Diriltme taşı onu tutan ile ölü arasında iletişim kurulmasını sağlar.Piatra învierii permite deținătorului să vadă și să comunice cu morții.
Dolaylı Zeybek unvanı Divânu Lügati't-Türk de, anlayışlı ve akıllılı, sözünü sağlam tutan olarak görünüyor.Chera Duduca, sinteză greco-turcească, frumoasă și inteligentă, se pierde datorită desfrâului.
Artık hamur haline gelmiş hammadde, ağacın lignin denilen ve lifleri bir arada tutan maddeden arınmıştır.Ea a fost făcută din lemn, dar putrezind lemnul, a fost (re)făcută din vălătuci".
Kendi aralarında kırgınlıkları olsa da zorda birbirlerini tutan insanlardır.Ei realizează că sunt multe lucruri pe care le urăsc unul la celălalt, dar totuși sunt atrași unul de altul.
Ancak parçaları bir arada tutan tutkalın iyi korunması gerekir.Doar cei care vor implora protecția noastră se vor afla în siguranță.
NÜKLEER KUVVET Bu makale nükleonları çekirdekte bir arada tutan kuvvet hakkındadır.Forța normală este forța de respingere între atomii aflați în contact strâns.
Bildiğim kadarıyla, o, sözlerini tutan bir kişi.Din câte știu eu, el este o persoană care își ține promisiunile.
Bildiğim kadarıyla, o, sözlerini tutan bir kişi.Din câte știu eu, ea este o persoană care își ține promisiunile.
Tabutların öyküsü 1688 yılındaki bir tutanak ile yeniden gündeme gelir.A temetésekről szóló feljegyzések 1698-ig mennek vissza.
Biri kamera tutan iki adam odaya girer.Ebben a részben két férfi is megjelenik, akiknek kamera van a fejük helyén.
Taraf tutan bir kuruluş değildir ve ayrımcılık gözetmeden her tür iş birliğine açıktır.Az UNICEF egy pártatlan szervezet, melynek együttműködései mentesek minden fajta megkülönböztetéstől.
Amerika yolunu tutan grup Amerika'da parlamaya başladı.Amerikában kezdett a csillaga leáldozni.
Geriye kalan satır tutan harfler A Z (değişti düzen).Utalunk a próbajáték „A” játékosánál megmaradt betűzsetonokra.
Pentium P55C notebook CPU’ları, CPU’ları tutan bir “hareketli modül” kullanıyordu.A Pentium P55C mobil változata egy „mobil modullal” csatlakozott a notebook alaplapjához.
1922 - Howard Carter, Firavun Tutankhamun'un mezarını halkın ziyaretine açtı.1922 – Howard Carter megkezdi Tutanhamon egyiptomi fáraó sírjának feltárását.
Bizim ortak düşmanımız vardı: Hristiyanlık, sosyalizm ve demokrasiyi ayakta tutan her şey." demiştir.Természetesen a kereszténység, a szocializmus és minden amit a demokrácia jelképez”.
1920 yılından beri çıkan yasalar, tutanaklar vs. saklanmaktadır.Az 1920-as évek elejétől körjegyzőség, hozzátartozott Szamoskér.
Figür, başının üzerinde 3 yıldız tutan bir genç kadın şeklindedir.A Lett szabadság emlékműve egy női szobor, aki a feje felett egy három csillagból álló ívet tart.
Otağ, Türk kültüründe önemli yer tutan büyük ve süslü geçici konakdır.Ez egy kerek és fontosnak tartott szám a koreai kultúrában.
Devlet tarafından verilen iktaların kaydını tutan, takibini yapan yetkilidir.Ez tartalmazza állam által elismert szakképesítéseket.
Sezon boyunca takımı ayakta tutan dinamo görevi gördü.A szezon során végig a duó edzette a csapatot.
Kemeri en uzun süre elinde tutan, Bruno Sammartino olmuştur.Kauimmin mestaruutta on pitänyt Bruno Sammartino, joka piti sitä kaikkiaan 8 vuotta.
Kendisini en ufak büyüyü yapmaktan bile uzak tutan bir hastalığı vardır.Hän kärsii harvinaisesta sairaudesta, joka estää häntä käyttämästä magiaa heikoimpia taikoja lukuun ottamatta.
Bu savaşı, Bolivia'yı destekleyen Standard Oil ve Paraguay'ı tutan Shell adlı petrol şirketleri kışkırtmıştı.Standard Oil etsi öljyä Bolivian tukemana ja Shell Oil Paraguayasta käsin.
Trafik ceza tutanakları Trafik Para Cezalarının Tahsili Hakkındaki Yönetmelik Karayolları Trafik KanunuLaki liikennevalvontaa vaikeuttavien laitteiden kieltämisestä pakkokeinolaki
Bizim ortak düşmanımız vardı: Hristiyanlık, sosyalizm ve demokrasiyi ayakta tutan her şey." demiştir.Se oli tietysti kristinusko, sosialismi ja kaikki mitä demokratia edustaa."
Ana Madde Tutankhamun'un mezarı 1922 yılında Howard Carter tarafından bulunmuştur.Yksi tunnetuimpia löytöjä oli Howard Carterin vuonna 1922 löytämä Tutankhamonin hauta.
Avusturya ekonomisi için önemli bir yer tutan diğer bir sektör ise turizmdir.Teollisuuden ohella turismi on tärkeä osa Itävallan taloutta.
Kırk sayfa tutan son bölüm törebilimdir denilebilir.Neljän hahmon tallennetun ryhmän voi tuoda ensimmäisestä osasta.
Papazları tekrar hasta ve fakirler tarafını tutan kişiler olmaya çağırdı.Οι αδελφότητες εκείνες αναλάμβαναν τη περίθαλψη των φτωχών και ασθενών.
İki DNA zincirini bir arada tutan hidrojen bağlarını kıran helikaz enzimi tarafından oluşturulur.Αυτό επιτυγχάνεται με τη βοήθεια ειδικών ενζύμων, που σπάζουν τους δεσμούς υδρογόνου μεταξύ των δύο αλυσίδων.
Saçlarını tutan bağ çözülmüştür ve uzun saçları suya erişmiştir.Τα μαλλιά του είναι χτενισμένα και πιασμένα σε μακρές πλεξούδες που τυλίγουν το κεφάλι του.
Bu reformlar Champlain'ın ölümünün ardından gücü elinde tutan Quebec Piskoposu'nun zayıflamasına yol açtı.Disse tiltag mindskede den magt, biskoppen af Québec hidtil havde haft siden Champlains død.
Asıl adı Tutankhaton'dur.Kongen tog navnet Tutankhamon.
Kemer, pırlantayı sağlam tutan önemli bir bölümdür.Bæltet er en meget vigtig del af doboken.
İcrayı baskı altında tutan bir meclis vardı.I Ågerup Sogn lå Ågerup Kirke.
Bir diğer örnek, ilaç metabolizmasında önemli yer tutan Sitokrom P450 oksidaz adlı karaciğer enzimleridir.Et andet eksempel er enzymer i leveren kaldet cytochrom P450 oxidaser, som er vigtige i medicinmetabolisme.
Ana Madde Tutankhamun'un mezarı 1922 yılında Howard Carter tarafından bulunmuştur.Graven blev opdaget i 1922 af Howard Carter.
Kürdistan Bölgesel Yönetimi arması, kanatlarında bir güneş tutan bir kartaldır.Kurdistans nationalvåben forestiller en ørn, der holder en sol med vingerne.
Toplantı tutanağında karar şu ifadeyle yer almaktadır.Samtalen går hvor argumentet tager den hen.
Kendisini en ufak büyüyü yapmaktan bile uzak tutan bir hastalığı vardır.Uden tryllestav er det en stærkt begrænset mængde magi, de kan udføre.
Biri kamera tutan iki adam odaya girer.Fotograf, er en person, der tager fotografier med et kamera.
Messalina için yas tutanlar sadece çocuklarıydı.De eneste som sørget over Messalina var hennes barn.
Ayrıca, onun tarafını tutan bütün kardeşlerini de öldürdüler.”Rett imot alle sine slektninger skal han slå seg ned.»
Heradot Mısırlıların, hayvanlarını kendi evlerinde tutan biricik toplum olduğunu gözlemlemiştir.Herodotos observerte at egypterne var det eneste folket som hadde sin dyr i hjemmene sine.
Kral Tutankhamun'un mezarı, diğer kralların mezarlarına göre oldukça gösterişlidir.Faraoen Tutankhamons grav ble funnet i godt bevart tilstand, langt bedre enn gravene til de andre faraoene.
Firavun Tutankamon’un mezarında ise işlemeli trompetler bulunmuştur.Her er for eksempel Tutankhamons grav.
Ve, “öldükleri hakkında önceden düzenlenen tutanak işleme konuldu.Men faren (Hans) døde før han rakk å starte.
Tutankamon’un mezarı Krallar Vadisi'nde yer almaktadır.Tutankhamons mumie hviler fortsatt i sin grav i Kongenes dal.
1922 - Howard Carter, Firavun Tutankhamun'un mezarını halkın ziyaretine açtı.1922 – Howard Carter åpner Tutankhamons grav.
Bürokrasiyi iyileştirmiş ve vatandaşlık ve senato tutanaklarını daha etkin hale getirmiştir.Han reformerte byråkratiet og strammet inn makten til byborgerskapet og senatorrollene.
Ana Madde Tutankhamun'un mezarı 1922 yılında Howard Carter tarafından bulunmuştur.Et nesten opprinnelig eksempel ble funnet i graven til Tutankhamon av Howard Carter.
Heradot Mısırlıların, hayvanlarını kendi evlerinde tutan biricik toplum olduğunu gözlemlemiştir.Herodotus mengamati bahwa bangsa Mesir adalah satu-satunya bangsa yang menyimpan hewan di rumah mereka.
1922 - Howard Carter, Firavun Tutankhamun'un mezarını halkın ziyaretine açtı.1923 - Howard Carter membuka makam Firaun Tutankhamun.
Nöbet tutan kişiye nöbetçi denir.Orang yang melakukan pengamatan disebut pengamat.
Genellikle vanilya ve çikolata aromalı dondurma karışımı tutan iki kalın bisküvi içerir.Biasanya terdiri dari dua biskuit tebal yang menahan campuran es krim vanila dan es krim rasa coklat.
Forehand, raket tutan elin avuç içi karşıya (vuruş yönüne) gelecek şekilde yapılan vuruştur.Forehand: sebuah pukulan di mana telapak tangan yang memegang raket dihadapkan ke depan.
2014 yılında listede ilk 20 sırayı tutan şirketleri aşağıda görebilirsiniz.Di bawah ini tercantum daftar 20 perusahaan utama sesuai peringkat tahun 2009.
Tutankamon’un mezarı iki odadan ve ilk odaya inen bir merdivenden oluşmaktadır.Rumah adat Minahasa merupakan rumah panggung yang terdiri dari dua tangga didepan rumah.
Davros'u hayatta tutan yaşam gücü budur.Kesempatan ini digunakan Wikarta untuk merebut Hayati.