Amatör ama tutkulu insanlara.Neprofesionálov, ľudí s vášňou.
Amatör ama tutkulu insanlara.Những nghiệp nghiệp dư, những người có tâm huyết.
Amatör ama tutkulu insanlara.Niet-professionelen, mensen met passie.
Amatör ama tutkulu insanlara. Ve sadece birkaç yıl içerisinde,סן פרנסיסקו הפכה לעיר הראשונה ללא-הרג.
Amatör ama tutkulu insanlara.Wohltäter, Menschen mit Leidenschaft.
Amatör ama tutkulu insanlara.До непрофесіоналів, до людей з пристрастю.
Amatör ama tutkulu insanlara.Непрофесионалисти, хора със страст.
Amatör ama tutkulu insanlara.С непрофессионалами, энтузиастами.
Amatör ama tutkulu insanlara.أناس عاديين ولكنهم متعاطفون مع الفكرة
Amatör ama tutkulu insanlara.そしてわずか2~3年以内に
Ama tutku karşılamak, onlara zaman anlamına gelir güç katıyor:, her yerde onu yeni sevgili karşılamak içinAby sprostać jej nowy ukochany wszędzie: Ale pasja nadaje im moc, oznacza czas, aby sprostać,
Ama tutku karşılamak, onlara zaman anlamına gelir güç katıyor:, her yerde onu yeni sevgili karşılamak içinAt møde sin nye elskede overalt: Men lidenskab giver dem magt, tid betyder, at mødes,
Ama tutku karşılamak, onlara zaman anlamına gelir güç katıyor:, her yerde onu yeni sevgili karşılamak içinDa bi zadovoljili njen novi ljubljeni kjerkoli: Ampak strast posoja jim moč, čas pomeni, da izpolnjujejo,
Ama tutku karşılamak, onlara zaman anlamına gelir güç katıyor:, her yerde onu yeni sevgili karşılamak içinFör att möta sin nya älskade överallt: Men passionen ger dem makt, tid betyder, att mötas,
Ama tutku karşılamak, onlara zaman anlamına gelir güç katıyor:, her yerde onu yeni sevgili karşılamak için,하지만 열정 만나고, 그들에게 시간을 의미 전력 것으로 : 어디서나 그녀의 새로운 사랑을 충족시키기 위해
Ama tutku karşılamak, onlara zaman anlamına gelir güç katıyor:, her yerde onu yeni sevgili karşılamak içinOm overal te voldoen aan haar nieuwe geliefde: Maar passie geeft hen de macht, tijd betekent, voldoen,
Ama tutku karşılamak, onlara zaman anlamına gelir güç katıyor:, her yerde onu yeni sevgili karşılamak içinPara atender a sua amada novo em qualquer lugar: Mas a paixão dá-lhes poder, significa tempo, para atender,
Ama tutku karşılamak, onlara zaman anlamına gelir güç katıyor:, her yerde onu yeni sevgili karşılamak içinPre splnenie svojho nového milého kdekoľvek: Ale vášeň prepožičiava im silu, čas znamená, stretnúť sa,
Ama tutku karşılamak, onlara zaman anlamına gelir güç katıyor:, her yerde onu yeni sevgili karşılamak içinPro splnění svého nového milého kdekoli: Ale vášeň propůjčuje jim sílu, čas znamená, setkat se,
Ama tutku karşılamak, onlara zaman anlamına gelir güç katıyor:, her yerde onu yeni sevgili karşılamak içinTapaamaan uusia rakkaan kaikkialla: Mutta intohimo lainaa heille voiman, aika keinot, tavata,
Ama tutku karşılamak, onlara zaman anlamına gelir güç katıyor:, her yerde onu yeni sevgili karşılamak içinЗа да отговарят на новия си възлюбен навсякъде: Но страстта им придава сила, време означава, да се срещнат,
Ama tutku karşılamak, onlara zaman anlamına gelir güç katıyor:, her yerde onu yeni sevgili karşılamak içinכדי לענות על האהוב החדש שלה בכל מקום: תשוקה אבל מעניק להם כוח, פירושו זמן, להיפגש,
Ama tutku karşılamak, onlara zaman anlamına gelir güç katıyor:, her yerde onu yeni sevgili karşılamak içinلقاء حبيبها الجديد في أي مكان : ولكن العاطفة يمنحها القوة والوسائل الوقت ، لقاء ،
Ama tutku karşılamak, onlara zaman anlamına gelir güç katıyor:, her yerde onu yeni sevgili karşılamak için極端な甘いと焼戻しの四肢。 [終了。]
Ama zevk, tutku ve sevinç hâlâ orada.Aber die Freude und die Leidenschaft ist immer noch da.
Ama zevk, tutku ve sevinç hâlâ orada.Ale potěšení, vášeň a radost tam stále jsou.
Ama zevk, tutku ve sevinç hâlâ orada.Ale przyjemność, pasja i radość wciąż tam są.
Ama zevk, tutku ve sevinç hâlâ orada.Dar plăcerea şi pasiunea şi bucuria este tot acolo.
Ama zevk, tutku ve sevinç hâlâ orada.De az élvezet, a szenvedély és az öröm ettől még ott van.
Ama zevk, tutku ve sevinç hâlâ orada.하지만 기쁨, 열정 그리고 즐거움은 그대로 있습니다.
Ama zevk, tutku ve sevinç hâlâ orada.Maar het plezier en de passie en het geluk is er nog steeds.
Ama zevk, tutku ve sevinç hâlâ orada.Ma il piacere la passione e la gioia sono ancora lì.
Ama zevk, tutku ve sevinç hâlâ orada.Mais le plaisir et la passion et la joie sont toujours là.
Ama zevk, tutku ve sevinç hâlâ orada.Mas o prazer e a paixão e a alegria ainda estão lá.
Ama zevk, tutku ve sevinç hâlâ orada.Pero el placer y la pasión y la alegría se mantienen allí.
Ama zevk, tutku ve sevinç hâlâ orada.Thế nhưng niềm vui thích, niềm đam mê và hạnh phúc vẫn tồn tại ở đó.
Ama zevk, tutku ve sevinç hâlâ orada.Αλλά η ευχαρίστηση και το πάθος και η απόλαυση είναι ακόμη εδώ.
Ama zevk, tutku ve sevinç hâlâ orada.Але задоволення, пристрасть і радість залишаються.
Ama zevk, tutku ve sevinç hâlâ orada.Но удоволствието, страстта и насладата все още са там.
Ama zevk, tutku ve sevinç hâlâ orada.Но удовольствие, страсть, радость остаются.
Ama zevk, tutku ve sevinç hâlâ orada.אבל העונג והתשוקה וההנאה עדיין שם.
Ama zevk, tutku ve sevinç hâlâ orada.و لكن المتعة، و الشغف و البهجة بالعمل ما زالت الأساس.
Ama zevk, tutku ve sevinç hâlâ orada.失われません これは伝統的でロマンチックな
Ancak benim tutkum -- Jack ve çocuklarımın yanında- bitkilerdir, epifit adı verilen bitkiler.하지만 남편이나 아이들에 덧붙여 제가 관심있는 분야는 바로 "착생식물"이라고 불리는 식물들이에요
Ancak benim tutkum -- Jack ve çocuklarımın yanında- bitkilerdir, epifit adı verilen bitkiler.אך מושא התשוקה שלי, מלבד ג'ק והילדים שלי, הם הצמחים, אלה המכונים אפיפייטים,
Ancak benim tutkum -- Jack ve çocuklarımın yanında- bitkilerdir, epifit adı verilen bitkiler.ولكن شغفي، بالإضافة إلى جاك وأولادي، هوالنباتات، وما تسمى بأبيفيتس،
Ancak benim tutkum -- Jack ve çocuklarımın yanında- bitkilerdir, epifit adı verilen bitkiler.植物、特に着生植物です 木の上に育つ着生植物は
Ancak eski tutkusunun döndüğünü hissetti.Aber er fühlte seine alte Leidenschaft für sie zurückkehren.
Ancak eski tutkusunun döndüğünü hissetti.Ale na jej widok jego dawne uczucia do niej powróciły.
Ancak eski tutkusunun döndüğünü hissetti.Ale on cítil jeho starou touhu, aby se vrátila.
Ancak eski tutkusunun döndüğünü hissetti.Ale on ucítil všetky svoje staré vášne pre ňu.
Ancak eski tutkusunun döndüğünü hissetti.Dar el a simțit toată pasiunea veche pentru ea revenind.
Ancak eski tutkusunun döndüğünü hissetti.De úgy érezte visszatér szívébe a régi szenvedély
Ancak eski tutkusunun döndüğünü hissetti.하지만 그는 그녀에 대한 옛 열정의 불타오름을 느꼈다.
Ancak eski tutkusunun döndüğünü hissetti.Maar hij voelde dat al zijn vroegere passie voor haar terug kwam.
Ancak eski tutkusunun döndüğünü hissetti.Mais il sentit son ancienne passion pour elle revenir.
Ancak eski tutkusunun döndüğünü hissetti.Ma lui sentiva riaffiorare la sua antica passione per lei.
Ancak eski tutkusunun döndüğünü hissetti.Mas ele sentiu regressar toda a sua velha paixão.
Ancak eski tutkusunun döndüğünü hissetti.Men han kände sin gamla förälskelse vakna till liv.
Ancak eski tutkusunun döndüğünü hissetti.Men han mærkede fortidens lidenskab genopstå.