Islak ormanları, bataklıkları yer tutar, fazla kuru bölgelerden kaçınırlar.Snaží sa vyhýbať hustým lesom a väčšine suchých oblastí.
Çıkış ücreti olarak belirlenen tutar 10 TL'dir.Riešením sú teda zvyšky po delení 10k/n.
Bu tutar kendi kendini finanse edecek durumdaydı.Tu si musel zarábať sám na živobytie.
Bu, toplam öğrencilerin yaklaşık %13'ünü tutar.Tento počet predstavoval asi tretinu všetkých žiakov.
O da tutar müftüye bir mektup yazar “Bahçemde bir elma ağacı dikmiştim, bir tek elma vermiş.Po dolgi hoji le pride do vrta z jablano, na kateri je bilo le eno jabolko.
Bu botlar ayaklarını çok sıcak tutar.Zaznavno toploto oddajajo le njihova stopala.
Bu anlatı pek tutarlı gözükmüyor.Kot izgleda je zgodbo težko podpreti.
Müşteri, belirli bir peşinat ödedikten sonra kalan tutarı taksitler hâlinde bankaya geri öder.Količno stvari, ki jo bo vrnil dolžnik pa določimo z obrestmi.
Ekinezyanın (kirpi otu)faydası hakkındaki kanıtlar tutarsızlık göstermektedir.Dokazi za koristnost ehinaceje so inkonsistentni.
Ancak bunun neden veya nasıl olmuş olabileceği hakkında tutarlı bir açıklama yoktur.Nihče od njih ni znal pojasniti, kaj in zakaj se je dogajalo.
Geçim kaynağı olarak balıkçılık da önemli bir yer tutar.V obmorskih naselbinah je pomemben vir preživetja tudi ribolov.
Boyalar kendileri de ortama bağlı olarak belirli bir tutarlılık geliştirir.Tudi same barve razvijejo posebno konsistenco glede na medij.
Bir MLA olma konumunu tutarak bir hukuk öğrencisi olarak çalışmalarını yapmıştır.V skladu s težnjo, da bi uradniško funkcijo, ga je usmeril v študij prava.
Balistik bilgisayarı bilinen birçok fişeğin verilerini tutar ve karşılaştırır.Mnogi programi za obdelavo slike spoznajo in shranijo Exif podatke.
Sığır ve koyun yetiştiriciliği de önemli bir yer tutar.Kmetijska proizvodnja, vključno z ovcami in govedom, še naprej igra pomembno vlogo.
Artık davranışları tutarsızlaşmıştır.Poteze niso bile več ravne.
Bütçenin toplamı ise 80 milyon Alman Markı tutarındaydı.Italijanski gigant je zanj odštel 8,4 milijona nemških mark odškodnine.
Japon mutfağında balık ya da deniz ürünleri önemli yer tutar.Vietoj to, Japonijos virtuvėje yra labai didelis jūros produktų vartojimas.
Eğer birlikte olursa, birbirlerini tutarak katılaşır ve çökelirler.Jie privalo būti vienas su kitu susieti ir sutvarkyti.
Biçim açılır menüsünü tıklatırken Seçenek tuşunu basılı tutarak tam biçim listesine erişmek mümkündür.Atsidarius meniu, galima ant didelio žemėlapio pasirinkti kelionės tikslą.
Düğünlerde gençler güreş tutar.Vestuvių dieną jaunieji nevalgo.
Ege Denizi'nde yıllık yağış tutarı kuzeyden güneye gidildikçe azalır.Vidutinė metinė vandens temperatūra einant iš pietų į šiaurę mažėja.
Boyama maliyeti yaklaşık 3 milyon Euro tutar.Perėjimo suma – maždaug 3 milijonai svarų.
Kuramın sadece boş bir evrende ya da eksi enerjili boşluk durumunda tutarlı olması.Išmatavus gausime tik arba, kad atomas yra žemiausioje energijos būsenoje arba sužadintoje būsenoje.
Muhtar, ormancının ikinci kez kama vurmaması için elini tutar.Eboši puola prie Miško dvasios ir iš antro karto šūviu nukerta jai galvą.
Peyniri yiyenler, yerken larvaların zıplamasını önlemek için ellerini sandviçlerinin üzerinde tutarlar.Todėl valgytojas, valgantis sūrį turi laikyti virš jo ranką.
Ayrıca madalya alanlara 15.000 Kanada doları tutarında para ödülü verilmektedir.Premijos dydis – apie 15 tūkst. Kanados dolerių.
Romalılar Portekiz’i şarap ve eğlence tanrısı Baküs ile özdeş tutarlardı.Romėnams buvo žinomi ir vynuogių surinkimo šventės šokiai, skirti Bakcho garbei.
Bunlar birkaç gün boyunca onu gözaltında tutarlar ve sonunda onu serbest bırakmak zorunda kalırlar.Jam teko keletą dienų praleisti kalėjime, po kurių atsidūrė laisvėje ir galėjo kurti savo gyvenimą.
Diğer köpeklerle arası iyidir; ama bazen kıskançlığı tutar ve ısırmaya çalışabilir.Savo žavesiu daro įtaką aplinkiniams, kartais įbaugina, o kartais ir meistriškai manipuliuoja jais.
Translatum amacıyla tutarlı olmalıdır.Todėl transkribcija yra transliteruojama.
Odasını her zaman iyi durumda tutar.Ji visada išlaiko savo kambarį geroje būklėje.
Ali Baba, kölesiyle oğlunu evlendirir ve hazineyi sır olarak tutar.Ali Baba annab ta oma pojale naiseks ja jätab röövlite varanduse saladuseks.
Üstelik tutarlılığı sağlamak adına, sonraki sorulara verilen cevapları da değiştirebilir.See võib järjepidevuse huvides mõjutada ka järgmistele küsimustele antavaid vastuseid.
İşte bu noktadan sonra destanın tutarlı anlatısı sona erer.Siin see on, lõpetatud, see armetu väike missa.
Konuşma dili ile uzmanlık dilleri arasındaki tutarsızlıklar tekdüze değildirler.Erinevus loomade kommunikatsiooni ja keele vahel on ähmane.
Anılar bu bakımdan da tutarsız.Mõtlemine ei ole selles mõttes mitte vähem tänamatu.
Birçok güvenlik protokolü bu gibi elementleri tutarken kullanılmalıdır.Paljud sellised lülitused põhinevad operatsioonvõimendite kasutamisel.
Bu tutarsızlığın nedeni uzunluk büzülmesi ve zaman genişlemesiyle ilgilidir.Selle erinevuse näitamine on Olemise ja Aja läbijooksmise üldmotiiv.
Bu yüzden de borcun şartlarını o derece ağır tutarlar.Seega, liiga suured võlad suurendavad võla maksumust.
Eğer vazgeçmezsen, mutlaka seni taşa tutarım.Niipia kui sa esi üles ei võta, sis ma sulle näita.
Bir yere konduklarında kanatlarını yukarıya dik tutarlar.Istudes hoiavad nad tiivad tagakeha kohale tõstetuna.
Matej, Trogir ve Split arasındaki iç savaşa Split’i tutarak müdahil oldu.Matej sekkus kodusõtta, mis puhkes Horvaatias Trogiri ja Spliti vahel, olles Spliti poolel.
Genellikle bu ödeme alacak toplamının en çok %80’i tutarındadır.Sellele eesmärgile eraldatakse üle 80% ESFi rahastamise üldmahust.
50 TL, bu borç aldığınız tutar.이게 처음 빌린 돈이고
50 TL, bu borç aldığınız tutar.Това е колко сте заели.
50 TL, bu borç aldığınız tutar.هذا هو مقدار قرضك
50 TL, bu borç aldığınız tutar.そして、次の期間まで、 6ヶ月後、
6 tanenin gerçek fiyatı. . Şimdi sorumuz, 2 elma kaç para tutar? .Сега, въпросът е, колко ще ми струват 2 гуави на пълна цена?
70’i tutarındadır. Geliriniz yoksa asgari gündelik ebeveynlik parası alırsınız.Jos sinulla ei ole tuloja, saat vähimmäismäärän vanhempainpäivärahaa.
70’i tutarındadır. Geliriniz yoksa asgari gündelik ebeveynlik parası alırsınız.Om du inte har några inkomster, får du föräldradagpenningens minimibelopp.
70’i tutarındadır. Geliriniz yoksa asgari gündelik ebeveynlik parası alırsınız.Si carece de ingresos, recibirá el importe mínimo del subsidio para los padres.
70’i tutarındadır. Geliriniz yoksa asgari gündelik ebeveynlik parası alırsınız.Если у вас отсутствуют доходы, вы будете получать родительское содержание в минимальном размере.
70’i tutarındadır. Geliriniz yoksa asgari gündelik ebeveynlik parası alırsınız.إذا لم يكن لديك دخل، فإنك سوف تحصل على الحد الأدنى من البدل النقدي اليومي للوالدين.
70’i tutarındadır.Si vous n'avez pas de revenus, vous percevrez le montant minimal des indemnités journalières parentales.
70’i tutarındadır.育儿咨询处的工作人员会协助您填写申请表。
8 bir yatırım için gerekli tutarın üçte biri kadardı.8 des gesamten spanischen Staatsgebiets erforderlichen Investitionen.
8 bir yatırım için gerekli tutarın üçte biri kadardı.8 jakéhokoli poplatku.
8 bir yatırım için gerekli tutarın üçte biri kadardı.8 necessários para assegurar a cobertura de todo o território espanhol.
8 bir yatırım için gerekli tutarın üçte biri kadardı.8 nyújtására korábban mindenfajta díjfizetés nélkül kapott engedélyt.