Böyle giderse biliyor ki tutamam ben dilimi.לצאת מכלי
‹‹Bugün size ilettiğim bu buyruk ne tutamayacağınız kadar zor, ne de ulaşamayacağınız kadar uzaktır."Ciertamente este mandamiento que te mando hoy no es demasiado difícil para ti, ni está lejos
‹‹Bugün size ilettiğim bu buyruk ne tutamayacağınız kadar zor, ne de ulaşamayacağınız kadar uzaktır.Denn das Gebot, das ich dir heute gebiete, ist dir nicht verborgen noch zu ferne
‹‹Bugün size ilettiğim bu buyruk ne tutamayacağınız kadar zor, ne de ulaşamayacağınız kadar uzaktır.Ðiều răn nầy mà ta truyền cho ngươi ngày nay chẳng phải cao quá ngươi, hay là xa quá cho ngươi.
‹‹Bugün size ilettiğim bu buyruk ne tutamayacağınız kadar zor, ne de ulaşamayacağınız kadar uzaktır.Ðiều răn nầy mà ta truyền cho ngươi ngày_nay chẳng phải cao quá ngươi , hay_là xa quá cho ngươi .
‹‹Bugün size ilettiğim bu buyruk ne tutamayacağınız kadar zor, ne de ulaşamayacağınız kadar uzaktır.For dette bud som jeg gir dig idag, er ikke for høit for dig, og det er ikke langt borte.
‹‹Bugün size ilettiğim bu buyruk ne tutamayacağınız kadar zor, ne de ulaşamayacağınız kadar uzaktır.내가 오늘날 네게 명한 이 명령은 네게 어려운 것도 아니요 먼 것도 아니라
‹‹Bugün size ilettiğim bu buyruk ne tutamayacağınız kadar zor, ne de ulaşamayacağınız kadar uzaktır.Lebo toto prikázanie, ktoré ti ja prikazujem dnes, nie je nad tvoje sily a nad tvoj um ani nie je ďaleké;
‹‹Bugün size ilettiğim bu buyruk ne tutamayacağınız kadar zor, ne de ulaşamayacağınız kadar uzaktır.Nebo přikázaní toto, kteréž přikazuji tobě dnes, není skryté před tebou, ani vzdálené od tebe.
‹‹Bugün size ilettiğim bu buyruk ne tutamayacağınız kadar zor, ne de ulaşamayacağınız kadar uzaktır.Perintah yang saya berikan kepadamu tidak terlalu sulit bagimu dan tidak juga terlalu jauh
‹‹Bugün size ilettiğim bu buyruk ne tutamayacağınız kadar zor, ne de ulaşamayacağınız kadar uzaktır.Porque este mandamento, que eu hoje te ordeno, não te é difícil demais, nem tampouco está longe de ti.
‹‹Bugün size ilettiğim bu buyruk ne tutamayacağınız kadar zor, ne de ulaşamayacağınız kadar uzaktır.Porunca aceasta pe care ţi -o dau eu azi, nu este mai pesus de puterile tale, nici departe de tine.
‹‹Bugün size ilettiğim bu buyruk ne tutamayacağınız kadar zor, ne de ulaşamayacağınız kadar uzaktır.Questo comando che oggi ti ordino non è troppo alto per te, né troppo lontano da te
‹‹Bugün size ilettiğim bu buyruk ne tutamayacağınız kadar zor, ne de ulaşamayacağınız kadar uzaktır.Sillä tämä käsky, jonka minä tänä päivänä sinulle annan, ei ole sinulle vaikea täyttää eikä liian kaukana.
‹‹Bugün size ilettiğim bu buyruk ne tutamayacağınız kadar zor, ne de ulaşamayacağınız kadar uzaktır.Thi Budet, som jeg i Dag pålægger dig, er dig ikke ufatteligt og er heller ikke langt borte.
‹‹Bugün size ilettiğim bu buyruk ne tutamayacağınız kadar zor, ne de ulaşamayacağınız kadar uzaktır.Ty det bud som jag i dag giver dig är dig icke för svårt och är icke långt borta.
