Beş yaşından itibaren keman dersleri almaya başlamış, ve bu sıralarda müziğe olan tutkusunu keşfetmiştir.Khi mới lên 5, ông đã được học violin và phát hiện ra niềm đam mê của mình đối với âm nhạc.
"Artık ismimizin tutkumuza yetişme zamanı geldi.""Vì vậy, đã đến lúc cho chúng tôi đổi tên để bắt kịp với hoài bão của mình."
Shin müziğe olan tutkusu ve yakışıklılığıyla ün salmıştır.Shin được biết đến với vẻ ngoài đẹp trai, cá tính tự mãn, và niềm đam mê âm nhạc mạnh mẽ.
Bununla birlikte tutkulu bir aşıktır.Tuy nhiên cá nhân ông là một người yêu chuộng hòa bình.
Müthiş sesi ve büyük bir tutkuyla şarkıyı bu kadar güzel yorumluyor," dedi.“Quang Lê khen giọng hát Lệ Quyên rất tình”.
Yemek tutkunudur.Của niềm đam mê?
Justin'e tutkun kalır.ジャスティンのことを何かと気にかけている。
Ve motosiklet tutkunudur.自転車も苦手。
Enerji konularının tutkunu olup, Énergie.探究心が強く、エネルギッシュ。
Bu Heine'ın en büyük tutkularından biriydi.これらは主にデニスの趣味であった。
Ben sadece tutkuya inanırım.あるのは只、情熱だけだ。
Otomobil tutkusunun farkına burada vardı.クールな情熱を持つクルマという意味。
Onunla gurur duyuyorum ve bulunduğum yolda onun hatırası, cömertliği ve tutkusuyla ilerliyorum.そんな母の目の高さで今を、そして未来を見つめ母のような優しさ、力強さ、謙虚さで事業展開していく。
Bu tutkusu sebebiyle hapse bile düşmüştür.その風刺によって投獄された経験もある。
Ayrıca diğer grup elemanları gibi O da bir motor tutkunudur.選ばれた他の女性と同様に、彼女もアマチュアのパラシュート乗りであった。
Futbol tutkunları için büyük bir acı.しかし、本当はサッカーへの強い情熱を抱えている。
Goya: Tutkulu Bir İroni Ustası.イェリー 妖艶なロマ人の占い師。
"İnegöl'den Şükriye Tutkun geçti".谕伊劝谏允禩,感激朕恩。
Miuccia Prada ve eşi Patrizio Bertelli modern sanat ve kültüre karşı güçlü bir tutku beslemektedir.Miuccia Prada 与她的丈夫 Patrizio Bertelli 都非常热爱当代艺术。
Faydacı: Zaman, para, ve kaynaklar bakımından bütün yatırımlardan getiri elde etmeye duyulan tutku.后重賜恩典,移住襄州,授太子率府率,給予祿錢。
Tutkulu bir fotoğrafçıdır.他是一位狂热的摄影爱好者。
Ben sadece tutkuya inanırım.边圉得以绥靖。
(Zevklere kapılma, ihtiras, maddi tutkular.)然甚有才幹,堪為委遇,可遷掌吏部』)。
Bu zamanlarda tam bir sinema tutkunu olarak günde 5 film izlemeye başladı.這段時間他開始著迷電影,曾經在當地電影院裡一天連看五部電影。
İlk ses dersini aldı ve tiyatral müziğe olan tutkusunu keşfetti.随后她开始了声乐学习,并燃起了对音乐剧的热情。
"Artık ismimizin tutkumuza yetişme zamanı geldi.""이제 우리의 야망을 이룰 때가 되었다."
"İnegöl'den Şükriye Tutkun geçti".사계(捨戒 : 還戒) 파계한 출가자에게 기회 주는 방편”.
Şükriye Tutkun (d.감사보고서 (보고서).
Tüm şehitler "tutku taşıyan"dır ama tüm tutku taşıyanlar şehit değildir.모든 서버는 호스트이지만 모든 호스트가 서버인 것은 아니다.
Ancak vazgeçemediği bir tutkusu da insan öldürmektir.사생학이 대상으로 하는 것은 인간의 소멸, 죽음이다.
Grup arkadaşları arasında pastaya olan tutkusu ile bilinir.케이크 가게의 팬에게 관심이 있다.
Racine, eserlerinde genellikle tutkularına esir olmuş kişilere yer vermiştir.아이케는 부하들에게 잔혹성을 주입시켜고, 다하우 훈련 시절에서는 보통 강제수용소 부근에서 수감자들을 감시하는 걸로 시간을 소비했다.
Anne ve babası matematik öğretmeni olan Zernike, özellikle babasının fiziğe karşı olan tutkusunu paylaştı.그의 양친은 모두 수학 교사였고, 그 중에서도 그는 특히 부친의 수학에 대한 열정을 물려받았다.
"If love's a sweet passion (Eğer aşk bir tatlı tutku ise.)"맏형제 머티스 존 2세가 작곡한 〈Need Your Love So Bad〉가 그 예시다.
Tutkuyla öpüşürler ve Moskova'da yeniden buluşmak üzere plan yaparlar.הם מתנשקים בלהט ומתכננים להיפגש במוסקבה.
"Artık ismimizin tutkumuza yetişme zamanı geldi."“הגיע הזמן להתאים את השם לשאיפות שלנו.”
Ve motosiklet tutkunudur.והאופנוען צוחק.
Aynı zamanda tutkulu bir fotoğrafçıydı.הוא היה גם צלם חובב.
İlk ses dersini aldı ve tiyatral müziğe olan tutkusunu keşfetti.בהמשך החלה ללמוד פיתוח קול וגילתה עניין ער בתיאטרון מוזיקה.
Bu aşırı müzik tutkusu yüzünden derslerini ihmal ediyordu ve birkaç kez okuldan uzaklaştırıldı.הם נענשו בעונשים פיזיים כשלא מילאו את המטלות שלהם לשביעות רצון הדודה ונעדרו פעמים רבות מבית הספר.
1923'te ilk kitabı olan Buenos Aires Tutkusu (Ferver de Buenos Aires)'i çıkardı.בשנת 1923 פרסם את קובץ שיריו הראשון - Fervor de Buenos Aires.
Bu zamanlarda tam bir sinema tutkunu olarak günde 5 film izlemeye başladı.כיום רואות אור חמש מהדורות מדי שנה.
Kirk tutkulu ve sıklıkla agresifdir.הפנדה ביישנית ולעיתים נדירות תוקפנית.
Bu çalışmalar müziğe olan tutkusunu perçinledi ve gelecek çalışmalarına zemin hazırladı.ביצירה זו התגבשו העקרונות שאיפיינו את המוזיקה העתידית שלו.
Felaket günü cihazları ve atomik süper insanlar yaratmada yetenekli ve tutkuludur.לרוב החשודים, כארגונים מרכזיים ובעלי עוצמה ישנה היכולת וההזדמנות.
Fahriye'ye tutkuyla bağlı.לכן אילופם דורש סבלנות.
Bu ilişki zamanla ölümcül bir tutkuya dönüşür.במשך הזמן נעשה לעסקן ציוני נלהב.
Tutku - İsa Mesih'in Çilesi adlı filmin yasaklanması bu duruma örnek olarak gösterilebilir.ייתכן שסיכול האותיות בשם התחנה מיסר-מרץ נעשה בכוונה.
Otomobil tutkusunun farkına burada vardı.הרכבו היה ברובו מחוג החוסיינים.
Bu yolda Adnan Bey'in uzaktan yeğeni Behlül Haznedar ile tutkulu bir ilişki yaşar.בינה לבין בהלול, אחיינו של אדנן, מתפתח רומן.
Daha sonra polisiye tutkusunu gerçekleştirmek için bir yıl kriminoloji eğitimi aldı.Година по-късно започва да тренира лекоатлетическата дисциплина хвърляне на копие.
1923'te ilk kitabı olan Buenos Aires Tutkusu (Ferver de Buenos Aires)'i çıkardı.През 1923 г. издава първата си стихосбирка „Fervor de Buenos Aires“.
Ve motosiklet tutkunudur.Мотоциклетите са му хоби.
Ayrıca tutkulu bir avcıydı.Страстен ловец.
Buna rağmen Tal sigara tiryakisi ve içki tutkunuydu.Но затова пък е запален пушач и пие много кафе.
Yahudi tarihçi Josephus Antiquitiesde Saba Kraliçesi'nin öğrenmeye olan tutkusundan bahseder.Еврейският историк Йосиф Флавий подчертава любовта на Савската царица към учението.
Bu aşırı müzik tutkusu yüzünden derslerini ihmal ediyordu ve birkaç kez okuldan uzaklaştırıldı.Имал е проблем с поведението и на няколко пъти бил отстранен от училище.
Bu ön çizimler, resimlerin oldukça tutkulu olacaklarını gösteriyordu.Но тези произведения на пръв поглед изглеждали доста плашещи..
Tutkulu bir fotoğrafçıdır.Тя е страстен читател.
Ama sonra Denizlere olan tutkusu yeniden başladı ve babasıyla da arası açıldı.След това отново е моряк и пак се връща при баща си.