Üzerine baţka bir ţey yükleyemezsin derler, ki geliţtiriciler için rezaletin bayrak tutaný bir durumdur.le dijeron que no podía instalarle cosas nuevas lo que para un desarrollador es algo escandaloso.
Üzerine baţka bir ţey yükleyemezsin derler, ki geliţtiriciler için rezaletin bayrak tutaný bir durumdur.أن يقوم بتنصيب أي شيء جديد عليه، وهذا يعني كارثة لأي مطوِّر، صحيح؟
Üzerine baţka bir ţey yükleyemezsin derler, ki geliţtiriciler için rezaletin bayrak tutaný bir durumdur.開発者にとっては屈辱ものですよね。 初日から、彼はこうしたもの全てに 不満をぶつけていた。
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.A byly tam matky, držící své děti, které byly nalezeny ve smrtelné agónii.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.Anyákat láttam, ahogy a gyerekeiket karolták, akik már a halálukon voltak.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.Były tam matki, tulące w agonii swoje dzieci.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.Di sana ada para ibu yang memeluk anak-anak mereka yang sedang sekarat.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.E c'erano madri che tenevano i propri figli colpite nel loro ultimo spasimo.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.E viam-se mães a abraçar os filhos que tinham sido apanhados nos seus espasmos finais.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.Il y avait des mères tenant leurs enfants figées dans de leur agonie.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.그 무덤에는 그들의 아이들을 부둥켜 안고 있는 엄마들이 있었죠. 그 아이들은 죽음의 고통을 그대로 가지고 있었습니다.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.Moeders met hun kinderen in hun armen tijdens hun laatste stuiptrekkingen.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.Na njih so bili otroci v objemih mater, ki so jih objele v zadnjih izdihljajih.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.Những bà mẹ ôm những đứa trẻ cố gắng che chờ chúng khỏi sự đau đớn.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.Și erau mame care își țineau copiii chinuiți de ultimele clipe ale morții.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.Und Mütter hielten ihre Kinder, die den letzten Kampf gegen den Tod verloren hatten.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.Y había madres abrazando a sus niños en sus momentos finales.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.Υπήρχαν μητέρες που κρατούσαν τα παιδιά τους που άφηναν την τελευταία τους πνοή.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.А ще були матері, які тримали на руках своїх дітей, що переживали останні передсмертні муки.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.Имаше майки, които държаха децата си, хванати в смъртна прегръдка.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.Среди них были матери, прижимавшие к себе детей, застывшие в предсмертных спазмах.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.והיו אמהות אוחזות בילדיהן שנכבלו בעבותות הסופניות של המוות.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.وكان هناك أمهات يحملن أطفالهن .. ممن تم إيجادهم وهم في آخر سكرات الموت.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.苦悶のあとを留めていました 私達は戦争から 多くを学びます
Ve aynı zamanda, geceleri beni ayakta tutan하지만 동시에 저는 G8 회담의 결과에 대한 두려움에,
Ve aynı zamanda, geceleri beni ayakta tutanובו בזמן, מה שמונע ממני להירדם בלילה
Ve aynı zamanda, geceleri beni ayakta tutanوفي نفس الوقت، ما يسهرني في الليل
Ve aynı zamanda, geceleri beni ayakta tutan私達がG8に期待する勝利が --
Ve ben onun üzerinde yürürken baktım ki barı tutan ellerim gözüme ilkel pençeler gibi görünüyorlar.A jak se tak na něm pohupuji, uvědomuji si, že mé ruce vypadají jako primitivní háky svírající tyč.
Ve ben onun üzerinde yürürken baktım ki barı tutan ellerim gözüme ilkel pençeler gibi görünüyorlar.A pretláčam o dušu na prístroji a zisťujem, že moje ruky vyzerajú ako primitívne drápy zvierajúce tyč.
Ve ben onun üzerinde yürürken baktım ki barı tutan ellerim gözüme ilkel pençeler gibi görünüyorlar.내 손이 바를 움켜쥐고 있는 원시인의 발톱처럼 보인다는 것을 깨달았습니다. "아주 별난 걸."
Ve ben onun üzerinde yürürken baktım ki barı tutan ellerim gözüme ilkel pençeler gibi görünüyorlar.Я починаю робити вправи і раптом усвідомлюю, що мої руки схожі на примітивні кігті, які вчепилися за поручні.
Ve ben onun üzerinde yürürken baktım ki barı tutan ellerim gözüme ilkel pençeler gibi görünüyorlar.ותוך כדי שאני עובדת על הדבר הזה, אני קולטת שכפות ידי נראות כמו טלפיים פרימיטיביות
Ve ben onun üzerinde yürürken baktım ki barı tutan ellerim gözüme ilkel pençeler gibi görünüyorlar.شعرت بثقلي على الجهاز، وشعرت أن يداي يشبهان المخالب البدائية التي تقبض
Ve ben onun üzerinde yürürken baktım ki barı tutan ellerim gözüme ilkel pençeler gibi görünüyorlar.まるで怪獣の鉤爪のように見えるのです "すごく変だわ"と思いました
Ve bu etkili araç yüzyıllar boyunca imparatorlukların hesaplarını tutan elit yöneticilerin elinde tutuldu.이 훌륭한 도구는 몇천년 동안 제국의 재정을 기록하는 엘리트 관료들 사이에서만 쓰여 왔습니다.
Ve bu etkili araç yüzyıllar boyunca imparatorlukların hesaplarını tutan elit yöneticilerin elinde tutuldu.И этот мощный инструмент тысячелетиями сохранялся за правящей верхушкой, которая вела счета империй.
Ve bu etkili araç yüzyıllar boyunca imparatorlukların hesaplarını tutan elit yöneticilerin elinde tutuldu.והכלי העוצמתי הזה היה שמור, במשך אלפי שנים, לאליטת המנהלים אשר עקבו אחרי חשבונות האימפריות.
Ve bu etkili araç yüzyıllar boyunca imparatorlukların hesaplarını tutan elit yöneticilerin elinde tutuldu.記録したエリート管理者の間のみで 何千年もの間 使われていました それから 他のコミュニケーションテクノロジーが新しい媒体の発明に貢献し
Ve bu insanlar masum, saf yas tutan, muhtaç insanları suistimal ediyorlar.E eles aproveitam-se dos inocentes, dos ingénuos, dos enlutados, das pessoas necessitadas.
Ve bu insanlar masum, saf yas tutan, muhtaç insanları suistimal ediyorlar.En ze maken misbruik van de onschuldige, de naïeve, de rouwende, de behoeftige mensen die er zijn.
Ve bu insanlar masum, saf yas tutan, muhtaç insanları suistimal ediyorlar.És kihasználják az ártatlanokat, naivokat, a szenvedőket, a szegény embereket.
Ve bu insanlar masum, saf yas tutan, muhtaç insanları suistimal ediyorlar.Essi sfruttano gli innocenti, i semplici, i sofferenti, le persone bisognose.
Ve bu insanlar masum, saf yas tutan, muhtaç insanları suistimal ediyorlar.He hyväksikäyttävät kokemattomia, surevia, suojattomia ihmisiä.
Ve bu insanlar masum, saf yas tutan, muhtaç insanları suistimal ediyorlar.Họ lợi dụng những người cả tin, những người trống trải, đau khổ ngoài kia.
Ve bu insanlar masum, saf yas tutan, muhtaç insanları suistimal ediyorlar.Iar ei profită de oamenii inocenți, naivi, suferinzi, nevoiași din jurul lor.
Ve bu insanlar masum, saf yas tutan, muhtaç insanları suistimal ediyorlar.Ils profitent des gens innocents, naïfs, des gens en détresse là dehors.
Ve bu insanlar masum, saf yas tutan, muhtaç insanları suistimal ediyorlar.그리고 그들은 무고하고 순진한 사람들, 슬픔에 빠진 사람들 도움이 필요한 사람들을 이용해 먹습니다.
Ve bu insanlar masum, saf yas tutan, muhtaç insanları suistimal ediyorlar.Och de uttnyttjar de oskyldiga, de naiva, de i sorg, behövande människor där ute.
Ve bu insanlar masum, saf yas tutan, muhtaç insanları suistimal ediyorlar.Og de udnytter de uskyldige og naive, de sørgende, og trængende mennesker derude.
Ve bu insanlar masum, saf yas tutan, muhtaç insanları suistimal ediyorlar.Und sie bereichern sich an Unschuldigen, den Naiven, den Trauernden, den Bedürftigen da draußen.
Ve bu insanlar masum, saf yas tutan, muhtaç insanları suistimal ediyorlar.Využijí všechny ty naivní, nevinné, truchlící či potřebné lidi.
Ve bu insanlar masum, saf yas tutan, muhtaç insanları suistimal ediyorlar.Wykorzystują niewinnych, naiwnych, pogrążonych w żałobie i potrzebujących.
Ve bu insanlar masum, saf yas tutan, muhtaç insanları suistimal ediyorlar.Και εκμεταλλεύονται τους αθώους, τους αφελείς, τους πενθούντες, τους συντετριμμένους ανθρώπους εκεί έξω.
Ve bu insanlar masum, saf yas tutan, muhtaç insanları suistimal ediyorlar.И они используют доверчивых, наивных, скорбящих, нуждающихся людей мира.
Ve bu insanlar masum, saf yas tutan, muhtaç insanları suistimal ediyorlar.Те се възползват от невинните и наивни, скърбящи хора, които са в нужда.
Ve bu insanlar masum, saf yas tutan, muhtaç insanları suistimal ediyorlar.והם מנצלים לרעה את התמימות, האבל והכמיהה של האנשים הנזקקים שם בחוץ.
Ve bu insanlar masum, saf yas tutan, muhtaç insanları suistimal ediyorlar.هم يستغلون الأبرياء ، والسذج، والحزينين ، والمحتاجين هناك.
Ve bu insanlar masum, saf yas tutan, muhtaç insanları suistimal ediyorlar.悲しんでいる 助けを必要としている人達です さて 彼らがやっていることは
Ve bu nesneyi destekleyen ve dengede tutan şey.Dat is wat het object ondersteund en zorgt dat het stabiel blijft.