Ana içeriğe geç
Sözlük

tuhaf ile cümle

tuhaf kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ancak gezegende tuhaf giden bir şeyler vardır.A világ óceánjaiban furcsa dolgok történnek.
Monk dizisine Adrian Monk'un tuhaf kardeşi Ambrose Monk rolüyle konuk oldu.A Monk – Flúgos nyomozó című filmsorozatban pár részben Ambrose Monkot, Adrian Monk testvérét játszotta.
Her gün saçma tuhaf durumlar içinde olan.Mindennapi tűnődések.
Tuhaf hayvanları mutant yapar.Az ördögi doktor aki állatokat alakít mutánssá.
Bu benim için tuhaftı."Ez itt ritkaság volt.”
Gerçekten de adı gibi tuhaftır.Némileg hasonlít ehhez az ún.
Bu yüzden komşularının evlerinde tuhaf bir şeyler olduğundan şüphelenmektedir.Elmondja, hogy valami borzalmas dolog történik a doktor házában.
Burada tuhaf şeyler oluyor.Furcsa dolgok kezdenek el történni.
Bu isim, iri ve parlak gözleri ile tuhaf çığlıkları nedeniyle verilmiştir.Nevüket fényes, irizáló színükről kapták.
İnsanların oldukça tuhaf açıklamalarda bulunması hoşuna gidiyor.A Kinek kivétel nélkül szeretnek rejtélyesen beszélni.
Aynı zamanda peltek ve tuhaf konuşmasıyla başta öğrencileri olmak üzere çevresi tarafından sürekli aşağılanır.Ráadásul külseje és visszafogott viselkedése következtében diáktársai is folyamatosan csúfolják.
Kemana o tuhaf kırmızı rengini veren kandır.Véres vízre emlékeztető vöröses levet enged.
Bana tuhaf tuhaf gülüyor.Roolla on myös todella outo naurunääni.
Bu benim için tuhaftı."Se on mielestäni erikoista.”
Herkes bize tuhaf tuhaf bakıyor".Ne olivat kaikilta osiltaan eriskummallisia ja tavanomaisesta poikkeavia".
Fakat önünde çok tuhaf bir gizem daha vardır: Yedi Ayın Mührü...Jukka Ruukki: 7 mätäkuun jutun tunnusmerkkiä.
Şimdi, tuhaf bir şeyler oluyor.Samalla tapahtuu myös jotain outoa.
Konu ilerledikçe anlaşıldığı üzere Renji, diğer hiçbir şinigaminin olmadığı kadar tuhaftır.Persoonallisuutensa puolesta Renji on yhtä omituinen kuin muutkin shinigamit.
Ancak şarkıdaki bazı sözlerin tuhaf olduğunu belirtti.Se, että minä olen täällä laulamassa on tietysti vähän huono juttu...
Aşina nesneler tuhaf, korkunç biçimler almaya başlamıştı.Ympärillä alkaa tapahtua kaikenlaisia outoja ja pelottavia asioita.
Gerçekten de adı gibi tuhaftır.Hän on ohjelman nimen mukaisesti outo.
Çok tuhaf biri.Erittäin harvinainen tyyppi.
Gölgesini satan bir adamı anlatan ünlü öykü Peter Schlemihl'in Tuhaf Öyküsü'nün yazarı.Varjoa vailla: Peter Schlemihlin ihmeellinen tarina.
Jim, tüm gün çok tuhaf davrandı.Jim käyttäytyi koko päivän ajan todella oudosti.
Bu çok tuhaf bir mektup.Tämä on todella kummallinen kirje.
51 yaşındaki hasta, kısa süreli hafıza kaybının da dahil olduğu tuhaf davranışsal semptomlara sahipti.Η ασθενής, 51 ετών, είχε παράξενα συμπτώματα συμπεριφοράς, συμπεριλαμβανομένης απώλειας βραχυπρόθεσμης μνήμης.
Buna oldukça şaşırmıştım oldukça tuhaftı.Αισθάνθηκα βέβαια λίγο περίεργα, το ομολογώ.
Her gün saçma tuhaf durumlar içinde olan.Ο κάθε άνθρωπος εκτίθεται καθημερινά σε στρεσογόνες καταστάσεις.
Şimdi, tuhaf bir şeyler oluyor.Κάτι ανατρεπτικό όμως συμβαίνει.
"Ne tuhaf, değil mi?Πώς το κατάφεραν, αλήθεια;".
Tuhaf olan bunların orta üç, lise bir vb. düzeyinde verilmesiydi.Τρία χάλκινα απονεμήθηκαν σε άλτες του ύψους μετά από τριπλή ισοβαθμία στην τρίτη θέση.
Pamparaptor, tuhaf gözükmez.Ο Χλαινιέλλος ο μελανόκερως δεν είναι σπάνιο είδος.
Tuhaf ama kendini ilimin sırlarına adamış bir adamdır.Ήταν ολιγόλογος, κρυψίνους στην προσωπική του ζωή και μυστικιστής.
Bunun tuhaf olduğunu biliyorum.Ξέρω ότι αυτό είναι παράξενο.
Yedi, Dövüş Kulübü, Panik Odası, Zodiac ve Benjamin Button'un Tuhaf Hikayesi gibi filmlerle tanınır.Siden da har han lavet film som The Game, Fight Club, Panic Room, Zodiac og Benjamin Buttons forunderlige liv.
Burada tuhaf şeyler oluyor.Her sker der mange forunderlige ting.
Şimdi, tuhaf bir şeyler oluyor.Med et skete der noget mærkeligt.
"Ne tuhaf, değil mi?"Mærkelige?
Ancak gezegende tuhaf giden bir şeyler vardır.Men i bilen skete der noget besynderligt.
Tuhaf şapkalar takan bir denizci gibidir.Olaf dukker op i forklædning som sømand.
Tuhaf bir biçimde bu iki insan, ortak bir amaç için birleşirler.De to begreber mødes som to personer, adskilt af et trådnet.
Tuhaf ve normal olanı sorgulatır.Normalt og unormalt.
Bu benim için tuhaftı."Jeg tænkte:'Det var mærkeligt.
İşler tuhaflaştı.Tingene blev mærkelige.
"Ne tuhaf, değil mi?«Is It Really So Strange?»
İşin aslı parkta uyuyakalmış ve bu tuhaf rüyayı görmüştür.Vel hjemme legger han seg til å sove og drømmer en meget spesiell drøm.
Pamparaptor, tuhaf gözükmez.Bladlusløver er ikke uvanlige.
Ne tuhaf bir bütünlükleri var!Den har en uvanlig utvikling!
Dâhi olmasına karşın, oldukça tuhaf görünür, hatta biraz da delidir.Nebbet er dessuten svært følsomt og til en viss grad bøyelig.
Ev tekrar yere düştüğünde kapıyı açar ve kendisini çok tuhaf bir köyde bulur.Etter at den har stoppet så åpner en ny dør seg og hun går ut i en korridor.
Mordecai ve Rigby onu her zaman tuhaf bulur.Maggie og Rayna finner alltid på mye rart.
Bölüm tuhaf, şapşal ve eğlenceli."Og det er morsomt, veldig morsomt».
Tuhaf Savaş başlamış olur.Dermed begynte en mangesidet krig.
"Parmaklıklar Ardında tuhaflıklar".«Nazi-bunkers under Blindern».
Galaksilerin renkleri oldukça tuhaftır.Warna galaksi tersebut terbilang aneh.
Herkes ona tuhaf bakıyordur, kendi karısı ve çocukları bile.Semua putra-putrinya berpendidikan tinggi. begitu pun bagi dirinya dan istrinya.
Şimdi, tuhaf bir şeyler oluyor.Pada saat yang gawat ini, terjadi sesuatu yang aneh.
Gerçekten de adı gibi tuhaftır.Nama Besar memang tak besar seperti namanya.
"Ne tuhaf, değil mi?Tidak sulit kan?"
İkisi de atışırlar, ne olursa olsun hiçbir şeyde anlaşamazlar (Max'in tuhaf yemeklerini sevmemeleri dışında).Keduanya saling memuji dan saling dipengaruhi oleh karya yang lainnya, namun mereka tidak pernah bertemu.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod