"Ben size verdiğim sözü tutarak geri dondüm ve size yardım etmek istiyorum."Je veux rendre ce que je vous avais promis, que je rentrerais et vous aiderais.
"Ben size verdiğim sözü tutarak geri dondüm ve size yardım etmek istiyorum."제가 돌아와서 여러분을 돕겠다고 한 약속을
"Ben size verdiğim sözü tutarak geri dondüm ve size yardım etmek istiyorum."Les quiero devolver, como les prometí que volvería para ayudarlos.
"Ben size verdiğim sözü tutarak geri dondüm ve size yardım etmek istiyorum. Neye ihtiyacınız var?""Jag vill återbetala er, jag lovade att jag skulle komma tillbaka och hjälpa er.
"Ben size verdiğim sözü tutarak geri dondüm ve size yardım etmek istiyorum. Neye ihtiyacınız var?"Попитах ги как да им помогна и от какво имат нужда.
"Ben size verdiğim sözü tutarak geri dondüm ve size yardım etmek istiyorum. Neye ihtiyacınız var?""Я хочу віддячити вам так, як і обіцяла, я ж обіцяла повернутись та допомогти.
"Ben size verdiğim sözü tutarak geri dondüm ve size yardım etmek istiyorum.Powiedziałam: jak obiecałam, chcę wam podziękować. Obiecałam, że wrócę i zrobię dla was wszystko.
"Ben size verdiğim sözü tutarak geri dondüm ve size yardım etmek istiyorum."Quero retribuir, conforme vos prometi,
"Ben size verdiğim sözü tutarak geri dondüm ve size yardım etmek istiyorum."Saya ingin membalas budi seperti janji saya dulu, bahwa saya akan kembali dan membantu kalian.
"Ben size verdiğim sözü tutarak geri dondüm ve size yardım etmek istiyorum."Tôi muốn đền đáp điều như tôi đã hứa là sẽ trở lại và giúp mọi người.
"Ben size verdiğim sözü tutarak geri dondüm ve size yardım etmek istiyorum."Voglio manterere la promessa che vi ho fatto che sarei tornata e vi avrei aiutato.
"Ben size verdiğim sözü tutarak geri dondüm ve size yardım etmek istiyorum."Vreau să vă răsplătesc așa cum am promis să mă întorc și să vă ajut.
"Ben size verdiğim sözü tutarak geri dondüm ve size yardım etmek istiyorum."Θέλω να σας επιστρέψω την βοήθεια όπως σας υποσχέθηκα ότι θα έκανα.
"Ben size verdiğim sözü tutarak geri dondüm ve size yardım etmek istiyorum."Я хочу выполнить своё обещание, что я вернусь и помогу вам.
"Ben size verdiğim sözü tutarak geri dondüm ve size yardım etmek istiyorum.כשחזרתי, התחלתי לדבר עם הגברים, עם הכפר, עם האמהות, ואמרתי,
"Ben size verdiğim sözü tutarak geri dondüm ve size yardım etmek istiyorum."أريد أن أعطى مرة أخرى بالطريقة التي كنت قد وعدتكم بها
"Ben size verdiğim sözü tutarak geri dondüm ve size yardım etmek istiyorum.今果たします なにをすればいいですか」と
Biosistemimiz için faydası olmayan bu çimlerimizi tutarak inanılmaz miktarda kaynak harcamışız.Dus we spenderen enorm veel middelen aan het onderhouden van onze gazons, die nutteloze biosystemen zijn.
Biosistemimiz için faydası olmayan bu çimlerimizi tutarak inanılmaz miktarda kaynak harcamışız.É incrível a quantidade de recursos que temos gasto a preservar relvados, que são biossistemas inúteis.
Biosistemimiz için faydası olmayan bu çimlerimizi tutarak inanılmaz miktarda kaynak harcamışız.잔디밭은 유지하려고 사용하는 자원의 양은 실로 엄청납니다. 쓸모없는 생명계에 지나지 않는데 말이죠.
Biosistemimiz için faydası olmayan bu çimlerimizi tutarak inanılmaz miktarda kaynak harcamışız.Olemme kuluttaneet uskomattoman määrän resursseja hoitaessamme nurmikoitamme, tarpeettomia biosysteemejä.
Biosistemimiz için faydası olmayan bu çimlerimizi tutarak inanılmaz miktarda kaynak harcamışız.Trudno uwierzyć, jakie zasoby poświęcamy dla bezużytecznych biologicznie trawników.
Biosistemimiz için faydası olmayan bu çimlerimizi tutarak inanılmaz miktarda kaynak harcamışız.זה בלתי מתקבל על הדעת, כמות המשאבים שהפנינו לשמירת המדשאות שלנו, שהן מערכות חיים חסרות ערך.
Biosistemimiz için faydası olmayan bu çimlerimizi tutarak inanılmaz miktarda kaynak harcamışız.لا تصدق مقدار الموارد التي قد أنفقت لحفظ مروجنا ، والتي هي أنظمة حيوية عديمة الفائدة.
Biosistemimiz için faydası olmayan bu çimlerimizi tutarak inanılmaz miktarda kaynak harcamışız.維持するために費やす資源量は信じられません 私たちは再考する必要があります
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.A facut o pauză, şi-a împreunat mâinile şi a spus, "Da, Greg, dar diavolul va fi în detalii."
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.Dia diam, melipat tangannya dan berkata, "Benar, Greg, namun tipu dayanya akan ada pada rinciannya."
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.Ele parou, juntou as mãos e disse-me: "Sim, Greg, "mas o problema vão ser os detalhes", disse ele.
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.Er schwieg für einen Moment, faltete seine Hände und sagte dann: "Ja, Greg, aber der Teufel steckt im Detail."
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.Hij pauzeerde, vouwde zijn handen samen en zei, "Ja, Greg, maar het gaat om de details." zei hij.
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.Hizo una pausa, juntó las manos y dijo: "Sí, Greg, pero el diablo estará en los detalles".
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.Il s'est arrêté, a joint les mains et a dit: "Oui, Greg, mais le diable se cache dans les détails".
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.그가 잠시후 손을 모으고 제게 말했죠. "네, 그렉, 하지만 진짜 무서운 건 세부사항에 있어요."
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.Odmlčal sa, zopäl ruky a povedal: "Áno, Greg, ale diabol bude v detailoch," povedal.
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.Si è fermato unendo le mani e mi ha detto: "Sì, Greg, ma il diavolo sta nei dettagli".
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.Zamyslel se, sepjal ruce a řekl, "Ano, Gregu, ale ďábel bude v detailech," řekl.
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.Zrobił pauzę, złożył razem ręce i powiedział: "Tak, Greg, ale diabeł tkwi w szczegółach".
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.Σταμάτησε, σταύρωσε τα χέρια και είπε "Ναι, Γκρεγκ, αλλά ο διάβολος βρίσκεται στις λεπτομέρειες" είπε.
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.Он сделал паузу и сказал: "Да, Грег, но все дело будет в деталях".
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.Той се спря, събра ръце и каза: "Да, Грег, но трудното ще бъде при отделните детайлите."
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.הוא השתהה, שילב את ידיו ואמר, "כן, גרג, אבל השטן יהיה בפרטים," הוא אמר.
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.فصمت لبرهة، ضاماً يديه معاً وقال، "نعم، جريج، و لكن المشكلة تكمن في التفاصيل،"
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.「そうだねグレッグ しかし "細部"が問題なのさ」と言いました そのとおりでした
Biz, adilce oynayan herkesle yarışabiliriz. Çin senelerdir hile yapıyor. İlki, kurunun değerini düşük tutarak.Yo me cercioraré --
Bu basit örneği aklımızda tutarak birkaç örnek problem çözelim.Lad os nu se på nogle af de her øvelsesopgaver.
Bu basit örneği aklımızda tutarak birkaç örnek problem çözelim.Laten we met dat in gedachte wat van deze voorbeelden behandelen.
Bu basit örneği aklımızda tutarak birkaç örnek problem çözelim.Teď, když to máme v hlavě, pojďme si udělat několik typových příkladů.
Bu basit örneği aklımızda tutarak birkaç örnek problem çözelim.Teraz, wiedząc o tym, zróbmy kilka przykładów
Bu basit örneği aklımızda tutarak birkaç örnek problem çözelim.Пам'ятаючи все це, давайте розв'яжемо декілька даних нам завдань.
Bu basit örneği aklımızda tutarak birkaç örnek problem çözelim.الآن، بما ان لدينا كل هذا، دعونا نقوم بحل بعض من هذه الامثلة
Bu basit örneği aklımızda tutarak birkaç örnek problem çözelim.この問題では、
bu kötülüğü yapan erkeği ya da kadını kentinizin kapısına çıkarın ve taşa tutarak öldürün.너는 그 악을 행한 남자나 여자를 네 성문으로 끌어내고 돌로 그 남자나 여자를 쳐 죽이되
bu kötülüğü yapan erkeği ya da kadını kentinizin kapısına çıkarın ve taşa tutarak öldürün.orang yang bersalah harus dibawa ke luar kota dan dilempari batu sampai mati
bu kötülüğü yapan erkeği ya da kadını kentinizin kapısına çıkarın ve taşa tutarak öldürün.thì ngươi phải dẫn người nam hay nữ đã làm việc ác đó đến cửa thành, ném đá cho chúng nó chết.
bu kötülüğü yapan erkeği ya da kadını kentinizin kapısına çıkarın ve taşa tutarak öldürün.thì ngươi phải dẫn người nam hay nữ đã làm_việc ác đó đến cửa thành , ném đá cho chúng_nó chết .
bu kötülüğü yapan erkeği ya da kadını kentinizin kapısına çıkarın ve taşa tutarak öldürün.zal die man of vrouw buiten de stad worden gebracht en door steniging worden gedood.
bu kötülüğü yapan erkeği ya da kadını kentinizin kapısına çıkarın ve taşa tutarak öldürün.то выведи мужчину того, или женщину ту, которые сделали зло сие, кворотам твоим и побей их камнями до смерти.
bu kötülüğü yapan erkeği ya da kadını kentinizin kapısına çıkarın ve taşa tutarak öldürün.והוצאת את האיש ההוא או את האשה ההוא אשר עשו את הדבר הרע הזה אל שעריך את האיש או את האשה וסקלתם באבנים ומתו׃
bu kötülüğü yapan erkeği ya da kadını kentinizin kapısına çıkarın ve taşa tutarak öldürün.فاخرج ذلك الرجل او تلك المرأة الذي فعل ذلك الامر الشرير الى ابوابك الرجل او المرأة وارجمه بالحجارة حتى يموت.
bu kötülüğü yapan erkeği ya da kadını kentinizin kapısına çıkarın ve taşa tutarak öldürün.你 就 要 將 行 這 惡 事 的 男 人 、 或 女 人 、 拉 到 城 門 外 、 用 石 頭 將 他 打 死