Evvelden aşırı sıkıldığı yerde, şimdi tutkuyu hissediyor.Autrefois il ressentait l'ennui, il perçoit désormais la passion
Evvelden aşırı sıkıldığı yerde, şimdi tutkuyu hissediyor.Donde la enamorada anteriormente sentía aburrimiento, ahora siente pasión.
Fakat aynı zamanda ayrıca orada yaşayan insanların insan canlılığını arzusunu ve tutkusunu görmek imkansızdı.Ale nie dało się też nie zauważyć żywotności tych ludzi, ich aspiracji i ambicji.
Fakat aynı zamanda ayrıca orada yaşayan insanların insan canlılığını arzusunu ve tutkusunu görmek imkansızdı.Dar în același timp era imposibil să nu vezi forța oamenilor, aspirațiile și ambiția celor care locuiesc aici.
Fakat aynı zamanda ayrıca orada yaşayan insanların insan canlılığını arzusunu ve tutkusunu görmek imkansızdı.그런데 동시에 이곳 주민들의 생기 넘치는 모습과 꿈과 희망을 볼 수 밖에 없었습니다.
Fakat aynı zamanda ayrıca orada yaşayan insanların insan canlılığını arzusunu ve tutkusunu görmek imkansızdı.Men samtidigt var det även omöjligt att inte se den mänskliga vitaliteten,
Fakat aynı zamanda ayrıca orada yaşayan insanların insan canlılığını arzusunu ve tutkusunu görmek imkansızdı.Zároveň bolo však aj nemožné nevidieť ľudskú vitalitu, úsilie a snahu ľudí, ktorých tam žili.
Fakat aynı zamanda ayrıca orada yaşayan insanların insan canlılığını arzusunu ve tutkusunu görmek imkansızdı.Но тем же временем было невозможно не видеть жизненность людей, стремления и амбиции людей, живущих там.
Fakat aynı zamanda ayrıca orada yaşayan insanların insan canlılığını arzusunu ve tutkusunu görmek imkansızdı.באותו הזמן היה גם בלתי אפשר לא לראות את החיוניות האנושית, השאיפות והאמביציות של האנשים שחיים שם.
Fakat aynı zamanda ayrıca orada yaşayan insanların insan canlılığını arzusunu ve tutkusunu görmek imkansızdı.لكن في نفس الوقت كان أيضاً مستحيلاً عدم رؤية حيوية الإنسان، والتطلع والطموح للناس الذين يعيشون هناك.
Fakat aynı zamanda ayrıca orada yaşayan insanların insan canlılığını arzusunu ve tutkusunu görmek imkansızdı.そこに人のバイタリティがあったのです そこに住んでいる人々の、強い願望や野心が 赤ちゃんの体や洋服を洗い、洗濯物を干している女性たち
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.Ale wykazują oni także żarliwe oddanie prawdzie.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.Dar există și un devotament pătimaș pentru adevăr.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.Doch es gibt auch eine leidenschaftliche Hingabe zur Wahrheit.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.여러분들은 또한 진실의 추구를 위해서도 열정을 다하고 있지요.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.Lisäksi on myös intohimoinen sitoutuminen totuuteen.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.Maar er is ook een gepassioneerde toewijding aan de waarheid.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.Ma c'è anche un impegno serio verso la verità.