‹‹Bugün size ilettiğim bu buyruk ne tutamayacağınız kadar zor, ne de ulaşamayacağınız kadar uzaktır.Want deze geboden zijn niet te zwaar om te worden nageleefd.
‹‹Bugün size ilettiğim bu buyruk ne tutamayacağınız kadar zor, ne de ulaşamayacağınız kadar uzaktır.Zakaj ta zapoved, ki ti jo jaz danes zapovedujem, ni previsoka zate, tudi ni daleč od tebe;
‹‹Bugün size ilettiğim bu buyruk ne tutamayacağınız kadar zor, ne de ulaşamayacağınız kadar uzaktır.Επειδη η εντολη αυτη, την οποιαν εγω προσταζω εις σε σημερον, δεν ειναι πολλα βαρεια δια σε, ουδε μακραν.
‹‹Bugün size ilettiğim bu buyruk ne tutamayacağınız kadar zor, ne de ulaşamayacağınız kadar uzaktır.Ибо заповедь сия, которую я заповедую тебе сегодня, не недоступна для тебя и не далека;
‹‹Bugün size ilettiğim bu buyruk ne tutamayacağınız kadar zor, ne de ulaşamayacağınız kadar uzaktır.Понеже тая заповед, която днес ти заповядвам, не е много мъчна за тебе, нито е далеч.
‹‹Bugün size ilettiğim bu buyruk ne tutamayacağınız kadar zor, ne de ulaşamayacağınız kadar uzaktır.כי המצוה הזאת אשר אנכי מצוך היום לא נפלאת הוא ממך ולא רחקה הוא׃
‹‹Bugün size ilettiğim bu buyruk ne tutamayacağınız kadar zor, ne de ulaşamayacağınız kadar uzaktır.ان هذه الوصية التي اوصيك بها اليوم ليست عسرة عليك ولا بعيدة منك.
‹‹Bugün size ilettiğim bu buyruk ne tutamayacağınız kadar zor, ne de ulaşamayacağınız kadar uzaktır.我 今 日 所 吩 咐 你 的 誡 命 、 不 是 你 難 行 的 、 也 不 是 離 你 遠 的
‹‹Bugün size ilettiğim bu buyruk ne tutamayacağınız kadar zor, ne de ulaşamayacağınız kadar uzaktır.我 今日 所 吩咐 你 的 誡命 、 不 是 你 難行 的 、 也 不 是 離 你 遠的
Bu hain döngü sancı ve eklem sorunlarına sebep olarak son buldu. Hiçbir şey tutamaz hale geldim.Ez az ördögi kör odáig fajult, hogy egyre jobban fájtak az ízületeim, és már alig bírtam bármit is megfogni.
Bu kadar farklı bilgiyi kimse zihninde tutamaz.Das kann niemand mehr im Kopf behalten.
Bu kadar farklı bilgiyi kimse zihninde tutamaz.Không ai có thể làm rõ được hết từng đó
Bu kadar farklı bilgiyi kimse zihninde tutamaz.이건 누구도 다 따라잡을 수 없는 숫자입니다.
Bu kadar farklı bilgiyi kimse zihninde tutamaz.Nadie puede mantener eso directamente en su cabeza.
Bu kadar farklı bilgiyi kimse zihninde tutamaz.Nessuno è in grado di tener traccia di questa mole di dati.
Bu kadar farklı bilgiyi kimse zihninde tutamaz.Niemand kan dat in zijn hoofd houden.
Bu kadar farklı bilgiyi kimse zihninde tutamaz.Nikdo nedokáže držet toho tolik ve své hlavě.
Bu kadar farklı bilgiyi kimse zihninde tutamaz.Nikt nie pomieści tego w swojej głowie.
Bu kadar farklı bilgiyi kimse zihninde tutamaz.Nimeni nu poate reţine atâtea lucruri fără să le amestece.
Bu kadar farklı bilgiyi kimse zihninde tutamaz.Personne ne peut retenir tout ca de tête.
Bu kadar farklı bilgiyi kimse zihninde tutamaz.Никой не може да държи всичко това в главата си.
Bu kadar farklı bilgiyi kimse zihninde tutamaz.Никто не может удержать столько в голове.
Bu kadar farklı bilgiyi kimse zihninde tutamaz.אף אחד לא יכול לשמור את כל זה בראש.
Bu kadar farklı bilgiyi kimse zihninde tutamaz.لا يستطيع أحد أن يحتفظ بهذا العدد في عقله بصورة طبيعية .
Bu kadar farklı bilgiyi kimse zihninde tutamaz.しかし コンピュータは記憶できます
Bu kenti elimizde tutamazsak... sabaha 100 ölümüz olur.- Dok, uratnya akan tertarik! - Tahan! Mau sobek!
Bu kenti elimizde tutamazsak... sabaha 100 ölümüz olur. Emredersiniz.Se não contivermos a cidade, teremos cem caixões para encher de manhã.
Bu kenti elimizde tutamazsak... sabaha 100 ölümüz olur. Emredersiniz.- skal markere målene med infrarøde mærker for at forberede luftangreb.
Bu kenti elimizde tutamazsak... sabaha 100 ölümüz olur.Helikopterji se bodo dvignili in krožili celo noč. Razsuli bomo to mesto.
Bu kenti elimizde tutamazsak... sabaha 100 ölümüz olur.Musíme získat to město spět. Do rána musíme naplnit stovku rakví.
Bu kenti elimizde tutamazsak... sabaha 100 ölümüz olur.Si no detenemos esta ciudad... ...tendremos que llenar 100 ataúdes en la mañana.
Bu kenti elimizde tutamazsak... sabaha 100 ölümüz olur.Trebuie să împingem înapoi oraşul. O să umplem 100 de morminte până dimineaţă.
Bu kenti elimizde tutamazsak... sabaha 100 ölümüz olur.- Wpada do środka, wpada! - Trzymaj ją, trzymaj! - Trzymaj ranę.
Bu kenti elimizde tutamazsak... sabaha 100 ölümüz olur.Αν δεν απωθήσουμε την πόλη... ...το πρωί θα έχουμε εκατοντάδες φέρετρα.
Bu kenti elimizde tutamazsak... sabaha 100 ölümüz olur.Ако не превземем този град до сутринта ще напълним сто ковчега. Да, сър.
Bu kenti elimizde tutamazsak... sabaha 100 ölümüz olur.אם לא נחזיק את העיר בשליטה נצטרך למלא מאה שקי גוויות .עד הבוקר
Bu şu anlama geliyor, artık idrarını tutamıyor.Ceea ce înseamnă că a devenit incontinentă; nu îşi putea controla nevoile.
Bu şu anlama geliyor, artık idrarını tutamıyor.Ciò significa che era incontinente; non riusciva a controllare i suoi bisogni.
Bu şu anlama geliyor, artık idrarını tutamıyor.Das heißt, sie war inkontinent; sie konnte ihre Ausscheidung nicht kontrollieren.
Bu şu anlama geliyor, artık idrarını tutamıyor.Dat betekende dat ze incontinent was. Ze kon haar uitwerpselen niet onder controle houden.
Bu şu anlama geliyor, artık idrarını tutamıyor.Donc que cela signifiait qu'elle était incontinente; elle ne pouvait pas contrôler ses déchets.
Bu şu anlama geliyor, artık idrarını tutamıyor.Itu berarti dia menderita pertarakan; dia tidak bisa mengendalikan kotorannya.
Bu şu anlama geliyor, artık idrarını tutamıyor.그녀가 (대소변) 실금 환자가 되었다는 것을 의미하지요. 즉 그녀는 대소변을 제어할 수 없었습니다.
Bu şu anlama geliyor, artık idrarını tutamıyor.Lo que significa que quedó incontinente; no podía controlar sus desechos.