Ana içeriğe geç
Sözlük

tutan ile cümle

tutan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Dördüncü seride yaklaşık 30 adet ellerinde parşömen tutan peygamber tasvir edilmiştir.Na seznamu darovanj je omenjenih približno štirideset bogov.
Kendisi de Tutankhaton adı yerine Tutankhamun adını aldı.Ta je namesto Turomerja dobil tudi vojvodski naziv.
Saçlarını tutan bağ çözülmüştür ve uzun saçları suya erişmiştir.Nosi uhan in ima dolge lase, ki so vezani v čop.
Topu elde tutan grup, kapakları dağıtan grubu topla vurmaya çalışırlar.Zmaga moštvo, ki večkrat zabije plošček skozi vrata.
Tutankamon’un mezarı Krallar Vadisi'nde yer almaktadır.Tutanchamono kapas Karalių slėnyje.
Genç Pietro yakalanıp tutuklandı ve babasını tutan ekseriyet halk tarafından idam edilmesi istenmeye başlandı.Petro I buvo priverstas grįžti ir nuteistas mirti.
Bu reformlar Champlain'ın ölümünün ardından gücü elinde tutan Quebec Piskoposu'nun zayıflamasına yol açtı.Need reformid piirasid Québeci piiskopi võimu, kelle käes oli olnud suurim võim pärast Champlaini surma.
Trafik ceza tutanakları Trafik Para Cezalarının Tahsili Hakkındaki Yönetmelik Karayolları Trafik KanunuLaenamine Võlasuhe Autopant Krediidiasutuste seadus Võlaõigusseadus
Kâğıt, günlük yaşantıda önemli yer tutan malzemelerden biridir.Väärtuskasvatus on igapäevatöö oluline osa.
Nöbet tutan kişiye nöbetçi denir.Kaitseliitlasi, kes täidavad valveülesandeid, nimetatakse valvuriteks.
Toplantı tutanağında karar şu ifadeyle yer almaktadır.Kogudus nõustus sellega teatud tingimustel.
Kendi aralarında kırgınlıkları olsa da zorda birbirlerini tutan insanlardır.Ülestunnistustest hoolimata käivad nad siiski üksteisele närvidele.
Ağzını ve dilini tutan Başını beladan korur.Ai giữ lấy miệng và lưỡi mình Giữ linh hồn mình khỏi hoạn nạn.
Ağzını ve dilini tutan Başını beladan korur.Ai giữ lấy miệng và lưỡi mình Giữ linh_hồn mình khỏi hoạn_nạn .
Ağzını ve dilini tutan Başını beladan korur.A ki megõrzi száját és nyelvét, megtartja életét a nyomorúságtól.
Ağzını ve dilini tutan Başını beladan korur.Celui qui veille sur sa bouche et sur sa langue Préserve son âme des angoisses.
Ağzını ve dilini tutan Başını beladan korur.Chi custodisce la bocca e la lingua preserva se stesso dai dispiaceri
Ağzını ve dilini tutan Başını beladan korur.Cine îşi păzeşte gura şi limba, îşi scuteşte sufletul de multe necazuri. -
Ağzını ve dilini tutan Başını beladan korur.Den, der vogter sin Mund og sin Tunge, vogter sit Liv for Trængsler. -
Ağzını ve dilini tutan Başını beladan korur.Den som besvarar sin mun och sin tunga han bevarar sitt liv för nöd.
Ağzını ve dilini tutan Başını beladan korur.Den som varer sin munn og sin tunge, frir sitt liv fra trengsler.
Ağzını ve dilini tutan Başını beladan korur.El que guarda su boca y su lengua guarda su alma de angustias
Ağzını ve dilini tutan Başını beladan korur.Joka suunsa ja kielensä varoo, se henkensä ahdistuksilta varoo.
Ağzını ve dilini tutan Başını beladan korur.Kdo ostříhá úst svých a jazyka svého, ostříhá od úzkosti duše své.
Ağzını ve dilini tutan Başını beladan korur.Kdor čuva usta svoja in jezik, obvaruje stiske dušo svojo.
Ağzını ve dilini tutan Başını beladan korur.입과 혀를 지키는 자는 그 영혼을 환난에서 보전하느니라
Ağzını ve dilini tutan Başını beladan korur.Kto strzeże ust swoich i języka swego, strzeże od ucisków duszy swojej.
Ağzını ve dilini tutan Başını beladan korur.O que guarda a sua boca e a sua língua, guarda das angústias a sua alma.
Ağzını ve dilini tutan Başını beladan korur.Ten, kto ostríha svoje ústa a svoj jazyk, ostríha svoju dušu od úzkostí.
Ağzını ve dilini tutan Başını beladan korur.Untuk menghindari kesukaran, hendaklah berhati-hati dengan ucapan
Ağzını ve dilini tutan Başını beladan korur.Wer seinen Mund und seine Zunge bewahrt, der bewahrt seine Seele vor Angst.
Ağzını ve dilini tutan Başını beladan korur.Wie zijn mond en tong in bedwang houdt, vrijwaart zich van problemen.
Ağzını ve dilini tutan Başını beladan korur.Οστις φυλαττει το στομα αυτου και την γλωσσαν αυτου, φυλαττει την ψυχην αυτου απο στενοχωριων.
Ağzını ve dilini tutan Başını beladan korur.Който въздържа устата си и езика си Опазва душата си от смущения.
Ağzını ve dilini tutan Başını beladan korur.Кто хранит уста свои и язык свой, тот хранит от бед душу свою.
Ağzını ve dilini tutan Başını beladan korur.שמר פיו ולשונו שמר מצרות נפשו׃
Ağzını ve dilini tutan Başını beladan korur.من يحفظ فمه ولسانه يحفظ من الضيقات نفسه.
Ağzını ve dilini tutan Başını beladan korur.謹 守 口 與 舌 的 、 就 保 守 自 己 免 受 災 難
Ağzını ve dilini tutan Başını beladan korur.謹守 口與舌 的 、 就 保守 自己 免受 災難
Ama onları ayrı tutanın veya bir araya çekenin ne olduğunu göremeyiz.Aber wir können nicht sehen, was sie von einander getrennt hält, oder was sie zu einander zieht.
Ama onları ayrı tutanın veya bir araya çekenin ne olduğunu göremeyiz.Ale nemůžeme vidět to, co je odděluje, ani to, co je drží pohromadě.
Ama onları ayrı tutanın veya bir araya çekenin ne olduğunu göremeyiz.Ale nie widzimy, co trzyma je z dala od siebie ani co je do siebie przyciąga.
Ama onları ayrı tutanın veya bir araya çekenin ne olduğunu göremeyiz.Dar nu vedem ce le ține separat, sau ce le atrage împreună.
Ama onları ayrı tutanın veya bir araya çekenin ne olduğunu göremeyiz.그러나 우리는 무엇이 그것들을 떨어뜨려 놓았는지, 또는 무엇이 그것들을 함께 끌어당기는지 모릅니다.
Ama onları ayrı tutanın veya bir araya çekenin ne olduğunu göremeyiz.Maar we kunnen niet zien wat hen uit elkaar houdt of wat hen samenhoudt.
Ama onları ayrı tutanın veya bir araya çekenin ne olduğunu göremeyiz.Mais nous ne pouvons voir ce qui les tient à distance, ou ce qui les rapproche.
Ama onları ayrı tutanın veya bir araya çekenin ne olduğunu göremeyiz.Ma non ciò che li tiene lontani o ciò che li fa avvicinare.
Ama onları ayrı tutanın veya bir araya çekenin ne olduğunu göremeyiz.Pero no lo que los separa o lo que los atrae.
Ama onları ayrı tutanın veya bir araya çekenin ne olduğunu göremeyiz.Αλλά δε μπορούμε να δούμε τι τα κρατάει μακρυά, ή τι τα φέρνει κοντά.
Ama onları ayrı tutanın veya bir araya çekenin ne olduğunu göremeyiz.Но мы не видим, что удерживает их на расстоянии, или что их притягивает.
Ama onları ayrı tutanın veya bir araya çekenin ne olduğunu göremeyiz.Но не виждаме какво ги държи разделени или какво ги събира заедно.
Ama onları ayrı tutanın veya bir araya çekenin ne olduğunu göremeyiz.אך לא את מה שמפריד אותן, או את זה שמושך אותן אחת לשניה.
Ama onları ayrı tutanın veya bir araya çekenin ne olduğunu göremeyiz.لكننا لا نستطيع رؤية ما يبقيهم بعيدين عن بعضهم، أو ما يقربهم من بعضهم.
Ama onları ayrı tutanın veya bir araya çekenin ne olduğunu göremeyiz.引きあう力も見えません 人も物質も 見えるのは肌や外側だけです
Ancak gerçekten gökyüzünde skor tutan bir adam olduğunu düşünüyorlarsa, onlarda kesin ters bir şey var.Но ако хората си мислят, че съществува човек на небето, който си води списък, нещо не е наред с тях.
Arabasını kullanan, kahve içen, mail atan ve notlar tutan insanlara söylendiğim gibi.차를 몰면서 커피를 마시고 메일을 보내고 필기를 하는 누군가를 욕하는 것과 같아요.
Arabasını kullanan, kahve içen, mail atan ve notlar tutan insanlara söylendiğim gibi.מישהו שמנסה לנהוג במכוניתו ולשתות קפה ולשלוח דוא"ל ולרשום פתקים.
Arabasını kullanan, kahve içen, mail atan ve notlar tutan insanlara söylendiğim gibi.الشخص الذي يحاول القيادة وهو يشرب القهوة ويرسل الإيميلات، ويسجل الملاحظات.
Arabasını kullanan, kahve içen, mail atan ve notlar tutan insanlara söylendiğim gibi.メールを送ったり ノートを取ったりしている人にです
Aşağıda, beynin alt kısmında... ...atalarımızı hayatta tutan... ...bilgiler var:이곳 아래, 두뇌의 최하부에는 우리의 선조들이 주로 살아남기위해 의존했던 기능이 있습니다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
tutan ile cümle - Sayfa 9 - tutan kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App