Ana içeriğe geç
Sözlük

tuhaf ile cümle

tuhaf kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
İkinci yaş gününden önce ölen biraz tuhaf bir çocukları oldu.Mieli jednego syna, który zmarł przed ukończeniem drugiego roku życia.
Bu ismi almasındaki muhtemel onun tuhaf hareketidir.Być może to miało wpływ na dziwną nazwę wzniesienia.
"Ne tuhaf, değil mi?Ale fajnie, co?”
Tuhaf ve normal olanı sorgulatır.Zajmuje się wszystkim, co nadnaturalne i dziwne.
Triton'un yörüngesini bulmak son derece tuhaf olurdu.W tym samym zdarzeniu orbita Trytona miałaby ulec dramatycznej zmianie.
Buna oldukça şaşırmıştım oldukça tuhaftı.Musieli więc wyglądać dość dziwacznie.
Yolda tuhaf küçük bir kızın yanından geçiyorlar.Mieści się przy ulicy Dziwnej w Dziwnowie.
Anlatıcıya göre sandığın şekli tuhaftır ve etrafa iğrenç bir koku yaymaktadır.Istota rzekomo zostawiło po sobie także dziwny szlam o nieprzyjemnym zapachu.
Babası ile konuşurken tuhaf bir dil kullanır.Często używa angielskiego pomieszanego z własnym językiem.
Çok tuhaf biri.No nie jest on cudny?
Burada birtakım tuhaf olaylar yaşadıktan sonra benzinliğin sahibi olan adama yolu sorarlar.W chwilę po zdarzeniu okoliczni mieszkańcy próbowali ukraść wyciekające paliwo.
"Ne tuhaf, değil mi?Det är väl konstigt?"
Kuantum kütleçekiminin ve uzay zaman tuhaflıklarının gerçeklikleri sorusu açık kalır.Problemet med kvantgravitationen och frågan om rumtidssingulariteters realitet förblir öppna.
Burada tuhaf şeyler oluyor.Konstiga saker händer.
Triton'un yörüngesini bulmak son derece tuhaf olurdu.Den bana som Triton infångades i skulle ha varit mycket excentrisk.
Marissa Trey’i görünce tuhaf olur.För andra betydelser, se Margie Lake.
Her gün saçma tuhaf durumlar içinde olan.Underliga saker lär ske där varje natt.
Ne tuhaf bir bütünlükleri var!Vilket egendomligt sammanträffande!".
Bu tuhaf bir görüntüdür.Se vidstående bild.
Danny tuhaf metal bir oyun bulur ve tek başına oynamaya başlar.Fonzie har en väldigt speciell teknik för att starta jukeboxen - han smäller till den, och den börjar spela.
Çok tembeldir, sürekli tuhaf ve farklı şeyler yapmak ister.De gör alltid något annorlunda och galet.
Tuhaf Savaş başlamış olur.Так почалася Дивна війна.
Şimdi, tuhaf bir şeyler oluyor.І тут сталася дивовижна річ.
"Ne tuhaf, değil mi?Але це дивно."
Ne tuhaf bir bütünlükleri var!Як дивно розживалися ці люди!
Tuhaf şeyler de olmaktadır.З ними теж відбуваються дуже дивні речі.
Oyun parlak ve esprili karikatür tarzı animasyonlara ve çeşitli tuhaf silahlara sahiptir.Гра виділяється яскравою та смішною мультяшною анімацією та різноманітним арсеналом незвичайної зброї.
Her gün saçma tuhaf durumlar içinde olan.Кожного дня в ресторані відбуваються кумедні та дивні події.
Çok tuhaf biri.Дивна людина.
Herkes bize tuhaf tuhaf bakıyor".Я думаю, що всі мають цікавість до величної невідомості."
Lambda noktasının altındaki helyum-4 gibi süperakışkanlar birçok tuhaf özellik sergilerler.Надплинні рідини, такі як гелій-4 нижче лямбда-точки, мають чимало незвичайних властивостей.
O tuhaf bir rüya gördü.Він бачив дивний сон.
Bu cümleler tuhaf.Ці речення дивні.
Ancak gezegende tuhaf giden bir şeyler vardır.Přitom je jasné, že se na planetě dějí zvláštní věci.
Galaksinin tuhaf görünümünün genellikle iki küçük galaksinin birleşmesi sonucu olduğu düşünülür.Zvláštní tvar této galaxie je obvykle vysvětlován jako důsledek události spojení dvou menších galaxií.
Diğer üyeler ise tuhaf sarmal gökada NGC 660 ve bazı küçük düzensiz gökadalardır.Mezi další členy skupiny patří pekuliární spirální galaxie NGC 660 a několik menších nepravidelných galaxií.
Her gün saçma tuhaf durumlar içinde olan.Je to o tom, že se na vás dennodenně valí tolik zvláštních věcí.
Naif sanatın özellikleri, resmin resmi özellikleriyle tuhaf bir ilişki içindedir.Charakteristiky naivního umění jsou velmi choulostivé ve vztahu k formálním vlastnostem obrazu.
Şimdi, tuhaf bir şeyler oluyor.Pak se stalo něco velmi zvláštního.
Kuantum kütleçekiminin ve uzay zaman tuhaflıklarının gerçeklikleri sorusu açık kalır.Problém kvantové gravitace a otázka reality prostoročasových singularit zůstávají otevřené.
Ancak tuhaf bir şekilde haftalık şovlarda Kofi Kingston'a ve Big E'ye üst üste maçlar kaybetti.Poté však začal prohrávat proti wrestlerům jako Kofi Kingston a Big E.
Çok tuhaf biri.Byla tak zvláštní ...
İşin aslı parkta uyuyakalmış ve bu tuhaf rüyayı görmüştür.Při čekání usnul a zdál se mu zvláštní sen.
Takıntılı ve tuhaf karakterleri vardır.Zloděj a jiné podivné figury.
Herkes ona tuhaf bakıyordur, kendi karısı ve çocukları bile.I když byl sebevíc vytížený, pořád se vracel k dětem a manželce.
Uyuklarken tuhaf bir rüya gördüm.Zatímco jsem spal, měl jsem divný sen.
Tuhaf Savaş başlamış olur.Începuse Războiul ciudat.
Ne tuhaf bir bütünlükleri var!Ce unitate ciudată este în ele!
"Ne tuhaf, değil mi?Nu e periculos?”
Kuantum kütleçekiminin ve uzay zaman tuhaflıklarının gerçeklikleri sorusu açık kalır.Problema gravitației cuantice și chestiunea existenței singularităților spațio-temporale rămân deschise.
Bu sadece, bu tür meydana gelen tuhaf şeylerden biri.Aceasta era doar una dintre condițiile ciudate care i s-au pus.
Günümüz araştırmacıları bu tuhaf hikayeyi bir efsane olarak görmektedir.Istoricii prezintă însă această poveste ca pe o legendă.
Galaksilerin renkleri oldukça tuhaftır.Coliziunile dintre galaxii sunt relativ comune.
Herkes ona tuhaf bakıyordur, kendi karısı ve çocukları bile.Familist convins, ține la nevasta lui și a … celorlalți.
Ancak gezegende tuhaf giden bir şeyler vardır.În Univers există și antimaterie.
Schopenhauer, tuhaf bir şekilde tedirgin edici bir filozof olarak kendini gösterir.În acest domeniu, Cesalpino se manifestă ca un filozof profund.
Billboard'dan Jason Lipshutz, performanstan "sarhoş edici tuhaflık" olarak bahsetti.Jason Lipshutz a Billboard-tól az előadást „mámorítóan furcsának” nevezte.
Şimdi, tuhaf bir şeyler oluyor.De most valami furcsa dolog történt.
Kuantum kütleçekiminin ve uzay zaman tuhaflıklarının gerçeklikleri sorusu açık kalır.A kvantumgravitáció problémája és a téridő szingularitások valóságának kérdése nyitott marad.
''Bunu yapmak adına tuhaf bir sorumluluk ve eminlik hissettim.Elkötelezett és rendíthetetlen híve volt ennek az elgondolásnak.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod