Ana içeriğe geç
Sözlük

tutar ile cümle

tutar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Fourier dönüşümünün dezavantajı şudur ki, Bu dönüşümler sadece paraxial düzlem dalgaları için tutarlıdır.Формула, полученная Лоренцем, справедлива только для случая нерелятивистской частицы.
Bu öğrenen programdır ve içinde kendi yönlendirme veritabanı tablosunu tutar.Она взламывает систему и отправляет сообщение самой себе в реальной жизни.
Işın kılıcını ters tutarak savaşır.Развивает умение острым мечом разрубать цель.
Kişiden kişiye ayrılıklar olmasına karşın her kişinin gündelik dizemi tutarlılık gösterir.Если сознаются оба, каждый получит умеренный срок.
Malatesta elinden tutarak gideceği yere ona kılavuzluk etmektedir.Помогает ему Матильда, которая прячет его.
Birkaç ay sonra da, balık tutarken boğularak ölür.Через несколько дней он погибает, утонув в озере.
Eğer katılımcı yanlış cevap verirse tutarlılık adım büyüklüğü tarafından artar.Если участник даёт неверный ответ, то право угадывать переходит к его сопернику.
Tutucu (H) Genelde oyun çizgisinden 7-8 yarda uzaklıkta durur ve vurucunun vurması için topu yerde tutar.Обычно холдер размещается в 7-8 ярдах от линии, на которой стоит мяч.
Theodosius artık sikkelerde kendini labarumu tutarken resmediyordu.Мицуко в любой момент готова выдавить слёзы.
Davranışları tutarsızdı ve düşünceleri ile motivasyonları nadiren belirtiliyordu.Отличался предельной самоуверенностью и редко слушался чьих-либо советов.
Abide için gerekli tutar halkın gönüllü bağışlarıyla elde edildi.Было решено строить его на добровольные пожертвования народа.
"Optik temelleri: Tutarlılık".«Suede: Positivity».
Tabuları ayakta tutar.Гвардейцы выстояли.
Artık davranışları tutarsızlaşmıştır.Теперь их права выравнивались.
CIA, Dünya Müslüman nüfusunu %20.12 yi gözde tutarak hesaplar.По данным ЦРУ, 12,8% населения страны-мусульмане.
Aman, basına verilen bilgileri de kontrol altında tutar.Они контролируют напрямую СМИ, владея ими.
Ron onu hep cebinde tutar.Бай практически постоянно находился в его руках.
Oyuncular, yönetmenin ölümünden kendilerini sorumlu tutarlar.Но рассказывать о преступниках — долг режиссёров.
O yıl yapılan sözleşmelerin değeri 13,7 milyar ABD doları tutarındaydı.Госдолг составил в тот день более 14,3 трлн долл.
Bu, toplam öğrencilerin yaklaşık %13'ünü tutar.Количество иностранных студентов достигает 13% относительно общего количества учащихся.
Mali İmparatorluğu'nun Afrika'daki altın geniş tutarlar için eski dünya çapında ünlenmişti.Известен своими многотысячными евангелизационными богослужениями на африканском континенте.
Genelde erkekleri orta yaşlı kadınlar tutardı ama bazen yaşlı kadınlara da hizmet verdikleri olurdu.Это имя давали в основном девушкам, но иногда дают и мужчинам.
Yağ, Giyim ve Yiyecek sanayisi en önemli yer tutar.Жизнь, пища, одежда — всё самое простое.
Leylek hanedan armacılığında da bazen gagasında bir yılan tutarken resmedilmiş şekilde sıklıkla rastlanır.Из-за тонкого тела его часто принимают за змею.
W. Morris özel bir yer tutar.Как оратор Ферри занимает своеобразное место.
Bu yüksek tutarlı bir yoldur.فذلك هو الصراط المستقيم، كالصراط المستقيم في الآخرة.
Sadece Einstein'ın teorisi deney ve gözlemlerle tutarlı olduğunu kanıtladı.أثبتت نظرية أينشتاين فقط لتكون متوافقة مع التجارب والملاحظات.
Savaştan sonra kulüp Savaş Hasar Komisyonu'ndan 22.278£ tutarında tazminat almıştır.تسلم النادي تعويضات بعد الحرب، من لجنة أضرار الحرب مايساوي 22278 باوند.
Öğretmenler araç tutarak ilçeye her gün gidiş dönüş yapıyorlar.فكان على صانع السيارات أن يذهب كل يوم لإعادة بناءها من جديد.
Gerçek olaylarla filmde anlatılanlar arasındaki tutarsızlıklar hala sorgulanmaktadır.ومازالت تُستجوب حتي الآن عن التناقضات بين المذكورة في الفيلم بالأحداث الحقيقية.
Müşteri repo vadesi dolduğunda makbuzu iade edip, tutar kendisine nakden ödenir.وعندما علم الخليفة بذلك تراجع عن الأمر وأرسل لها طل كهدية.
Bu protokol belirli bir uyumluluk (consistency) modeline göre bellek tutarlılığını sağlar.يختار بروتوكول للتماسك، وفقا للنموذج الاتساق، ليحافظ على تماسك الذاكرة.
6 ve 4'ü basılı tutarken önyükleme yapmak, 64-bit çekirdeği destekleyen makinelerde K64'i önyüklemeye zorlar.يعمل التثبيت أثناء الضغط باستمرار على 6 و 4 على إجبار الجهاز على تشغيل K64 على الأجهزة التي تدعم نواة 64 بت.
Bazen de, basit bir şekilde, bir duvardaki sırasıyla birkaç taşı daha uzun tutarak uçan basamaklar yaparlardı.أحيانا أيضا وبشكل بسيط كانوا يحتفظون بعدة احجار موجودة بجدار ما على التوالى ويصنعون درجات طائرة .
Sonuçlar ışık hızının kaynaktan bağımsız olduğu konusunda tutarlıydı.نتيجة مهمة لهذا المفهوم كانت بأن سرعة الضوء مستقلة تماماً عن سرعة المصدر.
Maguşlar, “Efendi Tepesi” denen tepenin üzerinde kesintisiz olarak nöbet tutarlardı.وقال ان المراسلين سمح لهم برؤية "المخابئ القاحلة" في أعماق الجبال التي لا تزال "رائعة".
Forest Moulton 1900'da bulutsu hipotezinin açısal momentum yüzünden gözlemlerle tutarsız olduğunu gösterdi.أوضح فورست مولتون في عام 1900 أن فرضية السديم لا تتفق مع الملاحظات بسبب الزخم الزاوي.
Gerginliğini biraz daha iyi tutar.وهو يعتمد أكثر على الإيقاع.
24 yaşından küçük ve altı yıllık bir pasaport 37.50 € tutarındadır.جواز سفر لشخص تحت سن 24 والذي لديه صلاحية ست سنوات بتكلفة 37.50 يورو.
Örneğin buz erimesi esnasında ısıda bir azalma olmaksızın sistem ısıyı tutar.فمثلا عند تسخين الثلج يكتسب الثلج حرارة في هيئة حرارة انصهار من دون أن ترتفع درجة حرارته.
Testisleri tutar ve korur.يحمل ويحمي الخصيتين.
Tutarsız davranışlar sergiler.القيام بسلوكيات غير هادفة.
Gömlekler bütün hareket boyunca pistonu tutar.وكان الجنود يحملون هذه الأوتاد أثناء المسيرة طوال الوقت.
Genel uygulamada dönemsel borç tutarının belirli bir oranı asgari ödeme tutarı olarak belirlenir.لحساب الأجر السنوي، وكان يستخدم أدنى الحد الأدنى للأجور العام.
Toplam proje tutarı 95 milyon dolardır.ومن المحتمل ان تبلغ القيمة الاجمالية للمشروع 105 ملايين دولار.
Bu kitapla birlikte şairin tarzının önceki dönemine göre daha tutarlılaşmış ve gelişmiş olduğu düşünülür.و يُعتبر نمط الشاعر في هذا الكتاب بالمقارنة مع الفترة السابقة أكثر تناسقاً وتقدماً.
Bu türde erkekler yumurtaları ağızda tutar.بعض أنواع السحالي تحتضن البيض بداخلها.
Matematik tarihi ve felsefe tarihinde önemli bir yer tutar.يشغل لايبنتز موقعاً هاماً في تاريخ الرياضيات وتاريخ الفلسفة.
Maskelerin ilk satış tutarı 25 ABD Doları olarak belirlenmiştir.وأول معالج يباع بقيمة 25 دولار أمريكي.
Hristiyanlıkta, Budizm'de ve Hinduizm'de önemli bir yer tutar.وقد لعبت اللاإلوهية دوراً في المسيحية، البوذية، والهندوسية.
Sonunda iyileşti ama kişiliğinde önemli tutarsızlıklar ortaya çıktı.إلا أنه تعافى في النهاية وكان يعرج بشكل ملحوظ.
Bir elinde cehennemin kapılarını açan bir değnek ve bir dilek taşı (Cintamani) tutar.أبواب جهنم مغلقة على أهلها كما قال تعالى: عَلَيْهِمْ نَارٌ مُؤْصَدَةٌ (سورة البلد، الآية 20).
Bu yüzden mezarlıkları ve mezarları da temiz tutarlar.بذلك تصحح مواقع المقابر. )
Kollarını arkada bekletir, yüzünü sola döndürür ve çenesini yukarıda dik vaziyette tutar.ثم يضع كف يده اليمنى على ظهر كف يده اليسرى فوق صدره.
Bazı Türk boyları yas tutarken elbiseleri ters giyerler.تحت رداء النموذج التركي، تم إخفاء بابين آخرين.
Ağırlığı ise yaklaşık 25 Kg tutar.ويعادل وزنها حوالي 25 رطل.
(AB Parlamentosu her ay Lüksemburg'da tüm üyelerin hazır bulunduğu bir kurul tutar.)(كان للولايات المتحدة مكتب بالفعل في بنغازي بمبعوث رسمي لمدة شهرين تقريبًا).
Vergi tutarı, satışı yapılan nesnenin toplam bedeline belirli bir yüzde uygulanarak hesaplanabilir.وغالبًا ما يتم حساب العمولة على أساس النسبة المئوية للبضاعة المباعة.
Dolayısıyla bu bilgiler tutarlıdır.ونتيجة لهذه المواصفات وثيقة.
Böyle bir sürecin önceki işleriyle ve Kepler'in Hareket Kanunu'yla tutarlı olduğunu da vurgulamıştır.وأكد أيضا أن هذه العملية متسقة مع كل ما قدمه من أعمال أخرى و قوانين كبلر للحركة.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod