Ana içeriğe geç
Sözlük

tutan ile cümle

tutan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bu fikir ayrıca atomları bir arada tutan kimyasal bağları tasvir etmeye olanak sağlar.Konsep ini juga berguna dalam menjelaskan ikatan kimia yang menjaga atom-atom tetap bersama.
Ve, “öldükleri hakkında önceden düzenlenen tutanak işleme konuldu.Namun, kaarena ia meninggal dunia lebih dulu, sehingga ia tidak termasuk dalam kelompok Al-Abaadilah.
Vuruş esnasında yayı tutan kol gerginken oku çeken el kulak hizasına kadar getirilir.Pada saat mengayunkan cakram, tangan yang memegang cakram direntangkan sampai lurus.
2014 yılında listede ilk 20 sırayı tutan şirketleri aşağıda görebilirsiniz.Dưới đây là 20 công ty hàng đầu trong danh sách năm 2014.
Fransız tarafında ise St. Privat’yı tutanlardan yarısı köyde kaybedildi.Về phía quân Pháp, các đơn vị phòng ngự Saint-Privat mất hơn nửa quân số.
Figür, başının üzerinde 3 yıldız tutan bir genç kadın şeklindedir.Sopdet thường xuất hiện dưới hình dáng một người phụ nữ với ngôi sao 5 cánh trên đầu.
Bürokrasiyi iyileştirmiş ve vatandaşlık ve senato tutanaklarını daha etkin hale getirmiştir.Ông cải tiến hệ thống hành chính và giải quyết các vấn đề liên quan tới công dân và Viện nguyên lão.
Sanki Tutankamon aceleyle gömülmüştür.Xác ướp của ông được làm và chôn cất một cách vội vã.
Bal Tutan Balın elinden kayıp gitmesini istemez çünkü.Vì Trương Nhiệm không chịu hàng nên Lưu Bị sai mang chém.
Aynı zamanda kin tutan biridir.Cùng lúc đó, ông cũng rất thẳng tay trừng trị.
Tüm gücü elinde tutan Bakanlar Kurulu, Amiral Aleksandr Kolçak'a bu güç ile beraber bağlandı.閣僚評議会は、その手に持つ全ての権力を私アレクサンドル・コルチャークに明け渡した。
Kendisini en ufak büyüyü yapmaktan bile uzak tutan bir hastalığı vardır.大きな物を小さくする魔法の力を持つ。
Ve, “öldükleri hakkında önceden düzenlenen tutanak işleme konuldu.死ぬ直前の病の床で列侯(秺侯)に封じられた。
Bu reformlar Champlain'ın ölümünün ardından gücü elinde tutan Quebec Piskoposu'nun zayıflamasına yol açtı.これらの改革で、シャンプランの死後巨大な権力を握ってきたケベック主教の権限を制限した。
Burayı bir yıl kadar ellerinde tutan Bulgarlar, ardından da Çatalca'ya dayanmışlardır.魯山人は約1年間逗留し、その間親交を深める。
Fransız tarafında ise St. Privat’yı tutanlardan yarısı köyde kaybedildi.フランス側は、サン=プリヴァを守っていた部隊は同村内で半数以上を失っていた。
Ve bunların hepsi tutanaklara geçiriliyor.これらは、すべて対馬を経由した。
Davros'u hayatta tutan yaşam gücü budur.ディケイドを庇ったクウガを意識不明に陥らせた程の威力を持つ。
Tam olarak, Allah'ın adlarını anmayı esas tutan bir yoldur.「引導者」是真主的其中一個名字。
Kendisini Kamo'nun çetesi ve olaydan uzak tutan Stalin ise asla soygundaki rolünü açıklamamıştır.斯大林跟卡莫的团伙关系疏远,从不宣扬自己在抢劫中的角色。
Sıkı ve nem tutan iç çamaşırlardan kaçınılmak gerekir.避免太緊或不透氣的衣物。
Kürdistan Bölgesel Yönetimi arması, kanatlarında bir güneş tutan bir kartaldır.库尔德斯坦地区政府徽章是伊拉克库尔德斯坦的徽章,是在他的翅膀上持有太阳的老鹰。
Tırnaklar sapı tutan elin ileri doğru kaymasını engellerler.你必须双手握绳不能交叉。
Onları ayakta tutan ve bu hayali sürdürmelerine imkan verense ufak bir ışık kaynağıdır.其權力增漲的過程,實得力於權詐的多,得於資望功勳的少。
Oruç ehli olanlar / sürekli oruçlarını tutanlar Reyyan (su içip kanan) kapısından çağrılır.乃升奉天門,有貞等常服謁賀,呼「萬歲」。
Ve, “öldükleri hakkında önceden düzenlenen tutanak işleme konuldu.而且更首次設定變身者為已死的人(非正式意義)。
Tutanağa "Kişi suçunu kabul etmiştir." notu düşülmüştür.로동신문은 "판결은 즉시에 집행되였다"며 글을 마쳤다.
1922 - Howard Carter, Firavun Tutankhamun'un mezarını halkın ziyaretine açtı.1922년 - 하워드 카터가 이집트의 왕가의 계곡에서 파라오 투탕카멘(그림)의 무덤을 발굴하다.
Örneğin dünyayı yörüngede tutan, kütlesi daha büyük Güneş'in çekim gücüydü.태양계에서 이보다 더 이심률이 큰 궤도를 가지는 행성은 수성밖에 없다.
Saçlarını tutan bağ çözülmüştür ve uzun saçları suya erişmiştir.등허리가 굽어 있었고 머리뼈가 길고 납작하였다.
Suudi Arabistan savaşın 60 milyar ABD Doları tutan maliyetinin 36 milyarlık kısmını tek başına karşıladı.사우디 아라비아의 전쟁 비용은 연합군의 군사 비용인 600억 달러 중 360억 달러를 차지하였다.
Yarın savcılıktan telefon tutanaklarımı alıp gözüne sokacağım senin." demiştir.“내의원 제조 서용보를 편전으로 불러 진찰을 받다”.
Besinlerini parmaklarıyla tutan kuşlardır.대검(클레이모어) 전사들이 장비하는 대검.
Toplantı tutanağında karar şu ifadeyle yer almaktadır.그것은 행사의 순간에 대한 천체의 위치에 근거하여 그 날짜가 결정된다.
Küçük insanı ailenin evcil hayvanlarıyla bir tutan bu duyguydu.놈 작은 동물의 모습을 한 땅의 정령.
Kemeri en uzun süre elinde tutan güreşçi ise; 2803 gün ile Bruno Sammartino oldu.האלוף שהחזיק בתואר במשך הכי הרבה זמן הוא ברונו סאמארטינו - 2803 ימים.
Sonuçlar, Ulusal Bilim Akademisi Tutanaklarında ortak adlarımız altında yayımlandı.התוצאות התפרסמו בעיתון של האקדמיה הלאומית למדעים של ארצות הברית.
Nesneyi havada tutan şey süratidir.מה שעשיתם בתחום המים הוא דבר מדהים.
Kendisini en ufak büyüyü yapmaktan bile uzak tutan bir hastalığı vardır.הוא סבל מנכות שמנעה ממנו להשתמש בקסם, מלבד בעוצמות חלשות מאוד.
Kürdistan Bölgesel Yönetimi arması, kanatlarında bir güneş tutan bir kartaldır.Гербът на Иракски Кюрдистан представлява орел, който държи слънцето на крилете си.
Bu fikir ayrıca atomları bir arada tutan kimyasal bağları tasvir etmeye olanak sağlar.То е важно и при описването на химичните връзки, които задържат атомите заедно.
Yedinci Gün Baptistleri yedinci gün Sebt’ini tutan Baptist Hristiyanlardır.Баптистите от седмия ден са клон на баптизма.
Sanki Tutankamon aceleyle gömülmüştür.Погребан е с голяма пищност.
Bu tutanağın bir sureti de ilgiliye verilir.Аз знам, че и на мен ми е отредена такава участ.
Arthur'u elinde tutan II. Filip de Arthur'dan yana tutum aldı.Филип II подкрепя исканията на Артур.
Ayrıca Bağdat bu dönemde Türk nüfuzu altına girmiş ve halifeleri ayakta tutan da buradaki Türklerdi.В същото време турски паша обикалял по тези земи и чул случилото се.
Adres Dönüştürme Önbelleği sadece sayfa tablosu eşleştirmelerini tutan bir önbellektir.Те съдържат само най-необходимото за поддръжката на дадената страница.
Dördüncü seride yaklaşık 30 adet ellerinde parşömen tutan peygamber tasvir edilmiştir.В IV Обикновено народно събрание са внесени около 40 законопроекта.
Bürokrasiyi iyileştirmiş ve vatandaşlık ve senato tutanaklarını daha etkin hale getirmiştir.Unaprijedio je birokraciju i pojednostavnio pravila o dobivanju građanstva i senatorske časti.
Amerika yolunu tutan grup Amerika'da parlamaya başladı.Pakleni šund se počeo prikazivati u Americi.
600 sayfa tutan bir divanı dolduracak kadar şiir yazmıştır.Sastavio je hrvatsku pjesmaricu od 600 stranica.
Heradot Mısırlıların, hayvanlarını kendi evlerinde tutan biricik toplum olduğunu gözlemlemiştir.Herodotos uvádza, že Egypťania sú jediným národom, ktorý zdieľa svoje obydlia so svojimi zvieratami.
Aşkın tarafında yer tutan Murat aslında kendi duygularının farkında değildir, tıpkı Duygu gibi.Prekvapený Simplicius si jeho vplyvom uvedomí, že on vlastne ani nevie čo je to láska.
Suudi Arabistan savaşın 60 milyar ABD Doları tutan maliyetinin 36 milyarlık kısmını tek başına karşıladı.Južná Kórea preklenula pôžičkou od Medzinárodného menového fondu (MMF) v hodnote takmer 60 miliárd dolárov.
Kendi aralarında kırgınlıkları olsa da zorda birbirlerini tutan insanlardır.Ich vzťahy medzi sebou navyše komplikujú muži.
WWE Divas Championship kemerini en uzun sürede elinde tutan kişidir.V minulosti bola držiteľkou WWE Divas Championship.
Heradot Mısırlıların, hayvanlarını kendi evlerinde tutan biricik toplum olduğunu gözlemlemiştir.Herodot je zapisal, da so Egipčani edino njemu znano ljudstvo, ki živi s svojimi živalmi v isti hiši.
"İşte mahkeme tutanaklarından Şafak Pavey'in yaşadığı kaza".Tej trditvi je ugovarjal Pajk v Zori.
Bürokrasiyi iyileştirmiş ve vatandaşlık ve senato tutanaklarını daha etkin hale getirmiştir.Izboljšal je državno upravo in uredil vlogi državljanov in senatorjev.
Ana Madde Tutankhamun'un mezarı 1922 yılında Howard Carter tarafından bulunmuştur.Tutankamonovo grobnico je leta 1922 odkril britanski arheolog Howard Carter.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
tutan ile cümle - Sayfa 8 - tutan kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App