Ana içeriğe geç
Sözlük

tutar ile cümle

tutar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Takip 3.000 £ tutarında mütevazı bir bütçeyle yapıldı ve bir yıl boyunca hafta sonlarında çekildi.הסרט נעשה בתקציב צנוע של 3,000 ליש"ט, אשר מומן מכספו האישי של נולאן, וצולם בסופי שבוע למשך כשנה.
Bu, dünyanın her yerindeki Yahudi topluluklarında tutarlılık gösteren bir sonuçtur.יום האחדות מצוין גם בקהילות יהודיות ברחבי העולם.
Nokia, işlem tutarını açıklamadı; ancak en son bilgilere göre, bu rakam 200 milyon avro oldu.סכום ההעברה לא פורסם, אך על פי דיווחים עמד על כ-12 מיליון אירו.
Bir başka araştırmada ise ölçeğin iç tutarlılık ve puan değişmezliği ölçülmüş, ölçek güvenilir bulunmuştur.בפעולה זו ערך ביחידת זיכרון מסוימת נבדק ובמידה והוא שווה לערך מסוים, הוא מוחלף בערך נתון.
Kalanlar ise silahla nöbet tutarak çatışmaların bitmesini bekler.מוצאכם היחיד הוא הנחת הנשק והפסקת הקרבות.
Ateş Toprakları'nda bu oran yaklaşık %30'unu tutar.בהתאם להסכם זה כ-30% מהנשק פורק.
Bu güncel verilerle tutarlıdır.כך מספר בעצמו ביומנו-צוואתו.
Oyuncular araştırmalara başlar, yağma tutar ve diğer oyuncularla savaşa girerler.נוהגת לצעוק, להתלונן ולבקר את שאר הדמויות במשחק.
Düzenleme görevi: Metabolizma ile oluşan ısıyı bütün vücuda dağıtıp vücut ısısını dengede tutar.הטיפול הנהוג במצב זה הוא טיפול במגע (שיאצו או טווינה) כדי להחזיר את החום ותחושת המלאות לגוף.
3. sezonda, kızı Aylin ve eski eşi Ali'nin yasını tutar.בעונה השלישית יעל בתם של איתן ונורית ואחותה של איילה.
Annesi ise tüm bu olanlardan Tom'u mesul tutar.דבר זה גורם לטום להתעניין בה יותר.
Endurun halkı bu durumdan etkilenerek Sultan İbrahim'in tarafını tutar oldular.Сражава се и при Аталанти срещу Ибрахим Пасомбей.
2014 yılından itibaren Composity ayrıca kendi şirket blogu tutar.От 2014 г. насам Composity също така поддържа свой собствен фирмен блог.
Koyu yeşil bir palto giymiştir ve sağ elinde bir baston tutar.Той е обвит в тъмнозелено палто и държи в дясната си ръка бастун.
Örneğin, tutarı görece düşük bir ürün her zaman için elde edilmek istenen mala karşılık gelmeyebilir.Така, винаги ще има неадекватно търсене за даден продукт.
Konstantinopolis'ten yağma edilen toplam tutarın yaklaşık 900.000 gümüş mark olduğu söylenir.Според някои източници са ограбили общо около 900 000 сребърни марки.
Boyalar kendileri de ortama bağlı olarak belirli bir tutarlılık geliştirir.Самите бои също развиват определена консистенция в зависимост от средата.
Arkeologlar bütün bunları inceler ve ayrıntılı notlar tutar.Екипът в „Перла“ наблюдава всичко и си води записки.
Bu tutar kendi kendini finanse edecek durumdaydı.Така той е принуден сам да изкарва прехраната си.
2017'de, Kanada ile Fildişi Sahili arasındaki ticaret 358.4 milyon ABD Doları tutarındadır.През 2017 г. търговията между Йордания и Мексико възлиза на 48,5 милиона щатски долара.
Basit şöhret namına ardı ardına koşan yeteneksiz Qaranəfəs'in (Rəsmi Cəbrayılov) ise ona kıskançlığı tutar.И кои либо щет битъ вамеш под Дѫбовнцѫ, и тои та(ко)ждере да имъ ѹзимат."
Hükümdar yas tutarak bir hafta tahtına oturmadı.Лъже-Димитрий не се задържа дълго на престола.
Bu bakımdan bu uygulamanın kullanılması çelişkili ve tutarsız bir hâl almaya başladı.Нещо повече: самото това равенство започва да изглежда подозрително и дори нежелано.
Ödül tutarı 3.000 ₺'dır.Наградният фонд е $3000.
Onların da tutarsız ve belirsiz taleplere daha gelişmiş bilgi ve ürün akışı kurarak uyması gerekir.За получаване на изискванията е нужно ясно и задълбочено познание за продуктите, които ще се развиват.
İstatistikler tutarak bültenler yayınlar.Графиките „разкриват“ данни.
Herhangi bir tutarsızlık durumunda, genel eğilim minimum düzeyde değişiklikler yapmak yönündedir.Основната разлика е стремежа за умерена промяна на индивидуално ниво.
Alanı 151.757 km² tutar.Неговата площ е 151 757 km².
Ancak genel olarak engebeli alanlar daha fazla yer tutar.Кандидатите винаги трябва да бъдат повече от колкото реално свободни места има.
Cehennem sorunu veya Tutarsız Vahiy Argümanı, Tanrı'nın varlığına karşı bir argümandır.Липсата на светлина в Ада и в самия Сатана показват отсъствието на Божията милост.
Vergi tutarı, satışı yapılan nesnenin toplam bedeline belirli bir yüzde uygulanarak hesaplanabilir.Възнаграждението се договаря в абсолютна сума или в процент от стойността на сделката.
Bu durumlarda, süperpozisyon prensibi yaklaşık olarak tutar.По време на целия плен той запазва позицията си на превъзходство.
Bu tutarsızlık yakın zamanda nötrino salınım etkilerinin keşfiyle çözüldü.Това било от първостепенно значение за откриването на неутрона.
Arabamız tutarken Erciyes’in yolunu: “Hancı dedim bildin mi Maraşlı Şeyhoğlu’nu?”За да приличам точно на вакханка, с коя ръка, кажи, да хвана тирса?"
Türkiye'nin enerji politikası ve iklim stratejisi tutarsız.Координацията на съюзническите въздушни и сухопътни сили остава незадоволителна.
İdarî cezalarda da tutarlılık çok önemlidir.От важно значение е и клетъчния имунитет.
Restorasyon için harcanan tutar 430,000 Euro'dur. ^Приложена е програма за нейното възстановяване на стойност 450 000 евро.
Eğlenmek seni genç tutar.Забавлението те поддържа млад.
Bu sınırların üzerinde devre dışı bırakma işlemi cephane olarak sınıflandırmadan dolayı alıcıyı muaf tutar.Deaktivacija operacije iznad ovih ograničenja oslobađa prijamnik od klasifikacije kao municije.
Bu maya viskinin lezzetinde önemli bir yer tutar.To daje škotskom viskiju prepoznatljiv okus po dimu.
Kollarını arkada bekletir, yüzünü sola döndürür ve çenesini yukarıda dik vaziyette tutar.Da što bolje vidi, drži glavu uspravno, a kljun naspram prsa.
Ülkenin dış borç tutarı 120 milyon $'dır.Vrijednost ugovora iznosi 120 milijuna eura.
İhracat tutarı 2005'te 471 milyon$ olarak gerçekleşmiştir.Cijena jednog modela je u 2007. počinjala na 475.000 EUR.
Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır.Imatelj mjenice mora po mogućnosti bez odlaganja obavijestiti dužnika o vršenju prava pridržaja.
Tutarsız davranışlar sergiler.Ostale nedefinirane aktivnosti smrtonoša.
Forbes dergisinin 2010 yılı raporuna göre ise kulübün marka değeri 285.000.000$ tutarındadır.Prema časopisu Forbes, godine 2010. vrijednost momčadi bila je oko 425 milijuna dolara.
Trene binmeden önce acıma duygusu onu tekrar tutar ve dr.Opet dobije napadaj panike i opet ga primi dr.
Bu bakımdan bu uygulamanın kullanılması çelişkili ve tutarsız bir hâl almaya başladı.Međutim, to postaje problem, kada se novac troši nenamjenski i neučinkovito.
Ardından ellerinden tutar.Následne sa vylúčia obličkami.
Bu türde erkekler yumurtaları ağızda tutar.Tieto osy nakladú svoje vajíčka do kliešťa.
Verileri XML biçiminde tutar.Zapisuje sa vo formáte XML.
Bugün bulunması neredeyse olanaksız olan bu kayıtların tahmini tutarı çok yüksektir.Pri vtedajších komunikačných možnostiach to znie takmer neuveriteľne.
Kendi içinde mantıksal bir tutarlılık taşımaktadır.Svoje potreby zakrýva logickými dôvodmi.
O yıl yapılan sözleşmelerin değeri 13,7 milyar ABD doları tutarındaydı.Hlavným argumentom bolo, že by sa tak podarilo len za dané obdobie ušetriť 3,7 mld. USD.
Böylelikle etraflarındaki maddelere hız kazandırır ve kendilerinden uzak tutarlar.Blížim sa k predmetom a vzďaľujem sa od nich. ...
Birçok güvenlik protokolü bu gibi elementleri tutarken kullanılmalıdır.Spolu s touto ochranou sa tu použilo množstvo bezpečnostných prvkov.
Babası (eski bilim adamı) karısının ölümünden kendini sorumlu tutar.Po smrti otca prevzal zodpovednosť nad rodinou.
Filmde bazı tutarsızlıklar bulunmaktadır.Medzi filmami existujú určité faktické nezrovnalosti.
Bu botlar ayaklarını çok sıcak tutar.Neoprénove ponožky zasa držia v teple chodidlá.
İslam da önemli bir yer tutar bu partide.Islam tiež zotrváva na tejto pozícii.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod