Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.A pokud je mají, pak si je nejsou schopní udržet; nemají dostačující infrastrukturu.
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.E quando os têm, não conseguem manter esses professores.
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.Falls sie diese haben sollten, können sie diese nicht halten, sie haben keine ausreichende Infrastruktur.
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.Ha mégis lennének, akkor nem képesek megtartani őket a rossz infrastruktúra miatt.
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.În caz că-i au, nu-i pot reţine; nu au o infrastructură destul de bună.
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.Jeśli mają, trudno im ich zatrzymać. Nie posiadają wystarczająco dobrej infrastruktury.
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.만약 있다고 해도 그 교사들을 붙잡아 둘 수는 없을 것입니다 충분한 기반시설이 없기 때문이죠.
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.No tienen una buena infraestructura.
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.Se li hanno, non riescono a trattenerli; non hanno infrastrutture abbastanza buone.
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.Si elles en ont suffisamment, elles ne peuvent pas les retenir; elles n'ont pas une infrastructure suffisante.
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.Κι αν έχουν, δεν μπορούν να κρατήσουν αυτούς τους δασκάλους· δεν έχουν αρκετά καλή υποδομή.
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.Если же они там есть, то таких учителей сложно удержать, потому что там нет достаточно хорошей инфраструктуры.
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.И ако имат, няма как да ги задържат; нямат достатъчно добра инфраструктура.
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.ואם יהיו, בתי-הספר לא יוכלו לשמר אותם; אין לבתי-הספר תשתית מספיק טובה.
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.وإذا كان لديهم، لا يستطيعون الإحتفاظ بأؤلئك المعلمين. ليس لديهم بنية تحتية جيدة بما فيه الكفاية.
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.引き止めるだけの 基盤が十分でないということです 基盤を持っていたとしても
Elimden geleni yapsam da içimde tutamadým, Tanrý biliyor.Bůh ví, jsem se pokusil
Elimden geleni yapsam da içimde tutamadým, Tanrý biliyor.Nu puteam sa o evit Cerul stie ca am incercat
Etrafýna bir baksan, fýrsatlarý kullanmayý bir bilsen. Kimse tutamaz, alýr baţýný gidersin.Огледай се, възползвай се от възможностите, които ти се предоставят!
Evlendiğim kadının ellerini tutamayacak olabilirim ama zamanı geldiğinde onun kalbini tutabilirim.لكنني أدرك أنه ليس لي يدان لأمسك بهما يد زوجتي، ولكن عندما يحين الوقت، سوف أكون قادرا على احتضان قلبها
Gerekli izinler olmadan balık tutamaz ve avlanamazsınız.fiska eller jaga utan de tillstånd som krävs.
Gerekli izinler olmadan balık tutamaz ve avlanamazsınız.kalastaa ja metsästää ilman asianomaisia lupia.
Gerekli izinler olmadan balık tutamaz ve avlanamazsınız.pêcher et chasser sans permis adéquats.
Gerekli izinler olmadan balık tutamaz ve avlanamazsınız.Pescar y cazar sin el permiso correspondiente.
Gerekli izinler olmadan balık tutamaz ve avlanamazsınız.рыбачить и охотиться без соответствующего разрешения.
Gerekli izinler olmadan balık tutamaz ve avlanamazsınız.اصطياد السمك وممارسة الصيد البري دون الحصول على التراخيص اللازمة لذلك.
Gerekli izinler olmadan balık tutamaz ve avlanamazsınız.将机动车辆开入他人土地; 在没有获得相关许可时,钓鱼或打猎。
Gözyaşlarımı tutamadım.Je ne pouvais retenir les larmes.
Gözyaşlarımı tutamadım.No podía contener las lágrimas.
Gözyaşlarımı tutamadım.لم أتمكن من حبس دموعي.
Gregor akan kahve bakışta kendini onun çene yakalamaya tutamadı hava bir kaç kez.A la vista del café que fluye Gregor no pudo evitar romperse las mandíbulas en el aire un par de veces.
Gregor akan kahve bakışta kendini onun çene yakalamaya tutamadı hava bir kaç kez.A la vue du café qui coule Gregor ne pouvait s'empêcher de claquer ses mâchoires en l'air à quelques reprises.
Gregor akan kahve bakışta kendini onun çene yakalamaya tutamadı hava bir kaç kez.À vista do café fluindo Gregor não conseguia parar de se agarrar em suas mandíbulas o ar algumas vezes.
Gregor akan kahve bakışta kendini onun çene yakalamaya tutamadı hava bir kaç kez.Khi nhìn thấy cà phê chảy Gregor không thể ngăn mình chụp hàm của mình không khí một vài lần.
Gregor akan kahve bakışta kendini onun çene yakalamaya tutamadı hava bir kaç kez.흐르는 커피의 광경 그레고르는 자신이 그의 턱을 치고 막을 수 없다 공기가 몇 번.
Gregor akan kahve bakışta kendini onun çene yakalamaya tutamadı hava bir kaç kez.Láttán az áramló kávé Gregor nem tudta megállítani magát harapós saját állkapcsát a A levegő egy párszor.
Gregor akan kahve bakışta kendini onun çene yakalamaya tutamadı hava bir kaç kez.La vederea de cafea curge Gregor nu se putea opri sa se rupă fălcile în aer de câteva ori.
Gregor akan kahve bakışta kendini onun çene yakalamaya tutamadı hava bir kaç kez.Melihat kopi mengalir Gregor tidak bisa menghentikan dirinya patah rahang di udara beberapa kali.
Gregor akan kahve bakışta kendini onun çene yakalamaya tutamadı hava bir kaç kez.Na widok kawy płynie Gregor nie mógł powstrzymać się strzelając szczęki powietrze kilka razy.
Gregor akan kahve bakışta kendini onun çene yakalamaya tutamadı hava bir kaç kez.Ob pogledu na tekoče kave Gregor ni mogel ustaviti sam snapping svoje čeljusti, zrak nekajkrat.
Gregor akan kahve bakışta kendini onun çene yakalamaya tutamadı hava bir kaç kez.Pri pohľade na tečúcej kávy Gregor nemohol prestať lámať si jeho čeľuste vzduchu niekoľkokrát.
Gregor akan kahve bakışta kendini onun çene yakalamaya tutamadı hava bir kaç kez.Při pohledu na tekoucí kávy Gregor nemohl přestat lámat si jeho čelisti vzduchu několikrát.
Gregor akan kahve bakışta kendini onun çene yakalamaya tutamadı hava bir kaç kez.Ved synet af de flydende kaffe Gregor kunne ikke stoppe sig selv snapper sine kæber i luften et par gange.
Gregor akan kahve bakışta kendini onun çene yakalamaya tutamadı hava bir kaç kez.Vid åsynen av det strömmande kaffe Gregor kunde inte sluta sig knäppte med käkarna i luften några gånger.
Gregor akan kahve bakışta kendini onun çene yakalamaya tutamadı hava bir kaç kez.В очите на протичащия кафе Грегор не можеше да спре да се скъсат челюстите му в въздуха няколко пъти.
Gregor akan kahve bakışta kendini onun çene yakalamaya tutamadı hava bir kaç kez.При вигляді тече кави Грегор не міг зупинитися пріщелківая щелепами в повітря кілька разів.
Gregor akan kahve bakışta kendini onun çene yakalamaya tutamadı hava bir kaç kez.При виде течет кофе Грегор не мог остановиться прищелкивая челюстями в воздух несколько раз.
Gregor akan kahve bakışta kendini onun çene yakalamaya tutamadı hava bir kaç kez.למראה הקפה זורם גרגור לא הצליח לעצור בעצמו מצלם הלסתות שלו את האוויר כמה פעמים.
Gregor akan kahve bakışta kendini onun çene yakalamaya tutamadı hava bir kaç kez.على مرأى من القهوة يمكن أن تتدفق غريغور لا تتوقف نفسه إطباق فكي له في في الهواء عدة مرات.
Gregor akan kahve bakışta kendini onun çene yakalamaya tutamadı hava bir kaç kez.空気を数回。 その時点で彼の母親は、すべての繰り返し叫んだテーブルから急いで、とにまとめ
Hepimizin siparişini bu kadar net aklında tutamaz.Cậu ta sẽ không thể nhớ nổi nếu chúng ta gọi như vậy, nên gọi lại nhé.
Hepimizin siparişini bu kadar net aklında tutamaz.Dia tidak akan tahu jika kita semua memesan seperti ini, jadi ayo ulangi lagi pesanannya.
Hepimizin siparişini bu kadar net aklında tutamaz.Er wird es nicht wissen wenn ihr so bestellt,also lasst uns alles klar machen.
Hepimizin siparişini bu kadar net aklında tutamaz.Han kommer inte kunna veta om vi beställer så här, så låt oss klarna upp det.
Hepimizin siparişini bu kadar net aklında tutamaz.Hij zal het niet weten als we allemaal zo bestellen, dus laten we het herhalen.
Hepimizin siparişini bu kadar net aklında tutamaz.Il ne pourra pas retenir si nous commandons comme ça, alors récapitulons.
Hepimizin siparişini bu kadar net aklında tutamaz.Lui non capirà niente se ordiniamo così, quindi controlliamo.
Hepimizin siparişini bu kadar net aklında tutamaz.Nu va sti daca comandam toti asa, deci sa clarificam.
Hepimizin siparişini bu kadar net aklında tutamaz.On nie będzie nic wiedział, jeśli zamówimy w ten sposób, więc sprostujmy to.
Hepimizin siparişini bu kadar net aklında tutamaz.Δεν μπορεί να ξέρει αν όλοι παραγγέλνουμε με αυτόν τον τρόπο, γι'αυτό ας ξεκαθαρίσουμε.