Tanrı, verdiği sözü tutarak bu adamın soyundan İsraile bir Kurtarıcı, İsayı gönderdi.C`est de la postérité de David que Dieu, selon sa promesse, a suscité à Israël un Sauveur, qui est Jésus.
Tanrı, verdiği sözü tutarak bu adamın soyundan İsraile bir Kurtarıcı, İsayı gönderdi.Da descendência deste, conforme a promessa, trouxe Deus a Israel um Salvador, Jesus;
Tanrı, verdiği sözü tutarak bu adamın soyundan İsraile bir Kurtarıcı, İsayı gönderdi.Dalla discendenza di lui, secondo la promessa, Dio trasse per Israele un salvatore, Gesù
Tanrı, verdiği sözü tutarak bu adamın soyundan İsraile bir Kurtarıcı, İsayı gönderdi.De la descendencia de David, conforme a la promesa, Dios trajo para Israel un Salvador, Jesús
Tanrı, verdiği sözü tutarak bu adamın soyundan İsraile bir Kurtarıcı, İsayı gönderdi.Din sămînţa lui David, Dumnezeu, după făgăduinţa Sa, a ridicat lui Israel un Mîntuitor, care este Isus.
Tanrı, verdiği sözü tutarak bu adamın soyundan İsraile bir Kurtarıcı, İsayı gönderdi.Eén van Davids nakomelingen, Jezus, is de Redder, Die door God aan Israël beloofd was.
Tanrı, verdiği sözü tutarak bu adamın soyundan İsraile bir Kurtarıcı, İsayı gönderdi.Ennek magvából támasztott Isten, ígérete szerint, Izráelnek szabadítót, Jézust;
Tanrı, verdiği sözü tutarak bu adamın soyundan İsraile bir Kurtarıcı, İsayı gönderdi.Iz njegovega semena je Bog po svoji obljubi privedel Izraelu Zveličarja, Jezusa,
Tanrı, verdiği sözü tutarak bu adamın soyundan İsraile bir Kurtarıcı, İsayı gönderdi.하나님이 약속하신 대로 이 사람의 씨에서 이스라엘을 위하여 구주를 세우셨으니 곧 예수라
Tanrı, verdiği sözü tutarak bu adamın soyundan İsraile bir Kurtarıcı, İsayı gönderdi.Tämän jälkeläisistä on Jumala lupauksensa mukaan antanut tulla Jeesuksen Israelille Vapahtajaksi,
Tanrı, verdiği sözü tutarak bu adamın soyundan İsraile bir Kurtarıcı, İsayı gönderdi.Z jegoż nasienia Bóg według obietnicy wzbudził Izraelowi zbawiciela Jezusa.
Tanrı, verdiği sözü tutarak bu adamın soyundan İsraile bir Kurtarıcı, İsayı gönderdi.Z jeho semena vzbudil Bôh podľa zasľúbenia Izraelovi Spasiteľa Ježiša,
Tanrı, verdiği sözü tutarak bu adamın soyundan İsraile bir Kurtarıcı, İsayı gönderdi.Z jehožto semene Bůh podle zaslíbení vzbudil lidu Izraelskému Spasitele Ježíše,
Tanrı, verdiği sözü tutarak bu adamın soyundan İsraile bir Kurtarıcı, İsayı gönderdi.Απο του σπερματος τουτου ο Θεος κατα την επαγγελιαν αυτου ανεστησεν εις τον Ισραηλ σωτηρα τον Ιησουν,
Tanrı, verdiği sözü tutarak bu adamın soyundan İsraile bir Kurtarıcı, İsayı gönderdi.Из его-то потомства Бог по обетованию воздвиг Израилю Спасителя Иисуса.
Tanrı, verdiği sözü tutarak bu adamın soyundan İsraile bir Kurtarıcı, İsayı gönderdi.Із його ж насіння підняв Бог по обітуванню Ізраїлеві Спаситедя Ісуса,
Tanrı, verdiği sözü tutarak bu adamın soyundan İsraile bir Kurtarıcı, İsayı gönderdi.От неговото потомство Бог, според обещанието си, въздигна на Израиля спасител, Исуса,
Tanrı, verdiği sözü tutarak bu adamın soyundan İsraile bir Kurtarıcı, İsayı gönderdi.וזה הוא אשר מזרעו הקים האלהים כפי ההבטחה גואל לישראל את ישוע׃
Tanrı, verdiği sözü tutarak bu adamın soyundan İsraile bir Kurtarıcı, İsayı gönderdi.من نسل هذا حسب الوعد اقام الله لاسرائيل مخلّصا يسوع.
Tanrı, verdiği sözü tutarak bu adamın soyundan İsraile bir Kurtarıcı, İsayı gönderdi.從 這 人 的 後 裔 中 、 神 已 經 照 著 所 應 許 的 、 為 以 色 列 人 立 了 一 位 救 主 、 就 是 耶 穌
Tanrı, verdiği sözü tutarak bu adamın soyundan İsraile bir Kurtarıcı, İsayı gönderdi.從這 人 的 後 裔 中 、 神 已 經 照著 所 應許 的 、 為 以色列人 立 了 一 位 救主 、 就是 耶穌
TM: Havanın akışını kanadın bir tarafında ya da diğerinde tutarak kontrol edebilirim.타일러: 그리고 저는 한 쪽이나 다른 쪽 날개에 양력을 넣어주면서 조종할 수 있어요.
TM: Havanın akışını kanadın bir tarafında ya da diğerinde tutarak kontrol edebilirim.Posso controlá-lo, dando-lhe impulso num lado da asa, ou no outro.
TM: Havanın akışını kanadın bir tarafında ya da diğerinde tutarak kontrol edebilirim.Şi îl pot controla ridicând de o parte a aripii, sau de cealaltă.
TM: Havanın akışını kanadın bir tarafında ya da diğerinde tutarak kontrol edebilirim.TM :Et je peux le diriger en accompagnant une aile, ou l'autre.
TM: Havanın akışını kanadın bir tarafında ya da diğerinde tutarak kontrol edebilirim.טיילור: אני יכול לשלוט עליו על ידי מיקום עילוי בצד אחד של הכנף, או בצד השני.
TM: Havanın akışını kanadın bir tarafında ya da diğerinde tutarak kontrol edebilirim.ت.م.: وأستطيع التحكم باتجاهها برفع الجناح من جهة ما أو بأخرى.
TM: Havanın akışını kanadın bir tarafında ya da diğerinde tutarak kontrol edebilirim.これはウォーク=アロング=グライダーといいます
Unutmayın, dönüş hızı da kuvvet tutarak çapı etkilerAmintiţi-vă, ax viteza afectează, de asemenea, diametrul deţine vigoare exterior
Unutmayın, dönüş hızı da kuvvet tutarak çapı etkilerDenken Sie daran, Spindeldrehzahl betrifft auch Außendurchmesser Haltekraft
Unutmayın, dönüş hızı da kuvvet tutarak çapı etkilerHãy nhớ rằng, spindle speed cũng ảnh hưởng đến bên ngoài đường kính đang nắm giữ lực lượng
Unutmayın, dönüş hızı da kuvvet tutarak çapı etkilerHusk, spindel hastighed påvirker også udvendig diameter bedrift kraft
Unutmayın, dönüş hızı da kuvvet tutarak çapı etkiler기억 하 고, 외부 직경 힘 들고 스핀 들 속도도 영향을
Unutmayın, dönüş hızı da kuvvet tutarak çapı etkilerLembre-se, a velocidade do eixo também afeta a força da terra arrendada de diâmetro externo
Unutmayın, dönüş hızı da kuvvet tutarak çapı etkilerMuista, että kierrosnopeus vaikuttaa myös ulkohalkaisija pitämällä voimassa
Unutmayın, dönüş hızı da kuvvet tutarak çapı etkilerNe feledje, hogy a főorsó fordulatszám is hatással van, külső átmérő tartóerő
Unutmayın, dönüş hızı da kuvvet tutarak çapı etkilerN'oubliez pas, vitesse de broche affecte également la force de maintien de diamètre extérieur
Unutmayın, dönüş hızı da kuvvet tutarak çapı etkilerPamatujte si, že vřeteno rychlost také ovlivňuje vnější průměr drží síla
Unutmayın, dönüş hızı da kuvvet tutarak çapı etkilerPamiętaj, że prędkość obrotowa wpływa również zewnętrzna siła przytrzymująca
Unutmayın, dönüş hızı da kuvvet tutarak çapı etkilerRecuerde que la velocidad del huso también afecta con fuerza de diámetro exterior
Unutmayın, dönüş hızı da kuvvet tutarak çapı etkilerRicordate, velocità mandrino influisce anche sulla forza di ritenuta di diametro esterno
Unutmayın, dönüş hızı da kuvvet tutarak çapı etkilerΘυμηθείτε, ταχύτητα αξόνων επηρεάζει επίσης εξωτερικής διαμέτρου που κατέχουν δύναμη
Unutmayın, dönüş hızı da kuvvet tutarak çapı etkilerНе забравяйте, че шпиндел скорост също засяга външен диаметър, притежаващи сила
Unutmayın, dönüş hızı da kuvvet tutarak çapı etkilerПомните, что скорость вращения шпинделя также влияет на наружный диаметр сила удержания
Unutmayın, dönüş hızı da kuvvet tutarak çapı etkilerتذكر، كما يؤثر على سرعة الدوران خارج القطر الضغط بقوة
Unutmayın, dönüş hızı da kuvvet tutarak çapı etkiler遠心力は仕事の部分から顎を引っ張るし、スピンドル速度の向上とグリップ力を低減
Ve, gündemimizde çok şey olduğunu akılda tutarak, biraz bu konu hakkında konuşacağım.A proto o tom trochu pohovořím s ohledem na to, že zde máme nabitý program.
Ve, gündemimizde çok şey olduğunu akılda tutarak, biraz bu konu hakkında konuşacağım.Așa că voi vorbi puțin despre asta, ținând în minte că avem un program încărcat aici.
Ve, gündemimizde çok şey olduğunu akılda tutarak, biraz bu konu hakkında konuşacağım.Así que voy a hablar un poco al respecto, teniendo presente que hay mucho en el programa.
Ve, gündemimizde çok şey olduğunu akılda tutarak, biraz bu konu hakkında konuşacağım.Daar ga ik het nu een beetje over hebben. Ik besef wel dat er heel wat op het programma staat.
Ve, gündemimizde çok şey olduğunu akılda tutarak, biraz bu konu hakkında konuşacağım.Daher werde ich ein bisschen darüber sprechen, immer im Hinterkopf, dass viel auf dem Programm steht.
Ve, gündemimizde çok şey olduğunu akılda tutarak, biraz bu konu hakkında konuşacağım.Donc je vais vous parler un petit peu de ça, en me rappelant que le programme est bien chargé.
Ve, gündemimizde çok şey olduğunu akılda tutarak, biraz bu konu hakkında konuşacağım.Govoril bom torej o tem in imel v mislih, da sledi še veliko predavanj.
Ve, gündemimizde çok şey olduğunu akılda tutarak, biraz bu konu hakkında konuşacağım.Így én erről fogok beszélni egy kicsit, észben tartva, hogy sok program van még.
Ve, gündemimizde çok şey olduğunu akılda tutarak, biraz bu konu hakkında konuşacağım.그걸 주제로 좀 이야기를 해보려 합니다. 여기서 할게 많기는 하지만 말이죠.
Ve, gündemimizde çok şey olduğunu akılda tutarak, biraz bu konu hakkında konuşacağım.Portanto, vou falar um pouco sobre isso, tendo em mente que o programa é vasto.
Ve, gündemimizde çok şey olduğunu akılda tutarak, biraz bu konu hakkında konuşacağım.Quindi oggi ne parleremo un po' ricordando che c'è un programma molto fitto.
Ve, gündemimizde çok şey olduğunu akılda tutarak, biraz bu konu hakkında konuşacağım.Så jag kommer att tala lite om det utan att glömma att det finns mycket på programmet här.
Ve, gündemimizde çok şey olduğunu akılda tutarak, biraz bu konu hakkında konuşacağım.Zamierzam dziś o tym trochę opowiedzieć, pamiętając, że mamy napięty program.
Ve, gündemimizde çok şey olduğunu akılda tutarak, biraz bu konu hakkında konuşacağım.Και γιαυτό θα μιλήσω λίγο για το θέμα αυτό, λαμβάνοντας υπόψη ότι έχουμε να καλύψουμε πολλά στο πρόγραμμα εδώ.