NGC 4627 ve NGC 4631, tuhaf galaksiler atlasında çift galaksi veya galaksi çifti olarak listelenmiştir.إن جي سي 4627 و إن جي سي 4631 تم إدراجهم معا في أطلس المجرات الغريبة كمثال على "المجرة المزدوجة" أو زوج مجري.
Günümüz araştırmacıları bu tuhaf hikayeyi bir efsane olarak görmektedir.أما اليوم فيعتبر هذا المخلوق أسطورة.
Bölüm tuhaf, şapşal ve eğlenceli.""شخص غريب جدًا، وصعب جدًا، وفردي".
Ancak gezegende tuhaf giden bir şeyler vardır.كان لهذه الجبال تأثير غير عادي على طقس الكوكب.
Gerçekten de adı gibi tuhaftır.فنادراً ما يُطلق عليها هذا الاسم.
Fakat önünde çok tuhaf bir gizem daha vardır: Yedi Ayın Mührü...لها أربعة جبال مشهورة: جبل السبع.
Tom tuhaf bir ses duydu.سمع توم صوتا غريبا.
Bu şimdiye kadar yediğin en tuhaf şey.هذا أغرب شيء تناولته على الإطلاق.
Firavunun ruhu, modern kadın ve adamın tuhaf bir şekilde birbirlerine yaklaşmasını izler.Ela observa que o homem e a mulher moderna são estranhamente atraídos um pelo outro.
Bu filmde o pantolonuna rastgele nesneleri yapıştırma bir tuhaf alışkanlığı vardır.Neste filme, ele tem um hábito estranho de colar objetos aleatórios nas calças.
Diğer üyeler ise tuhaf sarmal gökada NGC 660 ve bazı küçük düzensiz gökadalardır.Outros membros incluem a peculiar galáxia espiral NGC 660 e outras pequenas galáxias irregulares.
Bu yıldızlar, sınıfları B8p ile A7p aralığındaki kimyasal olarak tuhaf ana kol yıldızlarıdır.Estas estrelas são estrelas quimicamente peculiares da sequência principal de classe espectral B8p até A7p.
Her gün saçma tuhaf durumlar içinde olan.Agora, ela aparece nos lugares do dia a dia em situações inusitadas.
Bu kategori cisimlerin tuhaf bir karışımını içerir.Esta categoria contém uma estranha mistura de objetos.
"Ne tuhaf, değil mi?«O que é a matéria estranha?».
Fakat Drusilla bazı tuhaf psişik yeteneklere sahiptir.As mulheres de Rossak tinham habilidades psíquicas extraordinárias.
Ancak mezarlıkta Satsu'ya tuhaf bir şeyler olur.Porém, algo estranho aconteceu com os dois durante a saga.
Bölüm tuhaf, şapşal ve eğlenceli."O texto é raso, mas gracioso e divertido."
Tuhaf Günler, hafıza hakkında bir filmdir.Verdes anos – Memórias de um filme e de uma geração.
Galaksilerin renkleri oldukça tuhaftır.As moedas da Licônia são bastante raras.
Joseph ve Thomas Odwell rolleri İkizler, tuhaflıklarını saklayan ve maske takan ikiz gorgon kardeşler.Joseph e Thomas Odwell como os gêmeos, dois garotos gêmeos mascarados, que possuem pele paralisante.
Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları eleştirmenlerden genellikle olumlu yorumlar aldı.Miss Peregrine's Home for Peculiar Children recebeu críticas mistas dos críticos.
Kuantum kütleçekiminin ve uzay zaman tuhaflıklarının gerçeklikleri sorusu açık kalır.O problema da gravitação quântica e a questão da realidade da singularidade gravitacional permanecem abertos.
Her kolejin kendisine ait, bazısı tuhaf gelenekler mevcuttur.Há diferentes profissões disponíveis, sendo que cada uma tem características próprias.
Tuhaf bir biçimde bu iki insan, ortak bir amaç için birleşirler.Além de tudo são pessoas que se juntam para um objetivo em comum.
Kalenderîlerin görünüşleri toplumun bütünü tarafından yadırganan tuhaflıklar içermekteydi.A evolução do estilo das gueixas era imitada por mulheres elegantes por toda a sociedade.
Şekerlik hemen hemen boş. Bugün sabah doluydu. Tuhaf."O açucareiro está quase vazio." "Hoje de manhã estava cheio." "Estranho".
Tuhaf şeyler de olmaktadır.Verder gebeuren er ook rare dingen...
Ancak gezegende tuhaf giden bir şeyler vardır.Wereldwijd is er iets vreemd aan de hand.
Tuhaf Savaş başlamış olur.Een vreemde reis was begonnen.
Üç yarıyıldan sonra çalışmalarını kesintiye uğrattı ve çeşitli tuhaf işler yaptı.Na drie semesters onderbrak hij zijn studie en nam verschillende baantjes aan.
Stan işe gidince çocuklarla tuhaf aktiviteler yapmayı sever.Linda helpt haar kinderen graag met huiswerk en overige dingen.
UGC 8696, diş fırçasına benzeyen görünümüyle tuhaf yapılı bir galaksidir.NGC 6896 is een dubbelster in het sterrenbeeld Zwaan.
“Bize tuhaf olanı gösterdi, böylece tuhaf olan sıradanlaştı ve biz onun hakikaten ne olduğunu görebildik.”Nog nooit hebben wij eene dusdanige verwoesting aanschouwd”, zo beschreef een tijdgenote de onheilsplek.
Carpenter tuhaf bir şekilde becerikli.Coop is technisch zeer begaafd.
Herkes ona tuhaf bakıyordur, kendi karısı ve çocukları bile.Hij heeft er alles voor over gehad en weinig voor zijn vrouw en kinderen.
Anlatıcıya göre sandığın şekli tuhaftır ve etrafa iğrenç bir koku yaymaktadır.In het huis is het bijzonder bedompt en er hangt een merkwaardige geur.
Koalalar pes sesler çıkarmak için tuhaf bir ses organına sahiptir.Honden beschikken over een uitgebreid spectrum aan klanken om zich uit te drukken.
Çetenin en tuhaf üyesidir.Hij is de grootste soort van de groep.
Fakat önünde çok tuhaf bir gizem daha vardır: Yedi Ayın Mührü...In 2000 werd een nieuwe lijst van zeven belangrijke problemen opgesteld, de millenniumprijsproblemen.
Beşinci bölüm tuhaf makineler ve araçlar ile ilgilidir.De vijfde deur wordt toegepast op 2-volumige auto's.
Kimsenin bizi bilmemesi tuhaf.Vreemd dat niemand ons kent.
Onun söylediği tuhaf görünüyor.Wat ze zei, klinkt raar.
Onun tuhaf fikirleri var.Hij heeft vreemde ideeën.
Tuhaf görünüyor.Het ziet er raar uit.
Hırs insanlara tuhaf şeyler yaptırır.Hebzucht zorgt ervoor dat mensen vreemde dingen doen.
Tuhaf, ama gerçek.Dat is vreemd, maar waar.
Tuhaf, ama gerçek.Dat klinkt vreemd, maar het is waar.
Biri tuhaf bir şey farketti mi?Heeft iemand iets vreemds opgemerkt?
Kadın, tuhaf şapkasıyla çok dikkat çekti.De vrouw trok veel aandacht met haar excentrieke hoed.
Güneşe tapmaları tuhaf.Vreemd dat ze de zon aanbidden.
Ne tuhaf bir hikaye.Wat een bizar verhaal!
Kendini tuhaf mı hissediyorsun?Voel je je gek?
Tuhaf Savaş başlamış olur.Rozpoczęła się tzw. dziwna wojna.
Ancak mezarlıkta Satsu'ya tuhaf bir şeyler olur.Z ciałem Ginger dzieje się coś dziwnego.
Bu benim için tuhaftı."Jest to coś naprawdę dziwnego dla nas”.
Tuhaf şeyler de olmaktadır.Były też zabawne sytuacje.
Aşina nesneler tuhaf, korkunç biçimler almaya başlamıştı.Już od samego początku dzieją się dziwne, przerażające rzeczy.
Beşinci bölüm tuhaf makineler ve araçlar ile ilgilidir.Piąty rozdział opisuje fantastyczne mechanizmy i wynalazki.
Konu ilerledikçe anlaşıldığı üzere Renji, diğer hiçbir şinigaminin olmadığı kadar tuhaftır.Pozostaje do dziś pytanie, jak Hardin mógł stracić tak całkowicie swój dar.