O ise kızın elini tutarak, ‹‹Kızım, kalk!›› diye seslendi.Er aber trieb sie alle hinaus, nahm sie bei der Hand und rief und sprach: Kind, stehe auf!
O ise kızın elini tutarak, ‹‹Kızım, kalk!›› diye seslendi.Jezus ging naar haar toe, nam haar bij de hand en riep: "Sta op, meisje!"
O ise kızın elini tutarak, ‹‹Kızım, kalk!›› diye seslendi.Kemudian Yesus memegang tangan anak itu dan berkata, "Bangunlah, Nak!
O ise kızın elini tutarak, ‹‹Kızım, kalk!›› diye seslendi.예수께서 아이의 손을 잡고 불러 가라사대 아이야 일어나라 하시니
O ise kızın elini tutarak, ‹‹Kızım, kalk!›› diye seslendi.ma egli, prendendole la mano, disse ad alta voce: «Fanciulla, alzati!»
O ise kızın elini tutarak, ‹‹Kızım, kalk!›› diye seslendi.Mais il la saisit par la main, et dit d`une voix forte: Enfant, lève-toi.
O ise kızın elini tutarak, ‹‹Kızım, kalk!›› diye seslendi.Men han greb hendes Hånd og råbte og sagde: "Pige, stå op!"
O ise kızın elini tutarak, ‹‹Kızım, kalk!›› diye seslendi.Men han tog henne vid handen och sade med hög röst: »Flicka, stå upp.»
O ise kızın elini tutarak, ‹‹Kızım, kalk!›› diye seslendi.Men han tok henne ved hånden og ropte: Pike, stå op!
O ise kızın elini tutarak, ‹‹Kızım, kalk!›› diye seslendi.Mutta hän tarttui hänen käteensä ja huusi sanoen: "Lapsi, nouse!"
O ise kızın elini tutarak, ‹‹Kızım, kalk!›› diye seslendi.nhưng Ðức Chúa Jêsus cầm lấy tay con ấy, gọi lớn tiếng lên rằng: Con ơi, hãy chờ dậy!
O ise kızın elini tutarak, ‹‹Kızım, kalk!›› diye seslendi.nhưng Ðức_Chúa_Jêsus cầm lấy tay con ấy , gọi lớn_tiếng lên rằng : Con ơi , hãy chờ dậy !
O ise kızın elini tutarak, ‹‹Kızım, kalk!›› diye seslendi.On pa jo prime za roko ter zakliče, rekoč: Deklica, vstani!
O ise kızın elini tutarak, ‹‹Kızım, kalk!›› diye seslendi.On pak vyhnav ven všecky, a ujav ruku její, zavolal, řka: Děvečko, vstaň!
O ise kızın elini tutarak, ‹‹Kızım, kalk!›› diye seslendi.pedig mindenkit kiküldvén, és a [leányzó] kezét megfogván, kiálta, mondván: Leányzó, kelj fel!
O ise kızın elini tutarak, ‹‹Kızım, kalk!›› diye seslendi.Pero él la tomó de la mano, y habló a gran voz diciendo: --Niña, levántate
O ise kızın elini tutarak, ‹‹Kızım, kalk!›› diye seslendi.Αλλ' αυτος εκβαλων εξω παντας και πιασας την χειρα αυτης, εφωναξε λεγων Κορασιον, σηκωθητι.
O ise kızın elini tutarak, ‹‹Kızım, kalk!›› diye seslendi.Він же, випровадивши надвір усїх, і взявши за руку її, покликнув, глаголючи: Дївчинко, встань.
O ise kızın elini tutarak, ‹‹Kızım, kalk!›› diye seslendi.Но Той го хвана за ръката, и извика: Момиче, стани!
O ise kızın elini tutarak, ‹‹Kızım, kalk!›› diye seslendi.Он же, выслав всех вон и взяв ее за руку, возгласил: девица! встань.
O ise kızın elini tutarak, ‹‹Kızım, kalk!›› diye seslendi.והוא אחז בידה ויקרא לאמר הילדה קומי׃
O ise kızın elini tutarak, ‹‹Kızım, kalk!›› diye seslendi.فاخرج الجمع خارجا وامسك بيدها ونادى قائلا يا صبية قومي.
O ise kızın elini tutarak, ‹‹Kızım, kalk!›› diye seslendi.耶 穌 拉 著 他 的 手 、 呼 叫 說 、 女 兒 、 起 來 罷
O ise kızın elini tutarak, ‹‹Kızım, kalk!›› diye seslendi.耶穌拉 著 他 的 手 、 呼叫說 、 女兒 、 起來罷
Örneğin, çocuklar dövülemezler ve saçlarından tutarak başları sarsılamaz.Así, por ejemplo a los niños no se les puede pegar ni tirar de los cabellos.
Örneğin, çocuklar dövülemezler ve saçlarından tutarak başları sarsılamaz.Barn får till exempel inte slås eller luggas.
Örneğin, çocuklar dövülemezler ve saçlarından tutarak başları sarsılamaz.Il ne faut, par exemple, pas frapper un enfant ou lui tirer les cheveux.
Örneğin, çocuklar dövülemezler ve saçlarından tutarak başları sarsılamaz.Lasta ei esimerkiksi saa lyödä eikä tukistaa.
Örneğin, çocuklar dövülemezler ve saçlarından tutarak başları sarsılamaz.Это означает, что ребёнка нельзя бить или таскать за волосы.
Örneğin, çocuklar dövülemezler ve saçlarından tutarak başları sarsılamaz.على سبيل المثال لا يجوز ضرب الطفل ولا شد شعره.
RAB diyor ki, ‹‹Şimdi oruç tutarak, ağlayıp yas tutarak Bütün yüreğinizle bana dönün.Ale aj teraz ešte hovorí Hospodin: Obráťte sa ku mne celým svojím srdcom, a to v pôste, plači a v náreku.
RAB diyor ki, ‹‹Şimdi oruç tutarak, ağlayıp yas tutarak Bütün yüreğinizle bana dönün.,,Dar chiar acuma, zice Domnul, întoarceţi-vă la Mine cu toată inima, cu post, cu plînset şi bocet!
RAB diyor ki, ‹‹Şimdi oruç tutarak, ağlayıp yas tutarak Bütün yüreğinizle bana dönün.Doch spricht auch jetzt der HERR: Bekehrt euch zu mir von ganzem Herzen mit Fasten, mit Weinen, mit Klagen!
RAB diyor ki, ‹‹Şimdi oruç tutarak, ağlayıp yas tutarak Bütün yüreğinizle bana dönün.Dock, nu mån I vända om till mig av allt edert hjärta, säger HERREN, med fasta och gråt och klagan.
RAB diyor ki, ‹‹Şimdi oruç tutarak, ağlayıp yas tutarak Bütün yüreğinizle bana dönün.Ðức Giê-hô-va phán: Bây giờ cũng hãy hết lòng trở về cùng ta, kiêng ăn, khóc lóc và buồn rầu.
RAB diyor ki, ‹‹Şimdi oruç tutarak, ağlayıp yas tutarak Bütün yüreğinizle bana dönün.Ðức_Giê - hô-va phán : Bây_giờ cũng hãy hết_lòng trở_về cùng ta , kiêng ăn , khóc_lóc và buồn_rầu .
RAB diyor ki, ‹‹Şimdi oruç tutarak, ağlayıp yas tutarak Bütün yüreğinizle bana dönün.여호와의 말씀에 너희는 이제라도 금식하며 울며 애통하고 마음을 다하여 내게로 돌아오라 하셨나니
RAB diyor ki, ‹‹Şimdi oruç tutarak, ağlayıp yas tutarak Bütün yüreğinizle bana dönün.Men endog nu, sier Herren, vend om til mig med hele eders hjerte og med faste og gråt og klage,
RAB diyor ki, ‹‹Şimdi oruç tutarak, ağlayıp yas tutarak Bütün yüreğinizle bana dönün.Mutta vielä nytkin, sanoo Herra, kääntykää minun tyköni kaikesta sydämestänne, paastoten, itkien ja valittaen.
RAB diyor ki, ‹‹Şimdi oruç tutarak, ağlayıp yas tutarak Bütün yüreğinizle bana dönün.«Or dunque - parola del Signore - ritornate a me con tutto il cuore, con digiuni, con pianti e lamenti»
RAB diyor ki, ‹‹Şimdi oruç tutarak, ağlayıp yas tutarak Bütün yüreğinizle bana dönün."Pero aun ahora," dice Jehovah, "volveos a mí con todo vuestro corazón, con ayuno, llanto y lamento
RAB diyor ki, ‹‹Şimdi oruç tutarak, ağlayıp yas tutarak Bütün yüreğinizle bana dönün.Selv nu, så lyder det fra HERREN, vend om til mig af ganske Hjerte, med Faste og Gråd og Klage!
RAB diyor ki, ‹‹Şimdi oruç tutarak, ağlayıp yas tutarak Bütün yüreğinizle bana dönün.Но и ныне еще говорит Господь: обратитесь ко Мне всем сердцем своим в посте, плаче и рыдании.
RAB diyor ki, ‹‹Şimdi oruç tutarak, ağlayıp yas tutarak Bütün yüreğinizle bana dönün.Но, казва Господ, даже и сега се обърнете към Мене С всичкото си сърце, С пост, с плач, и с ридание;
RAB diyor ki, ‹‹Şimdi oruç tutarak, ağlayıp yas tutarak Bütün yüreğinizle bana dönün.וגם עתה נאם יהוה שבו עדי בכל לבבכם ובצום ובבכי ובמספד׃
RAB diyor ki, ‹‹Şimdi oruç tutarak, ağlayıp yas tutarak Bütün yüreğinizle bana dönün.ولكن الآن يقول الرب ارجعوا اليّ بكل قلوبكم وبالصوم والبكاء والنوح.
RAB diyor ki, ‹‹Şimdi oruç tutarak, ağlayıp yas tutarak Bütün yüreğinizle bana dönün.耶 和 華 說 、 雖 然 如 此 、 你 們 應 當 禁 食 、 哭 泣 、 悲 哀 、 一 心 歸 向 我
RAB diyor ki, ‹‹Şimdi oruç tutarak, ağlayıp yas tutarak Bütün yüreğinizle bana dönün.耶和華 說 、 雖然 如此 、 你 們應當 禁食 、 哭泣 、 悲哀 、 一 心 歸 向 我
Saddam'ın tarafını tutarak, İran halkının hakkını savunsalardı,les droits du peuple iranien au lieu d'être du côté de Saddam;
Saddam'ın tarafını tutarak, İran halkının hakkını savunsalardı,もし、悲惨な9.11や、イラク、アフガニスタン人に対する武力攻撃が起きず、
Sanırım John yas tutmakta olan Hz. Meryem'in elini tutarak onu avutmaya çalışıyor.Svatý Jan ji drží při této neuvěřitelné scéně, zatímco Marie oplakává umírání svého syna.
Şimdi bunları aklımızda tutarak, daha ilginç bir soruya bakalım: .Laten we nog 1 iets interessanter probleem behandelen.
Şimdi bunları aklımızda tutarak, daha ilginç bir soruya bakalım: .Po dwóch latach, ich wartość przyszła wyniesie 121 dolarów.
Şimdi bunları aklımızda tutarak, daha ilginç bir soruya bakalım: .Takže to mějte na mysli a já vám představím jeden docela zajímavý problém. Řekněme, že mám...
Şimdi bunları aklımızda tutarak, daha ilginç bir soruya bakalım: .Với thông tin đó, tôi sẽ cho bạn một vấn đề khác thú vị hơn ở đây tôi có
Sizi yalnız tutarak ve bizleri bölerek.Porque juntos, nos podemos... Fim da corrupção
Tanrı, verdiği sözü tutarak bu adamın soyundan İsraile bir Kurtarıcı, İsayı gönderdi.Af dennes Sæd bragte Gud efter Forjættelsen Israel en Frelser, Jesus,
Tanrı, verdiği sözü tutarak bu adamın soyundan İsraile bir Kurtarıcı, İsayı gönderdi.Aus dieses Samen hat Gott, wie er verheißen hat, kommen lassen Jesum, dem Volk Israel zum Heiland;
Tanrı, verdiği sözü tutarak bu adamın soyundan İsraile bir Kurtarıcı, İsayı gönderdi.Av dennes säd har Gud efter sitt löfte låtit Jesus komma, såsom Frälsare åt Israel.
Tanrı, verdiği sözü tutarak bu adamın soyundan İsraile bir Kurtarıcı, İsayı gönderdi.Av hans ætt førte han efter sitt løfte en frelser frem for Israel, Jesus,