Ana içeriğe geç
Sözlük

tutar ile cümle

tutar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Gece olduktan sonra, muhtemelen saat 9 civarı, van Gogh midesini tutarak hana gelir.Dalam perjalanan ke rumah sakit, sekitar pukul 10.00 Sophan mengembuskan nafas terakhirnya.
Maddeler ayrıldıkları zaman ise, yükleri oransız bir şekilde tutarlar.Ketika gelembung terganggu, mereka berdenyut (yaitu, ukurannya berosilasi) pada frekuensi alami mereka.
Gürcüler %8 ile ikinci yeri tutarlar.Di daerah pesisir rata-rata kemiringan 2% sampai 8%.
Böylece oldukça pratik bir şekilde ebeveynler her çocuk için bir ana açık anahtar tutar.Oleh karena itu sangat dibutuhkan sekali pemantauan dari orang tua akan segala tindak laku sang anak.
Koyu yeşil bir palto giymiştir ve sağ elinde bir baston tutar.Untuk menunjukkan hal ini, mereka memakai sarung tangan berwarna merah di tangan kanan mereka.
Protestocular binanın camlarını taşa tutarken binadaki ofis ekipmanlarını ve belgeleri yağmaladı.Protestan melempari jendela dan menjarah gedung, melarikan perlengkapan kantor dan dokumen.
Diğer köpeklerle arası iyidir; ama bazen kıskançlığı tutar ve ısırmaya çalışabilir.Lucy: Mooch: Anjing penggembala campuran yang kadang suka diganggu tetapi punya hati emas.
Yıllar önce olduğu gibi, Joe'nun teknesinde balık tutarlar.Họ câu cá trên chiếc thuyền của Joe, như Joe đã làm nhiều năm về trước.
1677’de elinde tutarlı bir sistem vardı fakat 1684’e kadar yayınlamadı.Cho tới năm 1677 ông đã có một hệ thống hoàn thiện trong tay, nhưng không xuất bản nó cho tới năm 1684.
Savaştan sonra kulüp Savaş Hasar Komisyonu'ndan 22.278£ tutarında tazminat almıştır.Sau chiến tranh, câu lạc bộ nhận được 22.278 bảng tiền bồi thường từ Ủy ban Thiệt hại Chiến tranh.
Annesi ise tüm bu olanlardan Tom'u mesul tutar.Các chú giữ lời hứa với Tom rồi nhé.
Bu, toplam öğrencilerin yaklaşık %13'ünü tutar.Phụ nữ chiếm khoảng 13 % số sinh viên.
Konstantinopolis'ten yağma edilen toplam tutarın yaklaşık 900.000 gümüş mark olduğu söylenir.Có người nói rằng tổng số tiền bị cướp từ Constantinople có giá trị khoảng 900.000 đồng mark bạc.
Elagabalus, geri geri arabanın önüne koşar, tanrıyı karşılar ve dizginleri tutardı.Elagabalus chạy giật lùi ở phía trước xe ngựa, đối diện với vị thần và giữ dây cương của bầy ngựa.
Romanda diyaloglar önemli bir yer tutar.Văn học chữ Nôm giữ một vị trí quan trọng.
Yakaladığı balığın kafasını öne doğru tutar.Mắt cá lớn vừa phải nằm gần về phía đầu.
Gözlerini genellikle kapalı tutar.Dạ thường quanh quất mắt thường ngóng trông.
Uzaylı, orada kendisine verilen kadının altı saat boyunca elini tutar ve böylece Bhojpuri dilini öğrenir.Ở đó, anh ta nắm tay một cô gái mại dâm trong 6 tiếng liên tục và cuối cùng đã học được tiếng Bhojpuri.
Tutarlı bir sisteme sahiptir.Nó có một mô hình liên tục.
Kalanlar ise silahla nöbet tutarak çatışmaların bitmesini bekler.Những người còn lại biết bộ binh đang chờ, vẫn quyết tâm đưa pháo tới đích.
Görelilik kuramının tutarlı olduğu düşünülmektedir.Các nhà chiêm tinh học sẽ tùy nghi mà nói.
Guyana Hükümeti belirli ülke veya bölge vatandaşlarına yönelik vize şartını muaf tutar.Chính phủ Guyana miễn thị thực với công dân của một số quốc gia hoặc vùng lãnh thổ.
Metro planlayıcıları sistemi yolcu güvenliği ve bakım düzenini öncelikli tutarak tasarlamışlardır.Trong khi đó dự án tàu điện ngầm lại gây lo ngại về sự an toàn và sức khoẻ cho hành khách.
Kurallara tutarsızlıkı kaldırmak için Aralık 2012 yılında değişiklik yapılmıştır..Các hướng dẫn này được sửa đổi trong tháng 12 năm 2012 để sửa chữa sự bất thường này.
Toplantı olmadığı sürede 150 UHM üyesinden oluşan daimi komite, devletin yüksek yetkilerini elinde tutar.Giữa các phiên họp này, Ủy ban thường vụ với khoảng 150 thành viên, thực hiện quyền lực.
2006 yılındaki gayrisafi milli hasıla 9,1 Milyar USD tutarındadır.Nhập khẩu năm 2006 của Hy Lạp đạt khoảng 59,1 tỉ USD.
Biri komutları, biri verileri tutar.Một người đỗ Trạng nguyên, một người đỗ Bảng nhãn.
Birkaç ay sonra da, balık tutarken boğularak ölür.Một thời gian sau, khi con cá khô quắt lại.
Gece olduktan sonra, muhtemelen saat 9 civarı, van Gogh midesini tutarak hana gelir.Đã gần 9 giờ sáng, và Rehnskjold phải đi đến quyết định.
Bu tutarsızlık yakın zamanda nötrino salınım etkilerinin keşfiyle çözüldü.Sự không nhất quán này gần đây đã được giải quyết thông qua sự khám phá các hiệu ứng dao động neutrino.
Sadece Einstein'ın teorisi deney ve gözlemlerle tutarlı olduğunu kanıtladı.Chỉ có lý thuyết tương đối rộng đã được khẳng định là phù hợp với các thí nghiệm và các quan sát.
İnşaat çalışmaları ilerledikçe, ilaveler yapılarak taahhüt tutarı 1,5 milyar doları aştı.Trạm Y tế xã Phú Tiến được đầu tư xây dựng với kinh phí 1,5 tỷ đồng.
Hızır bunlardan bir çiftini tutar, uçmasınlar diye kanatlarını kırar.Loài sinh vật có chi này có cổ dài và cánh giống cái cuống, khiến nó không bay được.
Cazcı Kardeşler Orkestrası ayrıca filmde önemli yer tutar.Ngô Thanh Vân cũng đảm nhiệm một vai diễn phụ trong bộ phim.
Balık sanayisi de önemli bir yer tutar.Ðánh cá có vị trí quan trọng.
Eğer yeryüzüne çıkmaya çalışırlarsa ceza olarak derhal buz tutarlar.地上の相手にヒットした場合必ずダウンを奪える。
Eğer vazgeçmezsen, mutlaka seni taşa tutarım.もしそれをやめないなら、必ずあなたを石打ちにするであろう。
Gauge anomali: Bu anomali herhangi tutarlı fiziksel bir teoride iptal etmemiz gerekir.ゲージアノマリ(英語版)(gauge anomaly)、全ての整合性のある物理理論でキャンセルされるべきアノマリである。
Örnek, versiyon bilgisi gibi) ve Io.sys (Dos’ un giriş/çıkış sistem bilgilerini tutar) vardır.玃(かく)、猳国(かこく)、馬化(ばか)ともいう。
Yahudiler, Tövbe Günü (Yom Kippur) oruç tutarlar.同年7月に日野宿へ戻った。
Eskiden (Diyarbakır dahil) şehirde oturanlar Memela Mahalleninde bağ tutardı.前原 しのぶ(まえはら しのぶ) 声 - 倉田雅世 ひなた荘の住人。
Gözlerini genellikle kapalı tutar.普段は瞳を閉じている。
İşletme işlev modelindeki süreçler, değer zinciri modellerindeki süreçlerle tutarlı olmalıdır.事業機能モデルにおけるプロセスは、価値連鎖(バリューチェーン)モデルにおけるプロセスから構成されねばならない。
Heykel, sağ elinde bir meşale, sol elinde ise bir hitabe tutar.右手に風雲、左手に念珠を持つ。
Muharrem’den sonra da üç gün Hızır Orucu tutarlar.- 三日晒(さらし)の上非人手下。
Maddeler ayrıldıkları zaman ise, yükleri oransız bir şekilde tutarlar.この封印が解かれると未曾有の災害を齎す。
Ron onu hep cebinde tutar.ロンパパにいつも手を焼く。
Uzaylı, orada kendisine verilen kadının altı saat boyunca elini tutar ve böylece Bhojpuri dilini öğrenir.そこで、楽団長は彼を売春宿へ連れて行き、そこで宇宙人は売春婦の手を6時間握り続けることで、ボージュプリー語を習得する。
Newton’a göre, mutlak zaman herhangi bir algılayıcı olmadan var olur ve evrende tutarlı adımlarla ilerler.... ニュートンの言葉によれば、絶対時間はいかなる観察者とも無関係に存在し、宇宙のいかなる場所でも一定の早さで進んでいく。
Kennedy'nin sağ bileğini tutar.ドミニクの右腕。
Bütçeye giren her kamu idaresi için ödenek tutarları bütçede yer alır.^ 国の予算を所管するすべての機関である。
Bir elinde cehennemin kapılarını açan bir değnek ve bir dilek taşı (Cintamani) tutar.辞世は 「世の中を 廻(めぐ)りも果てぬ 小車は 火宅(かたく)の門を 出づるなりけり」 である。
Turizm, Dominik Cumhuriyeti'nin ekonomisinde önemli yer tutar.観光はドミニカ共和国の経済成長にとって重要な産業である。
Şeyh, müridin (murad eden, isteyen) düşünce hayatını kontrol altında tutar.悕(ねがは)くは図像に因り、大王往生之状(さま)を観むと欲す。
Toplam proje tutarı 95 milyon dolardır.推定埋蔵量は9500万トン。
Bu yüksek tutarlı bir yoldur.主なモードは以下の通り。
Örneğin; keşişler oruç tutarlar.創業者は齋藤倉蔵。
Fakat tutarlı ve uyumlu bir örüntü içerisindedir hepsi de.自分にも対外的にも全てに対し調子が良い。
Dinsizler ve katolikler de nüfusta önemli yer tutar.カトリックおよびプロテスタントのキリスト教徒が住民の大部分を占める。
Fakat model yararlanılan, tutarlı dersleri gösteriyorsa cevap 'evet'tir.表が完璧であれば、答えは「はい」である。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod