Ana içeriğe geç
Sözlük

tutar ile cümle

tutar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Yaklaşık beş saat boyunca şarj tutar ve şarj kutusu 24 saate kadar kullanım ücreti alabilir.它用充電達五小時,並且充電盒可以充電達24小時的。
İçki içmezler, oruç tutarlar ve cinsellikten uzak dururlar.姑與所私飲,並欲污之,命妙鳳取酒,挈瓶不進。
Alevîler, Zilhicce ayının 28-29-30 günlerinde Mâsûm-u Pâk Orucu'nu tutarlar.雪村姬香 第29-30話委託讓自己能夠安心入睡。
Parlamento tüm kanunları yapma yetkisini elinde tutar.著作權人保留一切權利。
Göl, yaban hayatı için de önemli bir yer tutar.這個森林亦是很多野生生物生活的地方。
Sinirlendiği zaman çarpıntısı tutar ve kekeyerek konuşur.一直不聽她說話她會生氣而大聲斥罵。
Diğer porfirialar ise bu iki sistemden sadece birisini tutar.其他的物種則只屬於兩種模式的其中一種。
Komutan Dan de sözünü tutarak Forrest’ın yanına gelir ve ilk çalışanı olur.丹中尉也信守诺言,加入阿甘的行列。
Ülkenin dış borç tutarı 120 milyon $'dır.在美國境內,同樣的劑量則需 120 美金。
Üniversite, tutarlı bir şekilde dünyanın ilk 100 üniversitesi içinde derecelendirilir.該大學的世界排名在前100之內,國內常排在第一位。
O yazarken çoğu zaman ona yakın otururdu; dolmakalemlerini düzenli tutar, elyazmalarını katlar ve gönderirdi.爱伦·坡写作的时候,她常常坐在他身边,把笔放整齐,把他的手稿折起来放好。
Bu tutarsızlık Einstein’ı denklemini tekrar gözden geçirmeye ittii.這與觀察的不一致使愛因斯坦被迫從頭再來。
Bu iki analiz tamamen tutarlıdır.而毫无疑问这些实验完全是合理的。
El emeğine dayanan geleneksel sanayiler de önemli bir yer tutar.其家族为主的这种经营模式也奠定了稳固的基石。
Kurallar tutarsızdır.其餘規則不詳。
Birçok güvenlik protokolü bu gibi elementleri tutarken kullanılmalıdır.很多的暗房技巧可以在放像的過程中使用。
Bu halvette mürid oruç tutar.十方如來持此呪心。
Duyum belleği, uyarıcıları çok kısa bir süre tutarak bu geçişi kolaylaştırır.但動畫版在敘述這段情節時,則將過程簡化不少。
Tutarlı: Yanan bir sobaya ne zaman dokunursanız dokunun, eliniz yanacaktır.“불자여, 그대가 묻는 바는 시방의 불국토 가운데 일체 부처님이 다 도량에 앉으셨을 때 질문한 것과 같구나.
Parlamento tüm kanunları yapma yetkisini elinde tutar.의회는 모든 법률을 제정할 권한을 갖는다.
Muharrem’den sonra da üç gün Hızır Orucu tutarlar.세종은 조회를 3일간 중단하고, 양후(襄厚)라는 시호를 내렸다.
Verileri XML biçiminde tutar.자료는 XML 방식으로 저장한다.
Ülkenin dış borç tutarı 120 milyon $'dır.본작에 투용된 순 제작비는 1억 2천만 달러이다.
Davut pişmanlıkla onların yasını tutar.황조 역시 후회하여 후하게 장사지냈다.
Matematik tarihi ve felsefe tarihinde önemli bir yer tutar.라이프니츠는 철학과 수학의 역사에서 중요한 위치를 차지한다.
Asansör gelince Sanjay dışarı fırlar ama polisler onu tutar.조종사는 비행기가 리우데자네이루에 도착하면 경찰이 아드리앙을 체포하게 하지만, 아드리앙은 도착하자 경찰로부터 벗어난다.
Kadir Gecesi’yle bağlantılı olarak üç gün ve Muharrem ayında ise on iki gün oruç tutarlar.이후 1232년(고종 19년)에 사망하여 백관이 3일 동안 상복을 입고 장사를 지냈으며, 시호를 안혜(安惠)라 하였다.
Verdiği sözleri mutlaka tutar.오빠가 하는 말을 곧잘 따라한다.
Yaptıkları yuvalar çok soğuk havalarda bile içerisini sıcak tutar.깃털들은 추운 날씨에도 체온을 따뜻하게 유지시킨다.
Sıralama belleği buyrukların sıra listesini tutar.좌석 등의 형태는 각 문서를 참고하기 바란다.
Koruyucu hekimlik aile hekimliğinde önemli bir yer tutar.회사의 중요한 의사결정에 대해 보안을 지킨다.
Cazcı Kardeşler Orkestrası ayrıca filmde önemli yer tutar.또한 죄르지 리게티의 곡도 이 영화에서 중요한 부분을 차지한다.
Karısı Esra'nın öldürülmesinden sonra Ercüment Çözer'i sorumlu tutar.그의 동생 라자르의 사망으로 세르비아의 계승권을 주장.
Kimileri onu psişe ile özdeş tutar.인어들은 이를 애완용으로 기르기도 한다.
Yemeklerini elleriyle tutarak yemeleri de sivri sincapçıklar için tipiktir.또한 손에서 직접 먹이를 주는 것도 잉꼬를 길들이는 데에 좋은 방법이다.
Ekliyorum: Ve aynı tutarlılıkla yaşadığı yaşamını aynı tutarlılıkla sonlandırdı.따지고 보면 그의 삶을 파란만장하게 만든 것도 바로 바로 그 의리였다.
Toplam satış tutarı; 26,486'dır.총 판매량은 482,066장이다.
Gözlerini genellikle kapalı tutar.눈을 자주 깜빡이면 좋다.
Örnek, versiyon bilgisi gibi) ve Io.sys (Dos’ un giriş/çıkış sistem bilgilerini tutar) vardır.출연진들은 가운데로 모여 'ㅊ'자 (혹은 눈 결정 모양)을 형성한다.
Bu iki analiz tamamen tutarlıdır.이러한 2개의 변환의 응용은 완전히 상이하다.
O geceyi ateşin etrafında elden ele meşale tutarak kutlarlar.불꽃축제는 폭죽 따위의 불꽃을 쏘아 올려 즐기는 축제를 말한다.
Diğer köpeklerle arası iyidir; ama bazen kıskançlığı tutar ve ısırmaya çalışabilir.기호식품(嗜好食品)은 독특한 향미가 있어 기분을 돋우고 때로는 흥분 효과를 내는 식품을 가리키는 말이다.
Tutarsız davranışlar sergiler.관할 행정동은 어정동.
Fakat durumlu bir sunucu, kendisine gelen istekler arasında bilgi tutar.무의식의 하나님은 숨은 하나님과 관계를 언급한다.
Donanımdaki farklılıkları gizlemek ve çekirdeğin çalışacağı tutarlı bir platform sağlamak için tasarlandı.이것은 하드웨어의 차이를 숨겨서 응용 프로그램이 작동할 수 있는 일관된 플랫폼을 제공한다.
Günlük bitki ihtiyacı 50 kg tutar.하루에 약 150kg에 달하는 식물을 먹는다.
1677’de elinde tutarlı bir sistem vardı fakat 1684’e kadar yayınlamadı.ב-1677 כבר הייתה ברשותו מערכת קוהרנטית, אך הוא לא פרסם אותה עד 1684.
Yıllar önce olduğu gibi, Joe'nun teknesinde balık tutarlar.השניים יוצאים יחד לדוג בסירה של ג'ו, כפי שעשו בעבר שנים רבות קודם לכן.
Devlet Ödülü yürürlüğe girdiği zaman ödül tutarı (Lenin ödülününkinin yarısı olan) 5000 ruble idi.היקף הפרס היה 5,000 רובל (כמחצית בפרס לנין).
1883 yılı kışında, gölün üstü buz tutarak, buzkayağı yarışması düzenlendi.בחורף של שנת 1883 קפא האגם ועליו פניו הקפואים נערכו תחרויות החלקה על הקרח.
Dalları gökyüzünü ayakta tutar.היללות פולחות את השמיים...
Toplam proje tutarı 95 milyon dolardır.עלות הפרויקט היא כ־95 מיליון דולר.
Yöntem etkinliği, gebe kalmayan yöntemi kullanarak çiftlerin doğru ve tutarlı bir şekilde orantısıdır.היעילות בפועל כוללת זוגות שהשתמשו במכשיר באופן שגוי.
Bu türde erkekler yumurtaları ağızda tutar.בני סוג זה הם מטילי ביצים.
Projenin toplam tutarı 32 Milyar Amerikan doları'dır.הקונגרס האמריקני הקצה לפרויקט זה 32 מיליון דולר.
Davasında tutarlı oldu.היה שיפוטי בתהליך.
Albümün çıkış şarkısı bir Altan Çetin şarkısı olan Ya Tutarsa'dır.Take It Off הוא שיר של הזמרת קשה.
Albümün kapağında Miller, elinde bir kalem tutarken, etrafı kalemle çizilmiş bir şekilde görülüyor.תמונת האלבום היא תמונה של מילר יושבת ומחזיקה עיפרון של Sharpie עם סימני קשקוש מסביבה.
Pençeleriyle Ay ve Güneş’i tutar."ירח-על וליקוי ירח חופפים".
Tom uyanır ve onu hıçkırık tutar.היא מתעוררת ונותנת לו סטירה.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod