Korkarım sözümü tutamayacağım.Sajnos, nem tudok. Én...
Korkarım sözümü tutamayacağım.Sepertinya aku harus melanggar janji itu.
Korkarım sözümü tutamayacağım.Tengo que romper mi promesa.
Korkarım sözümü tutamayacağım.Налага се да си наруша обещанието.
Korkarım sözümü tutamayacağım.Налага се да си наруша обещанието.
Korkarım sözümü tutamayacağım.يبدو أننى لن أستطيع الوفاء بوعدى
Kurucu dediği şeyi daha fazla tutamayız bence.-en usko, että hän pystyy hallitsemaan Perustajaa.
Kurucu dediği şeyi daha fazla tutamayız bence.- kan han næppe holde Grundlæggeren fanget.
Kurucu dediği şeyi daha fazla tutamayız bence.-så kan han inte hålla Grundaren inom sig.
Kurucu dediği şeyi daha fazla tutamayız bence.Wątpię, by udało mu się więzić tego, kogo zwie Stwórcą.
Maddi değil, yani elle tutamıyorsunuz, dokunamıyorsunuz. .Co je nehmotné? Něco co nemůžete vidět, dotknout se, cítit, sníst.
Maddi değil, yani elle tutamıyorsunuz, dokunamıyorsunuz. .Czym jest wartość niematerialna? To coś, czego nie możesz zobaczyć, poczuć, dotknąć, powąchać ani zjeść.
Maddi değil, yani elle tutamıyorsunuz, dokunamıyorsunuz. .それは実際に触ったり、見たりできない物です。 明らかに、機械は
Mezarların içinde yaşayan bu adamı artık kimse zincirle bile bağlı tutamıyordu.A kinek lakása a sírboltokban vala; és már lánczokkal sem bírta õt senki sem lekötni.
Mezarların içinde yaşayan bu adamı artık kimse zincirle bile bağlı tutamıyordu.Cet homme avait sa demeure dans les sépulcres, et personne ne pouvait plus le lier, même avec une chaîne.
Mezarların içinde yaşayan bu adamı artık kimse zincirle bile bağlı tutamıyordu.der seine Wohnung in den Gräbern hatte; und niemand konnte ihn binden, auch nicht mit Ketten.
Mezarların içinde yaşayan bu adamı artık kimse zincirle bile bağlı tutamıyordu.Egli aveva la sua dimora nei sepolcri e nessuno più riusciva a tenerlo legato neanche con catene
Mezarların içinde yaşayan bu adamı artık kimse zincirle bile bağlı tutamıyordu.Éste tenía su morada entre los sepulcros. Y nadie podía atarle ni siquiera con cadenas
Mezarların içinde yaşayan bu adamı artık kimse zincirle bile bağlı tutamıyordu.Hän asusti haudoissa, eikä kukaan enää voinut häntä kahleillakaan sitoa;
Mezarların içinde yaşayan bu adamı artık kimse zincirle bile bağlı tutamıyordu.Han hadde sitt tilhold der i gravene, og de kunde ikke lenger binde ham, ikke engang med lenker;
Mezarların içinde yaşayan bu adamı artık kimse zincirle bile bağlı tutamıyordu.han hade nämligen sitt tillhåll bland gravarna. Och icke ens med kedjor kunde man numera fängsla honom;
Mezarların içinde yaşayan bu adamı artık kimse zincirle bile bağlı tutamıyordu.Han havde sin Bolig i Gravene, og ingen kunde længer binde ham, end ikke med Lænker.
Mezarların içinde yaşayan bu adamı artık kimse zincirle bile bağlı tutamıyordu.Hij woonde tussen de rotsgraven en was zo sterk dat niemand hem in bedwang kon houden.
Mezarların içinde yaşayan bu adamı artık kimse zincirle bile bağlı tutamıyordu.in mu je bilo prebivališče po grobih; in tudi z verigo ga ni mogel nihče več zvezati;
Mezarların içinde yaşayan bu adamı artık kimse zincirle bile bağlı tutamıyordu.그 사람은 무덤 사이에 거처하는데 이제는 아무나 쇠사슬로도 맬 수 없게 되었으니
Mezarların içinde yaşayan bu adamı artık kimse zincirle bile bağlı tutamıyordu.Kterýž bydlil v hrobích, a aniž ho kdo již mohl řetězy svázati,
Mezarların içinde yaşayan bu adamı artık kimse zincirle bile bağlı tutamıyordu.Który miał mieszkanie w grobach, a nie mógł go nikt i łańcuchami związać,
Mezarların içinde yaşayan bu adamı artık kimse zincirle bile bağlı tutamıyordu.ktorý to človek mal svoje obydlie v hroboch, a už ho ani reťazami nemohol nikto viacej poviazať,
Mezarların içinde yaşayan bu adamı artık kimse zincirle bile bağlı tutamıyordu.Người thường ở nơi mồ mả, dẫu dùng xiềng sắt cũng chẳng ai cột trói được nữa;
Mezarların içinde yaşayan bu adamı artık kimse zincirle bile bağlı tutamıyordu.Người thường ở nơi mồ_mả , dẫu dùng xiềng sắt cũng chẳng ai cột trói được nữa ;
Mezarların içinde yaşayan bu adamı artık kimse zincirle bile bağlı tutamıyordu.Omul acesta îşi avea locuinţa în morminte, şi nimeni nu mai putea să -l ţină legat, nici chiar cu un lanţ.
Mezarların içinde yaşayan bu adamı artık kimse zincirle bile bağlı tutamıyordu.o qual tinha a sua morada nos sepulcros; e nem ainda com cadeias podia alguém prendê-lo;
Mezarların içinde yaşayan bu adamı artık kimse zincirle bile bağlı tutamıyordu.οστις ειχε την κατοικιαν εν τοις μνημειοις, και ουδεις ηδυνατο να δεση αυτον ουδε με αλυσεις,
Mezarların içinde yaşayan bu adamı artık kimse zincirle bile bağlı tutamıyordu.И като излезе от ладията, начаса Го срещна от гробищата човек с нечист дух.
Mezarların içinde yaşayan bu adamı artık kimse zincirle bile bağlı tutamıyordu.он имел жилище в гробах, и никто не мог его связать даже цепями,
Mezarların içinde yaşayan bu adamı artık kimse zincirle bile bağlı tutamıyordu.що домував між гробами, і навіть залїзами ніхто не міг його звязяти:
Mezarların içinde yaşayan bu adamı artık kimse zincirle bile bağlı tutamıyordu.ומושבו בקברים וגם בעבתים לא יכל איש לאסרו׃
Mezarların içinde yaşayan bu adamı artık kimse zincirle bile bağlı tutamıyordu.كان مسكنه في القبور ولم يقدر احد ان يربطه ولا بسلاسل.
Mezarların içinde yaşayan bu adamı artık kimse zincirle bile bağlı tutamıyordu.那 人 常 住 在 墳 塋 裡 、 沒 有 人 能 捆 住 他 、 就 是 用 鐵 鍊 也 不 能
Mezarların içinde yaşayan bu adamı artık kimse zincirle bile bağlı tutamıyordu.那人 常 住在 墳塋裡 、 沒 有 人 能 捆住 他 、 就是 用 鐵鍊 也 不 能
O hiç kimse on olmuştu bahçe düşünmeye tutamadı yıl.Cô không thể nghĩ về khu vườn mà không có ai được vào trong mười năm.
O hiç kimse on olmuştu bahçe düşünmeye tutamadı yıl.Dia tidak bisa membantu memikirkan taman yang tidak ada yang ke sepuluh tahun.
O hiç kimse on olmuştu bahçe düşünmeye tutamadı yıl.Ea nu putea să nu se gândească la grădină pe care nimeni nu a fost în timp de zece de ani.
O hiç kimse on olmuştu bahçe düşünmeye tutamadı yıl.Ela não conseguia deixar de pensar sobre o jardim que ninguém tinha sido em dez anos.
O hiç kimse on olmuştu bahçe düşünmeye tutamadı yıl.Elle ne pouvait s'empêcher de penser au jardin qui ne l'avait été dans les dix ans.
O hiç kimse on olmuştu bahçe düşünmeye tutamadı yıl.Hän ei voinut auttaa ajatellut puutarha, jota kukaan ei ollut osaksi kymmenen vuotta.
O hiç kimse on olmuştu bahçe düşünmeye tutamadı yıl.Hon kunde inte låta bli att tänka på trädgården som ingen hade varit inne i tio år.
O hiç kimse on olmuştu bahçe düşünmeye tutamadı yıl.Hun kunne ikke lade være at tænke om haven, som ingen havde været i ti år.
O hiç kimse on olmuştu bahçe düşünmeye tutamadı yıl.그녀는 아무도 만 달러에 적이 있던 정원에 대해 생각을 떨칠 수 없습니다 년.
O hiç kimse on olmuştu bahçe düşünmeye tutamadı yıl.Lei non poteva fare a pensare al giardino, che nessuno era stato in dieci anni.
O hiç kimse on olmuştu bahçe düşünmeye tutamadı yıl.Nemohla sa ubrániť premýšľanie o záhrade, ktorá nikto nebol na desať rokov.
O hiç kimse on olmuştu bahçe düşünmeye tutamadı yıl.Nemohla se ubránit přemýšlení o zahradě, která nikdo nebyl na deset let.
O hiç kimse on olmuştu bahçe düşünmeye tutamadı yıl.Nem tudott segíteni gondolt a kertben, amelyet senki sem volt a tíz év.
O hiç kimse on olmuştu bahçe düşünmeye tutamadı yıl.Nie mogła przestać myśleć o ogrodzie, którego nikt nie był w dziesięciu lat.
O hiç kimse on olmuştu bahçe düşünmeye tutamadı yıl.No podía dejar de pensar en el jardín, que nadie había sido en diez años.
O hiç kimse on olmuştu bahçe düşünmeye tutamadı yıl.Ona ne more pomagati, razmišljal o vrtu, ki je nihče ni bil na deset let.
O hiç kimse on olmuştu bahçe düşünmeye tutamadı yıl.Sie konnte nicht umhin zu denken über den Garten, den niemand in zehn gewesen Jahren.
O hiç kimse on olmuştu bahçe düşünmeye tutamadı yıl.Ze kon het niet helpen te denken over de tuin die niemand had in de al tien jaar.
O hiç kimse on olmuştu bahçe düşünmeye tutamadı yıl.Δεν θα μπορούσε να βοηθήσει να σκεφτόμαστε τον κήπο που κανείς δεν είχε σε δέκα χρόνια.
O hiç kimse on olmuştu bahçe düşünmeye tutamadı yıl.Вона не могла не думати про сад, який ніхто не був протягом десяти років.