Ana içeriğe geç
Sözlük

tutku ile cümle

tutku kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Tutkulu bir binici olarak, turnuvalara katılmıştır.Ioan I era un pasionat al turnirelor.
Gríma da Théoden'i, Éomer'in güç tutkusu ve itaatsizliği yönünde kandırmaya çalıştı.Chiar și Attilio Teruzzi a recunoscut perseverența și puterea de voință a lui Omar Mokhtar.
Bazı GNU tutkunları 5.07 kod tabanını sürdürmeye devam etti.Néhány GNU Chess rajongó továbbra is karbantartja az 5.07 verzión alapuló kódot.
O sıralar müzik onun en çok tükettiği tutkusuydu.Akkortájt a zene volt a legnépszerűbb őrület.
Futbol tutkunu adlı kitabın karikatür versiyonu.A History of Football Tactics című könyve.
Beş yaşından itibaren keman dersleri almaya başlamış, ve bu sıralarda müziğe olan tutkusunu keşfetmiştir.Ötéves volt, amikor elkezdett hegedűórákat venni, ekkor fedezte fel a zene iránti szenvedélyét.
Tutkulu bir fotoğrafçıdır.Szenvedélyes fotós volt.
Üçlemenin diğer filmleri Maria Braun'un Evliliği (1979) ve Veronika Voss'un Tutkusu (1982)'dur.A trilógia három filmje a Maria Braun házassága (1978), a Lola (1981) és a Veronika Voss vágyakozása (1982).
Alışveriş tutkunu, kredi kartını ele geçirdiğinde yakıyor.Jo megtalálja őket a hitelkártya alapján.
Ve motosiklet tutkunudur.Ugyancsak nagy szenvedélye volt ekkoriban a motorozás.
Aralarındaki ilişki tutkulu bir aşka dönüşür.A találkozás szenvedélyes szeretkezésbe torkollik.
Avustralyalılar tarafından "yerli tutku meyvesi" (İng: Native Passion Fruit) olarak da adlandırılır.Az ausztrálok „sertefarkú oposszumnak” (brush-tailed opossum) hívják.
Ayrıca diğer grup elemanları gibi O da bir motor tutkunudur.A többi Phantoka Makutához hasonlóan ő is vak.
Sürgündeki Wilhelm'in en büyük tutkularından biri avlanmaktı.Vilmos elsődleges szórakozása a vadászat volt.
Jeanne d'Arc'ın Tutkusu 1928 Fransa yapımı sessiz filmdir.1928-as Jeanne d'Arc című némafilmjével örökre beírta magát a filmtörténetbe.
Burası kuş gözlemcileri ve yaban hayat tutkunları için bir cennettir.Ez a terület a nagyvadak és a vadászok paradicsoma.
Stone teklifi kabul etti çünkü Chazelle yapım konusunda çok tutkuluydu.Stone otti roolin vastaan, koska Chazelle oli niin intohimoinen hankkeesta.
Ayrıca tutkulu bir avcıydı.Hän oli innokas metsästäjä.
Ben sadece tutkuya inanırım.Intohimosta saan voimaa.
Aralarındaki ilişki tutkulu bir aşka dönüşür.Heidän välilleen kehittyy eräänlainen viha-rakkaussuhde.
Yaşamındaki tek tutkusu arabalardır.Adam harrastaa intohimoisesta autoja.
Bu aktivitelerin hiçbirini tutkuyla yapmamış fakat dans etmeyi çok sevmişti.Δεν ακολούθησε καμία από αυτές τις δραστηριότητες με πάθος, αν και λάτρευε να χορεύει.
1923'te ilk kitabı olan Buenos Aires Tutkusu (Ferver de Buenos Aires)'i çıkardı.Το πρώτο του βιβλίο, Fervor de Buenos Aires (Πάθος για το Μπουένος Άιρες), εκδόθηκε το 1923.
Ayrıca tutkulu bir avcıydı.Υπήρξε επίσης δεινός κυνηγός.
Ben sadece tutkuya inanırım.Μόνο η πίστη.
Moliere, eserde o zamanın Paris burjuvasının para tutkusunu öne çıkarır.Ο Φρέντερ την ίδια ώρα υποφέρει τα πάθη της ζωής των εργατών.
Bazı GNU tutkunları 5.07 kod tabanını sürdürmeye devam etti.Τα ασιατικά χάντικαπ έχουν σταθερή προσαύξηση τα 0.25 γκολ.
Sürgündeki Wilhelm'in en büyük tutkularından biri avlanmaktı.Μια από τις πιο αγαπημένες ενασχολήσεις της Άρτεμης ήταν το κυνήγι.
Bu ön çizimler, resimlerin oldukça tutkulu olacaklarını gösteriyordu.Αυτοί οι χοροί έκαναν τις εμφανίσεις της πιο εντυπωσιακές.
Fransız büyükelçisi Piscatory gizli raporunda onu "tutkulu ve tehlikeli bir Rus yanlısı" olarak nitelendirdi.Σε μυστική έκθεσή του ο Γάλλος πρέσβης Πισκατορύ τον χαρακτήρισε ως εμπαθή και επικίνδυνο ρωσόφιλο.
Ben bir İtalyan olarak duygularaim çaresiz bir tutku gibidir."Jeg føler det som italiener, med desperat passion".
"Artık ismimizin tutkumuza yetişme zamanı geldi.""Så nu er tiden inde til, at vores navn skal indfri vores ambitioner."
Sürgündeki Wilhelm'in en büyük tutkularından biri avlanmaktı.Vilhelms primære hobby har tilsyneladende været jagt.
"Misty", tutkulu bir geceden sonra eriyen bir kardanadam hakkındadır.Det næste nummer, "Misty", handler om en elskende snemand, der smelter væk efter en lidenskabelig nat.
Pastaneciliğe tutku ile bağlıdır.Overbygning med tålmodighed.
Kitap toplamak onun için bir tutku halini almıştı.Jeg forstod, at Maleriet var en Lidenskab hos ham.
Onun en ünlü ve tutkulu projesi Kudüs'teki İkinci Tapınak'ın genişletilmesiydi.Herodes mest berømte og ambisiøse prosjekt var utvidelsen av det andre tempelet i Jerusalem.
Yaşamındaki tek tutkusu arabalardır.Hans eneste interesse i livet er penger.
Müzik tutkunu David Kent tarafından Mayıs 1974'te kurulmuştur.Listen ble satt sammen av musikkentusiasten David Kent fra mai 1974 til 1988.
Daha sonra öpücük tutkulu bir hal alır.Vennskapelig kjærlighet etterfølger lidenskapelig kjærlighet.
O da, tıpkı Emma gibi, operaya tutku derecesinde bağlıydı.Og, som maleriene av hennes viser, var Emma også svært vakkert.
Kısa sürede şiir onun için bir tutkuya dönüştü.Slik ble det etterhvert diktet en slått om ham.
Hobi tutkunlarının kurduğu birçok topluluk mevcuttur.Den er populær for mange hobbyoppdrettere.
O sıralar müzik onun en çok tükettiği tutkusuydu.Musikalsk var trekkspillet det instrumentet som stod han nærmest.
"Artık ismimizin tutkumuza yetişme zamanı geldi."«Så nå er tiden inne for å oppfylle denne ambisjonen.»
"Artık ismimizin tutkumuza yetişme zamanı geldi."“Jadi, sudah tiba waktunya bagi nama kami untuk meraih ambisi kami.”
Miuccia Prada ve eşi Patrizio Bertelli modern sanat ve kültüre karşı güçlü bir tutku beslemektedir.Miuccia Prada dan suaminya Patrizio Bertelli selalu berbagi minat yang kuat dalam budaya dan seni kontemporer.
Stone teklifi kabul etti çünkü Chazelle yapım konusunda çok tutkuluydu.Stone menerima tawaran tersebut karena Chazelle sangat semangat saat menjelaskan proyek ini.
Bu film tutku ve bir aşk üçgeni hakkında.Tema film ini didasarkan pada kisah cinta segitiga.
Ayrıca at resimleri çizmeyi tutkuyla sevmiştir.Dia juga suka memvandal stikel kampanye wali kota dengan menggambar kumis.
Ama yine de onlar her türlü tutkudan uzaktır.Mereka terbebas dari segala hawa nafsu.
Ama Prens'in Baba'sının yerine geçmek gibi gizli bir tutkusu vardı.Ia bertindak sebagai Penjabat Raja menggantikan ayahnya.
Tutkular ölümden sonra doğuma ulaşmaya sebep olur.Kasus parah dapat menuebabkan kematian setelah lahir.
Yazarın, son tutkulu aşk romanıdır.Apa yang terjadi selanjutnya adalah lika-liku romantisme cinta.
Argento bu giallo'ların tutkunuydu.Atol ini merupakan bagian dari gugusan Kepulauan Gilbert.
Tutku taşıyan kişi: ölümle İsa gibi benzer şekilde yüzleşen kişidir.Istilah tersebut dapat didefinisikan sebagai orang yang menghadapi kematiannya dalam keadaan seperti Yesus.
Justin'e tutkun kalır.Harper thích Justin.
Bu aktivitelerin hiçbirini tutkuyla yapmamış fakat dans etmeyi çok sevmişti.Bà không thích thú lắm với những hoạt động này, mặc dù bà khá yêu thích các điệu nhảy.
"Zott tutkuyla kaliteli süt" programı, tüm Zott Alman süt üreticileri için ilk adımda bahsedilir.Chương trình "Sữa chất lượng Zott với niềm đam mê" về cơ bản hướng tới mọi nhà sản xuất sữa của Zott.
Levi spor araba ve motosiklet tutkunudur ve bir Nissan GT-R sahibidir.Levi yêu thích xe hơi thể thao và đặc biệt có đam mê với mô tô, anh sở hữu một chiếc Nissan GT-R 2009.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod