O hiç kimse on olmuştu bahçe düşünmeye tutamadı yıl.Она не могла не думать о сад, который никто не был в течение десяти лет.
O hiç kimse on olmuştu bahçe düşünmeye tutamadı yıl.Тя не можеше да не мисля за градина, които никой не е бил в продължение на десет години.
O hiç kimse on olmuştu bahçe düşünmeye tutamadı yıl.היא לא יכלה שלא לחשוב על הגן שבו אף אחד לא היה בתוך עשר שנים.
O hiç kimse on olmuştu bahçe düşünmeye tutamadı yıl.انها لا تستطيع المساعدة في التفكير في الحديقة التي لا أحد كان في لمدة عشر سنوات.
O hiç kimse on olmuştu bahçe düşünmeye tutamadı yıl.年。 彼女は、それがどのようなものになるか疑問とまだ生きてどんな花があったかどうか
Reddedileceğini, tutmak istediğin şeyi tutamayıp acı hissedeceğini.Dass du zurückgewiesen wirst. Du kannst nicht festhalten, was du behalten willst. Du spürst Schmerz.
Reddedileceğini, tutmak istediğin şeyi tutamayıp acı hissedeceğini.Que vas a ser rechazada, que no puedes retener lo que quieres retener y sientes dolor.
Reddedileceğini, tutmak istediğin şeyi tutamayıp acı hissedeceğini.Že budeš odmítnutá, nemůžeš udržet to, co chceš držet. A cítíš bolest.
Reddedileceğini, tutmak istediğin şeyi tutamayıp acı hissedeceğini.Ότι θα απορριφθείς. Δεν μπορείς να κρατήσεις αυτό που θέλεις να κρατήσεις και νιώθεις πόνο.
Reddedileceğini, tutmak istediğin şeyi tutamayıp acı hissedeceğini.すでにあなたの目に痛みが見えます。誰かがあなたのもとを去ろうとしています
ROMEO ben aşk hafif kanatları ile bu duvarlar o'erperch; taşlı sınırlar için sevgi tutamaz:로미오 사랑의 빛 날개로 나는이 벽 o'erperch 한, 돌이 한계에 대한 사랑을 버틸 수 없습니다
ROMEO ben aşk hafif kanatları ile bu duvarlar o'erperch; taşlı sınırlar için sevgi tutamaz:ROMEO A szeretet fénye szárnya tettem o'erperch ezek a falak, a köves korlátok nem tudja tartani szeretet ki:
ROMEO ben aşk hafif kanatları ile bu duvarlar o'erperch; taşlı sınırlar için sevgi tutamaz:ROMEO Rakkaudella valo siivet tein o'erperch näitä seiniä, sillä kivinen rajoja ei voi olla rakkautta:
ROMEO ben aşk hafif kanatları ile bu duvarlar o'erperch; taşlı sınırlar için sevgi tutamaz:ROMEO S svetlobo krilih ljubezni sem o'erperch teh zidov; Za kamnita meje ne more imeti ljubezen out:
ROMEO ben aşk hafif kanatları ile bu duvarlar o'erperch; taşlı sınırlar için sevgi tutamaz:Romeo světla křídla lásky jsem o'erperch tyto zdi, pro kamenité meze nemůže udržet lásku z:
ROMEO ben aşk hafif kanatları ile bu duvarlar o'erperch; taşlı sınırlar için sevgi tutamaz:Romeo svetla krídla lásky som o'erperch tieto steny, na kamenistej medze nemôže udržať lásku z:
ROMEO ben aşk hafif kanatları ile bu duvarlar o'erperch; taşlı sınırlar için sevgi tutamaz:ROMEO Z skrzydła światło miłości ja o'erperch tych murach, w Stony granice, nie może zachowywać się miłości:
ROMEO ben aşk hafif kanatları ile bu duvarlar o'erperch; taşlı sınırlar için sevgi tutamaz:ROMEO С леки крила любов съм o'erperch тези стени, каменисти граници не може да побере любовта на:
ROMEO ben aşk hafif kanatları ile bu duvarlar o'erperch; taşlı sınırlar için sevgi tutamaz:ROMEO بأجنحة الحب في ضوء فعلت o'erperch هذه الجدران ؛ للحصول على حدود صخرية لا يمكن ان تحمل الحب المغادرة :
ROMEO ben aşk hafif kanatları ile bu duvarlar o'erperch; taşlı sınırlar için sevgi tutamaz:РОМЕО С легкой крылья любви я o'erperch этих стенах; Для каменистых пределах, не может вместить любовь из:
ROMEO ben aşk hafif kanatları ile bu duvarlar o'erperch; taşlı sınırlar için sevgi tutamaz:רומיאו עם כנפיים אור של אהבה עשיתי o'erperch אלה הקירות; עבור גבולות אבן לא יכולה להחזיק את האהבה:
ROMEO ben aşk hafif kanatları ile bu duvarlar o'erperch; taşlı sınırlar için sevgi tutamaz:したがって、汝の近親がない私に連絡され、そして愛に何ができるか、その敢えて試みが大好きです。
Sanırım o da senin hayranlarından biri. Kendimi daha fazla tutamadım.Creo que le gustas.
Sözümü tutamadığım için üzgünüm.Undskyld, at jeg ikke holdt mit løfte.
Sözümü tutamadığım için üzgünüm.Anteeksi, että voinut pitää lupaustani.
Sözümü tutamadığım için üzgünüm.Förlåt att jag inte höll mitt löfte...
Sözümü tutamadığım için üzgünüm.Lamento não ter conseguido cumprir a promessa.
Sözümü tutamadığım için üzgünüm.Mi spiace di non aver mantenuto la mia promessa.
"Sözümü tutamadığım için üzgünüm."Não consegui manter a promessa.
Sözümü tutamadığım için üzgünüm.Przepraszam, że nie dotrzymałem obietnicy.
"Sözümü tutamadığım için üzgünüm."Przykro mi, że nie dotrzymałam obietnicy.
"Sözümü tutamadığım için üzgünüm."Siento no haber cumplido mi promesa.
Sözümü tutamadığım için üzgünüm.Siento no haber cumplido mi promesa.
"Sözümü tutamadığım için üzgünüm. Ve ilk ben ölüyorum.""Anteeksi, että en voi pitää lupaustani ja kuolen ensin."
"Sözümü tutamadığım için üzgünüm. Ve ilk ben ölüyorum.""Förlåt att jag kunde inte hålla mitt löfte och att jag dog först."
"Sözümü tutamadığım için üzgünüm. Ve ilk ben ölüyorum.""Mi spiace di non aver mantenuto la promessa e di morire per prima".
"Sözümü tutamadığım için üzgünüm. Ve ilk ben ölüyorum.""Undskyld, at jeg ikke kunne holde mit løfte, og at jeg døde først."
"Sözümü tutamadığım için üzgünüm."Λυπάμαι που δεν κράτησα την υπόσχεσή μου.
Sözümü tutamadığım için üzgünüm.Λυπάμαι που δεν κράτησα την υπόσχεσή μου.
"Sözümü tutamadığım için üzgünüm."Прости, что не сдержала слова.
Sözümü tutamadığım için üzgünüm.Прости, что я не смог сдержать обещания.
Tutamayacağım sözler vermemek.Etten tekisi lupauksia joita en voi pitää.
Tutamayacağım sözler vermemek. JanDi.Non fare promesse che non posso mantenere. janDi.
Tutamayacağım sözler vermemek.Keine Versprechungen zu machen, die ich nicht halten kann.
Tutamayacağım sözler vermemek.Ko hứa những lời mà anh ko thể giữ
Tutamayacağım sözler vermemek.Nem teszek ígéreteket amiket nem tartok meg.
Tutamayacağım sözler vermemek.Ne pas faire de promesses que je ne pourrai pas tenir.
Tutamayacağım sözler vermemek.Nie dawać obietnic, których nie mogę dotrzymać.
Tutamayacağım sözler vermemek.Tidak membuat janji yang tidak bisa aku tepati.
Tutamayacağım sözler vermemek.Μην δίνεις υποσχέσεις που<br /> δεν μπορείς να κρατήσεις.
Tutamayacağım sözler vermemek.Не давать обещаний которые я не могу исполнить.
Tutamayacağım sözler vermemek.لا بل عدم قول وعود لا استطيع ابقاءها
Tutamayacağım sözler vermemek.ジャンディ
Ve sadece bunu bekleyen Xerxeslilerin ruhlarıyla, Kurucu dediği şeyi daha fazla tutamayız bence.Και με τις ψυχές από το Ξέρξις που ανέμεναν για αυτό αμφιβάλω αν μπορεί να κρατά πια αυτό που αποκαλεί Ιδρυτή.
Ve sadece bunu bekleyen Xerxeslilerin ruhlarıyla, Kurucu dediği şeyi daha fazla tutamayız bence.А имея лишь души жителей Ксерксеса, которые ждали этого, вряд ли он сдержит того, кого называет Основателем.
Ve sonra kendi kışlasına döner, kendini tutamaz ve ağlar çünkü durumun ümitsiz olduğuna ikna olmuştur.A pak se vrací zpátky do své ubikace, zhroutí se a brečí, protože je přesvědčený o bezvýchodnosti situace.
Ve sonra kendi kışlasına döner, kendini tutamaz ve ağlar çünkü durumun ümitsiz olduğuna ikna olmuştur.Dann ging er zurück und brach weinend zusammen, da er dachte, es gäbe keine Hoffnung mehr.
Ve sonra kendi kışlasına döner, kendini tutamaz ve ağlar çünkü durumun ümitsiz olduğuna ikna olmuştur.Depois volta ao seu alojamento vai-se abaixo e chora, porque está convencido de que não há esperança.
Ve sonra kendi kışlasına döner, kendini tutamaz ve ağlar çünkü durumun ümitsiz olduğuna ikna olmuştur.Dia pun kemudian kembali ke biliknya, patah arang dan menangis karena dia yakin sudah tidak ada harapan lagi.
Ve sonra kendi kışlasına döner, kendini tutamaz ve ağlar çünkü durumun ümitsiz olduğuna ikna olmuştur.그리고는 그의 숙소로 돌아가서 좌절감에 빠진 나머지 흐느껴 울었지요.