Geyik Kadın: Kuzey Amerika'daki Yerli Kadınlara Yönelik Şiddete Işık Tutan Bir Antoloji"Mujer venado: Una antología" trata sobre violencia contra mujeres nativas en América del Norte
Geyik Kadın: Kuzey Amerika'daki Yerli Kadınlara Yönelik Şiddete Işık Tutan Bir Antoloji‘Mulher-cervo: uma antologia’ releva a violência contra a mulher indígena norte-americana
Geyik Kadın: Kuzey Amerika'daki Yerli Kadınlara Yönelik Şiddete Işık Tutan Bir Antoloji«Женщина-олень: Антология» проливает свет на насилие над индейскими женщинами в Северной Америке
Güçlü kuvvet, çekirdeği birarada tutan güçlü kuvvet, zayıflıyor.A força nuclear forte, que mantém os núcleos coesos, fica mais fraca.
Güçlü kuvvet, çekirdeği birarada tutan güçlü kuvvet, zayıflıyor.Az erős kölcsönhatás, amely az atommagot tarja össze, gyengül.
Güçlü kuvvet, çekirdeği birarada tutan güçlü kuvvet, zayıflıyor.Den stærke kraft, den stærke nukleare kraft, som holder nuclei sammen, bliver svagere.
Güçlü kuvvet, çekirdeği birarada tutan güçlü kuvvet, zayıflıyor.De sterke kernkracht, die atoomkernen bij elkaar houdt, wordt zwakker.
Güçlü kuvvet, çekirdeği birarada tutan güçlü kuvvet, zayıflıyor.Die starke Kraft, die starke Kernkraft, die die Atomkerne zusammenhält, wird ihrerseits schwächer.
Güçlü kuvvet, çekirdeği birarada tutan güçlü kuvvet, zayıflıyor.Forța tare, forța puternică din interiorul nucleului, care menține nucleul, devine însă mai slabă.
Güçlü kuvvet, çekirdeği birarada tutan güçlü kuvvet, zayıflıyor.Gaya yang kuat, gaya inti yang kuat, yang melekatkan inti atom, melemah.
Güçlü kuvvet, çekirdeği birarada tutan güçlü kuvvet, zayıflıyor.강력한 힘, 즉 핵들을 묶어주는 강한 핵력이
Güçlü kuvvet, çekirdeği birarada tutan güçlü kuvvet, zayıflıyor.La force forte, la force nucléaire forte, qui colle les noyaux les uns aux autres, faiblit.
Güçlü kuvvet, çekirdeği birarada tutan güçlü kuvvet, zayıflıyor.La forza nucleare forte -che lega i nuclei- diventa più debole. E nel modello standard,
Güçlü kuvvet, çekirdeği birarada tutan güçlü kuvvet, zayıflıyor.La fuerza fuerte, la fuerza nuclear fuerte, que mantiene los núcleos unidos, se vuelve más débil.
Güçlü kuvvet, çekirdeği birarada tutan güçlü kuvvet, zayıflıyor.Lực mạnh, lực hạt nhân mạnh giúp các nhân dính với nhau, trở nên yếu đi.
Güçlü kuvvet, çekirdeği birarada tutan güçlü kuvvet, zayıflıyor.Močna jedrska sila, ki skupaj drži jedrske delce, pa postaja šibkejša.
Güçlü kuvvet, çekirdeği birarada tutan güçlü kuvvet, zayıflıyor.Oddziaływanie silne, jądrowe oddziaływanie silne, które wiąże jądra razem, słabnie.
Güçlü kuvvet, çekirdeği birarada tutan güçlü kuvvet, zayıflıyor.Silná interakcia, silná jadrová silá, ktorá drží pokope jadrá slabne.
Güçlü kuvvet, çekirdeği birarada tutan güçlü kuvvet, zayıflıyor.Silná síla, silná atomová síla, která drží atomová jádra pohromadě, se přitom oslabuje.
Güçlü kuvvet, çekirdeği birarada tutan güçlü kuvvet, zayıflıyor.Vahva voima, vahva ydinvoima, joka sitoo ytimiä, muuttuu heikommaksi.
Güçlü kuvvet, çekirdeği birarada tutan güçlü kuvvet, zayıflıyor.Η ισχυρή δύναμη, η ισχυρή πυρηνική δύναμη, που ενώνει τους πυρήνες γίνεται ασθενέστερη.
Güçlü kuvvet, çekirdeği birarada tutan güçlü kuvvet, zayıflıyor.Силната сила, силната ядрена сила, която задържа ядрата заедно, става по-слаба.
Güçlü kuvvet, çekirdeği birarada tutan güçlü kuvvet, zayıflıyor.Сильна взаємодія, сильна ядерна взаємодія, що утримує ядро, слабшає.
Güçlü kuvvet, çekirdeği birarada tutan güçlü kuvvet, zayıflıyor.Сильное взаимодействие, ядерное взаимодействие, которое связывает ядра вместе, становится слабее.
Güçlü kuvvet, çekirdeği birarada tutan güçlü kuvvet, zayıflıyor.הכוח החזק, הכוח הגרעיני החזק, שמחזיק את גרעיני האטומים,
Güçlü kuvvet, çekirdeği birarada tutan güçlü kuvvet, zayıflıyor.القوة الشديدة، القوة النووية الشديدة، التى تلصق النوى ببعضها،
Güçlü kuvvet, çekirdeği birarada tutan güçlü kuvvet, zayıflıyor.これは弱くなります 標準モデルによって
Hall, hala şişe tutan, ilk gitti.Hall, ainda segurando a garrafa, foi o primeiro.
Hall, hala şişe tutan, ilk gitti.Hall, ancora in mano la bottiglia, è andato prima.
Hall, hala şişe tutan, ilk gitti.Hall, care deţine încă sticla, a fost primul.
Hall, hala şişe tutan, ilk gitti.Hall, fortfarande håller flaskan, gick först.
Hall, hala şişe tutan, ilk gitti.Hall, masih memegang botol, pergi lebih dulu.
Hall, hala şişe tutan, ilk gitti.Hall, még mindig tartja a palackot, ment először.
Hall, hala şişe tutan, ilk gitti.Hall, noch die Flasche, ging zuerst.
Hall, hala şişe tutan, ilk gitti.Hall, nog steeds de fles, ging eerst.
Hall, hala şişe tutan, ilk gitti.Hall, še vedno držite plastenko, je šel prvi.
Hall, hala şişe tutan, ilk gitti.Hall, sin soltar la botella, fue el primero.
Hall, hala şişe tutan, ilk gitti.Hall, stále drží fľašu, išiel prvý.
Hall, hala şişe tutan, ilk gitti.Hall, stále drží láhev, šel první.
Hall, hala şişe tutan, ilk gitti.Hall, toujours en tenant la bouteille, se rendit d'abord.
Hall, hala şişe tutan, ilk gitti.Hall, vẫn còn giữ chai, đi đầu tiên.
Hall, hala şişe tutan, ilk gitti.Hall, wciąż trzymając butelkę, poszedł pierwszy.
Hall, hala şişe tutan, ilk gitti.Hall, yhä pitäen pullon, meni ensin.
Hall, hala şişe tutan, ilk gitti.Hall, εξακολουθεί να κατέχει το μπουκάλι, πήγε πρώτα.
Hall, hala şişe tutan, ilk gitti.스스로 빈 방이 하나. 홀, 여전히 병을 들고, 먼저 갔다.
Hall, hala şişe tutan, ilk gitti.Зал, все еще держа бутылку, пошел первым.
Hall, hala şişe tutan, ilk gitti.Зал, все ще тримаючи пляшку, пішов першим.
Hall, hala şişe tutan, ilk gitti.Хол, все още държите бутилката, отиде първо.
Hall, hala şişe tutan, ilk gitti.غرفة فارغة لنفسها. القاعة ، لا تزال تحمل زجاجة ، وذهبت لأول مرة.
Hall, hala şişe tutan, ilk gitti."なら近いです"そこに電子en't、"彼は"、言った'は。
Han kimliği, bu ülkeyi birarada tutan çimento işlevi gördü.A identidade Han tem sido o cimento que tem unido este país.
Han kimliği, bu ülkeyi birarada tutan çimento işlevi gördü.Chanská identita je oním cementem, který drží tuto zemi pohromadě.
Han kimliği, bu ülkeyi birarada tutan çimento işlevi gördü.China nooit samengebleven kon zijn. De Han-identiteit is het cement dat dit land samenhield.
Han kimliği, bu ülkeyi birarada tutan çimento işlevi gördü.Chiny są zjednoczone. Świadomość przynależności do rodu Han spaja kraj.
Han kimliği, bu ülkeyi birarada tutan çimento işlevi gördü.Die Han-Identität ist der Zement, der das Land zusammen gehalten hat.
Han kimliği, bu ülkeyi birarada tutan çimento işlevi gördü.Han-identiteetti on sementoinut tämän maan kokonaisuudeksi.
Han kimliği, bu ülkeyi birarada tutan çimento işlevi gördü.Han-identiteten har været cementen, der har holdt dette land sammen.
Han kimliği, bu ülkeyi birarada tutan çimento işlevi gördü.Identitas Han telah menjadi semen yang telah menjaga negara ini menjadi satu.
Han kimliği, bu ülkeyi birarada tutan çimento işlevi gördü.Identitatea Han a fost fundaţia care a ţinut unită această ţară.
Han kimliği, bu ülkeyi birarada tutan çimento işlevi gördü.한족의 정체성은 중국이 하나의 국가로 유지할 수 있었던 결속력이었습니다.