Ana içeriğe geç
Sözlük

tutku ile cümle

tutku kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bütün dünyada insanların acı çekmesine ve bu kadar çok tutku cinayetine şaşmamak gerek.Không thắc mắc tại sao người ta đau khổ và chúng ta phạm phải nhiều tội lỗi vì đam mê.
Bütün dünyada insanların acı çekmesine ve bu kadar çok tutku cinayetine şaşmamak gerek.이 세상에 그토록 많은 사람들이 사랑 때문에 괴로워하고 또 사랑 때문에 그 많은 범죄가 일어나는 데에도 이유가 있는 것이죠.
Bütün dünyada insanların acı çekmesine ve bu kadar çok tutku cinayetine şaşmamak gerek.Maka tidak heran apabila banyak orang menderita di seluruh dunia, dan ada banyak kejahatan nafsu.
Bütün dünyada insanların acı çekmesine ve bu kadar çok tutku cinayetine şaşmamak gerek.Não admira que as pessoas sofram pelo mundo fora e tenhamos tantos crimes passionais.
Bütün dünyada insanların acı çekmesine ve bu kadar çok tutku cinayetine şaşmamak gerek.Nem csoda, hogy az emberek világszerte szenvednek és olyan sok bűntényt követnek el szenvedélyből.
Bütün dünyada insanların acı çekmesine ve bu kadar çok tutku cinayetine şaşmamak gerek.Není divu, že lidé po celém světě trpí a máme tolik zločinů z vášně.
Bütün dünyada insanların acı çekmesine ve bu kadar çok tutku cinayetine şaşmamak gerek.Nic dziwnego, że wszędzie na świecie ludzie cierpią i że tyle zbrodni popełnia się z miłości.
Bütün dünyada insanların acı çekmesine ve bu kadar çok tutku cinayetine şaşmamak gerek.Ni čudno, da ljudje trpijo po vsem svetu in da je toliko zločinov iz strasti.
Bütün dünyada insanların acı çekmesine ve bu kadar çok tutku cinayetine şaşmamak gerek.Non c'é da stupirsi se le persone soffrono, e e se nel mondo si commettono tanti crimini passionali.
Bütün dünyada insanların acı çekmesine ve bu kadar çok tutku cinayetine şaşmamak gerek.Nu-i de mirare deci că oamenii suferă peste tot în lume şi că există atâtea crime pasionale.
Bütün dünyada insanların acı çekmesine ve bu kadar çok tutku cinayetine şaşmamak gerek.Недивно, що люди у всьому світі страждають від кохання, і стільки злочинів скоюється з жагучої пристрасті.
Bütün dünyada insanların acı çekmesine ve bu kadar çok tutku cinayetine şaşmamak gerek.Не изненадващо, че хората по света страдат и че има толкова много престъпление мотивирани от страст.
Bütün dünyada insanların acı çekmesine ve bu kadar çok tutku cinayetine şaşmamak gerek.Неудивительно, что во всем мире есть люди, страдающие от любви, и совершающие во имя любви преступления.
Bütün dünyada insanların acı çekmesine ve bu kadar çok tutku cinayetine şaşmamak gerek.לא פלא שאנשים בכל העולם סובלים ויש לנו כל כך הרבה פשעי-תשוקה.
Bütün dünyada insanların acı çekmesine ve bu kadar çok tutku cinayetine şaşmamak gerek.لا عجب ان الناس يعانون في جميع أنحاء العالم وليس لدينا الكثير من جرائم العشق .
Bütün dünyada insanların acı çekmesine ve bu kadar çok tutku cinayetine şaşmamak gerek.情熱からくる犯罪も多いわけです 失恋すると
Bütün tutkularımı birleştirmiş durumdayım오늘 저는 생각으로 조종하는 컴퓨터를 만드는
Bütün tutkularımı birleştirmiş durumdayımהיום אני מאחדת את כל התשוקות שלי
Bütün tutkularımı birleştirmiş durumdayımاليوم أدمج عواطفي
Bütün tutkularımı birleştirmiş durumdayımインテラクソン社CEOとしての仕事に
Bütün tutkumu koydum içine..Aku meletakkan semua gairahku ke dalamnya.
Bütün tutkumu koydum içine..Ci ho messo tutta la passione dentro.
Bütün tutkumu koydum içine..Ich tat meine ganze Leidenschaft darein!
Bütün tutkumu koydum içine..Ik heb al mijn passie erin gestopt.
Bütün tutkumu koydum içine..Jag har lagt ner all min passion.
Bütün tutkumu koydum içine..J'y ai mis toute ma passion dedans.
Bütün tutkumu koydum içine..Mi-am pus toata pasiunea in mancare.
Bütün tutkumu koydum içine..Mình dồn hết tâm huyết vào đấy.
Bütün tutkumu koydum içine..Vso svojo strast sem vložil vanje.
Bütün tutkumu koydum içine..Włożyłem w to wiele pasji.
Bütün tutkumu koydum içine..Έβαλα όλο μου το πάθος σ'αυτό.
Bütün tutkumu koydum içine..Я вложил в это блюдо все мои чувства.
Bütün tutkumu koydum içine..השקעתי את כל התשוקה שלי לזה.
Bütün tutkumu koydum içine..وضعت كل شغفي فيها
Bütün tutkumu koydum içine..私にそんな事まで
Bu tür bir tutkuyla kendimi çok ciddi bir oyunun içinde buldum.그리고 그러한 열정이 저를 매우 진지한 놀이로 이끌었어요.
Bu tür bir tutkuyla kendimi çok ciddi bir oyunun içinde buldum.וסוג כזה של תשוקה דחף אותי לתוך משחק רציני מאוד
Bu tür bir tutkuyla kendimi çok ciddi bir oyunun içinde buldum.وهذا النوع من العاطفة قادني إلى اللعب الجاد
Bu tür bir tutkuyla kendimi çok ciddi bir oyunun içinde buldum.本気で遊びが できたのです 充分に経験を踏んだ今となっては
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Astfel de lucruri. Practic, persoanele îşi aduc propriile personalităţi.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Az ilyesfajta dolgok. Az emberek önmagukat adják, alapjában véve.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Ces sortes de choses. Les gens apportent leur vraie personnalité fondamentalement.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Disse slags ting. Folk bringer deres sande selv, dybest set.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Este tipo de coisas. As pessoas mostram-se como são.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Estos asuntos. Cada persona trae su verdadera personalidad, básicamente.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)이런 요소들이 문제였던거죠. 사람들은 진짜 자기 자신을 드러냅니다.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Ljudje prikažejo svojo pravo sliko.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Luottavainen- Intohimoinen - Innostunut - Aito - Rento - Mukaansatempaava
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Människor tar med sig sina sanna jag. De tar med sig själva.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Những cái như thế này. Mọi người lộ rõ bản chất của mình, về cơ bản.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Questo tipo di cose. In sostanza le persone portano se stesse.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Solche Dinge. Die Leute zeigen sozusagen ihr wahres Ich.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Takéto veci. Ľudia prinášajú svoje pravé ja.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Tego rodzaju rzeczy. Ludzie wnoszą swoje prawdziwe ja.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Tyto věci. Lidé v podstatě přináší své pravé já.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Αυτά τα πράγματα. Οι άνθρωποι βγάζουν βασικά τους αληθινούς εαυτούς τους.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)На прийняття рішень вплинуло лише те, як людям вдалось фактично викласти свою сутність.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Такива неща. Хората показват самите себе си.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)דברים כאלה. אנשים מביאים איתם את העצמי האמיתי שלהם.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)هذه الأشياء. الأشخاص يحضرون ما هم حقيقة عليه
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod