Ana içeriğe geç
Sözlük

tutku ile cümle

tutku kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ama pek az kimse bu tamamen tutkusuzluk haline erişebilir.Slechts kleine groepen konden dit ontlopen door helemaal tandeloos te worden.
O kız köpeğinin tutkunu.Dat meisje is dol op haar hondje.
Justin'e tutkun kalır.Znęca się nad Justinem.
Yaşamındaki tek tutkusu arabalardır.Jego pasją są samochody.
Tutkulu bir binici olarak, turnuvalara katılmıştır.Z wielką namiętnością brał udział w turniejach.
Tanıdıkları tarafından bu dönemde spora meraklı olduğu, özellikle futbola karşı tutku beslediği ifade edildi.W tym okresie jego zainteresowania skierowane były w stronę sportu, zwłaszcza piłki nożnej.
Dans onun için bir tutkudur.Jej pasją staje się taniec.
Ve motosiklet tutkunudur.Był także entuzjastą motocykli.
Gençlik Tutkusu (Passion of Youth)nda belirttiği üzere: "Bir daha ne vatanımı ne de sahip olduklarımı gördüm.Młodszy syn powiedział później: We never saw our house again.
Archie arabasına tutkundur.Artur kupił samochód.
Baş tutkusu bilim ve Karete'dir.Jej pasją są książki oraz nauka.
Sürgündeki Wilhelm'in en büyük tutkularından biri avlanmaktı.Największą pasją księcia Henryka było polowanie.
Kısa sürede şiir onun için bir tutkuya dönüştü.Praca ta szybko staje się jej pasją.
İlk ses dersini aldı ve tiyatral müziğe olan tutkusunu keşfetti.Zaczęła chodzić na lekcje śpiewu i odkryła zamiłowanie do teatru muzycznego.
Levi spor araba ve motosiklet tutkunudur ve bir Nissan GT-R sahibidir.Zachary Levi är en bil- och motorcykelentusiast och äger en Nissan GT-R.
Ancak, bir lisans öğrencisi olarak Hall, bu yıllarda biyolojiye olan tutkusunu keşfetti .Under sin tid som forskarstuderande fann Hall emellertid sin passion för biologi.
Anne ve babası matematik öğretmeni olan Zernike, özellikle babasının fiziğe karşı olan tutkusunu paylaştı.Båda föräldrarna var lärare i matematik, och han delade speciellt sin fars passion för fysik.
Diğer bütün kaynaklar "Jeanne d'Arc'ın Tutkusu" şeklinde kayıt düşmüşlerdir.Blommorna är större än hos 'Jeanne d'Arc'.
"Macar" lakaplı namert de kıza tutkundur.Aimée Sommerfelt för Bare en jentunge? 3.
Büyük bir finansal başarısı olmasa da, küçük ama tutkulu bir hayran kitlesi vardır.Trots att man saknar stora framgångar har man en stor och trogen fanskara.
O sıralar müzik onun en çok tükettiği tutkusuydu.Det var dock musiken som var hans största intresse.
Otto ayrıca tutkulu bir amatör sanatçıdır.Det visar sig att John är en duktig amatörmålare.
Alışveriş tutkunu, kredi kartını ele geçirdiğinde yakıyor.Det visar sig att mannen hade stulit hennes kreditkort.
Josh Holloway'in kariyer tutkusu onu Los Angeles'a taşıdı ve "Doctor Benny" isimli komedide rol aldı.Ambitioner att skådespela tog honom till Los Angeles där han snart fick en roll i komedin Doctor Benny.
Aynı zamanda tutkulu bir fotoğrafçıydı.Han var även amatörfotograf.
Sürgündeki Wilhelm'in en büyük tutkularından biri avlanmaktı.Vilhelms favoritsysselsättning tycks ha varit jakt.
Bu aktivitelerin hiçbirini tutkuyla yapmamış fakat dans etmeyi çok sevmişti.Inte för att han tyckte bäst om den, utan för att den var rolig att spela.
Tutkular ölümden sonra doğuma ulaşmaya sebep olur.Det kristna livet är det som sker efter dopet.
Ancak hiç kuşkusuz en büyük desteği, tutkunu olduğu mimari çalışmalara vermiştir.Hans mest kända verk är han passionspsalmer.
Bu aktivitelerin hiçbirini tutkuyla yapmamış fakat dans etmeyi çok sevmişti.Але вона не відчувала пристрасті до цього виду діяльності, зате любила танцювати.
Levi spor araba ve motosiklet tutkunudur ve bir Nissan GT-R sahibidir.Лівай є ентузіастом спортивних авто та мотоциклів та володіє 2009 Nissan GT-R.
Bu film tutku ve bir aşk üçgeni hakkında.Центральні теми фільму — бісексуальність і любовний трикутник.
Tutkular ölümden sonra doğuma ulaşmaya sebep olur.Тільки вони мають надію на життя після смерті на небі.
Ama pek az kimse bu tamamen tutkusuzluk haline erişebilir.Але мало кому вдається домогтися такого дозволу.
Kendisini "bütün bilimlerin öğrencisi" olarak tanıtması onun tutkulu bir mucit olduğunu göstermektedir.Знайти «свого» вчителя або учня вважається великою удачею.
Daha sonra öpücük tutkulu bir hal alır.Та врешті-решт, кохання перемагає професійні навички.
Goya: Tutkulu Bir İroni Ustası.Мати: Ірина — педагог.
Archie arabasına tutkundur.Дерек поспішає на машині.
Şükriye Tutkun (d.Poděkování (str.
Bu aktivitelerin hiçbirini tutkuyla yapmamış fakat dans etmeyi çok sevmişti.On však nevytěžil nic z těchto dobrých nabídek, ačkoli politiku vášnivě miloval.
Daha sonra öpücük tutkulu bir hal alır.Poté se vášnivě políbí.
Ayrıca diğer grup elemanları gibi O da bir motor tutkunudur.Stejně jako ostatní, zemře pomocí motorové pily.
Ve motosiklet tutkunudur.Je nadšeným motorkářem.
Yalnızlığını sadece tutkularıyla bastırabilir.Mohou upřednostňovat samotu pro odpočinek.
Ama Mary Jane'de babasını görme isteğini bir tutku haline gelmiştir.Z jejích rodinných fotografií je jasné, že Jane milovala zvířata.
Aynı zamanda tutkulu bir fotoğrafçıydı.Byl také vášnivým myslivcem.
Aşırı derecede motosiklet ve hız tutkunudur.Sdílejí prý spolu vášeň pro rychlé motorky.
Yeni yetenekler keşfetme tutkusundan ise hiç vazgeçmedi.Byl vždycky horlivý učit se nové dovednosti.
Ona tutkuyla aşık olur.Když byla mladší, vášnivě se zamilovala.
27 Ağustos 1959, Neuchatel), İsviçreli pilot, mucit, maceraperest ve havacılık tutkunu.Yves Rossy (* 27. srpna 1959, Neuchâtel, Švýcarsko) je švýcarský pilot, vynálezce a letecký nadšenec.
Ben sadece tutkuya inanırım.Povzbuzení k horlivosti víry.
Tutkuyla öpüşürler ve Moskova'da yeniden buluşmak üzere plan yaparlar.Se sărută pasional și fac planuri pentru o întâlnire în Moscova.
Tutkulu bir fotoğrafçıdır.Este fotografă amatoare.
Ayrıca tutkulu bir avcıydı.A fost un pasionat vânător.
Tutku taşıyan kişi: ölümle İsa gibi benzer şekilde yüzleşen kişidir.Purtător de chinuri: un Sfânt care și-a înfruntat moartea într-un mod asemănător cu Hristos.
Tutkulu bir okuyucu olarak felsefe ve teolojiye karşı büyük bir ilgisi vardı.Cititoare pasionată, ea a dezvoltat un interes în creștere pentru filozofie și teologie.
Aralarındaki ilişki tutkulu bir aşka dönüşür.Între cei doi are loc o relație de dragoste pasională.
"Macar" lakaplı namert de kıza tutkundur.El este un fel de "macho" care vrea să impresioneze fetele.
Chazelle bence son yılların en tutkulu yönetmenlerinden biri.Scriitor optzecist, este unul dintre prozatorii de primă linie ai ultimilor ani.
Ted'in çocukluğunda da en büyük tutkusu mimar olmaktı.Încă din copilarie, muzica a fost pentru acesta cea mai mare pasiune.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod