Ana içeriğe geç
Sözlük

tutarak ile cümle

tutarak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
TDKP daha çok dar kadroları tutarak, geniş bir kitlesini yasal örgütlenmeye yönlendirmiştir.Das Werk ist angefüllt mit Zitaten, die ihm wohl eine breitere legitimatorische Basis verleihen sollen.
Domuzları kapalı ağıllarda tutarak insan dışkısı ile temaslarının önüne geçilmesi.Sie sind auf Primärwälder angewiesen und scheuen die Nähe des Menschen.
Hatırlıyorum, tanımadığımız insanların ellerinden tutarak Whitehall Sokağı ile gidiyorduk.Die Strecke wurde als reine Nebenstrecke ohne Signale mit Ausnahme des Signals in Haltwhistle betrieben.
Hokabaz havada on portakalı tutarak kalabalığı büyüledi.Le jongleur enthousiasma la foule en gardant dix oranges en l'air.
Yün parçasını dönen küreye tutarak bir kıvılcım üretti.Ils y brûlaient le tali (algue brune) pour en faire de la soude.
Compiler tip bilgilerini tutarak JavaScript çıktısını optimize eder.Son dernier extrait les types d'informations pour optimiser sa sortie Javascript.
Tam bu esnada Carter yaratığın önüne bir sandalye tutarak yaratığın içine hapsolmasını sağlıyor.Carter finit par réussir à l'emprisonner dans une chaise qu'il brise.
Ana madde: Serbest dalış Su altında nefes tutarak yapılan dalıştır.Respiración branquial: respira bajo el agua.
Matej, Trogir ve Split arasındaki iç savaşa Split’i tutarak müdahil oldu.Matej se involucró en la guerra civil que estalló en Croacia entre Trogir y Split, tomando el lado de Split.
Kuru otlardan ve dallarda oluşan yuva malzemesini kuyrukları ile tutarak taşırlar (kuyruklarını kıvırarak).En el secano se cultivan algarrobos, olivos y vid, en campos escalonados.
Hükümdar yas tutarak bir hafta tahtına oturmadı.Mago Fanci pasa una semana bajo tierra.
Takuto’nun elini tutarak konseri için son şarkısını söyler ve sonunda Eichi’nin ruhu ondan ayrılır.Tenendo la mano di Takuto, canta l'ultima canzone per un concerto e finalmente l'anima di Eichi la lascia.
Kendilerini bedenî arzulardan arındırmak için zamanlarının çoğunu oruç tutarak geçirirler.Questi la supporteranno per una buona parte del suo viaggio.
Işın kılıcını ters tutarak savaşır.Развивает умение острым мечом разрубать цель.
Malatesta elinden tutarak gideceği yere ona kılavuzluk etmektedir.Помогает ему Матильда, которая прячет его.
CIA, Dünya Müslüman nüfusunu %20.12 yi gözde tutarak hesaplar.По данным ЦРУ, 12,8% населения страны-мусульмане.
Öğretmenler araç tutarak ilçeye her gün gidiş dönüş yapıyorlar.فكان على صانع السيارات أن يذهب كل يوم لإعادة بناءها من جديد.
Bazen de, basit bir şekilde, bir duvardaki sırasıyla birkaç taşı daha uzun tutarak uçan basamaklar yaparlardı.أحيانا أيضا وبشكل بسيط كانوا يحتفظون بعدة احجار موجودة بجدار ما على التوالى ويصنعون درجات طائرة .
Öğretmenler araç tutarak ilçeye her gün gidiş dönüş yapıyorlar.Todo dia ela pega o trem para ir trabalhar.
Ana madde: Serbest dalış Su altında nefes tutarak yapılan dalıştır.Instrumento principal que permite respirar debaixo d'água.
Bunu aklımızda tutarak içeriğimizi faydalı bulan herkesle paylaşmak istiyoruz." diyerek özetlemiştir.Com isto em mente, nós queremos compartilhar nosso conteúdo com quem pode ser útil."
Hatırlıyorum, tanımadığımız insanların ellerinden tutarak Whitehall Sokağı ile gidiyorduk.Op de terugweg naar Milwaukee namen zij de Loop via Wells Street.
TDKP daha çok dar kadroları tutarak, geniş bir kitlesini yasal örgütlenmeye yönlendirmiştir.De omvang van de leprozerie vroeg om een gedegen organisatie.
Sullivan, Helen Keller'in elini tutarak ölmüştür.Keller hield haar hand vast toen ze stierf.
Babası elinden tutarak amcasına teslim eder.Zij verbergt inderdaad haar oom.
Öğretmenler araç tutarak ilçeye her gün gidiş dönüş yapıyorlar.Alle leerlingen gaan nu elke dag na schooltijd terug naar huis.
Sonra Big E'nin bacaklarından tutarak ringin köşesindeki demire kasıklarını vurdular.W wyniku ataku, Big E doznał stłuczenia okolic krocza.
Kuru otlardan ve dallarda oluşan yuva malzemesini kuyrukları ile tutarak taşırlar (kuyruklarını kıvırarak).Dessa drivs vid SSABs stålverk i Luleå (1 st) och Oxelösund (2 st).
Yerel haberler sunan radyo ilin gündemine ışık tutarak halkın beğenisini kazanmıştır.У чому, безсумнівно, виграє — популярність радіостанції зростає.
Bir arabayı bir aydan fazla elinde tutarak kendi rekorunu kırdı!" diyerek tanıttı.І сказав він про пістолет через місяць, коли почалися допити…».
Yan yana tutarak: İki ip yan yana uzunca tutulur.Leží na ni dva rybníky (Přestavlcký a Krčmaňský).
Malatesta elinden tutarak gideceği yere ona kılavuzluk etmektedir.Pak osloví Neda, kam se má schovat on.
Minnie geri döner ve Johnson'dan birlikte nöbet tutarak ona yardım etmesini ister.Minnie se Johnson zalíbí natolik, že ho pozve k sobě do pokoje.
Eğer birlikte olursa, birbirlerini tutarak katılaşır ve çökelirler.De fapt, ele ori se depărtează unul de celălalt, ori se lovesc.
Boone, Shannon'ı geri götürmek için evine gelir ve Bryan'a bakarak hadi gidelim der Shannon'ın elini tutarak.Boone ismét elmegy Bryan házába, hogy magával vigye Shannont.
Öğretmenler araç tutarak ilçeye her gün gidiş dönüş yapıyorlar.Autopostitoimisto ajoi joka päivä saman reitin.
İsrail'de ortodoks Yahudiler cildinin çoğunu örtülü tutarak makul bir şekilde giyinirler.Jotkut ortodoksijuutalaiset naiset peittävät päänsä peruukilla.
Eğer birlikte olursa, birbirlerini tutarak katılaşır ve çökelirler.Joka tapauksessa he toinen toisensa perään menevät tainnoksiin ja kaatuvat.
Bunu aklımızda tutarak içeriğimizi faydalı bulan herkesle paylaşmak istiyoruz." diyerek özetlemiştir.Tämä mielessä haluamme jakaa sisältömme kenen tahansa kanssa, jolle siitä voisi olla hyötyä."
Eğer birlikte olursa, birbirlerini tutarak katılaşır ve çökelirler.Vi har ikke noget imod at de river hinanden i stykker og svækker hinanden."
Sullivan, Helen Keller'in elini tutarak ölmüştür.Overraskende nok blir hun reddet av Helen Cutter.
Öğretmenler araç tutarak ilçeye her gün gidiş dönüş yapıyorlar.Barna ble fraktet dit daglig i taxi.
Gece olduktan sonra, muhtemelen saat 9 civarı, van Gogh midesini tutarak hana gelir.Dalam perjalanan ke rumah sakit, sekitar pukul 10.00 Sophan mengembuskan nafas terakhirnya.
Kalanlar ise silahla nöbet tutarak çatışmaların bitmesini bekler.Những người còn lại biết bộ binh đang chờ, vẫn quyết tâm đưa pháo tới đích.
Metro planlayıcıları sistemi yolcu güvenliği ve bakım düzenini öncelikli tutarak tasarlamışlardır.Trong khi đó dự án tàu điện ngầm lại gây lo ngại về sự an toàn và sức khoẻ cho hành khách.
Gece olduktan sonra, muhtemelen saat 9 civarı, van Gogh midesini tutarak hana gelir.Đã gần 9 giờ sáng, và Rehnskjold phải đi đến quyết định.
Compiler tip bilgilerini tutarak JavaScript çıktısını optimize eder.後者は、型情報を抽出することで、JavaScriptの出力を最適化する。
Hatırlıyorum, tanımadığımız insanların ellerinden tutarak Whitehall Sokağı ile gidiyorduk.彼らを探して彷徨う中、サバイバリストのウィーリーと遭遇。
Metro planlayıcıları sistemi yolcu güvenliği ve bakım düzenini öncelikli tutarak tasarlamışlardır.地鐵規劃者以乘客安全及秩序維護作為優先考量。
Diğer harekâtçılar kadınları tutarak oradan uzaklaştırırken, bir kısmı da bin Ladin'i göğsünden vurdu.曾數度與「冥王星」的成員交手,雖曾擒拿塞伯拉斯但後來卻被其逃脫。
Komutan Dan de sözünü tutarak Forrest’ın yanına gelir ve ilk çalışanı olur.丹中尉也信守诺言,加入阿甘的行列。
Duyum belleği, uyarıcıları çok kısa bir süre tutarak bu geçişi kolaylaştırır.但動畫版在敘述這段情節時,則將過程簡化不少。
Yemeklerini elleriyle tutarak yemeleri de sivri sincapçıklar için tipiktir.또한 손에서 직접 먹이를 주는 것도 잉꼬를 길들이는 데에 좋은 방법이다.
O geceyi ateşin etrafında elden ele meşale tutarak kutlarlar.불꽃축제는 폭죽 따위의 불꽃을 쏘아 올려 즐기는 축제를 말한다.
1883 yılı kışında, gölün üstü buz tutarak, buzkayağı yarışması düzenlendi.בחורף של שנת 1883 קפא האגם ועליו פניו הקפואים נערכו תחרויות החלקה על הקרח.
Kalanlar ise silahla nöbet tutarak çatışmaların bitmesini bekler.מוצאכם היחיד הוא הנחת הנשק והפסקת הקרבות.
Hükümdar yas tutarak bir hafta tahtına oturmadı.Лъже-Димитрий не се задържа дълго на престола.
İstatistikler tutarak bültenler yayınlar.Графиките „разкриват“ данни.
Bir MLA olma konumunu tutarak bir hukuk öğrencisi olarak çalışmalarını yapmıştır.V skladu s težnjo, da bi uradniško funkcijo, ga je usmeril v študij prava.
Eğer birlikte olursa, birbirlerini tutarak katılaşır ve çökelirler.Jie privalo būti vienas su kitu susieti ir sutvarkyti.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod